• 01 Kasım 2018, Perşembe 21:45
MustafaGöktaş

Mustafa Göktaş

NE ZEYTİN MİŞ..

Bazı tipler vardır, her ortamda haklı çıkmayı çok iyi becerirler.

Yüzsüzlerdir, arsızlardır, hayırsızlardır, kısacası soysuzlardır..

Geçtiğimiz gün Ankara’da mecliste karşılaştık.

Amma hayırsızsın ya dedi.

Niye yahu dedim.

Oğlu mezun olmuş, malum yerde imiş, benimde o makam sahibi ile aram iyiymiş, oğlının tayini evinin önüne yapılacakmış, ben o yerli olmuyor muşum...

Tezgâha bak şimdi...

“Ulan sen beni 12 aydır bir kere aramadın, hele ki dar zamanda hiç yoktun. Buharlaştın.”

Diyeceksin, efendiliğimizi muhafaza edelim dedik. TBMM çatısındayız, tartışılacak yer değil.

Utanmadı devam etti, “hatırlıyon mu, ben sen nişanlanırken öğretmenevinde seni yalnız bırakmamıştım, nişanda yanındaydım...(!)”

Doğrudur. Nişanda yanı başımda idi...

Tam 32 sene önce.

Ben o nişan günü hatırına, tam 32 yıldır bu adamın karısını, kızını işe yerleştirdim.

Yetmedi, kadro aldım.

Yetmedi, kendisine bir mekân açtım.

Sonra Allah yürü ya kulum dedi bu Ankara’ya taşındı.

Orda yeni bir sevgili buldu.

Önceki eşini terk etti, çocukları yok saydı, yeni eşi ile gününü gün etti.

Adam vurdu, cezaevine düştü, ikinci eşi 1 hafta içinde ortadan kayboldu, kimse sahip çıkmadı, para gönderdim.

Her ay düzenli gönderdim.

Gücüm oranında.

Sonra şartlı tahliye oldu.

Kapıma geldi, perişanım dedi.

Sene 2009...

Gittim kredi çekip buna verdim.

Alanya ya gitti, kokoreç minibüsü yaptı (seyyar), yaşamaya tutundu.

Duydum iyi para kazanıyor.

Para kazanmaya başlayınca bu yine azıttı, içki, kadın, kumar, esrar’a verdi.

Belediye Kokoreç aracını ruhsatsız diye kapattı.

Yine beni buldu.

Devreye girdim, oradaki tüm tanıdıklarımı aradım, ekmek tezgâhı açıldı.

Sonra bir gece kendi içkili, müşterisi içkili, kavga ederler. Kafada 8 dikiş var. Hastaneye kaldırmışlar. Üzerinde bulunan defterden benim adım ve telefonum çıkar, polis arar, ben Mersin’den atlar bunun yanına giderim.

Tedavisi biter, bu bana “kardaş benim senden başka kimsem yok, ne olur beni çaresiz bırakma” der.

Elinden tutar, bir otelin yemekhanesine yerleştiririm.

Seneler gelir geçer.. Hiç isteği, marazı bitmez...

Ama ben geçen yıl, başıma iş geldi, bundan da, çok sayıda etrafımda olandan da ses seda duyamadım.

Bırak ses duymayı, kaçtılar.

Halen de şu an makam sahibi olan TIRIŞKALARDAN korkudan bana selam veremiyorlar, yanıma gelemiyorlar...

Bunları geçtim bir kalem.

Önüme bakıyorum.

TBMM çatısında önemli bir görüşme yapıyorum, bu lüzumsuzla karşılaştım.

Söylediği ise yine çıkarı ve malzemesi ise benim yıllar evvelki nişanım.

Vay be...

Herif ağzımıza o zaman bir zeytin koydu...

Tabiri caiz ise...

Götümüzün altına da aynı anda VARİL koymuş....

O gün bugündür bir adet zeytinden bir varil yağ çıkarmaya çalışıyor...

Vay anasını be..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık