Karanfilim ek beni, tut dalımdan sök beni!!!
Haftayı devirdik, yine bir Pazar günü ve çoğunuz huzursuz ve sıkıntılısınız.
İnsanın içinden gelen ve yanaklarından süzülen, hayattan ve yaşamdan keyif almama ve hiç kimse ile konuşmak istememe haline SIKINTI denir.
Bu hal insanda devam ettikçe sırasıyla, manik depresif davranışlar, paranoya ve ileri düzeyde şizofreniye bırakabilir.
İşte yazı, sıkıntıdan doğan bir şeydir!
Şey, mercimekten doğan bir şey değildir (!)
Demek ki sıkıntı yararlıdır.
İnsanın gazı var ise ya tuvalete gitmeli, yada poposunu yavaşça yukarı kaldırıp etraftaki havayı dağıtmalıdır.
İnsan buna benzer bir şeydir.
Tuhaf saplantıları, bir burnu, bir ağzı, iki gözü, birkaç değişik yüzü vardır.
İnsanları olduğu gibi kabul edeceksiniz.
Edemiyor iseniz, siyaset sahnesinden çekileceksiniz.
2000 yılı başta olmak üzere sonrasındaki her yılda belki üç beş kez kaleme alıp dillendirdiğim, ülkemizin önemli olan ve başına bela olan üç büyük sorunu mevcut.
Enflasyon.
Yolsuzluk.
İşsizlik.
Bu üç ana sorunu çözer isek, ülkemizin birçok sorunu kendiliğinden çözülecektir.
Bunun için sağlam bir irade, çelik gibi bir sinir yapısı, istikrarlı bir mücadele şarttır.
Hiçbir şekilde, siyasi parti ayrımı yapmadan, herkesin ve her kesimin bu işi canı gönülden istemesi, toplumun düzelmesi ve daha da kirlenmesinin önüne geçecektir.
Bizim ülkemiz ve devletimiz her şeyin iyisine ve güzeline layıktır.
Bu devlet var ise bizler varız, yok ise yokuz!
Bunun bilincinde olarak el ele tutuşup, aklımızla yüreğimizin harcını birbirine katarak meseleleri çözmemiz elzemdir.
İsrafın önünü kesmek zorundayız.
Birimiz değil, hepimiz.
Devlet Savunma, (TSK – Emniyet ) dışında kamu kurum ve kuruluşlarında yerli araçlara dönmeli, Devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı hariç lüks ve şaşalı makam odalarından vazgeçmeli, Valiler, İl müdürleri buna özen göstermelidir.
Yıl geçmiyor, tefrişatını, mefruşatını, mobilyasını değiştiren makam sahipleri var.
Bunlar denetlenmeli ve engellenmelidir.
Harcanan para tüysüz yetimlerin ve şehitlerimizin hakkının olduğu beytülmaldır.
Tüm kamu kurum kuruluşlarının ihale suretiyle almış oldukları mefruşat, tefrişat, mobilya ve dekorasyon işleri sıkı kontrol edilmelidir.
Kiralama suretiyle de olsa araçların takibi, sıkı şekilde yapılmalı, üzerlerinde hangi kuruma ait ise logo bulunmalı, resmi hizmete mahsus yazmalıdır.
Çalışanlardan kesilen vergiler kadar iş yapan üreten, zengin kesimden de eşit, hakça ve adil bir şekilde vergilendirme yapılmalıdır.
Vergide adalet ve eşitlik yakalanmalıdır.
Ücrette adalet ve hakkaniyet yakalanmalıdır.
Üretilen ürünün üretildiği yerden tüketiciye sunulan yere kadar ki olan tüm iş ve işlemleri sıkı denetlenmeli, fiyatların uçuşunun önüne geçilmelidir.
Bunun için ise herkes, her kesim, her makamda oturan, yetki ve sorumluluk sahibi kişiler dikkatli, özenli olmalı, hareket ve davranışıyla, yaşamıyla örnek olmalıdır.
Yoksa sen ver nasihatı, kendin uyma o nasihate…
Yani, Karanfilim ek beni, tut dalımdan sök beni!!!
Lütfen artık uyanalım, kendimize gelelim, kaynakları hor ve naçar kullanmayalım, israfı bitirelim.