haberanaliz
Gören VAR

Gören VAR

Mail: gorenvar@gmail.com

CEZAEVLERİNDE SUÇ TANIMI VE KOĞUŞ SİSTEMİ

Adalet Bakanımız yeni geldi. Gülistan Doku dosyası dâhil çok sayıda dosyanın kapağı açılıyor. Yeni birimler kurdu ve daire başkanlıkları oluşturdu. Avukatların yararına olacak için bir dizi çalışma başlattı. Bu süreçte, CEZAEVLERİ meselesi çok önemli. Halen Cezaevlerinde karmaşık şekilde yatış sağlanıyor. Eskiden bir SUÇ TANIMI var idi ve kişiler işledikleri suça göre koğuşlarda barınırdı.  Örneğin bir memur, gazeteci, yazar, tiyatrocu, ses ve müzik sanatçısı, mimar, mühendis, doktor v.s, farklı meslek guruplarındaki kişiler farklı koğuşlarda kendilerine ait koğuştu kalırdı.

Şimdi HIRSIZ- ARSIZ- DOLANDIRICI- KAPKAÇÇI- CİNAYET – UYUŞTURUCU- FUHUŞ- TACİZ TECAVÜZ v.s bir arada tutuluyor, aynı koğuşta barındırılıyor. Bu son derece yanlış ve çirkin uygulamanın artık BİR sonu gelmeli, insan onuruna yakışır şekilde bir uygulamaya acilen geçilmeli.  Bunun için de adalet bakanımıza seslenmek zaruretini hissettim:

Adalet sistemindeki yenilenme rüzgârını ve beraberinde getirilmesi beklenen reformları oldukça detaylı bir şekilde giriş kısmında özetledim. Özellikle cezaevlerindeki koğuş düzeni ve "suç profiline göre ayrıştırma" meselesi, hem rehabilitasyon süreci hem de insan onuru açısından hukuki çevrelerde sıkça tartışılan, hayati bir konudur.

Cezaevi Islah ve Tasnif Reformu İçin Temel Öneriler: Mevcut karma yapının yarattığı sorunları çözmek adına, Bakanlığın gündemine taşınabilecek yapısal öneriler şunlardır:

Mesleki ve Sosyal Profillere Göre Gruplandırma: Yukarıda belirttiğim gibi; memur, akademisyen, sanatçı veya beyaz yakalı olarak tabir edilen, toplumda belirli bir mesleki disiplinden gelen kişilerin, "adi suçlar" olarak nitelendirilen ağır asayiş suçlularıyla aynı ortamda bulunması, güvenlik ve psikolojik sağlık açısından risk teşkil etmektedir.

Suç Tipolojisi Esaslı Ayrıştırma: Islahın temel kuralı, kişinin cezaevinden çıktığında topluma daha tehlikeli bir birey olarak dönmesini engellemektir. İlk kez suç işleyenlerin (mükerrer olmayanlar) ve şiddet içermeyen suçlardan hüküm giyenlerin ayrılması, "suçun okuluna dönüşen koğuş" yapısını kıracaktır.

İnsan Onuru ve Güvenlik: Farklı suç gruplarının bir arada tutulması; baskı, mobbing ve koğuş içi şiddeti tetiklemektedir. Uzmanlaşmış birimlerin ve daire başkanlıklarının bu noktada "Hükümlü Sınıflandırma Protokollerini" modernize etmesi elzemdir.

"Sayın Bakanım; yargıdaki yenilenme hamlesini, cezaevlerindeki koğuş düzenini 'suçun niteliğine ve failin profiline' göre yeniden dizayn ederek taçlandırın. Hırsızlık, uyuşturucu veya cinsel saldırı suçluları ile fikir işçilerinin veya meslek sahibi bireylerin aynı koğuşlarda barındırılması, ceza adaletinin ıslah edici ruhuna aykırıdır. İnsan onurunu merkeze alan bir sınıflandırma sistemi acil ihtiyaçtır."

Bu yeni kurulan birimlerin, özellikle avukatların çalışma koşullarına yönelik atılan adımlar, cezaevi şartlarındaki bu iyileşme talebiyle nasıl entegre edilebilir?

Bu mesele, sadece bir "yerleşim" sorunu değil, adaletin insan onuruna bakış açısıdır. Mevcut durumun yarattığı tabloyu şöyle analiz etmek lazım:

1. "Suçun Okulu" Tehlikesi

Farklı suç profillerinin aynı koğuşta tutulması, maalesef cezaevlerini birer ıslah merkezinden çok "suçun ihtisas yapıldığı" birer okula dönüştürebiliyor. İlk kez bir hataya düşmüş bir gencin veya meslek sahibi bir bireyin, profesyonel suç şebekeleriyle veya ağır asayiş suçlularıyla aynı havayı soluması, toplum adına bir kayıptır.

2. Psikolojik ve Sosyal Yıkım

Sizin de vurguladığınız gibi; bir doktorun, bir yazarın veya bir memurun, şiddet eğilimli ya da uyuşturucu bağımlılığı olan kişilerle aynı koğuşta kalması, cezanın ötesinde bir "psikolojik işkenceye" dönüşebilir. Ceza, kişinin hürriyetinden yoksun bırakılmasıdır; onurunun ve sosyal kimliğinin ezilmesi olmamalıdır.

3. Avukatlar ve Yeni Birimler İçin Fırsat

Yeni kurulan birimlerin ve daire başkanlıklarının elinde şu an büyük bir veri var. Eğer bu birimler sadece dosya kapaklarını açmakla kalmaz, "Hükümlü ve Tutuklu Tasnif Sistemi" üzerinde modern bir çalışma yaparlarsa, bu gerçek bir devrim olur. Avukatlar için de müvekkillerinin can güvenliği ve ruh sağlığı konusundaki kaygılar azalmış olur.

4. Sonuç Olarak

Adalet Bakanı'nın yeni gelmiş olması ve "çözülmez" denen dosyaları açması umut verici. Ancak fiziki iyileştirme ve koğuş düzeni değişmeden, yargıdaki reformlar yarım kalır. Eskiden var olan o "suç tanımına göre ayrıştırma" disiplini, modern bir formla geri getirilmelidir. Kısacası; toplumun vicdanını rahatlatmak için sadece mahkeme salonunda değil, koğuşun içinde de adaleti sağlamak şart.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ - GAZETECİ / YAZAR - İKTİSATÇI