haberanaliz
Perihan ÇAKIROĞLU

Perihan ÇAKIROĞLU

Mail: perihancakiroglu@gmail.com

1 MAYIS BÖYLE KUTLANIR MI?

Dünyada bugün Emek ve Dayanışma Bayramı olan 1 Mayıs’ı kutluyoruz. Kutlamalar yasaklarla iç içe geçmiş şekliyle yapılacak. Taksim Meydanı ise yine kapalı.

Can çekişen sendikacılık ise emekçileri savunmakta çaresiz. Toplanabildikleri meydanlarda sendikacılar, işçiler adına klasik hamaset sözleri söyleyecekler. Sonra da hayat eskisi gibi devam edecek.

Güncel olduğu için madencilik sektöründe neler olup bittiğine değinmek istiyorum. Eskiden madencilik sektörüyle ilgili oldukça yoğun şu yakınmaları duyardık:

“Türkiye’de şu kadar miktar altın, şu kadar miktar gümüş, platinyum, bor vs. var. Ancak yabancı güçler, en çok da Almanya bu madenleri çıkarmamızı istemiyor...” denilirdi.

Şimdi ise her yer kazılıyor, ormanlar yok ediliyor, zeytin ağaçları kesiliyor, yaylalar maden alanı ilan ediliyor. Eyvah, bu gidişle ülkede toprağın altında bakılmadık yer kalmayacak. Öyle vahşi bir madencilik anlayışı var. Bugüne kadar ne kadar değerli maden çıkarıldı, bilmiyoruz. Çıkarılan madenlerin ne miktarı ne de kimlere satıldığını yeterince bilen kimse yok.

Madencilik sektöründeki emekçi insanlar ise köle düzenine uygun çalıştırılıyor. Ankara’da günlerce eylem yapan ve sonunda alamadıkları maaşlarını toplu olarak alacakları açıklanan madenci emekçiler kazandı denildi. Çalışma ve Enerji bakanları “ödenecek” diye konuştular. İnşallah öderler! İyi de bütün alacaklarını alsalar bile madenciler için sonra ne olacak? Tam belli değil.

Peki, neler belli?

Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding’in patronu Sebahattin Yıldız’ın kendisine ait toplam 2 bin 364 maden ruhsatı bulunuyor. Bunun 1433’ü arama, 577’si işletme ruhsatı talebi, 354’ü ise işletme ruhsatı almış.

Madenci direndi kazandı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ise “O şirkete bir daha ruhsat vermem” dedi. Ne var ki, aynı saatlerde aynı bakanlık Sebahattin Yıldız’a kamu arazisi tahsis ettiğini duyurdu. Böylece Yıldız’ın kömür madeni de resmen faaliyete geçti.

Bu ne anlama geliyor öyleyse?

ÇERKEZOĞLU NEDEN KONUŞMADI?

Gelelim, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, neden konuşmadığı konusuna... Konuşmadı ancak DİSK’e bağlı 11 sendika açıklama yaptı ve “Doruk Madencilik işçileri kazanırsa emekçiler kazanır...” denildi.

Çerkezoğlu’nu aradım ancak konuşmak istemedi. Aslında cesur bir insandır, istese konuşurdu. Belki 1 Mayıs’taki açıklamalarında nedenini açıklar. Tahminim, Çerkezoğlu Bağımsız Maden İş Sendikası’na bağlı olan işçiler için dışardan yorum yapmak istemedi. Sözü, sendikanın bağlı olduğu Türk İş Başkanı Ergün Atalay'a bıraktı. Ne var ki, Atalay da konuşma görevini ve topu Sendika Başkanı Gökay Çakır’a yönlendirdi.

Çerkezoğlu’nun ihtiyatlı olmasında bir konu daha var. Çerkezoğlu, 2019’da Sapanca’da bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” suçlamalarıyla hakkında dava açılmıştı. Bu davanın sonunda beraat etmişti ve “Siyasi iktidarlar her zaman eleştirilere açık olmalıdır” demişti. Belki de kendisini ve DİSK’i, Türk-İş’e bağlı başka bir sendika adına konuşmaya yetkili görmedi.

Bu arada sendikacılık cephesinde de öyle düşünüldüğü gibi birlik ve dayanışmanın güçlü olmadığını da görmüş olduk.

SENDİKALAŞMA YETERSİZ...

Ülkemizde sendikalaşma oranı son yıllarda giderek düşüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 16.7 milyon işçinin yüzde 14.45’i (2.4 milyon) sendikalı görünüyor.

Kayıt dışı istihdam dahil edildiğinde bu oran yüzde 10 - 15 bandında seyrediyor. Anlayacağınız işçilerin çok büyük bölümü sendikasız durumda. Memurlarda sendikalaşma oranı yüzde 75’in üzerinde olsa bilindiği gibi gerçek sendikacılık yapılamıyor. Bunu memur maaşlarının zam alma dönemlerinde de görebiliyoruz.

Büyük sıkıntılara rağmen hepimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.