DEVLET AKLI MI İKTİDARIN AKLI MI?
İşin kolayı bulunmuş…
Bu olup bitenler devlet aklıdır.
Değildir aslında. Sadece iktidarı sürdürmek için yargı silahını kullanmak, muhalefet partisinin içini karıştırmak, sürekli insanları hapse attırmak, tutuklu yargılamak yerine akla ziyan işlerle sıraya koyup şüpheli gördükleri kişilere hapiste çile çektirmek devlet aklı olamaz…
Bizde devlet aklı ile derin devlet karıştırılıyor. Siyaset bilimine göre “devlet aklı” çok özel nedenlerin birleştirilmesiyle ortaya çıkar.
Devlet aklı, devleti yöneten hükümetlerden, günlük siyasi rekabetten ve kişisel çıkarlardan bağımsız olarak; devletin varlığını, bağımsızlığını ve güvenliğini (bekasını) her şeyin üstünde tutan kurumsal refleks, hafıza ve stratejik düşünce bütünüdür.
Mesela, bir olası savaş, mesela içerde darbe ihtimaline karşı topyekun bütünlük sağlama, mesela büyük ekonomik kriz, mesela demokrasi depremi, mesela büyük deprem ve afetler karşısında devlet aklı otomatikman devreye girer ki, zaten bu şartlarda her şey yapılıyor.
Şu anda bu saydıklarımızın hiç biri yok.
Devlet aklı, günlük iktidar hesaplarına değil, on yıllar ve yüzyıllar sonrasını hedefleyen jeopolitik, ekonomik ve sosyolojik stratejilere dayanmalı.
Üstelik devlet aklı zaman zaman eleştirilen bir kavramdır. "Devletin bekası" gerekçesiyle bireysel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına veya hukukun evrensel ilkelerinin dışına çıkılmasına yol açabileceği için hukuk devleti ilkeleriyle çatışabilir. Güncel siyasette de sıkça tartışılan ve zaman zaman İttihatçılık gibi tarihsel miraslarla ilişkilendirilen bir doktrindir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmayı Bülent Kuşoğlu'nun “Devletin Aklı’ndan yola çıkarak bir röportajda anlattıkları, ne yazık ki muhalefet partisi adına anlattıkları “cuk” diye yerli yerine oturmuyor.
Neden oturmuyor?
Muhalefet partisini temsil ediyorsan, iktidara mal edilen görüşleri, ince delikli bir süzgeçten geçirmeli ve içini alternatif parti olarak başa geçeceğini düşünerek doldurmalısınız.
Yoksa otokrat eğilimlere sahip iktidar partisine payanda olmak durumundan kurtulamazsınız.
Nitekim, Kuşoğlu’nun sözlerini değerlendiren CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, doğru değerlendirme çizgisinde size meydan okur. Bu meydan okumanın altında kalırsınız.
MONARŞİNİN TARIFİ Mİ?
CHP Lideri Özgür Özel, Kuşoğlu'nun sözlerinin ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye tasvirine benzediğini savundu ve "Monarşi tarif ediyorlar" dedi ve devam etti;
"Derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarif eden, orada bir göreve talip olan yaklaşımı tarihî bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Ondan sonra monarşi tarif ediyorlar. İşte Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye bir başka tarifin de peşinden gidiyor."
Bu arada, Kuşoğlu'nun sözlerinin Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin düşüncelerini yansıtıp yansıtmadığı tartışılırken, Kılıçdaroğlu’nun da süreçle ilgili yaptığı konuşmalarında "devlet aklı" vurgusuna yer vermesi de dikkatlerden kaçmamıştı.
Mutlak Butlan’la iyice karmaşıklaşan siyasi arena, CHP’nin yeniden Kurultay’a gitmesiyle sadeleşir mi?
Bu sorunun cevabı şimdilik yok. Peki ne var?
Bütün partiler ister istemez demokrasi depreminden etkilenecektir. Bu kaçınılmaz…






















