İMAN ve İSTİKBALİMİZ
İman ile zulüm bir arada bulunmaz.
Zulmün her çeşidine karşı tavır almayan, her zalime sıkılı yumruk, haykıran güç olmayanlar bir cemiyetin en şahsiyetsiz kitlesidir.
İman edip de imanlarına zulüm katmayanlar, işte emniyet, güven onlar içindir.
Hidayete doğru yolda giden de onlardır. (En-am süresi 82) mealindeki ayet nazil olunca, Ashaptan, “hangimiz nefsine zulmetmiştir” dediler.
Bunun üzerine, Allah’a şerik ortak edinmek şüphesizdir ki büyük bir zulümdür. (Lokman,13) mealindeki ayet nazil olmuştur.
Resulullah efendimizin “beni kocattı” buyurduğu Hud süresinin 112. Ayet-i kerimesinde yüce Rabbimiz, şanslı elçisinin şahsında bütün insanlara rızasına erdirecek rotayı çiziyor.
“Ey kerem sahibi Resulüm! Allah tarafından emrolundugun yol üzere dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de seninle beraber dosdoğru olsunlar. Allah’ın çizdiği yolun dışına çıkmayın. Zira Allah’ü Teala sizin yaptıklarınızı görür ve bilir.”
Dosdoğru olmanın icaplarından biriside zalimlere meyletmemektedir. Çünkü cenab-ı Allah, yukarıdaki ayetin arkasından mealen hemen şöyle buyuruyor:
“Siz zalimlere meyletmeyin, onlara yönelmeyin, uymayın ki ateş size dokunmasın. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Bunun içindir ki, zalimlere meylettikten sonra hiçbir kimse tarafından yardım göremezsiniz.”
Zalimlere boyun bükenlerden olmayacağımız gibi onların arasında da bulunmayacağız.
Kendisine zulüm eden kafirlerin helak edilmesini görmek isteyen Resulullah’a , Rabbimiz, “Ya Rabbi, beni zalim kavim (Millet topluluk) içinde bırakma. Beraber bulundurma” demekle zalimlerle bulunmamamızı buyurmuştur. (Müminun 94)
Ülkücü zihniyetin nihai hedefi hakkın nizamını tesis etmek olduğu için, küfre karşı vermiş olduğumuz mücadelede geri adım atmak düşünülemez.
Allah’a ve Resulüne tam manasıyla teslim olmuş olan kalbimizde batıla yer yoktur.
İhanete, gaflete, şüpheye, zulme yer yoktur.
Bu yüzden gün gelecek istikbal, zulmü alkışlamayan, zalimi asla sevmeyen, ülkücülerin olacaktır.
Endişe etmeyin, müjdeyi veren Rabbimizdir.
Baki selam ve dua ile.


















