• 16 Eylül 2018, Pazar 15:13

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-6

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-1,2,3,4 ve 5 numaralı yazılarımda sırasıyla  “Tarım’da  Aile İşgücü Temelinde Köylü İşletmeleri Desteklenmeli”,  “Tarımda Kooperatifleşme Sağlanmalı”, “Tarımsal Kitler Yeniden Açılmalı”,“Toprak Reformu Yapılmalı”  ve “Tarımsal ARGE ve Eğitim Yeniden Düzenlenmeli “önermelerinde bulunmuştum.

Bu yazımda da “Tarım ve Gıda Egemenliğinin Korunması İçin Uluslararası Finansal Örgütlere Karşı Tavır Geliştirmeli” önermesinde bulunacağım.

Uluslararası Finansal Örgütler Türkiye’yi Nasıl Etkiledi?

Uluslararası Para Fonu (UPF), Dünya Bankası (DB) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi kuruluşlar, Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve Avrupa Birliği (AB)’de egemen olan  tekelci şirketlerin güdümündedirler.

Anılan örgütlerin doğrudan ve dolaylı yönlendirmesiyle, Türkiye’de 1980’li yılların başından itibaren tarımında da liberalleşme politikaları uygulanmıştı.

Tarımsal desteklemeler azaltılmış ve  de hedef kitlere ulaştırılmamış, tarımsal Kitler özelleştirilmiş ya da kapatılmış, Tarım Satış Kooperatifleri ve Ziraat Bankası gibi kredi kuruluşları işlevsiz duruma getirilmişti.

Bu durumun sonucu olarak, kırsal kesim giderek daha da fakirleşmiş, kırdan kente göç hızlanmış ve tarımsal üretim, nüfus artışına göre gerilemişti.

İstanbul Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Atalık’ın bildirdiğine göre;Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2003’de 2.8 milyon iken bu sayı 2017’de 2.1 milyona düşmüş. Son 15 yılda çiftçinin ekmekten vazgeçtiği arazi 32 milyon dönüme ulaşmış.

Sonuçta yaşamakta olduğumuz süreçte tarım ürünlerinin neredeyse tümünü dışarıdan getirmek durumunda kalmadık mı?

Türkiye gibi Çevre Ülkelerin Tarımlarının Liberalize Edilmek İstenmesinin Ardındaki Ana Gerçek Neydi?

Bu gerçek; merkez ülkelerdeki tarımsal ürün stoklarının çok yüksek düzeylere ulaşarak sorun oluşturması yanında tarım tekellerinin kendi ülkelerinde tıkanmaları nedeni ile dünya pazarlarını işgal etme isteği değil miydi?

Bu bağlamda Türkiye’de üzülerek belirtelim ki kimi bilim adamları, yazarları ve siyasetçileri de fonlanmıştı.

Neo-liberal politikalar için toplumun önce beyinlerinin yıkanmasına gerek görülmüş ve medya gücü çok etkin bir şekilde kullanılmış ve televoleci olarak tanımlanan sözde bilim adamları aracılığı ile yalanlar ve aldatmacalar üretilmişti. Bu ideolojik çalışmalarla liberal-kapitalizm, toplumun büyük bir kesimine normal ve doğal bir sürecin parçası olarak kabul ettirilmişti.

Özet ve Çözüm

UPF, DB, DTÖ gibi finans örgütlerin, ABD ve AB’deki tekelci şirketlerin denetiminde ve güdümünde olduğu artık unutulmamalı.

Türkiye’nin tarım ve gıda egemenliği için;

Bu örgütlerin Türkiye’ye müdahalesi önlenmeli, iç pazara dış sermaye girişi ve çıkışları denetlenmeli ve karşı önlemler geliştirilmeli.

Çiftçilerin genetik, toprak ve su gibi kaynaklar üzerinde haklarının tekelci şirketlere karşı korunmalı ve ulusal gıda pazarlarının adil olmayan dış ticaretten korunması sağlanmalı.

Bunun sağlanması, ekonominin diğer dallarında olduğu gibi kamunun denetimiyle olasıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık