5 HAZİRAN, SÖZDE DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ
Biz insanlar Çevreyi ve Doğayı öylesine hor kullandık ve kirlettik ki, doğal denge bozuldu. Bu günün anlam ve önemine binaen ve çevreyi doğayı nasıl koruyacağımızı, koruduğumuzun kendi hayatımız olduğunu izah eden gösteren bir yazı kaleme alıyorum.
Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Başlıkta ifade ettiğim gibi, arkamızda bıraktığımız enkaza bakınca "Sözde" demem çok haklı ve bir o kadar da can yakıcı.
Doğayı kendimizden ayrı, uzak bir yerlerde, sadece ağaçlardan ve nehirlerden ibaret bir "manzara" sandık. Onu hunharca tükettik, kirlettik ve her köşesini hırpaladık. Oysa gözden kaçırdığımız, daha doğrusu kibirle görmezden geldiğimiz çok sarsıcı bir gerçek var: Biz doğayı korumuyoruz; aslında doğayı koruyarak kendi hayatta kalma mücadelemizi veriyoruz.
Bu anlamlı günün gölgesinde, durup aynaya bakmanın ve gerçeği tüm çıplaklığıyla konuşmanın vaktidir.
Doğa Sensin, Doğa Benim: İllüzyonun Sonu
İnsanlık uzun süre doğanın hâkimi olduğunu düşündü. Kaynakları sınırsız, nehirleri tükenmez, havayı temizlenmek zorunda olan bir köle gibi gördü. Ancak bozulan doğal denge, küresel iklim krizleri, kuruyan su kaynakları ve yok olan türler bize sert bir tokat attı.
Doğa bir zincirdir ve biz o zincirin üstünde oturan hükümdarlar değil, sadece o zincirin sıradan bir halkasıyız. Halkalardan biri koptuğunda, zincirin tamamı çöker.
- Kirlettiğimiz hava; yarın çocuklarımızın çekeceği ilk nefestir.
- Zehirlediğimiz toprak; soframıza koyacağımız ekmektir.
- Kuruttuğumuz su; damarlarımızda dolaşan hayattır.
Kısacası, doğaya fırlattığımız her çöp, sıktığımız her kimyasal gaz, kestiğimiz her ağaç aslında kendi geleceğimize fırlattığımız bir bumerangdır. Ve o bumerang şu an hızla bize geri dönüyor.
"Sözde" Değil, "Özde" Nasıl Koruruz?
Dünya Çevre Günü'nü yılda bir kez sosyal medyada yeşil fotoğraflar paylaşarak geçiştirmek, vicdan rahatlatmaktan başka bir işe yaramıyor. Bizim süslü sloganlara değil, radikal ve samimi adımlara ihtiyacımız var.
Kendi hayatımızı kurtarmak için acilen devreye sokmamız gereken bireysel ve toplumsal dönüşüm rehberimiz:
Alan | Yapmamız Gereken "Gerçek" Eylem | Hayati Sonucu |
|---|---|---|
Tüketim Çılgınlığı | "Al, kullan, at" modelinden vazgeçip; sadece ihtiyacımız olanı almak ve tamir etmek. | Çöp dağlarının oluşmasını engeller, kaynakları tüketmez. |
Su Yönetimi | Evde, tarımda ve sanayide damla hesabı yapmak. Diş fırçalarken, duş alırken suyu boşa akıtmamak. | Gelecekteki kitlesel susuzluk ve göç dalgalarını önler. |
Enerji ve Ulaşım | Fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye yönelmek, kısa mesafelerde yürümek veya bisiklete binmek. | Soluduğumuz havanın kalitesini artırır, küresel ısınmayı yavaşlatır. |
Plastik İstilası | Tek kullanımlık plastikleri (pipet, poşet, pet şişe) hayatımızdan tamamen çıkarmak. | Mikroplastiklerin deniz canlıları yoluyla tabağımıza geri dönmesini engeller. |
Koruduğumuz Şey Kendi Hayatımızdır
Bir ağacı kurtardığımızda bir bitkiyi değil; oksijen üreten, erozyonu önleyen, yağmuru davet eden bir yaşam destek ünitesini kurtarırız. Bir deniz kaplumbağasının plastikten boğulmasını engellediğimizde, o denizin ekosistemini, dolayısıyla o denizden beslenen kendi türümüzü koruruz.
Unutmayalım: Dünyanın insana ihtiyacı yok. İnsan yok olsa, dünya birkaç yüzyıl içinde kendini yeniler, nehirler berraklaşır, ormanlar yeniden büyür. Ama insanın doğaya muhtaçlığı mutlaktır. Doğa olmadan insan nefes bile alamaz.
Bugün, 5 Haziran. Gelin bu günü "sözde" bir kutlama olmaktan çıkarıp, insanlığın doğayla yaptığı o sessiz ve acımasız savaşı bitirmek için bir ateşkes günü ilan edelim. Çünkü bu savaşın kazananı doğa, kaybedeni ise her halükarda insanlık olacak. Kendimizi korumak için, doğayı yaşatmak zorundayız.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















