haberanaliz
Hilmi DULKADİR

Hilmi DULKADİR

Mail: hilmidulkadir@gmail.com

Toprak Deniz İnsan -XXIII-

Çevre bilinci ve doğa sevgisi, insan zihninde yetişkinlik döneminde soyut kurallarla inşa edilen bir kavram olmaktan ziyade, çocukluk çağında doğrudan toprakla, ağaçla ve açık alanla kurulan somut temasla biçimlenir. Tarihsel süreç boyunca oyun, insanın dış dünyayı kavramasında ve çevresiyle kurduğu bağı anlamlandırmasında en temel araç olmuştur. Kültürün ve toplumsal yapının henüz teşekkül etmediği evrelerde dahi var olan oyun olgusu, insanın doğayla kurduğu içgüdüsel bağın bir yansımasıdır. Nitekim (Durmuş, 2022), oyunun kültürden bile eski ve içgüdüsel bir eylem olduğuna dikkat çekerek mekân ve çevre ilişkisini şu şekilde ifade etmektedir: "İnsan çevresini biliş ile ayrıştırarak, kategorize ederek ve anlamlandırarak oyun oynamaya başlar. Bundan dolayı bellek, konum veya cisim arasında gidip gelmektedir. Zihinde o an düş gücü kullanımı çok aktif bir şekilde işlemektedir... Bu noktada oyuna ve oyuncağa bakış, çevre ile ilintilidir." (s. 14).

Bu bağlamda geleneksel çocuk oyunları, çocuğun fiziksel enerjisini boşalttığı bir eğlence aracı olmaktan çok; bilakis içinde yaşadığı çevreyi tanıdığı, doğanın nesnelerini (taş, kozalak, çamur, çöp) birer oyun malzemesine dönüştürdüğü zihinsel bir inşa sürecidir.

Türk Kültüründe Çevre İrfanı ve Oyunun Sosyalleştirici Gücü

Türk toplumunun tarihsel birikiminde çevre, fiziksel bir mekân olmakla kalmamış; insana verilmiş ilahi bir emanet olarak görülmüştür. Bu, çevre anlayışının köklerinde hem şamanistik dönemin doğayla bütünleşik ritüelleri hem de İslam inancının evrendeki düzeni koruma tavsiyesi yatar. (Kalyoncu ve Taş, 2022), Türk irfanındaki doğa sevgisini değerlendirirken inanç sisteminin toplumsal bilince etkisine vurgu yapmakta ve "Aslında çevre tahribatının sonucu küresel ölçekte yaşanan sorunlar bağlamında 'Yaş kesen baş keser' atasözümüz, çevrenin kendisine ilahi bir emanet olarak verildiğinin bilincine ulaşmış Müslüman Türk milletinin irfanının eseridir" (s. 50), diyerek toplumun doğaya bakışındaki köklü hassasiyeti ortaya koymaktadır.

Doğaya saygıyı temel alan bu kültür, çocuk oyunlarına da yansımış; oyunlar çocukların birlik olma, paylaşma ve kazanma-kaybetme olgularını doğal ortamda deneyimlemelerini sağlamıştır. En eski Türkçe kaynaklardan biri olan Divânü Lugâti’t-Türk üzerine yapılan incelemelerde de belirtildiği üzere oyun; "insanların birlikte vakit geçirmelerini sağlayan... çocuklara kendi becerileriyle kazanma, kaybetme, paylaşma, birlik oluşturma gibi bazı olguları öğretmesi açısından eğitim işlevine de sahiptir" (Serbest, 2019, s. 13).

Geleneksel oyunlar, çocuklara bireysel beceriler kazandırmakla kalmaz; kuralları, adalet duygusunu ve toplumsal rollerin sorumluluğunu da öğretir. Bu durumun en somut örneği geleneksel oyunlarımızdaki "ebe" figürüdür. Özbakır (2009), Türk çocuk oyunlarında ebenin adil bir seçimle belirlendiğini ve oyunun bel kemiğini oluşturduğunu belirterek ebenin işlevlerini şöyle sıralamaktadır:

Oyunun merkezinde yer alan ebe; oyunu başlatan, yönlendiren, ceza veren, ödüllendiren ve bir gruba karşı tek başına mücadele eden çok fonksiyonlu bir oyuncudur (s. 7). Hileden uzak, eşit şartlarda gerçekleşen bu seçim ve oyun süreci, çocuğun erken yaşta toplumsal kuralları ve adalet ilkelerini açık havada, akranlarıyla etkileşim içinde öğrenmesine katkı sağlar.

Serbest Oyun Alanından Dijitalleşen Çevreye: Çocuk Gelişiminde Değişim

Geleneksel çocuk oyunlarının sunduğu en önemli avantaj, açık mekânlarda ve çevresel imkânlar doğrultusunda şekillenen esnek yapısıdır. (Bardak ve diğerleri, 2022), oyunun bu esnek evrenini ve toplumsal uyumdaki rolünü şu sözlerle dile getirmektedir: "Oyun; kapsamı, türü veya çeşitleri konusunda esnekliğe sahip bir alandır. Özellikle serbest oyun olarak adlandırılan ve kontrolü çocuğun yetenekleri, becerileri, gücü, bilgisi ve çevresel imkanları doğrultusunda değişebilen oyunların esnek bir evreni vardır. Öğretmen, yetişkin veya diğer çocuklar tarafından yapılandırılan ve kuralları konulan oyunlar ise hedeflediği birçok beceri ile toplumsal yaşama uyumda önemli bir rol üstlenir" (s. 45).

Ancak günümüzde kentleşme, açık alanların azalması ve kitle iletişim araçları ile dijital teknolojilerin yaygınlaşması, çocuğun çevreyle ve oyunla kurduğu bağı doğrudan etkilemektedir. Teknolojik gelişmelerin kitle iletişim araçları üzerinden çocuk oyunlarına nasıl yansıdığı geçmişten günümüze dikkat çekici bir boyuttadır. Örneğin, Özdemir (2001), 1990'lı yıllarda televizyonda yayınlanan çizgi filmlerin İçel (Mersin) ve Ankara'daki sokak oyunlarına doğrudan etki ettiğini ve çocukların tekerlemelerine bu kahramanları entegre ettiklerini kaydetmiştir (s. 417).

Günümüzde ise bu etki televizyonun ötesine geçerek dijital mecralara kaymıştır. Oyunların dijital alana taşınması bir kayıp gibi görünse de Durmuş (2022), çocuk kültürünün adaptasyon gücüne işaret ederek "kültürünün özellikleri ile şekillenerek değişim ve gelişimini sürdüren en önemli türlerden biri olan çocuk oyunları... çağının canlı bir tanığı olarak değişip dönüşse de temel yapısını korumakta, kendine açılan yeni dijital alanda da farklı şekillerde varlığını sürdürmektedir" (s. 7) tespitinde bulunmaktadır.

Sonuç

Çocuğu dört duvar arasından ve ekran bağımlılığından kurtarıp doğayla, toprakla ve açık havayla buluşturan geleneksel oyunlar; hem fiziksel ve ruhsal gelişim hem de çevre bilincinin kazanılması açısından hayati önem taşımaktadır. Çevreye saygıyı, kaynağı adil paylaşmayı ve akranlarıyla uyum içinde yaşamayı sokakta, mahallede ve doğanın kucağında oyun oynayarak öğrenen bir çocuk, gelecekte doğayı ve yaşadığı şehri koruyan bilinçli bir birey olacaktır. Geleneksel oyunlarımızı yaşatmak, aynı zamanda çevremizi ve kültürümüzü yaşatmak anlamına gelmektedir.

Kaynakça

Bardak, M., Topaç, N., & Çelik, S. (2022). Geleneksel çocuk oyunları ve erken çocuklukta eğitici oyun üzerine bir bibliyografya denemesi. Eğitici Oyun Araştırmaları Dergisi, s. 45-58.

Durmuş, M. (2022). Çocuk Kültürünün Oyun Zaman ve Mekân Bağlamında Kuşaklararası Değişiminin İncelenmesi (Yüksek Lisans Tezi / Doktora Çalışması). 07 2026 tarihinde https://i-rep.emu.edu.tr/server/api/core/bitstreams/774cbb82-ff73-44e9-b001-6ac010c9e9d2/content adresinden alındı

Kalyoncu, H., & Taş, K. (2022). Türk Kültüründe Çevre Algısı ve İslam’ın Türk Toplumunun Çevre Anlayışına Etkileri. tabula rasa Felsefe ve Teoloji dergisi(39), s. 43-51.

Serbest, K. (2019). Divânü Lugâti’t-Türk ve Uygur Türklerinde Çocuk Oyunları. Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi, s. 13-25.

11. 08.2026 Tarihli Yazımızda Mersin ve İlçelerinde Oynanan Çocuk Oyunlarını Tanıtacağız.