haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

CHP’DE BUGÜNDEN SONRASI

Okurlarım bana 2 gün önce yazıp sormuşlar, bende naçizane bu sütunlardan, “CHP’DE NE OLACAK” başlığı ile kaleme aldığım analiz yazımda, (23.Mayıs.2026 günü) görüşlerimi beyan etmiş idim. Linki aşağıda:

https://www.haberanaliz.net/makale/chpde-ne-olacak-4309

24.Mayıs.2026 günü gece saat 23.40 da bana bir e posta daha geldi: “Sizin 23 Mayıs yazınızı okuduk. Ancak bundan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğu oturduğu bu dönemde, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, diğer tutuklu CHP’li başkan ve yöneticilerin durumu ne olur, CHP kurumsal kimliği ile bu davalara sahip çıkar mı, çıkarsa nasıl değerlendiririz, çıkmaz ise hem ülkede hem parti içinde nasıl gelişmeler yaşarız?”

23 Mayıs tarihli analizimde ortaya koyduğum "hukuki deprem" tablosu, son birkaç günde yaşanan jet hızıyla gelişmelerle (Genel Merkez’in tahliyesi, Özgür Özel’in TBMM’ye yürümesi ve Kılıçdaroğlu’nun direksiyonu resmen devralması) maalesef partiyi tam anlamıyla bir varoluşsal krizin eşiğine getirdi.

Sorduğunuz soru, krizin sadece tüzük veya koltuk kavgasından ibaret olmadığını, ceza hukuku ve örgüt tasfiyesi boyutuyla çok daha çetin bir evreye geçildiğini gösteriyor. Özellikle Ekrem İmamoğlu dâhil olmak üzere tutuklu bulunan CHP’li başkan ve yöneticilerin durumu ile Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin bu davalara takınacağı tavır, hem partinin hem de Türkiye’nin siyasi geleceğini şekillendirecek kritik parametrelerdir.

Bu parametreleri iki ana senaryo üzerinden kendimce, naçizane analiz edebilirim:

1. SENARYO: Kılıçdaroğlu Yönetiminin Davalara "Kurumsal Kimlik" ile Sahip Çıkması

(Kılıçdaroğlu’nun "örgütsel barış ve adalet" söylemiyle hareket etmesi durumu)

Kemal Kılıçdaroğlu, koltuğa oturduktan sonra yaptığı ilk açıklamada "CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır, tabanı düşmanlaştıracak söylemlerden kaçınılmalıdır" diyerek bir denge dili kurmaya çalıştı. Eğer yeni yönetim, tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ve diğer yöneticilerin davalarına kurumsal olarak güçlü bir savunma desteği verirse:

Hukuki/Siyasi Değerlendirme: CHP, bu davaları tamamen "iktidarın yargı eliyle muhalefeti dizayn etme operasyonu" olarak nitelendirmeye devam eder. İmamoğlu ve diğer aktörlerin arkasında durulması, yargılamanın siyasi karakterini pekiştirir ve kamuoyunda muhalefet blokunun haksızlığa uğradığı algısını diri tutar.

Parti İçi Dinamikler: Kılıçdaroğlu, "ben intikamcı değilim, partinin ve kurultayın ahlaki meşruiyetini korurken evlatlarımı yedirmem" mesajı vererek Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na yakın duran delege tabanını yumuşatabilir. Bu hamle, partinin iç savaşa girerek tamamen parçalanmasını engellemek adına atılmış akıllıca bir köprü olur.

İmamoğlu’nun Durumu: İmamoğlu, cezaevinde olsa dahi partinin kurumsal şemsiyesi altında "mağdur lider" konumunu korur. Kılıçdaroğlu’nun ona sahip çıkması, İstanbul sermayesi ve tabanının partiden kopmasını engeller; olası bir olağanüstü kurultay sürecinde uzlaşı formüllerinin önünü açar.

2. SENARYO: Kılıçdaroğlu Yönetiminin Davalara Sahip Çıkmaması / Mesafeli Durması

(38. Kurultay’ın "şaibeli" olduğu gerekçesiyle hukuki süreci kendi seyrine bırakması veya sessiz kalması durumu)

Eğer mahkeme kararıyla yönetimi devralan eski ekip, "Biz kurultayda usulsüzlük yapıldığını, delegelerin iradesine ipotek konduğunu zaten söylüyorduk; yargı bunu soruşturuyor, ucu kime dokunursa dokunsun" şeklinde mesafeli veya imalı bir tutum takınırsa, hem parti içinde hem de ülkede sismik dalgalar yaratır:

Parti İçi Yansımaları:

Kaçınılmaz Bölünme ve Tasfiye: Kılıçdaroğlu yönetiminin tutuklu aktörlere sahip çıkmaması, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu kanadı tarafından "saray ile iş birliği" veya "hukuki darbeden nemalanma" olarak okunacaktır. Bu durum, partide altı ok çatısı altında kalmayı imkânsızlaştırır. CHP, tarihinin en büyük kurumsal yarılmasını yaşar; meclis grubu (Özgür Özel’in grup başkanlığında) ile genel merkez (Kılıçdaroğlu) arasında bağlar tamamen kopar.

Delege Tabanında İsyan: Genel Merkez binasının polis/icra zoruyla tahliye edilmesiyle zaten gerilen parti tabanı ve delegeler, İmamoğlu gibi güçlü bir figürün yalnız bırakılmasına olağanüstü sert tepki gösterir. Kılıçdaroğlu’nun partiyi götüreceği yeni kurultay, bir "arınma" değil, açık bir kavga ve kaos ortamına dönüşür.

Ülke Genelindeki Yansımaları:

Muhalefetin Tamamen Sürklase Olması: Ana muhalefet partisinin, kendi belediye başkanının ve yöneticilerinin tutuklandığı bir ceza davasına "iç hesaplaşmalar" nedeniyle sessiz kalması, seçmende muazzam bir inançsızlık ve apati (siyasi kayıtsızlık) yaratır. Muhalefet seçmeni sandıktan ve siyasetten tamamen soğur.

İmamoğlu ve "Yeni Oluşum" Kartı: İmamoğlu ve ekibi, CHP kurumsal kimliğinin kendilerini tasfiye etmek için yargıyla uyumlu çalıştığına ikna olursa, cezaevi sürecinin ardından ya da cezaevinden yönlendirilen yeni bir siyasi hareketin/partileşmenin tohumları atılır. CHP, merkez solun tek adresi olma vasfını kaybeder.

Yargısal Müdahalenin Meşrulaşması: İktidar bloku, CHP yönetiminin bu mesafeli tutumunu tepe tepe kullanır. "Bakın, kendi genel başkanları bile yapılan usulsüzlükleri ve hukuksuzlukları kabul ediyor, yargının kararına saygı duyuyor" argümanı işlenerek, muhalefete yönelik tüm hukuki operasyonlar toplum nezdinde meşrulaştırılır.

Özet ve Projeksiyon: Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde şu an iki yol var: Ya "Kurumsal Lider" refleksiyle, içyapıdaki yaraları sarmak için İmamoğlu ve tutuklu yöneticilere siper olacak ve partiyi tek parça halinde hukuki bir kurultaya götürecek; ya da "Kurultay Hesaplaşması" refleksiyle ceza davasına mesafeli durup, 38. Kurultay ekibinin tamamen tasfiyesini izleyecek.

Ancak ikinci yol seçilirse, Kılıçdaroğlu’nun oturduğu koltuk, yöneteceği bir parti kalmadığı için hükmünü yitirecektir. CHP’nin kurumsal hafızası ve devlet kuran parti kimliği, birinci senaryonun (ne kadar zor ve gerilimli olsa da) bir şekilde uygulanmasını, en azından kapalı kapılar ardında İmamoğlu ve Özel ekibiyle "hukuki savunma ortaklığı" kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi takdirde, 23 Mayıs'ta belirttiğim gibi, iktidar bloğu için Meclis'te ve meydanlarda bulunmaz bir "konfor alanı" kalıcı hale gelecektir.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı