• 24.08.2017
Mustafa Kaymakçı

Mustafa Kaymakçı

VATANDAŞ NEDEN KURBANLIK DERDİNDE?/2

VATANDAŞ NEDEN KURBANLIK DERDİNDE?/2

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

“Vatandaş Neden Kurbanlık Derdinde?/1”yazımızda;kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra kurulan denklemin,”Türkiye Hayvancılığı Eşittir=Sığırcılık  +Tavukçuluk”şeklinde olduğunu,bu bağlamda kurulan denklemde büyük dev işletmelerinin öne çıkarıldığını ve ancak bu durumun, kırmızı  et fiyatlarını artırdığını,Türkiye kırmızı et tüketiminde alarm zillerinin çalmasına neden olduğunu ve  Türk halkının sağlıklı beslenmeden uzak duruma geldiğine değinmiştim.

Bu yazımda ise et ve süt üretimini artırmak için doğru model üzerinde tartışmaya açık  yaklaşımlarımı dile getireceğim.

Et ve Süt Üretimini Artırmak İçin İşletme Ölçeği ve Örgütlenmede Doğru Model Ne?

  • Doğru model, kısa dönemde,özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin en az AB’de olduğu üzere desteklenmesi.Nedeni şu:Yukarıda da belirtildiği üzere Türkiye tarım iletmelerinin yüzde 95 ‘i küçük ve orta ölçekli işletmelerinden oluşuyor.Bu işletmeler istihdam açısından da önemli.Hayvan varlığının azalmasının bir nedeni bunları neredeyse desteklenmemelerinden kaynaklanıyor.
  • Orta ve uzun dönemde ise, Türkiye’de küçük olan işletmelerin orta ölçekli işletmeler durumuna dönüştürülmesi ve uzmanlaşmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.
  • Bunlar gerçekleştirilirken, yatay ve dikey örgütlenmede egemen rol, kooperatiflere ait olmalıdır. AB’de böyle olmamış mıdır? AB’de süt ve ürünlerinin işletmesinde kooperatiflerin payı yüzde 50–100 arasında değişim göstermektedir.

Koyunculuk ve keçicilik neden geliştirilmeli?

Hayvancılık denkleminde koyun ve keçi de öne çıkarılmalı ve denklem “Türkiye Hayvancılığı=Koyun ve keçicilik  +Sığırcılık + Tavukçuluk” şeklinde kurulmalı.

Koyunculuk ve keçicilik neden geliştirilmeli? Konunun üç  önemli boyutu var.

Teknik Neden

  • Hayvan yetiştiriciliğinden en önemli girdilerin başında yem gelir.Yem deyince akla ilk gelen girdi ise kaba yem,daha açık deyişle ottur.Türkiye ot fakiri bir ülkedir.Bunun nedeni Türkiye yarı-tropik bir ülke durumunda olmasıdır.Yağışı az ve düzensizdir.Mera ve otlaklarındaki otlar,seyrek,fakir ve kısa boyludur,uzun boylu  değildir.
  •  Mera ve otlaklarımız anılan özelliklerinden dolayı,sığır yetiştiriciliğine değil,koyun ve keçi yetiştiriciliğine uygundur.

Koyun ve keçiler,dudak yapıları nedeniyle en kısa otları bile yiyebilirler,hatta toprak altından bile ot çıkarabilirler. Sığırlar  ise dudak  yapılarından dolayı, kısa boylu,seyrek otları değerlendiremezler.Türkiye’de sığırların ot ihtiyacı,sulu tarımla elde edilen mısır silajı ve yonca gibi yem bitkilerden karşılanır.Su da paralı olduğunda Türkiye’de otun maliyeti yüksektir.

  • AB ülkelerinde ise ikliminden kaynaklanan özelliğinden dolayı her mevsim  yağış vardır ve bu durum ot üretimini sığıra uygun bir duruma getirmiştir.Dolaysıyla ot ve sığır etinin  maliyeti Türkiye’ye göre çok düşüktür.Kısaca,sığır kırmızı et fiyatlarında Türkiye’nin AB ülkeleriyle yarışması olası değildir.
  • Bir diğer önemli teknik nedende,koyun ve keçinin sığıra göre  üreme güçleri daha fazladır.

Bunlar nelerdir?

  • Koyun ve keçinin gebelik süresi 5 aydır,bir doğumda çok yavru verebilir.Sığırın ise gebelik süresi 9 ay 10 gündür ve doğumda ancak bir yavru verebilir.
  •  Koyun ve keçi bir yaşından sonra gebe kalır,bir başka deyişle üreme çağına sığırdan önce erişir.

İşletmecilik Ve İstihdam Açısından Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği

Koyun ve keçi  işletmeleri genelde küçük ve orta ölçekli işletmelerdir.Bu işletmelerde  Toplam Etmen Verimliliği,sığırcılığın egemen olduğu endüstriyel işletmelerden daha yüksek bir düzeye sahiptir. Bu bağlamda,küçükbaş yetiştiriciliğinin önemi ortaya çıkıyor.Çünkü daha az sermaye  girdisi ile başta geçimlik olmak üzere piyasaya mal üretmek olası olmaktadır.

Kısaca,ne kadar büyükbaş ithal edersek edelim,kırmız et açığını sığır türü ile karşılamamız söz konusu olamaz.

Kırmız et açığını kapamanın tek çaresi,koyun ve keçi yetiştiriciliğine dönüştür.

Dolaysıyla ülkemizin süt ve deri gibi ihtiyaçlarını karşılamak için de  küçükbaş yetiştiriciliğine önem verilmeli.

İhracat Olanakları

Hayvansal ürün ihracatında da, balık ve bal dışında potansiyel açıdan en önemli ürünlerimiz koyun ve keçi ürünleridir.Özellikle AB ülkelerinin koyun-keçi eti ile koyun-keçi sütünden üretilmiş ürünlerde büyük açığı var. AB açığının önemli bir kesimini Yeni Zelanda, Avustralya ile yeni AB ülkeleri olan Romanya, Macaristan ve Bulgaristan’dan sağlıyor. AB’nin yıllık 250 bin ton koyun-keçi eti ithalatı yapacağı biliniyor.

Türkiye AB’nin bu ihtiyaçlarını,özellikle Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde gerekli sağlık hizmetlerini yaptığımız  taktirde karşılayabilir.

Hayvansal ürün ihracatında Türkiye’nin sığır ürünleri bağlamında hiç şansı yoktur.Maliyet açısından Türkiye AB ile yukarıda değinildiği üzere yarışamaz.AB koyun ve keçi ürünleri dışında bizden 1 gr sığır ve tavuk ürünü almaz.

Türkiye, koyun ve keçi yetiştiriciliğine sığıra ve tavuğa verilen önemin yüzde 10’unu verse, et, süt ve deri üretimi konularında hiçbir sorun kalmaz, önemli bir ihracatçı ülke olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.