HAKARET SUÇU VE AYRICALIK
Okurum e posta atıp sormuş: “Hakaret suçunda hapis yatmamak için öncelikli olarak uzlaştırma ve ön ödeme mekanizmalarından yararlanılması gerekir. Yasal düzenlemeler kapsamında, suçun uzlaşma veya ön ödeme yoluyla çözülmesi durumunda sanık adli para cezası ödeyerek veya uzlaşarak hapis cezası almadan dosyayı kapatabilmektedir. ANCAK kamu görevlisine karşı işlenmiş ise, bu mümkün olmamaktadır. Ülkemizde de kamu görevlisine hakaret işini abarttılar. Özellikle Gazeteciler ve sosyal medyada eleştiri yapanlar da bu kapsama alınıyorlar ve ciddi hapis cezaları ile karşı karşıya kalıyorlar. Ülkemizde çok alanda dokunulmazlık zırhı var. Özellikle memur suçlarında 4483 diye bir yasa var, suç işlese dahi kurumu izin vermez ise yargılayamıyorsunuz. Kamu görevlileri bu kapsamda. Vatandaşın böyle bir koruma zırhı yok. Madem kamu görevlisine hakareti ayrı değerlendiriyor onlara bir koruma statüsü veriyorsunuz, o zaman onların yaptığı yanlış işlerde onları korumayınız. Bu korumacı, ayrımcı sistemi nasıl düzelteceğiz, adaleti adil hale getireceğiz, ayrıca hakaretin kamu görevlisi sivili diye ayrımı nasıl kaldırıp eşitleyeceğiz?”
****
Dile getirdiğiniz eleştiriler, hukuk devleti, eşitlik ilkesi ve ifade özgürlüğü bağlamında Türkiye'de hukukçuların, akademisyenlerin ve sivil toplumun uzun yıllardır tartıştığı en hassas ve kronik sorunlardan birine parmak basıyor.
Vatandaş ile kamu görevlisi arasındaki ceza ve yargılama usulü asimetrisi, toplumda haklı bir adalet ve "ayrıcalık" duygusu yaratıyor. Bahsettiğiniz iki ana aksı (kamu görevlisine hakaret ve memur yargılama izni) eşitlemek ve sistemi daha adil hale getirmek için hukuk sisteminde yapılması gereken köklü reformları şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
1. Hakaret Suçunda "Kamu Görevlisi" Ayrıcalığının Kaldırılması
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125/3-a maddesi, hakaretin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesini suçun nitelikli hali sayıyor, alt sınırı 1 yıldan başlatıyor ve bu durumu şikâyete tabi olmaktan çıkarıp kamu davasına dönüştürüyor. Bu da uzlaştırma yolunu kapatıyor.
Nasıl Düzeltilir?
- Eşitleme ve Şikâyete Tabi Kılma: Yapılacak bir kanun değişikliğiyle, hakaret suçunun kamu görevlisine karşı işlenmesi durumundaki nitelikli hali tamamen kaldırılabilir veya bu suç da şikâyete ve uzlaştırmaya tabi hale getirilebilir. Bir devlet memuru veya siyasetçi, hakarete uğradığını düşünüyorsa normal bir vatandaş gibi şikâyetçi olmalı ve süreç uzlaştırma bürosuna gitmelidir.
- AİHM İçtihatlarının Uygulanması: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamu görevlilerinin ve özellikle siyasetçilerin, sivil vatandaşlara göre eleştiriye daha fazla katlanması gerektiğini belirtir. İç hukukun bu içtihatla tam uyumlu hale getirilmesi, "eleştiri" ile "hakaret" arasındaki çizginin savcılar ve hâkimler tarafından daha geniş yorumlanmasını sağlayacaktır.
2. 4483 Sayılı Kanun (Memur Zırhı) ve Yargılama Ayrıcalığının Sonu
Bahsettiğiniz 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda soruşturma açılmasını amirin (kurumun) iznine bağlar. Bu durum, kamu görevlilerinin adli suçlarda dahi bir nevi "koruma zırhına" sahip olmasına yol açar.
Nasıl Düzeltilir?
- İzin Sisteminin Kaldırılması veya Daraltılması: Temel kural, herkesin yargı önünde eşit olmasıdır. 4483 sayılı kanun tamamen yürürlükten kaldırılarak, kamu görevlilerinin görev suçlarında da savcıların doğrudan soruşturma açabilmesinin önü açılmalıdır.
- Keyfi Korumanın Önlenmesi: Eğer sistem tamamen kaldırılmayacaksa bile; rüşvet, irtikâp, görevi kötüye kullanma, işkence veya vatandaşa yönelik hakaret/şiddet gibi durumlarda izin şartı mutlak surette devre dışı bırakılmalıdır. İzin verilmediği takdirde yapılan itirazların (İdare Mahkemelerine yapılan itirazlar) yargı denetimi hızlandırılmalı ve şeffaflaştırılmalıdır.
3. İfade Özgürlüğü ve Sosyal Medya Sınırlarının Yeniden Çizilmesi
Özellikle gazetecilerin ve sosyal medya kullanıcılarının kamu görevlilerini (bakanlar, bürokratlar, belediye başkanları vb.) eleştirmesinin "kamu görevlisine hakaret" veya "Cumhurbaşkanına hakaret (TCK 299)" kapsamında değerlendirilmesi, sistemin en çok tıkanan damarıdır.
Nasıl Düzeltilir?
- Tazminat Hukukuna Geçiş: Batı demokrasilerinde hakaret, genellikle bir "hapis cezası" konusu (ceza hukuku) değil, bir "tazminat" konusudur (borçlar hukuku). Hakaret suçunun tamamen ceza kanunundan çıkarılması veya hapis cezasının (sembolik adli para cezaları hariç) tamamen mevzuattan silinmesi, eleştiri ortamını özgürleştirecektir.
- Yargı Bağımsızlığının Sağlanması: Kanunlar ne kadar mükemmel olursa olsun, uygulayıcılar (savcı ve hâkimler) kendilerini güvende hissetmedikçe kamu görevlilerini koruma refleksinden vazgeçemezler. Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yürütmeden tamamen bağımsız hale getirilmesi, kamu görevlilerinin karıştığı suçlarda "tarafsız" kararlar verilmesinin ön şartıdır.
Özetleyecek olursam; Adaleti adil hale getirmenin yolu; devletin vatandaşını kamu görevlisine karşı koruduğu değil, hukukun herkesi eşit koruduğu bir düzene geçmektir. Bu da TCK 125'teki ayrıcalıkların budanması, TCK 299'un (Cumhurbaşkanına hakaret) AİHM kararları doğrultusunda revize edilmesi veya kaldırılması ve 4483 sayılı "koruma zırhı" kanununun tasfiye edilmesiyle mümkündür.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















