haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Aydın olmak!

Canım ülkem, aziz milletim, kutsal devletim…

Ne çektin sen be!

Gelen ayrı giden ayrı telden çaldı, bir türlü ahengi tutturamadın.

Ülkemde 60 yıl önce “cahil halk demokrasiden ne anlar” sakızı çiğnendi. Sonra dönemin sözde aydınları, bunun böyle sürüp gitmeyeceğini anlayınca bu defa 60’lı yıllarda “halk dalkavukluğuna” soyundular. Onu da tutturamayınca bu kez aralarında “aydın eleştirisi” başlamıştır.

Emin olun, Aydınlar bağımsız ve özgür olmadıkça, yani devletten pay kapmak tutkusundan vazgeçmedikçe bu çelişki bu kavga sürüp gidecektir böyle.

Olan, devlete, millete, memlekete oluyor…

Neyse..

Alaturka musikiyi bilen biler. “Kudüm” ü bilirler. Yan yana iki davulcuk dersem bilmeyenlerde hatırlar belki. Tempo tutmak için kullanılır.

Kudümün bir adı da çifte naradır.

O gün paşa konağında düğün varmış, saz çengi, köçek çalıp oynuyorlarmış, kafayı çekip coşan çingene çifte narayı patlatmış.

Eyvah, ne yapacağım şimdi derken aklına yakınındaki Mevlevi tekkesi gelmiş. Hemen oraya koşmuş, çifte nara istemiş. Elin garibi ne bilsin Kudüm denileceğini.

Çingeneyi azarlamışlar. Ona çifte nara değil kudüm-ü şerif derler diye kovalamışlar.

Tekkenin şeyhi çingeneyi kovalayanlara sitem etmiş. Yahu verseydiniz de çalsaydı, ne diye neşelerini kaçırdınız demiş.

“ama şeyh hazretleri, herif kudüm-ü şerife çifte nara diyor! Demişler.

Şeyh efendi başını sallamış:

Zararı yok, çingenin eline düşünce çifte nara, tekkeye gelince kudüm-ü şerif olur!

Kıssadan hisse, bizim gereksiz eleştiren aydınlara…

Baki selam ve dua ile.