MAKAM, MEVKİ, ÖYLE Mİ?-1-

Ben 43 yılı doldurdum, 44 den yol aldım, GAZETECİLİK mesleğimi icra ediyorum. Ne makam ve mevki sahipleri gördüm, neler yaşadım, neler oldu ve onların sonlarını da gördüm, elhamdülillah. Elindeki güç ile mezalim yapanı, haksızlık yapanı, çalanı, çırpanı, çalana çırpana göz yumanı da gördüm, VALLAHİ BİLLAHİ sonunu da gördüm. Benim gördüklerim ne ilk, ne son olacaktır….Bu yazımı, makalemi, kısım kısım size sunacağım. Bu yüzden başlığına numara koyuyorum. 1- 2- 3 diye. Okumanız dileği ile.
Bu dünyada makam mevki sahibiyiz, Dinimiz İslam’a göre ölüm sonrası öte tarafta makam ve mevki neye göre olacak hiç düşündük mü? Yâda bugünün sahibi olan ALLAH’ın yarınlarda bize ne yazdığını düşündük mü?
Dünya hayatındaki rütbeler, unvanlar ve kartvizitler maalesef ALLAH’IN "gümrüğünden" geçmiyor. İslam inancına göre ölüm anı, dünyevi hiyerarşinin sıfırlandığı ve yepyeni bir ölçü biriminin devreye girdiği yerdir. Öte tarafta makam ve mevkii belirleyen temel kriterler şunlardır:
1. Takva (Gönül Zenginliği ve Sorumluluk Bilinci)
Kur'an-ı Kerim'de bu durum net bir şekilde ifade edilir: "Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât, 13). Ahiretteki rütbeniz; ne kadar maaş aldığınıza veya kaç kişiye emir verdiğinize değil, haramlardan ne kadar kaçındığınıza ve Allah ile olan bağınızın derinliğine göre belirlenir.
2. Adalet ve Emanet Bilinci
Dünyadaki makamınız aslında ahiretteki konumunuzu belirlemek için size verilmiş bir "soru kâğıdı" gibidir.
- Emriniz altındakilere nasıl davrandınız?
- Gücü kendi çıkarınız için mi yoksa kamu yararı için mi kullandınız? Hadis-i şeriflere göre, adil devlet idarecileri ve yöneticiler kıyamet günü özel bir himaye göreceklerdir. Yani dünyadaki makam, eğer adaletle taçlandırıldıysa, orada yüksek bir dereceye vesile olabilir.
3. Salih Amel ve Faydalı İzler
Öte tarafta "kim olduğunuz" değil, "ne bıraktığınız" konuşulur.
- İlm-i Nafi: İnsanlığa faydalı bir bilgi veya teknoloji bıraktınız mı?
- Sadaka-i Cariye: İnsanların faydalanacağı kalıcı bir eser (okul, çeşme, vakıf) bıraktınız mı? Bu yatırımlar, siz öldükten sonra da ahiretteki makamınızın "terfi" almasını sağlar.
4. Niyetin Samimiyeti (İhlas)
Dünyada çok büyük işler yapmış görünebilirsiniz, ancak bu işleri "insanlar desinler" diye mi yoksa gerçekten Allah rızası için mi yaptınız? Ahiret terazisi, eylemin büyüklüğünden ziyade niyetin ağırlığına bakar.
Özetleyecek olursam: Dünyadaki makam bir elbisedir, ölümle birlikte çıkarılır. Ahiretteki makam ise bir karakterdir, ebediyen sizinle kalır. Dünyada "üst" olmak, ahirette "üst" olmayı garantilemez; ancak eldeki imkânları iyilik yolunda kullanarak orada en yüksek rütbelere talip olunabilir. "İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandır."
Bu dünyada makam ve mevki sahibi olup, adil davranmayan, haktan hukuktan şaşan, yetkisini kötüye kullanan, makam ve mevkiinin gücü ile zulüm edenlerle ilgili İslami sorumlulukların farkına varmayanların vay haline. Dünyevi bir güçle kuşanıp bu gücü adaletsizlik ve zulüm için bir kılıç gibi kullanmak, İslam ilahiyatında "emanete hıyanet" ve "karanlık bir akıbet" olarak nitelendirilir. İslam, otoriteyi bir üstünlük vesilesi değil, her zerresinin hesabı sorulacak ağır bir sorumluluk (vebal) olarak tanımlar. İşte adaletten sapan, yetkisini kötüye kullanan ve makam gücüyle zulmedenlerin manevi sorumluluklarını bakalım:
Emanete İhanet ve Mutlak Hesap Günü
İslam hukukunda makam ve mevki, kişiye mülk olarak değil, "emanet" olarak verilir. Hz. Peygamber (s.a.v.), "Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz" buyurarak, yönetici ve yetki sahibi olan herkesin bir nevi "gözetmen" olduğunu hatırlatır.
1. "Zulüm, Kıyamet Günü Karanlıktır"
Yetkisini kullanarak zayıfı ezen, hakkı gasp eden veya adam kayıran kimseler için Kur'an ve sünnetin uyarısı oldukça nettir. Zulüm (adaleti yerinden etmek), sadece bir suç değil, kişinin kendi ahiretini karartmasıdır. Hadis-i şerifte ifade edildiği üzere: "Zulüm, kıyamet gününde zifiri karanlıklar olacaktır." Dünyada makamın parıltısıyla gözleri kamaşanlar, o gün kendi elleriyle ördükleri bu karanlığın içinde kalacaklardır.
2. Kul Hakkı: Geçilmesi İmkânsız Baraj
İslam’ın en hassas olduğu nokta kul hakkıdır. Allah’ın kendi haklarını affedebileceği, ancak kul hakkını doğrudan hak sahibine bıraktığı belirtilir. Makamını kullanarak birinin rızkına engel olan, haksız ceza veren veya kamu malını (beytülmal) kendi çevresine peşkeş çeken yönetici, binlerce, hatta milyonlarca insanın hakkıyla mahşere gider. Bu, "müflis" (iflas eden) durumuna düşmenin en kısa yoludur; çünkü yaptığı tüm iyilikler, o haksızlığa uğrattığı kişilerin tazminatı olarak ellerinden alınacaktır.
3. Arş'ın Gölgesinden Mahrumiyet
İslam inancına göre kıyametin o dehşetli sıcağında yedi sınıf insan Allah’ın arşının gölgesinde serinleyecektir. Bu listenin en başında "Adil Devlet Başkanı/Yönetici" yer alır. Madalyonun tersinden bakıldığında; adil olmayan, yetkisini zulüm için kullanan yöneticiler bu özel himayeden mahrum kalacak ilk gruptur.
Yetki İstismarı ve Kamu Vicdanı
Makam sahiplerinin sadece bireylere karşı değil, topluma karşı da sorumlulukları vardır. "Haktan ve hukuktan şaşmak" sadece kâğıt üzerindeki bir usulsüzlük değildir:
- Liyakatsizlik: İşi ehline vermemek, o makamın gücünü liyakatsiz kişilere kullandırmak toplumsal bir çürümedir ve İslam bunu "kıyamet alameti" olarak görür.
- İltimas ve Rüşvet: Yetkisini maddi veya manevi menfaat karşılığı kullananlar için "Veren de alan da ateştedir" uyarısı, bu dünyadaki geçici kazanımın ebedi bir kayıp olduğunu hatırlatır.
Mazlumun Bedduası ve İlahi Adalet
İslam öğretisinde "Mazlumun bedduası ile Allah arasında perde yoktur." Makamın gücüyle susturulan, hakkı yenen veya zulme uğrayan kişinin ahı, dünyada o makam sahibini koruyan korumaları, zırhları ve hukuki boşlukları aşarak doğrudan ilahi iradeye ulaşır. Bu, ilahi adaletin "er ya da geç" ama mutlaka tecelli edeceğinin garantisidir.
Sonuç olarak: Geçici Sarhoşluktan Uyanış
Makam ve mevki, bir ateşten gömlektir. Onu adaletle giyen aziz, zulümle giyen ise zelil olur. İslam, güç sahiplerine şu sarsıcı gerçeği hatırlatır: "Mülk (Egemenlik) Allah'ındır." Bugün imza yetkisiyle insanları ezenler, yarın tüm yaptıklarının bir film şeridi gibi önüne döküleceği ve "Zerre kadar iyilik yapan karşılığını, zerre kadar kötülük yapan da cezasını görecektir" (Zilzal Suresi) ilkesinin işleyeceği büyük mahkemeye tabidirler.
Devam edecek....
Baki Selam ve Dua ile.























