© Haberanaliz.net 2005

GAZETECİ SABRİ BORAK YAZDI: “HER ESNAF ODASI KENDİ BURJUVAZİSİNİ YARATIR”

GAZETECİ SABRİ BORAK YAZDI: “HER ESNAF ODASI KENDİ BURJUVAZİSİNİ YARATIR”

Bu cümle ilk bakışta sert gelebilir. Ancak bugün Mersin’de süren esnaf odası seçimlerine yakından bakıldığında, gerçeği tarif eden en sade ifade tam da budur.

Burada sözünü ettiğimiz burjuvazi, üretimle, kültürle, tarihsel birikimle ya da kuşaklar boyunca oluşmuş bir sermaye ahlakıyla şekillenmiş gerçek burjuvazi değildir. Aksine, esnafın alın teriyle ödediği aidatlar üzerinden ortaya çıkan, koltukla var olan, makamla zenginleşen ve gücünü temsil ettiği kesimden değil, o kesimin sırtından alan sahte bir burjuvazidir.

Bugün Mersin’de birçok esnaf odasında yaşanan tablo benzerdir. Yıllarca aynı isimler, aynı kadrolar, aynı anlayış… Seçim dönemleri geldiğinde “esnafın sorunları” hatırlanır, sandıklar kapandıktan sonra ise odalar adeta küçük iktidar alanlarına dönüşür. Aidatlar düzenli toplanır, fakat bu paraların esnafın günlük mücadelesine, borç yüküne, ayakta kalma savaşına ne ölçüde dokunduğu ciddi bir muammadır.

Esnaf, dükkânını açık tutabilmek için sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışırken; bazı oda yöneticileri için bu aidatlar konforlu bir hayatın, sefa düzeninin finansmanına dönüşür. İşte tam bu noktada “sahte burjuvazi” kavramı anlam kazanır. Çünkü bu zenginleşme üretimden değil, temsil edilen kitlenin cebinden sessizce akan bir kaynaktan beslenir.

Gerçek burjuvazi; kültürle, eğitimle, geçmişten gelen birikimle, topluma karşı sorumluluk duygusuyla şekillenir. Kentin sanatına, eğitimine, kamusal yaşamına katkı sunar. Sahte burjuvazi ise tabelayla, unvanla, makam odasıyla var olur. Topluma değer katmak yerine, bulunduğu yapıyı kişisel bir konfor alanına çevirir. Esnaf odalarının bir kısmında bugün yaşanan tam olarak budur.

Mersin’de süren esnaf odası seçimleri bu yüzden yalnızca birer “yönetim değişikliği” meselesi değildir. Bu seçimler, esnafın alın teriyle beslenen bu sahte burjuvazi düzeninin sorgulanıp sorgulanmayacağının da göstergesidir. Esnaf artık şunu sormaktadır: Ödediğim aidat benim için mi harcanıyor, yoksa bir avuç yöneticinin yaşam standardını mı yükseltiyor?

Aidatlar; esnafın cebinden çıkan en meşru ama en az sorgulanan paradır. O paralarla eğitimler yapılabilir, kriz dönemlerinde destek mekanizmaları kurulabilir. Ancak bu kaynaklar yıllardır aynı koltukları korumaya, aynı çevreleri beslemeye gidiyorsa, ortada temsil değil, çıkar düzeni vardır.

Bugün Mersin esnafı için asıl mesele kimin başkan olacağı değil; odaların kimin için var olduğudur. Esnaf odaları, esnafın alın terinden sahte burjuvazi üretmeye devam mı edecek, yoksa gerçekten esnafın sesi ve gücü mü olacak? Seçimler bu soruya verilecek cevaptır.

Ve belki de artık şu cümleyi tersine çevirmenin zamanı gelmiştir:
Esnaf odaları kendi burjuvazisini değil, kendi vicdanını yaratmalıdır.

İlginizi Çekebilir

GSB, niye doğrudan temin?

Mersin Gençlik Ve Spor il Müdürlüğünün yapmış olduğu ihale ve alımları yıllardır dile getiriyoruz. Israr ile Doğrudan temin ve pazarlık alımlarda hassas olmalarını, bu işlere fazlaca rağbet etmemelerini, mümkün ise birbirine benzeyen aynı işleri toplayıp bir bütün halinde açık ihale çıkmalarını KAMU ADINA, BEYTÜLMALI KORUMA ADINA, DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ ÇIKARINA rica ettik. Bu arada geçen günler bir ihale yaptılar. AÇIK şekilde onu da takdir ve tebrik eden yazı yazdık. Şimdi doğrudan teminlere yeniden bakıyoruz…

ÇETKODER GENEL BAŞKANI GÖKTAŞ, TÜKETİCİLERE SESLENDİ

Göktaş yaptığı açıklamada: “Ticaret Bakanlığı, yenilenmiş ürünlerin kapsamına televizyonları da alırken, söz konusu ürünler için 14 günlük şartsız cayma hakkı tanındı. Bakanlığın hazırladığı "Yenilenmiş Ürünler Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikle, kullanılmış malların yenilenmiş olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin uygulama usul ve esasları düzenlendi. Ancak bu konuda biraz geride kalındı, yani geç kalındı. Yine de önemli bir gelişme” dedi. Ve bir dizi uyarıda tavsiyede bulundu.

TOROSLARIN BAŞKANI DOĞRUDAN TEMİNİ ÇOK MU SEVİYOR?

Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Ayrıca birbirine benzeyen işlerin toplu halde ihaleye çıkması daha doğru değil mi? Neden aynı işler aynı kişilerden sık sık alınıyor? İşte 2 aylık doğrudan teminlerden bazıları:

SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR İHALELERİNE BAKIN HELE…

Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım. Ama gerekli gereksiz, abartılı alımlar milletin canını sıkıyor. Bu kez SİLİFKE- MUT- YENİŞEHİR- TOROSLAR Belediyelerinin ihalelerine baktık ve aktarıyoruz:

KARAYOLLARININ PAZARLIKLI İŞLERİ: 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRA…

KARAYOLLARI 5.BÖLGEDE PAZARLIKÇI ÇIKTI. 2026 ilk aydan bu güne kadar 5 MİLYAR 7 YÜZ 12 MİLYON 7 YÜZ 79 BİN 3 YÜZ 84 LİRALIK pazarlıklı alım yaptılar. Yürürlükte tasarruf genelgeleri var. Devletin kör kuruşunun hesabını yapmak lazım diyen devlet büyüklerimizin dediklerini dikkate almaları lazım. İhaleler böylesine büyük çapta olmasına rağmen neden AÇIK ihale değil de, pazarlıklı yapılıyor?

NİYE PAZARLIK, NİYE AÇIK İHALE DEĞİL?

Mersin Büyükşehir'in ihalelerini inceledim. Yürürlükte tasarruf genelgeleri mevcut. Belediyelerin alım gücü belli. Yapılan ihale ve alımlar neden pazarlık usulü, niçin açık ihale değil. Açık ihale olsa katılım daha fazla olup rekabet oluşmaz mı?

TÜM HABERLER