Denizci Mersin / Mersin’in denizcileşmesi

CHP MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİS ÜYESİ MEHMET SEMİH NANE YAZDI.

Denizci Mersin / Mersin’in denizcileşmesi
  • 15 Eylül 2019, Pazar 11:57

Hepimizin malûmu olduğu üzere ülkemizin 3 yanı denizlerle çevrili. Yani Türkiye bir yarımada. Bu coğrafyanın tartışmasız olarak bize dayattığı husus, denizciliğimizin ileri seviyede olmasının gerekliliğidir. Denizlerle çevrili bir ülkede bunun dışında bir yapılanma düşünülemez. Fakat maalesef gerçek durum böyle değildir. Konuyu inceleyelim.

Tarihsel sürece bakıldığında denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olmuştur. Bunun tek bir istisnası bile yoktur. 
Coğrafi keşifler döneminden başlayarak konuyu ele alırsak bu keşifleri deniz yoluyla yapan İspanya, dönemin tartışmasız büyük dünya güçlerinden biriydi. Özellikle 17. yüzyıldan itibaren kendisi de bir ada devleti olan İngiltere, İspanya ile denizlerde büyük bir yarış içine girdi. Bu mücadeleyi İngiltere kazandı ve endüstri devrimini de gerçekleştirerek 18. ve özellikle 19. yüzyıllarda denizlerin ve genel manada dünyanın tek hâkimi oldu. Bu hâkimiyeti İngiltere’ye sağlayan ise denizlerdeki gücüydü.

Deniz gücünü sadece silahlı kuvvet olarak değerlendirmek hatalı ve eksik bir yaklaşım olur. Elbette ki silahlı güç yani donanma olmazsa olmazdır. Fakat bunun ticari deniz filosuyla ve özellikle günümüzde turizm amaçlı gemilerle de desteklenmesi gerekir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı şanlı Cumhuriyet Donanmamız yapılan tüm alçak kumpas ve hainliklere rağmen şu anda dimdik ayaktadır ve fevkalade güçlü durumdadır. 
Ticari limanlarımız bugün itibarıyla yeterli durumda olmakla birlikte 20 sene sonra ya yenilenmeli ya da kapasiteleri artırılmalıdır. 
Deniz ticaret filomuzun performansı ise maalesef genel ekonomik durumuza paralel olarak düşüştedir. Türkiye’nin dünya deniz ticaretindeki payı ne yazık ki %1’in altındadır ve 18. sırada yer almaktadır. Hem de 8333 km gibi çok uzun kıyıya sahip olmamıza rağmen. Bu konuda dünya birincisi ise pay ile Yunanistan’dır! 

Mersin, ülkemizin en büyük ticari limanına sahiptir ve bulunduğu coğrafi konum itibarıyla da bu liman çok büyük önem arz etmektedir.
İlave olarak Serbest Bölge’nin olması da transit işlemleri yapmasına imkân tanımaktadır.
Ayrıca Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Akdeniz Bölge Komutanlığı da şehrimizdedir. 
Yani Mersin, hem askeri deniz üssü hem de ticari liman olarak oldukça kuvvetli bir yapıya sahiptir.

Mersin büyükşehir belediyesi bünyesinde önceki dönem var olan ve sonra nedense ve maalesef lağvedilen Denizcilik Daire Başkanlığı muhakkak yeniden kurulmalıdır. Büyükşehir bünyesinde konunun uzmanı değerli bürokrat arkadaşlarımız vardır.
Bu daire başkanlığı hem büyükşehir belediyesinin gelecek vizyonuna değer katacak hem de kentimize, deniz ticaretimize ve kent ekonomimize katkı sağlayacaktır.
Bu daire başkanlığı yeniden ihdas edilirken altyapısı amaca ve ihtiyaca göre yeniden tanımlanmalı ve buna göre yapılandırılmalıdır. 

Mersin, coğrafi konumu itibarıyla ve denizcilik imkân ve kabiliyetleri ile doğu Akdeniz’de Türkiye’nin en önemli dayanağıdır. Mersin’in bu jeostratejik ve jeopolitik özellikleri, millî güvenlik açısından da ticari faaliyetler açısından da Türkiye için hayati önemdedir. 
Mersin’in çok yakın gelecekte deniz üzerinden ülkemizin kaderinde çok çok etkili olacağı kesindir.
İşte bu nedenledir ki şehrimizin ve ülkemizin menfaatleri büyükşehir belediyesinin denizcilik konusuna çok özel ve büyük önem vermesini zorunlu kılmaktadır. 

Büyükşehir yönetimi muhakkak denizci bir vizyon ortaya koymalıdır.

Konu çok önemli ve ciddidir:
Mersin şehri, büyükşehir belediyesi öncülüğünde, denizcilik bakımından hükümetimiz ve devletimizle yapacağı çok önemli millî görevlere bugünden kendini hazırlamalıdır.
Bu, millî bir zorunluluktur.

Elbette ki denizcilik sadece askerî ya da ticari alanlarla sınırlı değildir. Bu konunun toplumu ve sosyal hayatı ilgilendiren sportif bir yanı da vardır.

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), denizciliğimize fevkalade katkıları olan ve pek çok önemli ve değerli projeye imza atan bir kurumumuzdur.
Büyükşehir belediyesinin Mersin’in denizcileşmesi konusunda bu değerli kurumumuzla işbirliği içerisinde çalışmasıyla büyük işler yapılacağına kesin kanaatim vardır.
Gereken, niyet ve irade ortaya koymaktır.

Mersin’i denizcileştirmenin ilk adımı Mersin halkını denizle bütünleştirmektir. Bunun ilk adımı ise denizin halka ekonomik anlamda katkı sağlaması ve spor faaliyetleri ile sağlanacak kaynaşmadır.
Spor, bildiğiniz gibi insanların ve toplumun kaynaşması ve sosyalleşmesi için çok büyük imkânlar tanımaktadır. Büyükşehir belediyesi, MDTO ile bu konuda ortak çalışmalar yürütebilir, projeler geliştirebilir. Çok önemli iki su sporu olan yüzme ve yelkenle bu çalışmalara başlamak mümkündür.

Mersinli 16 yaşındaki bir evlâdımız, Yiğit Aslan, yüzücüdür ve Türkiye çapında pek çok rekora ve madalyaya sahiptir. Bu çok başarılı ve istikbali parlak olan sporcu evlâdımız, MDTO desteğiyle, Türkiye Olimpiyat Komitesi (TOK) nezdinde faaliyet gösteren Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde spor çalışmalarını sürdürüyor. 
Fakat ne yazık ki bu merkez Kayseri’de. Mesela, Mersin’de bu merkezden kurulması için büyükşehir belediyesi MDTO ve TOK ile ortak proje geliştirebilir. Bu projenin tamamlanmasıyla Yiğit gibi pek çok başarılı ya da başarılı olmaya aday kabiliyetli çocuklarımız bu tesisten faydalanabilir.

Şehrimizde 3 tane yelken kulübü vardır. Fakat bu kulüplerin çalışma alanları yetersiz ve dağınıktır. Büyükşehir öncülüğünde bu kulüpler bir çatı altında organize edilebilir. Eğer bu mümkün olmazsa bu kulüplere uygun çalışma alanları tahsis etmek için çalışılabilir.

2003 yılında Taşucu’nda tersane yapımına karar verilmişti. Fakat nedendir bilinmez bu çok çok önemli proje akamete uğramıştır. Bu tersanenin askeri olarak jeopolitik ve jeostratejik önemi ve değeri paha biçilmezdir. 
Tam da bu noktada bir ilave yapmak istiyorum: Çok değerli emekli bir amiralimizin yazdığı ve Mersin’in jeopolitik önemini fevkalade iyi bir biçimde anlattığı makalesini* 5 ay evvel ilgili kişilere göndermiş bulunuyorum. 
Yazık ki bu konuda ne bir ses çıktı ne de nefes!

Önemle saptamamız lazımdır ki tersanenin Mersin’de yapılacak olması millî güvenliğimiz için de çok büyük önem taşımaktadır.
Bu kadar gecikmesi/geciktirilmesi her anlamda büyük kayıptır. Şu anda tersanenin çok gecikmeli olarak ÇED raporu alınmıştır ve yatırım safhasına geçilmiştir.
Umulur ki bu çok çok önemli proje bir an önce sonuçlansın.
Bu tersane projesi sadece askeri manada değil ticari faaliyet ve canlılık olarak da önce esnafa sonra da tüm Mersin’e müthiş ekonomik katkı sağlayacaktır.

Şehrimizin bir kuruvaziyer liman olması hususunu önceki dönem belediyeleri hedef koymuşlar, projelerine almışlardı.
Maalesef o dönemlerde bu gerçekleştirilememiştir. Mevcut büyükşehir yönetiminin de böyle bir projesi vardır. Bu dönem yapılacak çalışmalarla umuyorum ki bu çok önemli ticari ve sosyal getiri sağlayacak proje hayata geçirilecektir.

Bu projenin tamamlanması sonucunda gemilerle şehrimize gelecek olan turistler özellikle çarşı esnafına büyük katkı sağlayacak, onlara nefes aldıracaktır. Elbette ki bu proje eski çarşıda esnaf lehine yapılacak düzenlemelerle birlikte ele alındığında etkisi ve faydası çok daha fazla olacaktır.

(Söz konusu esnaflar olduğunda benim tarafsız kalmam düşünülemez. Atadan, dededen, babadan esnaf bir aileye mensubum. Ve de 5 yaşımdan itibaren dükkân tozu yutmuş bir kişiyim. Eski çarşı benim çocukluğum ve ilk gençliğimdir. Bu çok kuvvetli bağlarım ve mensubiyetim sebebiyle ben elbette ki olaylara esnaf arkadaşlarımın gözünden ve onların yararını gözetecek şekilde bakıyorum.)

Bu arada Türkiye’nin en büyük limanı olan Mersin limanında iç ve dış kaynaklı sorunlar vardır. İç sorunları bu yazının konusu değildir ama dış sorunlardan en büyüğüne burada değinmek lazımdır. Limanın dışındaki trafik karmaşası çok büyük sorunlar ve gecikmeler yaratmaktadır. Bunu gidermek için büyükşehir belediyesinin liman trafiğinin şehir trafiğine karışmaması için çalışma yapması gerekmektedir.

Mersin, deniz ve denizcilik konusu söz konusu olduğunda bir Mersin markası olan “Balıkçı Barınağı”nı anmamak olmaz.
Balıkçı barınağının nostaljik yönü de vardır. Barınağın güneyinde yer alan ve sergi salonu işlevi gören bina önceki dönemlerde yapı ruhsat olmadığı için yıkılmıştır.
Bir zamanlar barınağın hemen biraz batısında  benim kuşağımın çok iyi hatırlayacağı Dağ-Tenis yer alırdı. Ki Dağ-Tenis de bir Mersin markasıydı ve yaşı 50 civarı ve üstü olan bütün Mersinlilerin hatıralarında özel bir yeri vardır.

Bahsettiğim bu alan, bu ada Millî Emlak’a aittir. Bu alanın kullanımı konusunda belediyenin Millî Emlak’la mutabakata varması gerekmektedir. Bu bölgenin nostaljik ve tarihi ruhuna uygun bir biçimde yeniden yapılandırılması hem Mersin’e hem de Çamlıbel’e ciddi bir hizmet olacaktır.

(Hanımefendiler, Beyefendiler, bir zamanlar şehrimizde adı “Âşıklar” olan bir park vardı; hatırlıyorsunuz değil mi? Balıkçı Barınağı çevresinde düzenlenecek ve park hâline getirilecek bir alana “Âşıklar Parkı” ismi konulsa güzel olmaz mı?)

Şehrimizin denizci karakterini kesin surette artırmalıyız. Tüm Mersinli hemşehrilerimize denizcilik bilincini tek bir dakika kaybetmeden vermeliyiz. Bu konuda büyükşehir belediye başkanlığı, kurulması gereken ve beklenen Denizcilik Daire Başkanlığı kanalıyla programlar düzenlemelidir. Bu program ve projelerle halka ulaşılmalıdır.
Mersin’in “denizci” olması konusunda asli görev ve lokomotif işlevi büyükşehir belediyesine düşmektedir.

Mersin denizcileşmelidir. Muhakkak.
Bu konuyu Mersinli hemşehrilerimize iyi anlatmalı ve hep birlikte Mersin kamuoyuna mal etmeliyiz.

Yazıyı eşsiz Atatürk’ün şaşmaz aklı, mantığı ve bilgeliğiyle yaptığı muazzam bir değerlendirme ile tamamlamak istiyorum. Atatürk’ün bu saptaması üzerinde başımızı öne eğerek çok düşünmeliyiz, hem de çok!

“Topraklarının ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer.”

Amiral Cem Gürdeniz,Doğu Akdeniz’de Mersin’in jeopolitik sorumluluğu, Aydınlık gazetesi, 24 Mart 2019. 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık