HERKES GAZETECİ

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, önüne gelen herkes Gazeteci olmuş durumda.
Oysa Gazetecilik öyle sanıldığı kadar kolay ve basit bir iş değildir.
Gazeteciler, yaptıkları iş gereği devletten değil, halktan yana olmak zorundadırlar.
Örgütlü, üstelik de zor kullanma hakkı olan devletin karşısında birey zaten güçsüzdür.
Bunun içinde DÖRDÜNCÜ KUVVET olarak bilinen (Yasama – Yürütme- Yargı’dan sonra) asıl görevi devletin halka karşı olan uygulamalarını deşifre ederek, bireylerin haklarını korumaya yardımcı olmaktır.
Bunu sağlamanın tek yol ise, olabildiğince objektif haber vermektir.
Objektif haber verebilmek içinde özgür bir kafa yapısına sahip olmak gerekiyor.
Ramazan ayını idrak ediyoruz.
İftar çadırları, sofraları basına servis ediliyor.
Dün bir kanalda Bakanların iftar sofrasında oturuşları, önlerindeki sofra, arkalarındaki asılı afiş konu edilerek hükümete ve iktidara veryansın eleştiri yapılıyor idi.
Şaştım.
Niye şaştım?
Çünkü tencere dibin kara, benimki senden kara hesabı, bu siyasilerin ve bizi yönetmeye talip olanların hepsi aynı.
Eleştirirler, ama kendilerini görmezler.
Solcusu da böyle, sağcısı da böyle…
Hiç lafı uzatmaya, kıvırtmaya gerek yok.
İşlerine geldiği gibi devletin imkân ve olanaklarını kullanmayı çok çok iyi bilen ve bunu da halk için yapıyormuş gibi gösterenlerin sayısı gittikçe artıyor.
O bakanların sofralarını ve arkalarındaki afişi eleştirenler, kendi mensubu oldukları partinin belediye başkanlarının yaptıklarını görmüyorlar.
İhale açıp, RAMAZAN KOLİSİ, GIDA YARDIMI adı altında bizlerin paraları ile milyonlar harcayıp Ramazan paketleri yapıyorlar. Hem koli üstünde, hem içinde verilen malzemelerin üzerinde ilgili belediye ve belediye başkanının adı yazıyor, resmi var. Onları eleştirenler, bunları görmüyor. Bunlar ne yapıyor? Senin benim paramla reklam yapmıyorlar mı? Nerede kaldı hayır hasenat? Ramazan ayının kutsiyetine gölge düşürenler utanmadan birde eleştiri yapıyorlar.
Toplu iftar yemekleri veriliyor. Bunların paraları da bizim sırtımızdan çıkıyor. Kamu kaynakları yani. İhale ile doğrudan temin ile alım yapıyorlar, milyonlar harcayıp, vatandaşa iftar masaları kuruyorlar. Onbinler yiyor. Bakın her yerde ilgili belediye başkanının resmi, ismi, imzası var.
Hayırdır?!
Kendi cebinden mi yapıyorsun?
Kamunun kaynağı ile kendi reklamını niye yapıyorsun diyen yok. Diyene de kulp takan çok.
Hani bir türkü var. “Bahçelerde mor meni, verem ettin sen beni” diye…
İşte bunlar bize bu türküyü şöyle söyletir oldular:
“Bahçelerde mor meni, ahlaksızlıklarınızla verem ettiniz siz beni”
GÜNÜN SÖZLERİNE GELİYORUM:
Gönlünü indir, garazını indir ama bayrağını indirme.
Bıyık kes, kurban kes ama baş kesme.
Kumaş kes, meyve kes, tırnak kes ama ağaç kesme.
Zekât ver, can ver ama VATANI VERME!
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.
Baki Selam ve Dua ile.




















