Ankaralı mimar Saadet Sayın'ın başarısı

Avrupa’nın en prestijli Europa Nostra Ödülleri'nde, Koruma Dalında Ödül Ankaralı mimar Saadet Sayın yönetimindeki sürdürülebilir tasarım projesine verildi. Avrupa’nın alanında en prestijli ödülü olarak kabul edilen, Avrupa Kültürel Miras Ödüllleri / Europa Nostra Ödülleri’nin 2019 yılı sahipleri belli oldu. Bu yıl Europa Nostra Ödülü’nü ‘Koruma Dalı’nda Mersin- Tarsus’ta yer alan Boğaziçi Üniversitesi, Tarsus - Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi koruma ve yeniden kullanım proje ve uygulaması aldı.

Ankaralı mimar Saadet Sayın'ın başarısı
  • 10 Haziran 2019, Pazartesi 10:07

Önceki yıllarda Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyeliği ve Mimarlar Odası Onur Kurulu  Üyeliği yapmış ,restorasyon uzmanı  Mimar Saadet Sayın yönetimindeki  sürdürülebilir tasarım projesi   2019 Europa Nostra Ödülü’ne Layık görüldü.

Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan  “Üyemiz Saadet Sayın yönetimindeki ekip tarafından yürütülen Tarsus - Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi koruma ve yeniden kullanım proje ve uygulamasının Europa Nostra ödülüne layık görülmesi, Türkiye mimarlık ortamı açısından kıvanç vericidir. Bu ödül son yıllarda  tarihi eserlerin  yıkımı ile  karşı karşıya kaldığımız şu günlerde, restorasyon biliminin varlığını, değerlerimizi koruyarak yaşatmanın önemini idarelere  bir kez daha hatırlatması açısından oldukça önemlidir. Meslektaşımızı kutluyor ve Türkiye mimarlık ortamına sunacağı katkının devamını diliyoruz” diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi tarafından restore edilerek akademik çalışmalara ev sahipliği yapmak üzere kültür ve tarih merkezi haline getirilen, Saint Paul Kilisesi Anıt Müzesi yanında bulunan 100 yıllık eski çırçır fabrikası Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi Şubat 2017’de hizmete girdi.

Ödüller, 29 Ekim’de Paris’te Avrupa Kültürel Miras Kongresi kapsamında gerçekleşecek Avrupa Kültürel Miras Ödülleri Töreni’nde sahiplerine takdim edilecek.

Boğaziçi Üniversitesi Tarsus-Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi

Tarsus'ta 19. yüzyıldan kalma terk edilmiş bir çırçır fabrikası, gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sonrası, arkeolojik araştırmalar ve halkın katılımı için yeniden tasarlanmış çağdaş bir merkeze ev sahipliği yapıyor. Geçmişte pamukların tohumlarının ayrıldığı sanayi kompleksi, bugün şehrin merkezinde yer alan Gözlükule höyüğünde araştırmalar yapan Boğaziçi Üniversitesi kazı ekibine hizmet veriyor. Proje, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ve katkıları ve T.C. Kalkınma Bakanlığı fonlarıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından finanse edildi.  Gözlükule höyüğünden çıkarılan eserlere yönelik konservasyon ve restorasyon çalışmalarının yürütüleceği modern bir laboratuvar ve eser arşiv depolarının kazandırıldığı merkezde; kazı evi, kütüphane, çalışma odası, açık mutfak ve yemek alanı, ulusal ve uluslararası konferansların düzenlenebileceği konferans salonu ve sergi salonu yer almaktadır. Restorasyon uzmanı yüksek mimar Saadet Sayın yönetiminde, sürdürülebilir tasarım projesi Apaydın Mühendislik ile uygulama çalışmaları ise Sayka İnşaat ile gerçekleştirilen proje; kompleksin mimari, mekânsal ve estetik değerlerini ortaya çıkartırken, yapının endüstriyel miras eseri olarak sahip olduğu özgün tarihsel karakterini de koruyor.

Merkez, araştırmacıların ve yerel toplumun ihtiyaçlarını karşılayarak kentin çağdaş yaşamına yeniden entegre edildi.  Jüri, “yapının en az tarihi kadar orijinal olan yeni işlevine"  hayran kaldığını belirterek,  "araştırmalar, basit ve işlevsel mimariye sahip yapı kompleksinin Avrupa tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Ek olarak, dönüştürülmüş sanayi miras alanının kentsel alana işlevsel entegrasyonu bulunduğu çevrenin dönüşümüne katkıda bulunmaktadır” dedi.

Kompleksin enerji ihtiyaçları için geliştirilen yenilikçi teknolojiler, kültürel miras alanlarının sürdürülebilir dönüşümü için bir model oluşturmuş, kazı ekibi tarafından eserleri temizlemek için kullanılabilecek yağmur suyunu depolamak için yeni bir sistem geliştirilmiştir.  Bunun yanında elektrik ve sıcak su, çatıdaki güneş ve fotovoltaik paneller tarafından sağlanmakta, bu uygulamalar sayesinde araştırma merkezinin tüm enerji ve sıcak su gereksinimleri güneş enerjisi tarafından karşılanmakta ve böylece kompleksin karbon ayak izini büyük ölçüde azaltmaktadır.  Jüri, “nitelikli malzemelerin kullanıldığı bu müdahale, yapıyı geleceğe taşıyor" diyerek bu yaklaşımın  "21. yüzyılın sürdürülebilirlik gereklilikleri ile baş etme konusunda oldukça iddialı” olduğunu ifade etti.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık