haberanaliz
Hilmi DULKADİR

Hilmi DULKADİR

Mail: hilmidulkadir@gmail.com

Toprak Deniz İnsan -XVIII-

Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Miras: Mersin'de Geleneksel Meslekler, Zanaatkârlık Kültürü ve Ustalık Geleneği 

Serinin on yedinci bölümünde, Mersin'in manevi coğrafyasını, ziyaret yerlerini, türbeleri ve inancın doğayla buluştuğu kutsal mekânları ele almıştık. Bu bölümde ise, bu toprakların bir başka zenginliğine, giderek kaybolmaya yüz tutan geleneksel mesleklere ve zanaatkârlık kültürüne odaklanıyoruz. Mersin'in çarşılarında, köylerinde ve yaylalarında yüzyıllardır varlığını sürdüren bu meslekler, el emeğine dayalı geçim kapıları olmakla birlikte aynı zamanda kuşaktan kuşağa usta-çırak ilişkisiyle aktarılan kültürel kimliğin, köklü geleneklerin ve kolektif hafızanın da en somut taşıyıcılarıdır.

Zanaatkârlık Kültürü, Ustalık Geleneği ve Tarihsel Kökenler

Tarihi süreç içerisinde el emeğine dayalı bir üretim yöntemi olarak gelişim gösteren zanaat, toplumların kültürel kimliğini ve birikimini yansıtan önemli bir değerdir (Merdin, 2025). Bu meslekleşme süreci, bilimsel bilgiye dayalı bir uzmanlaşmayla birlikte; eğitim, örgütlenme, yasal düzenlemeler ve etik ilkelerle desteklenen kurumsal bir gelişim sürecini de kapsamaktadır (Koytak, 2020).

Örneğin, geleneksel Türk Keçecilik sanatı gibi pek çok el sanatları, köklerini Orta Asya Türk kültüründen almış ve Anadolu topraklarına taşıyarak gelişimini sürdürmüştür. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya gelerek konar-göçer yaşam biçiminden yerleşik hayata geçmeye başlamalarıyla diğer üretim alanları gibi geleneksel meslek olma özelliği kazanmıştır. Bu amaçla Ahilik teşkilatını kurarak yapmış oldukları muhtelif sanatları kayıt ve kural altına almış, diğer yandan ustaların belli kurallara göre yetişmelerini sağlamışlardır (Begiç, 2017).

Keçecilik: Yünün Sanata Dönüşümü ve Tarihsel Gelişimi

Keçe, kullanılan malzeme ve yapım tekniği açısından bilinen en eski tekstil ürünüdür. Yukarıda değinildiği gibi, el sanatları içinde en eski tekniklerden biri olan tepme keçe sanatı Orta Asya'da Türklerin göçebe yaşamlarında önemli bir yer tutmuştur. Türkler keçeyi giyinme ve barınma amacının dışında hükümdarların tahta çıkma törenlerinde de kullanmışlardır; böylece keçe aynı zamanda bir “tahta çıkma” sembolü olmuştur. Göktürk ailesinin yaşam tarzı konar-göçer olduğu için mesken olarak çadır kullanılmakta ve bu çadırlar kağnılar, develer ve katırlar üzerinde devamlı taşınmaktaydı. Kışın soğuktan korunabilecekleri kışlaklarına çekilirler, yazın da hayvanlarını otlatacakları taze otların ve suyun bulunduğu yaylaklara göçerlerdi (Begiç, 2017, s. 33).

Yararlanılan kadim kayıtlara göre Mut ve çevresinde keçe yapımı şu şekilde gerçekleştirilir:

Yün yayda atıldıktan sonra yayın çubuğuyla (çirti) yerden yuvarlanarak bir kenara götürülür ve buna "dulup" denilir. Serili yünün üzerine "kücü" ağacı konulup alttaki kilimle beraber yuvarlanarak yastık haline getirilir, iplerle bağlanıp güçlü erkekler tarafından yerde yuvarlanarak tepilir. Kalıplaşan keçe, kadınlar tarafından sıcak su dökülerek bilekle dirsek arası kollarla ezilir. Sarıkeçililerce yaptırılan hemen bütün keçelerde karşılıklı uzun kenarlarda 20 cm enli iki bordür ile ortada keçe sahibinin isminin yazıldığı ayrı bir bordür dikkati çeker. Keçeler; kara çadırların kapatılmasında, çobanlar için kepenek yapımında, taban sergisinde ve hayvan semerlerinin iç kısımlarında işlevsel olarak kullanılır (Dulkadir, 1985).

Bitkisel Örücülük: Hasır ve Sepet Örücülüğü

Onuk ve ekibinin ilimizde yürüttüğü çalışmaya göre, “Kendiliğinden yetişen veya kültürü yapılan bazı bitkilerin sapını, yapraklarını, ince dallarını olduğu gibi veya yararak ince şeritler haline getirdikten sonra çeşitli şekillerde yapılan örgülere bitkisel örücülük denir”. Kullanılan temel tekniklerden yörede sadece sepet örme tekniği kullanılmaktadır. Yörede sepet örme tekniği ile yapılan ürünler genellikle sebze toplamak ve muhafaza etmek, çamaşır koymak vb. amaçlarıyla oluşturulmuştur. “Ürün çeşidi ve şekli ne olursa olsun sepet örme tekniği taban örme, gövde örme, ağız kapatma ve sap takma olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır” (Onuk ve diğerleri, 1998, s. 39).

Abdallar ve Müzik Geleneği

Mersin'de geleneksel müzik ve el sanatları kültürünün en önemli taşıyıcılarından biri de Abdallardır. Abdallar; Anadolu'nun birçok yerleşim biriminde yaşayan sepetçilik, çalgıcılık, kalaycılık, sünnetçilik, demircilik ve davulculuk gibi işlerle uğraşan, yakın zamana kadar yarı göçer bir yaşam sürerken artık yerleşik hayata geçmiş bir topluluktur. Mersin'de Abdallar; “Akdeniz- Gündoğdu Mahallesi, Karacailyas Evren Mahallesi, Tece Hürriyet Mahallesi, Tarsus Mithatpaşa Mahallesi, Akgedik Köyü, Polatlı Köyü, Silifke Merkez Say Mahallesi, Pazarkaşı Mahallesi, Mut Merkez Doğancılar Mahallesi, Ortaköy, Bozyazı Ustalar Köyü ve Anamur Yıldırım Beyazıt Mahallesi olmak üzere 12 yerleşim biriminde yaşamlarını sürdürmektedirler” (Can, 2010, s. i).

Kültürel yapıları incelendiğinde icra ettikleri meslekleri ile ön plana çıkan bu topluluk, düğünlerin, bayramların ve şenliklerin vazgeçilmez unsurları olarak yöre halk kültürünün yaşatılmasında çok önemli rol oynamaktadır.

Sonuç Yerine

Mersin'in çarşılarında, köylerinde ve zengin yaylalarında yüzyıllardır varlığını sürdüren geleneksel meslekler, artık son ustalarını aramaktadır. Bakırcılar, demirciler, keçeciler, sepet ustaları ve Abdal müzisyenler; bir kültürün, bir geleneğin ve kadim bir yaşam biçiminin son temsilcileridir (Merdin, 2025).

Onların elleri üretmekle kalmıyor; aynı zamanda yüzyılların birikimini, deneyimini ve kültürel hafızasını da geleceğe taşıyor (Koytak, 2020). Bu eller sustuğunda, bir meslek değil, binlerce yıllık bir bilgi birikimi, bir ustalık geleneği, bir kültürel miras da yok olacaktır…

7 Temmuz 2026, XIX. bölümde, Mersin'de göçerlikten yerleşik hayata geçiş sürecini, Yörüklerin iskân tarihini, köyleşme sürecini ve bu dönüşümün kültürel belleğe etkilerini ele alacağız. Binlerce yıllık bir yaşam biçiminin dönüşümünün izinde yeni bir yolculuğa çıkacağız...

Kaynakça: 

Begiç, N. H. (2017). Türk Keçecilik Sanatı. (E. Çınar, Dü.) T.C. Başbakanlık Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı.

Can, D. (2010). Mersin Abdalları Halkbilimi Araştırması. Yüksek Lisans Tezi. Mersin Üniversitessi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Dulkadir, H. (1985). Mut ve Çevresinde Milli El Sanatlarımız (star Dokuma) Dokuma Tekniği -Çeeşitleri - Motifler. T.C. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Çıraklık ve yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü.

Koytak, E. (2020, 04 21). Meslek Sosyolojisinde Teorik Yaklaşımlar. Journal of Economy Culture and Society, 1(61), s. 1-27. https://doi.org/https://doi.org/10.26650/JECS2020-0010

Merdin, A. Ö. (2025). Ahiliğin ve Meslek Folklorunun İzinde (1.Basım b.). (S. Atlı, Dü.) Ihlamur Akademi.

Onuk, T., Akpınarlı, F., Ortaç, S. H., & Alp, Ö. (1998). Tarsus El Sanatları (Dokumacılık, Örücülük, İşlemecilik). T.C. Kültür Bakanlığı yayınları: 2087, Halk Kültürlerini Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 270.