Koltuğa yapışmış başkanlar..
70 ile 80 yaş arası oda ve borsa başkanları, sendika başkanları mevcut. Ve bu kişiler neredeyse 25- 30- 40 yıldır başkanlar. Hiç değişim olmuyor. Bir bakıyorsunuz aynı kişi birden fazla yerde de görev yapıyor.
Bu durum, Türkiye'de sivil toplum kuruluşları, odalar, borsalar ve sendikalar özelinde yıllardır en çok tartışılan, adeta kronikleşmiş yapısal sorunlardan biri. Koltuğa bir oturanın bir daha kalkmadığı, adeta "ömür boyu başkanlık" sistemine dönen bu tablo, gençleşmeyi ve yenilenmeyi engellediği gibi kurumların hantallaşmasına da yol açıyor.
Bu sistemin neden değişmediğini ve nasıl düzelebileceğini birkaç temel başlıkta ele alabiliriz:
1. Sistem Neden Değişmiyor? (Mevcut Kısır Döngü)
Delege Sistemi Gücü: Başkanlar, kendilerini seçecek olan delege yapısını yıllar içinde titizlikle inşa ederler. Muhalif seslerin delege olmasını engelleyen, sadık üyelerden oluşan bu kapalı devre sistem, dışarıdan bir adayın kazanmasını neredeyse imkânsız hale getirir.
Maddi ve Sosyal Güç: Bu makamlar sadece unvan değil; ciddi bütçeler, geniş bir network, koruma kalkanı ve prestij sağlar. Bu gücü elde eden kişi, kolay kolay bırakmak istemez.
Çoklu Koltuk Düzeni: Mevzuat boşlukları sayesinde, bir kişi aynı anda hem bir odanın başkanı, hem bir vakfın yönetim kurulu üyesi, hem de bir üst birliğin yöneticisi olabiliyor. Bu da gücün tek elde toplanmasını katmerliyor.
2. Bu Sistem Nasıl Düzelecek? (Çözüm Yolları)
Bu köhne yapının değişmesi ne yazık ki sadece "başkanların insafına" bırakılarak çözülemez. Radikal ve yasal adımlar atılması şarttır.
Yasal Düzenleme (Dönem Sınırı)
En kesin ve kestirme çözüm, yasama organı (TBMM) tarafından getirilecek kesin dönem sınırıdır.
Öneri: Bir kişi en fazla 2 dönem (veya toplamda 8-10 yıl) başkanlık yapabilmeli, sonrasında adaylığı yasa gereği engellenmelidir.
Geçmiş Deneyim: Geçmişte TOBB ve bazı odalar için 2 dönem sınırı getirilmişti ancak Anayasa Mahkemesi tarafından (mülkiyet ve seçilme hakkı gibi gerekçelerle) iptal edilmişti. Bu durumun hukuki altyapısı, anayasal engellere takılmayacak şekilde yeniden formüle edilmelidir.
Delege Sisteminin Demokratikleştirilmesi
Mevcut delege sistemi, "seçenlerin seçildiği" bir tiyatroya dönüşmüş durumda.
Odalar ve sendikalarda seçimlerin doğrudan üyelerin oylarıyla (nispi temsil veya çarşaf liste ile) yapılması sağlanmalıdır.
Her üyenin oyu doğrudan başkanı belirlemede etkili olursa, delege ağalığı sistemi çöker.
Çoklu Görev Yasağı
Aynı kişinin birden fazla kurumda (oda, borsa, birlik, vakıf, federasyon) eş zamanlı olarak yönetim kurulu başkanı veya üyesi olması yasal olarak yasaklanmalıdır. Bir kişi sadece bir kuruma odaklanmalı, böylece koltuklar farklı isimlere açılmalıdır.
Şeffaflık ve Mali Denetim
Bu kurumların bütçeleri, harcamaları, altlarındaki makam araçları ve huzur hakları (maaşları) kamuoyuna ve üyelerine tamamen açık (şeffaf) olmalıdır. Ekonomik rantiye cazibesi azaldığında, o koltuklar için verilen kavgalar da azalacaktır.
Özetle; Bu durum bir zihniyet değişimiyle değil, ancak sert ve tavizsiz bir yasal reformla düzelir. Siyaset kurumu (iktidarı ve muhalefetiyle) bu yapıların oy potansiyelinden ve gücünden çekinmeyi bırakıp, yasayı önlerine koymadığı sürece bu "koltuk sevdası" nesiller boyu devam eder.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı






















