Birlik Çorağında Vaha Olabilmek: Gerginliklerin Gölgesinde Bir Kurban Bayramı
Dünya, tarihin en çetrefilli dönemlerinden birinden geçiyor. Ekonomik darboğazlar, küresel belirsizlikler ve dört bir yanda tüten huzursuzluk dumanları arasında, insanlık nefes alacak bir liman arıyor. Ancak eğri oturup doğru konuşalım; Türkiye olarak bizim soluduğumuz hava çok daha yoğun, çok daha gri.
Siyasetin dilinin iyice keskinleştiği, kutuplaşmanın adeta kurumsallaştığı ve son olarak hafızalarda derin izler bırakan "BUTLAN" kararı sonrası adalet ve aidiyet duygularının yara aldığı bir iklimi hep birlikte yaşıyoruz. Kavganın, hırsın ve "biz ve onlar" ayrımının hat safhaya çıktığı, sinir uçlarımızın bu denli gerildiği bir dönemde, takvimler yine o mübarek eşiğe çıktı: Kurban Bayramı.
Peki, bu gergin atmosferde Kurban Bayramı bizim için ne ifade etmeli? Sadece tatil edilen birkaç gün mü, yoksa unuttuğumuz o büyük resmi hatırlatacak bir silkiniş vesilesi mi?
Yakınlaşmak, Ama Neye?
Kurban kelimesinin asıl manası "yakınlaşmak"tır. Biz bu ibadeti sadece Yaradan’a yakınlaşmak olarak görürüz ama işin insani boyutu, birbirimize yakınlaşmayı da emreder.
Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, siyasi hırsların ve hukuki tartışmaların ötesinde, yan komşunun acısına, kaygısına ve umuduna yakınlaşabilmektir. Siyasetin geçici iklimi toplumu germek üzerine kurulmuş olabilir; ancak bu toprakların mayası, o gerginliği göğsünde yumuşatacak kadar güçlü bir irfana sahiptir.
Unutmayalım ki: Adliyelerde, meclis kürsülerinde ya da televizyon ekranlarında verilen kavgalar geçer; geriye bayram sabahı birbirinin elini sıkan, aynı ekmeği bölüşen, aynı geleceğe çocuk yetiştiren bir halk kalır.
Bayramı Bir "Yenilenme" Fırsatına Çevirmek
Bu bayram, kırılan dökülen ne varsa onarmak için önümüzde duran devasa bir fırsattır. Ülkemizin birliği, bütünlüğü ve toplumsal huzurumuz, siyasilerin iki dudağı arasından çıkacak sözlere teslim edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Öfkeyi Kurban Etmek: Bu bayram, içimizdeki o bitmek bilmeyen haklılık payını, kibri ve ötekileştirme arzusunu kurban etme vaktidir.
Bölüşerek Çoğalmak: Sadece kurban etini değil; sevgiyi, adaleti, hoşgörüyü ve en önemlisi "birlikte yaşama iradesini" bölüşme vaktidir.
Huzuru İnşa Etmek: Gerginliklerden beslenenlerin inadına; barışı, sükûneti ve kardeşliği mahallemizden başlayarak dalga dalga yayma vaktidir.
Sözün Özü
Ortam ne kadar gergin olursa olsun, adalet duygumuz ne kadar zedelenirse zedelensin, bizi biz yapan bağlar hala ayakta. Siyasetin rüzgârı sert esebilir, ama fırtınada gemiyi batırmayacak olan şey kaptanların dehası değil, mürettebatın birbirine olan güvenidir.
Bu Kurban Bayramı’nın, ülkemizin ihtiyacı olan o büyük kucaklaşmaya, adalete olan inancın yeniden yeşermesine ve toplumsal huzurun tahkim edilmesine vesile olmasını diliyorum. Kavgaların uzağında, barışın ve birliğin merkezinde bir bayram geçirmek ümidiyle...
Kurban Bayramımız mübarek olsun.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı























