“FAKİRLİK, BAZEN AVANTAJ OLUR!”
ABD- İsrail- İran savaşları sürerken, maliyetler de yükseliyor. Sadece orta doğu ülkeleri değil, tüm dünya fırlayan enerji fiyatları nedeniyle bu kaotik durumla nasıl baş edileceğine yönelik senaryoları tartışıyor.
Yer kürede savaşlar dışında farklı gelişmeler de oluyor tabii ki.. Hayat devam ediyor.
Sizleri bu karamsar manzaralardan çıkarıp olumlu bir atmosfere taşımak istiyorum.
Prof. Dr. Ali Beba’yı çok uzun süredir tanırım.
Çok yönlü, çok çalışkan ve hayata anlam katmak için hep “Acaba daha neler yapabilirim?” diye düşünen birisi oldu. 40 yıl boyunca hem akademik kariyerinde adım adım yükselirken hem de özel sektör ve sivil toplum alanlarında da durmadan ön aldı.
Hiç kolay değildi böylesine dolu dolu yaşamak. Ne var ki, o zamanla yarışmayı ve üretken olmayı seviyordu.
Çok farklı birçok önemli projenin içerisinde yer aldı.
Kendisiyle son kitabı “Sustuğun Yerden Başlamak” hakkında sohbet ederken, “Ailemle 7 yaşındayken, Üsküp Kosgivar’dan Türkiye’ye geldiğimizde ‘Fukara Muhacirler’ idik. Hiçbir şeyimiz yoktu. Devlet bize sahip çıktı” dedi.
Çok sayıda iş ve kişisel gelişim kitabını okuduğum Beba, bu son kitabında kendi hayatını anlatmayı seçti. Bunun nedeni de çocukluk yaşlarından bu yana fazla bilinmeyen yaşama öyküsünü ifade etme, kendi kitabını yazma dürtüsüydü. Şimdi sırası gelmişti.
Bilirim bunu. Düşüncelerini, bilinmeyenlerini anlatma haline getirme dürtüsünü.
“Ortaya Karışık İşler” adıyla yazdığım ilk kitabımda ne çok yaşamıştım o duyguyu. Gerçi benim kitap özel bir biyografi değildi, daha onu yazamadım.
Hala o yük içimde. Bir gün yazacağım Ali Beba gibi.
O’na soruyorum; Neden kitabın adı Sustuğun Yerden Başlamak?..
Şu cevabı veriyor hemen; Dedim ya, fakir muhacirlerdik. Türkiye’ye geldiğimizde Türkçeyi, farklı bir lehçe ile konuştuğum için çevremde alay konusu oluyordum. O zaman da susuyordum hep. 3 ay öyle geçti ilk başlarda. Bunu kendi kendime çözdüm. “
O küçük çocuk, çevresine kırılırken, bir yandan da içsel duygularını algılama yeteneğini geliştirir ve etrafı, insanları dikkatle gözlemler. Ve sonuçta zihnini engelleyen meseleyi kendi kendisine çözer.
Hani derler ya, engelleri aşarsan daha da güçlenirsin. Gördüğü bir rüyadan çok etkilenir. O rüya, Türkçe konuşma sorununu çözmüş ve Çocuk Ali, gereken dersi çıkarmıştır. Yoluna azimle devam etme gücü vermiştir.
Beba, kitabına o yüzden Sustuğun Yerden Başlamak adını uygun bulmuş.
Alihan ve Alican adlı iki delikanlı oğlu bulunan Beba,çocuklarının da teşvikini almış. Özellikle Alican, “Baba senin yaşam hikayeni duymak istiyorum” demiş…
Eşi Ümran Beba ise teşvik ve destek yanında, kitabın son bölümünü de yazarak katkıda bulunmuş..
Aile, şu anda ABD’de New York’ta yaşıyor. Kitap için sık sık Türkiye’ye geliyor Ali Beba.
ÇOCUK İŞÇİLİKTEN ZİRVEYE…
Kitabı bir yıla yakın zamanda yazan Beba, aslında bir yandan da kendi benliğini sorgularken, bir yandan da kilometre taşlarını nasıl döşediğini de irdeliyor.
“Ne ararsan kendinde ara” sözünü çok severim. Bu cümle insanı doğru yola götürür.
Çocukluk ve zorlu eğitim yıllarında çektiği sıkıntıları, “Aslında fakirlik benim için avantaj oldu” şeklinde olumlarken, yüksek öğrenimini yaptığı ODTÜ’de kişiliğini daha da geliştirir ve hayata tüm azmiyle meydan okur. Ardından ABD’nin Tulsa Üniversitesi’ne gidip doktorasını tamamlar. Profesörlük ünvanını ise Yıldız Teknik Üniversitesi’nde alır.
Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı bünyesinde de bilim danışmanlığı yaparak dünya çapında enerji modelleri tasarlayan Beba, P&G gibi uluslararası şirket ve kurumlarda yöneticilikler yapan Beba, sivil toplum çalışmalarını da paralel yürütür.
Mesela, “10 bin Kadın Girişimci Programı”nı başlatarak toplumsal cinsiyet eşitliği anlamında iş dünyasına örnek olan Beba, hayatını “Öğren, Kazan ve Geri Ver” felsefesi üzerine kurduğu için genç nesillere de bu felsefeyi aşılamaya çabaladı.
2018’de yine önemli bir deneyime girişen Beba, eşi Ümran Beba ile New York’ta “Beba İnovasyon ve Girişimcilik Vakfı”nı kurarak yenilikçi düşünceleri yaygınlaştırmak ve girişimcilik kültürünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Bireylerin tutkularını somut iş fikirlerine dönüştürülmesi için eğitim ve gelişim programlarını hayata geçiren Beba Vakfı, amaç doğrultusunda uygulamalı atölyeler, mentorluk ve koçluk, ilham buluşmaları, networking etkinlikleri, topluluk temelli erişim çalışmaları ve iş fikri yarışmaları düzenliyor. Teknoloji, inovasyon, dijital beceriler ve iş planlama gibi alanlarda farkındalık ve yetkinlik kazandırmayı hedefleyen bu faaliyetler sayesinde katılımcılar, problem çözme, takım çalışması, liderlik ve sürdürülebilir değer yaratma gibi girişimcilik için kritik beceriler kazandırıyor.
HAYAT YOLCULUĞU STRATEJİSİ..
Başarı hikayeleri öyle göründüğü gibi tesadüf değildir.
Hayat yolculuğu da yaşadıkça strateji ister.
Bunu bir kavram olarak kitabında ince ince anlatan Beba, bakın neler söylüyor;
“Hayat yolculuğu stratejisi” gerçekten de ciddi bir planlama işidir. İnsan, yaşamı boyunca iç sesini farklı deneyimlerin içinde duyar; ancak yolculuk sürerken çoğu zaman bu sesi rasyonel bir plana dönüştüremez. Çünkü deneyim yaşanırken farkındalık parçalıdır; anlam ise geriye dönüp bakıldığında bütünleşir.
Zaman ilerledikçe kişi, karşılaştığı olayları, aldığı kararları ve iç dünyasında yankılanan sesleri daha bilinçli bir süzgeçten geçirmeye başlar. Belirli bir olgunluk aşamasına ulaştığında, geçmişte duyduğu o içsel çağrıların sentezini yapabilir. İşte tam bu noktada hayat, rastlantısal bir akış olmaktan çıkar; bilinçli bir yönelim kazanır.
Dolayısıyla hayat yolculuğu, anlık tepkilerle değil; deneyimlerin içselleştirilmesi ve bu deneyimlerden çıkarılan derslerin sistemli bir biçimde bir araya getirilmesiyle şekillenir. Strateji, yalnızca geleceğe dair hedef koymak değil; geçmişin seslerini doğru okumak ve onları anlamlı bir bütün hâline getirebilmektir. Sonuçta hayat yolculuğu, ancak bu bilinçli sentez ve planlama süreciyle gerçek anlamda vücut bulur.”
Liderlik ise her şeyden önce insanın kendi iç dünyasını tanıması, düzenlemesi ve gelişime açık tutmasıyla başlar. Kendi duygularını, zaaflarını, güçlü yönlerini ve değerlerini anlamayan birinin başkalarına yön vermesi mümkün değildir. İçsel farkındalık, liderliğin temelidir. Güçlü ve bilinçli olmak ise ancak tevazu ile anlam kazanır.
Gerçek güç, yüksek sesle konuşmakta değil; gerektiğinde susabilmekte ve dikkatle dinleyebilmekte saklıdır. İyi bir lider, yalnızca konuşan değil; en çok dinleyen kişidir. Çünkü dinlemek, hem öğrenmenin hem de güven inşa etmenin ön koşuludur.
Ali Beba’nın kitabından önemli alıntıları sizlere aktardım. Hayat yolculuğuna çıkanlara bu alıntılar hem düşündürecek hem de uygulama olanağı verecek.
Başarıların anahtarı artık sizde…






















