• 18.02.2016
Sağlık Analiz

Sağlık Analiz

Mersin KHB’ye el atacak bir yetkili yok mu!..

Mersin çok talihsiz bir kent… 
Sahibi yok. 
Sahipsiz kent Mersin… 
Bir makama gelen o makama çıkar çıkmaz aşağıdakileri unutur. 
Dama çıkar, merdiveni de çeker. 
Yaptığı hizmetler ile değil, verdiği sözleri unutması ve övünmesi ile anılır (!) 
Mersin KHB çatısında bulunan hastanelerin bir kısmında kadro yığılması varken, bir kısmında uzman doktoru bulmakta güçlük çekiyorsunuz.
Personel dağılımı adil ve eşit değil. Hakkaniyetli değil. 
Hastanelerde idari müdür yardımcısı yapılanlar baktıkları kısım ve bölümlerden bir haberler. 
Çoğu emrinde çalıştırdığı taşeron personelini tanımıyor, ismini bilmiyor, hiç görmemiş. 
Otelcilik müdürü diye yapılanların hiç biri titiz görev yapmıyor. 
Özellikle hastaya ve personele dağıtımı yapılan yemekleri günlük olarak pişmeden evvel ve piştikten sonra sıkı kontrol eden yok. 
Bu arada yeni bir adet çıkmış. 
Mutfak personelinden makam odalarına, oturdukları odalara yemek getirtiyorlar ve bir güzel yiyorlar. 
Halen Mr ve tomografi çekimlerinde günler sonrasına gün verildiği gibi sonuçları çok geç okunuyor. 
Bazı servislerde ise uzmanlar hiç gereği yokken hasta yatırıyorlar, tetkik yaptırıyorlar. 
Bunları disiplin altına alacak yetkililer gereğini yapmıyorlar.
Herkes birbirini görmezden geliyor.
Bu arada KHB çatısı altındaki tüm birimlerde masraflar artmış durumda. 
Hastanelerin ve sağlık teşkilatlarının en önemli giderleri arasında yer alan elektrik, telefon ve su giderleri ile ilgili defalarca seslendim ve yazdım. Abartılı faturalar geliyor, israf bir türlü önlenemiyor. 
Açık musluklar, bahçelerde vahşi sulama sistemi, hoyrat su kullanımının yanı sıra, aynı şekilde elektrik kullanım var. 
Kapılar açık klimalar çalışıyor. 
Gündüz vakti lambalar yanıyor. 
Odalarda elektrikli çay ocakları, ısıtıcılar konmuş kullanılıyor. 
Telefonlar acil konuşma değil birbiri ile sohbet yapıp, mektup yazma yerleri olmuş. 
Bilgisayarlarda devletin işi değil, özel işler yapılıyor, iskambil oyunu oynanıyor, fal bakılıyor. 
İlaç ve tıbbi sarf ve laboratuar giderlerinde lüzumsuz bir artış olduğu, israfa gidildiği, devletin soyulduğu çalışma bakanının açıklamaları ile ortaya çıktı. 
Oysa Sağlık Bakanlığı bu hususlarda da sık sık uyarılar yaptı, genelgeler gönderdi. 
Pek ciddiye alıp, dikkatli çalışan olmadı. 
Defalarca ilgilileri uyaran bakanlık bu işlerden düzgün netice alamadı.  
İlgililere her şeyi en ince ayrıntısına kadar izahat edip, ilaç alımlarında, tıbbi sarf malzemesi alımlarında, laboratuar giderlerinde dikkatli olmalarını, harcamaların yerindeliğine dikkat etmelerini istedilerse de başarı elde edemediler.
Harcama yetkililerine istinaden, kaynakları etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak edinilmesi ve kullanımı, kontrolü ile kayıtların saydam ve erişebilir şekilde tutulmasını sağlayın dediler olmadı.
Genel sekreterler ve hastane yöneticileri düzeyinde işin önemi ve aciliyeti pek kavranamamış gözüküyor.
Halen bu hususta yönetim zafiyeti mevcut…
Halen hastanelerde ve sağlık kuruluşlarında üniforma düzenine eksiksiz ve tam uyulmuyor. 
Kimlik kartları ve yaka kartları takılmıyor. 
Takılsa bile ters çevriliyor. 
Takmış desinler diye takılıyor. 
Bunları kontrol eden, düzenini sağlayan bir ekip ve takım yok. 
Yine Doktor gömleğini, hemşire gömleğini, idareci gömleğini giyen taşeron çalışanları mevcut...
Temizlik hizmetinden, bilgi işlem hizmetinden taşeron yanında işe alınmış olan müteahhit elemanları masa başında sekreter, büro memuru, arşivci, danışma memuru, daire başkanı - genel sekreter özel kaleminde sekreter, santral memuru gibi istihdam ediliyor ve çalıştırılıyor. 
Devletin resmi işini, yazışmalarını, önemli evraklarını bile görüyorlar. 
Temizlik elemanına steskopi yaptıranlar olduğu gibi, evrakları getir götür işinde kullananlar, alınan kanları taşıtanlar var.
Bunlar için bir denetim ve tedbir bir türlü etkin bir şekilde gerçekleştirilemiyor. 
Mesaiye uyulmuyor. 
Hastanelerde kadronun yüzde ellisi yüzde 30 kapasite ile çalıştırılırken, diğer yüzde 50 si ise hiç çalıştırılamıyor. 
Bir yolunu bulup arazi oluyorlar. 
Sıkıntı burada. 
Arkasına partici alan, arkasına üst makamdan birini alanı çalıştırmak çok zor oluyor.
Hastanelerde hantal bir yapı, kadro şişkinliği var.
Eğer bu hastaneler özel sektörün elinde olmuş olsa, buradaki kadronun dörtte biri ile bu işi daha etkin ve verimli halde, daha sağlıklı başarı ile yürütürler. 
Buradaki sıkıntı, kişilerin devleti arpalık gibi görmesi ve devlete sırtlarını dayamaları..
Hastanelerin yaptıkları hizmet alımı ihalelerinde SERBESTLİK- REKABET- AÇIKLIK ilkeleri çiğneniyor.
Kapalı kapılar ardında ve kendi arzuladıkları şekilde alımlara yöneliyorlar. 
Kurumların kendi resmi web siteleri olmasına rağmen bir türlü tüm alım satımlar ile ilgili ihale ilanları, ihale dokümanları bu sitelere konmuyor.
Açık değiller, şeffaf değiller. 
Gizli saklı kapılar ardında yapılan ihaleler devlete külfet getiriyor. 
Başbakanlığın şeffaflaştığı ortamda, hastanelerin idareleri, bu açıklık ve şeffaf çalışmayı bir türlü gerçekleştirmemesi dikkat çekici…
Özellikle 21/b alımlarında büyük sıkıntılar var.
Keyfi, hileli alımlar söz konusu. 
Davet usulü alımlarda da hile ve desiseler dönüyor. 
Çoğu zaman bunlar şikâyet konusu olsa da, uyduruk inceleme soruşturmalar ile olaylar kapatılıyor.
Dileriz bu hususlarda da bakanlık daha etkin bir çalışma başlatır.
Diğer taraftan KHB çatısı altında çalışan taeron elemanları gününde maaşlarını alamıyorlar.
Ayın bu günü olmuş halen maaşını alamayan (bilgi işlem, güvenlik, danışma, yemek) taşeron çalışanları var.
Yazık günah değil mi?
Bunların içinde çoluk çocuk geçindiren insanlar var. 
Cebinde beş kuruş yok. 
Yol parası yok, borç alıp gidip geliyorlar. 
Bunları gören yok mu, bunların hakkını koruyacak makam yokmu?!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.