Detay Üst

Erdoğan Karşıtlığı Üzerinden Siyasi Rant

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Almanya’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Karşıtlığı Üzerinden Siyasi Rant Elde Edilmeye Çalışılıyor”

Erdoğan Karşıtlığı Üzerinden Siyasi Rant
  • 03-07-2017 23:55

Cumhurbaşkanlığı Tarabya Yerleşkesinde basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bazı Alman siyasetçilerin açıklamaları hakkında “Alman seçimleri yaklaşırken sürekli Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırmak, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle, Türkiye böyle’ tarzı bir yaklaşımla Türkiye’yi mahkûm etmeye çalışmak, ancak Avrupa’nın siyasi ufkunun ne kadar daraldığını gösterir. Bu, Türkiye’yi, bizim orada yaşayan vatandaşlarımızla olan güçlü bağlarımızı hiçbir zaman etkilemez” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Tarabya Yerleşkesinde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

SURİYE KRİZİNİN SONLANDIRILMASI VE ASTANA SÜRECİ

Soru: “Dün Sayın Cumhurbaşkanı ve sizin de katılımınızla Rusya Savunma Bakanıyla bir görüşme gerçekleştirdi, bu görüşmenin ayrıntılarını anlatabilir misiniz, neler ele alındı? Ve Türkiye’nin Afrin’e yapılması öngörülen bir kara harekâtı söz konusu mu şu anda ve bunda gelinen son nokta nedir acaba?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Rusya Savunma Bakanı Sayın Sergey Şoygu, dün Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından burada Huber’de kabul edildi. Sayın Putin’le iki gün önce yapılan telefon görüşmesinde Sayın Putin’in ricası üzerine Sayın Şoygu buraya geldiler. Ve temel gündem maddemiz yarın ve öbür gün, yani 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Astana’da yapılacak olan Astana toplantılarının üçüncüsünün ana çerçevesiydi. Bildiğiniz gibi Astana süreci, Suriye krizinin sonlandırılması, savaşın bitirilmesi için bizim Rusya’yla beraber başlattığımız son derece önemli bir süreçtir. Birleşmiş Milletler çatısı altında Cenevre sürecine ilave olarak yürümekte olan Astana sürecinin detayları burada konuşuldu.

Tabii biz Astana sürecinin başarılı olması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, bütün imkânları seferber ederek katkı sunuyoruz. Bu çerçevede bildiğiniz gibi en önemli aşamalardan bir tanesi Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinin kurulması ve bu mekanizmanın nasıl işleyeceğine dair bir yol haritasının belirlenmesiydi. Bununla ilgili teknik çalışmalar devam ediyor. Dün Rus Bakan da bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz ettiler. Biz de şu anda teknik heyetlerimiz zaten oraya gittiler. Dışişleri Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız, Millî İstihbarat Teşkilatımızdan teknik heyetler Astana’da bu konuları yarın ve öbür gün detaylı bir şekilde konuşacaklar.

Suriye krizinin artık altıncı, yedinci yılına doğru gittiğimiz şu dönemde bu süreci bir an önce sonlandırmak, siyasi geçiş sürecini gerçekleştirmek, insani yardımları ulaştırmak için yoğun bir çabamız olacak. Astana’daki bu teknik görüşmelerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın G-20 marjında büyük ihtimalle Temmuz ayının 8’inde Sayın Putin’le de bir görüşmesi olacak. Orada Astana toplantılarının ilk kararlarını, yani yarın ve öbür gün alınacak neticelerini de tekrar bir değerlendirme imkânı olacak.

“TÜRKİYE, DIŞARIDAN GELEBİLECEK BİR TEHDİDE KARŞI HER TÜR TEDBİRİ ALMAYA MUKTEDİRDİR”

Sorunuzun ikinci kısmına gelince Afrin’le ilgili; arkadaşlar, daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmiştik, Türkiye kendi ulusal çıkarlarını korumak ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı her tür tedbiri almaya muktedirdir, bunu da alır. Bunu alırken kimseden izin almaz, çünkü bu bizim egemenlik hakkımızın doğal bir parçasıdır. Afrin’den veya başka bir yerden PYD, PKK, YPG terör örgütünden veya DEAŞ’dan veya bir başka örgütten Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdit olması hâlinde Türkiye buna misliyle ve fazlasıyla karşılık verir daha önce yaptığımız gibi. Dolayısıyla bundan sonra da askerî planlama anlamında sınırlarımızın güvenliğini sağlayacak her tür tedbir her an alınmaya devam edecektir.”

“KATAR KRİZİNİN MÜZAKERE YOLUYLA ÇÖZÜMÜ KONUSUNDA MUTABAKAT GÜÇLENİYOR”

Soru: “Katar’daki kriz devam ediyor, bu krize dair sabah saatlerinde de bilgi aldık, Suudi Arabistan Kralı Kral Selman da G-20 Zirvesine katılmayacağını açıkladı Katar krizi nedeniyle. Krizde tıkanıklık aşılır mı, bir umut var mı, son durum nedir?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Şimdi bildiğiniz gibi Türkiye Körfez ülkelerinin tamamıyla kapsamlı, derin, tarihî, ekonomik, siyasi ilişkilere sahip olan bir ülke. Dolayısıyla bizim öncelikli amacımız, temennimiz; bu krizin müzakere yoluyla bir an önce çözülmesi. Bu süreçte Katar’a yönelik ambargonun vatandaşların gündelik hayatını olumsuz yönde etkilemesi neticesinde, o mağduriyetleri gidermek için de biz Türkiye olarak hemen adım attık. Biliyorsunuz gıda sevkiyatı şu anda devam ediyor, bizim normal ilişkilerimiz de devam ediyor. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun bir diplomasi trafiği oldu, en son bildiğiniz gibi Trump’la telefon görüşmesinde de bu konuyu etraflı bir şekilde aldılar. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle Amerika’nın da burada yapıcı bir rol oynaması yönünde çağrıda bulundu.

Nitekim bunun sonuçlarını yavaş yavaş görmeye başladığımızı düşünüyorum ben. Dün Sayın Trump’ın Körfez’deki bazı liderlerle yaptığı görüşmelerden edinilen intibada, yapılan açıklamalarda da bunun artık müzakere yoluyla çözüm yoluna konması konusunda bir mutabakatın giderek güçlendiği anlaşılıyor ki bu sevindirici bir gelişme…

“KATAR’DAKİ TÜRK ÜSSÜNÜN AMACI, BÖLGENİN BARIŞ VE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK”

Tabii bir süre verilmişti 10 günlük; Katar tarafı buna cevap verdi, veriyor Kuveyt üzerinden bildiğiniz gibi, Kuveyt Emirinin yürüttüğü arabuluculuk çalışması çerçevesinde. Bu önümüzdeki birkaç gün kritik, yani bu cevaplar verilecek, işte o mekanizma işleyecek. Tabii bizim temennimiz, bu temel ihtilaf konularının bir an önce çözülmesi… Yalnız burada Katar’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini özellikle vurgulamakta fayda var diye düşünüyorum. Çünkü bu konuların bazıları bir ülkenin egemenlik haklarına da giren konular; örneğin Katar’da Türk Üssüyle ilgili dile getirilen bazı konular. Bu, son tahlilde iki egemen ülke arasında yapılan bir anlaşma neticesinde uluslararası hukuka uygun bir şekilde yapılmış bir üs planlamasıdır. Ve daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu üssün amacı, sadece Katar’ın değil bütün bölgenin barış ve güvenliğini sağlamaktır ve Türkiye’nin Katar’daki üssü hiçbir zaman bir başka ülkeye karşı tehdit değildir, öyle algılanması ya da yansıtılması asla kabul edilemez.

“TÜRK VE ARAP MEDYA KURULUŞLARINA BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

Tabi bu hassas süreçte Türk ve Arap medya kuruluşlarına da büyük sorumluluk düşüyor. Hiçbirimizin bir medya savaşına ihtiyacı yok. Zaman zaman çeşitli algı operasyonları üzerinden Arap dünyasında Türk karşıtlığı, Türkiye’de Arap karşıtlığı gibi birtakım kampanyaların yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlar sadece fitne ateşine odun taşımak anlamına gelir. Bunlara karşı bizim dikkatli olmamız, sorumluluk içerisinde hareket etmemiz esastır. Bu kriz aşılır; ama Türkiye ile Arap dünyası, Türklerle Araplar, Türkiye’yle Körfez ülkeleri arasındaki dostluk baki kalır. Biz de bu süreci yönetirken bu hassasiyetleri dikkate alarak sürecin içerisindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili temasları bundan sonra da devam edecek.

Suudi Arabistan Kralıyla ilgili açıklama bize de bu sabah iletildi, Suud makamları tarafından orada bir görüşme planlanıyor idi. Çünkü son telefon görüşmelerinde G-20’de Hamburg’da görüşmek üzere mutabık kalmışlardı. Tabii takdir kendilerinin, yani bu görüşme trafiği anlamına gelmiyor. Bir başka formatta, bir başka vesileyle yakın vadede yine Suud Kralıyla temaslarımız devam edecektir.”

“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ALMANYA ZİYARETİNİN BİRİNCİ GÜNDEMİ G-20 ZİRVESİNE KATILMAK”

Soru: “Cumhurbaşkanı Erdoğan G-20 Zirvesine katılmak üzere gideceği Almanya’da orada yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir görüşme planlandığına dair bilgiler bize ulaşmıştı. Ancak Alman makamlarından bu konuyla ilgili bir kriz var gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldı. Var mı bir kriz, Cumhurbaşkanı Erdoğan planlandığı gibi Almanya’da yaşayan Türklerle bir araya gelecek mi?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Şimdi krizi yaratanların kim olduğuna bakmak lazım, eğer bir kriz varsa, buna kriz diyorlarsa. Öncelikle şunu söyleyeyim: Sayın Cumhurbaşkanımızın Almanya ziyaretinin birinci gündemi G-20 Zirvesine katılmak ve 2 gün boyunca orada hem zirvede kendisinin konuşmaları olacak, hem birçok ikili görüşmeleri olacak. Daha da önce de paylaşmıştım oradaki ana gündem maddelerini. Ama bir noktayı tekrar hatırlatmak isterim, o da şu: Biz 2015 senesinde Antalya’da G-20 Zirvesini yaptığımız zaman, Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisiyle bu terörle mücadele ve mülteci meselesinin de G-20 Zirvesine alınması konusu gündeme gelmiş idi. O zaman G-20 paydaşları arasında bir tartışma da olmuştu, ‘G-20’nin ana gündemi ekonomi, böyle ağır siyasi konuları buraya taşımayalım, bu gündemi dağıtır’ vesaire gibi.

Fakat Sayın Cumhurbaşkanımızın hem dirayeti, hem ısrarıyla bu konu Antalya’daki bizim ev sahipliği yaptığımız G-20’nin gündemine de girdi, sonuç bildirgesine de yansıdı. Şu anda memnuniyetle görüyoruz ki, aynı konu geçen yıl Çin’de ele alındı, bu yıl da Almanya’da ele alınmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla öncelikli olarak G-20 ziyareti çerçevesinde Almanya’ya gerçekleştireceğimiz bir ziyaret söz konusu.

“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ALMANYA’DAKİ VATANDAŞLARIMIZLA ÇOK GÜÇLÜ GÖNÜL BAĞLARI VAR”

Vatandaşlarla buluşma meselesine gelince, bakın daha önce de çeşitli vesilelerle biz ifade ettik, Cumhurbaşkanımız orada yaşayan vatandaşlarımızla çok güçlü gönül bağları olan bir liderdir. Yani fiziki olarak şurada toplanır, buluşur, buluşmaz, birileri bunu engellemeye çalışır, başka türlü yansıtmaya çalışır; ancak bu gönül bağını hiçbir zaman bu ortadan kaldırmaz. Fakat bu konu üzerinden özellikle Almanya’da bu meselenin bir iç siyaset konusu hâline getirilmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyasi rant elde edilmeye çalışılması, Avrupa’daki bir siyasi akıl tutulmasının maalesef tezahürlerinden bir tanesi.

Bunu bir defa bizim doğru bir çerçeveye oturtmamız gerekiyor. Yani özellikle Alman seçimleri yaklaşırken sürekli Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırmak, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle, Türkiye böyle’ tarzı bir yaklaşımla Türkiye’yi mahkûm etmeye çalışmak, ancak Avrupa’nın siyasi ufkunun ne kadar daraldığını gösterir. Bu, Türkiye’yi, bizim orada yaşayan vatandaşlarımızla olan güçlü bağlarımızı hiçbir zaman etkilemez. Biz onlarla farklı yerlerde, farklı zamanlarda, farklı şekillerde hep beraber olmaya da bundan sonra da devam edeceğiz, bundan kimsenin de şüphesi olmasın.

Hele ki bazı noktalarda, mesela vatandaşlarımızın kendi ülkeleriyle olan bağları noktasında, Cumhurbaşkanımıza olan sevgi ve muhabbetlerini gösterme noktasında onlara yönelik birtakım ithamları, suçlamaları da en şekilde ret ettiğimizi de bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Yani onlara adeta bir ajan muamelesi yapılması, şüpheli, şaibeli gözüyle bakılması, Avrupa’nın savunduğu iddia ettiği temel değerlere de aykırıdır. Yani bir tarafta birileri ‘Türkiye’de toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü var-yok’ tartışmaları yaparken, kendi ülkelerinde böyle bir toplantıyı engellemek için siyasi gündem oluşturmaları herhâlde çelişkilerin en büyüğünü ifade etmektedir. Geçen gün Alman Dışişleri Bakanı da bir özeleştiri, bir muhasebe yaptı. Ben evvelsi gün de söyledim onu, yani biz bu özeleştiriyi önemsiyoruz. Yani gerek PKK’yla mücadele konusunda Alman makamlarının yeteri kadar etkin olmadığını bizzat Alman Dışişleri Bakanının itiraf etmesi, aynı şekilde 15 Temmuz darbe girişimine gerekli tepkiyi zamanında vermemiş olmaları, zaten kendi içinde bulundukları tabloyu bizce net bir şekilde ortaya koyuyor.”

“15 TEMMUZ ANMA PROGRAMLARI, 11-16 TEMMUZ TARİHLERİ ARASINDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK”

Soru: “15 Temmuz etkinlikleri, 15 Temmuz’dan önce, yani 9-15 Temmuz tarihleri arasına mı, 15-22 Temmuz arasına mı yayılacak? 15 Temmuz günü Sayın Cumhurbaşkanı Ankara ve İstanbul’da her iki şehirdeki etkinliklere de katılacak mı? Bir de biliyorsunuz Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü 9’unda İstanbul’da sona erecek bir mitingle beraber. Dün ve bugün Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken bir açıklaması oldu, ‘provokasyonlar İstanbul’a yaklaştıkça çoğalacak’ şeklinde. Bugün de alınan tedbirleri gördük. Devletin zirvesine bu konuda gelen bir bilgi var mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Şimdi öncelikle 15 Temmuz haftası anma programları 11-16 Temmuz tarihleri arasında yapılacak, bu çok önceden planlandı, yani o haftanın bir bütün olarak anma etkinlikleriyle geçirilmesiyle ilgili. Dolayısıyla 11 Temmuz’dan itibaren faaliyetler başlayacak ve 15 Temmuz’a doğru giderek yükselerek, yoğunlaşarak devam edecek. O süre içerisinde, yani 4-5 gün içerisinde Cumhurbaşkanımızın katılacağı birçok program olacak. Sadece 15’inde İstanbul ve Ankara’daki programlar değil. Dediğim gibi 15’inde Meclis oturumuna katılacaklar, İstanbul’a gelecekler, buradaki köprünün oradaki hem yürüyüşü, hem mitingi, hem anıtın açılışına katılacaklar. Sonra Ankara’ya tekrar geçişleri olacak, Meclisle geçecekler, Külliye’nin önündeki anıtın açılışı olacak. Dolayısıyla o faaliyetlerin hepsine katılacaklar.

Şunu da söyleyeyim: Önümüzdeki birkaç gün içerisinde programı derli toplu görmeniz açısından bu programın detaylarını sizinle de paylaşacağız. Çünkü biz bütün vatandaşlarımızın da bu faaliyetlere yoğun bir şekilde katılmalarını arzu ediyoruz, teşvik ediyoruz. Sadece Türkiye’de değil yurt dışında, yurt dışı misyonlarımız da bununla ilgili faaliyetler yapacaklar, programlar tertip edecekler. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç gün içinde bunu sizinle paylaşma imkânımız olacak. Ayrıca, 15 Temmuz haftası etkinlikleriyle ilgili görsel, sözlü ve diğer materyallerin de bulunacağı web siteleri olacak, yani hem vatandaşlarımız, hem kurumlar, STK’lar, bunları alıp kullanmak isteyenler de buradan alıp kullanabilirler.

“PROVOKASYON GİRİŞİMLERİNE KARŞI TEDBİRLER EN ÜST DÜZEYDE ALINDI”

Sorunuzun ikinci kısmıyla ilgili, bu tür provokasyon girişimlerine karşı tedbirler en üst düzeyde alındı, alınmaya devam ediyor. Biz böyle bir şeyi asla arzu etmeyiz, böyle bir şeye müsamaha da göstermeyiz. Fakat şunun da altını tekrar çizeyim: Bakın, tam 15 Temmuz’un sene-i devriyesine girdiğimiz şu dönemde milletin gündemi 15 Temmuz’un kahramanlık ruhunu yaşatmaktır. 15 Temmuz’da hain darbe girişiminin nasıl püskürtüldüğünü tekrar hatırlamak ve bütün dünyaya bu demokrasi dersini bir milletin nasıl verdiğini göstermektir. Şu anda milletin birinci gündemi budur ve 15-16 Temmuz tarihine kadar da biz bu gündemle yürümeye devam edeceğiz.”

Soru: “15 Temmuz ile ilgili internette bir klip var, türkü söylemiştiniz orada. 15 Temmuz etkinliklerinde sahneye çıkma durumunuz var mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Sürprizler olabilir.”

15 TEMMUZ HAFTASINDA YURT DIŞINDA DÜZENLENCEK ETKİNLİKLER

Soru: “15 Temmuz haftasında yurt dışındaki temsilciliklerde veya devlet kurumlarında, büyükelçilerde özel programlar tertip edilecek mi? Türkiye’de yaşandı; ancak sonuçta sorumluları ve etkileri ve sonuçları itibarıyla dünyayı ilgilendiriyor. Belli başlı bazı bölgelerde en azından özel programlar veya vatandaşlarımızın, yurttaşlarımızın buluşmalar gerçekleşecek mi, böyle bir plan var mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Tabii yurtdışı misyonlarımızın tamamında, büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız, ilgili kurumlarımız, işte Yunus Emre’dir, diğer kurumlarımızdır, bunların hepsine de ilgili talimatlar gönderiliyor, bu hafta içerisinde bunlar koordine edilecek ve onların da bu anma etkinliklerini düzenlemesi yönünde çalışmaları olacak. Dediğiniz gibi, özellikle yurt dışında bu çalışmaların yapılması büyük önem arz ediyor. Çünkü Türkiye’de biz bunu yaşadık; ama yurt dışında yabancılar acaba ne kadar görebildiler, onlar buradaki hadisenin vahametini, şiddetini, boyutlarını ne kadar kavrayabildiler; bunları göstermek açısından da önem arz ediyor.

Ayrıca o gün, şunu da söyleyeyim: Yani Türkiye’nin yurt dışında yaklaşık 6-7 milyonluk bir topluluğu var yurt dışında yaşayan. Hani buna tam diaspora demek belki doğru değil ama, dünyanın farklı yerlerinde Türkiye Cumhuriyeti’yle vatandaşlık bağı olan, akrabalık bağı olan bu vatandaşlarımızın tamamı o gün Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan hadiselerinde aslında bir anlamda içindeydiler. Anbean takip ettiler, destek verdiler, o süreci onlar da bir şekilde yaşadılar. Yani manen ve ruhen ve kalben bizimle birlikteydiler. Dolayısıyla onların da bu faaliyetlere katılması seney-i devriyesinde önem arz ediyor. Ama asıl önemlisi, tabii bir de dışarıdaki kamuoylarına, medyaya bunun anlatılması noktasında da farklı dillerde ciddi materyaller hazırlandı, bunlar da gönderilecek. Dolayısıyla oralarda da kapsamlı anma faaliyetleri gerçekleştirilecek.”

“BÜTÜN VATANDAŞLARIMIZ 15 TEMMUZ GÜNÜ VE GECESİ SOKAKLARDA OLACAKLARDIR”

Soru: “Demokrasi nöbetleri olacağını söylediniz, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu nöbetlerden birine katılacak dediniz. Bunun hangi gün ve nerede olacağı belli mi acaba? Ve kaç gün sürecek bu nöbetler?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Tahmin edebilirsiniz, ama yaklaşınca tam detayları paylaşırız. Ama herhâlde o gece zannediyorum bütün vatandaşlarımız, 15 Temmuz günü ve gecesi sokaklarda olacaklardır, tekrar demokrasilerine, özgürlüklerine, vatanlarına, milletlerine nasıl sahip çıktıklarını hatırlamak için o kutlu nöbeti ve yürüyüşü hep birlikte gerçekleştirilecektir. Dolayısıyla 15 Temmuz gecesi, sabahı da dâhil olmak üzere o zaman dilimi içerisinde bunun olacağını söyleyebilirim.”

-tccb.gov.tr- 



ÇOK OKUNAN HABERLER