MERKEZ BANKASI’NDA NELER OLUYOR?
Nisan ayını, kızımı görmek amacıyla geldiğim Kanada’da geçiriyorum.
Buraya gelmeden önce Tarih Vakfı’nın konuğu olan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay*’ı dinlemiştim.
Bizim Tepe’de yapılan özel toplantıda konuşan Akçay, Merkez Bankası’nın tarihçesini ve kriz dönemlerinde neler yaşandığını anlattıktan sonra sorularımızı yanıtlamıştı.
Bilgilendirme toplantısı olduğu için bizlere verdiği cevapları, “özel” diye yazmak istemedim.
Ne var ki, anlattıkları, parça parça haber niteliğinde verildi ve önemli tepkiler oluşturdu.
Bir teorisyen olarak Merkez Bankası’nda çalıştığı için elinden geleni yaptığını, bazı zamanlarda kendisini adeta “Çalışma Kampı”nda gibi hissettiğini ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı **Mehmet Şimşek**’in uyguladığı **“Dezenflasyonla Mücadele Programı”**nın Merkez Bankası ayağında makro çerçevede ihtiyat tedbirlerinin alınması anlamında ekibin yüksek performans gösterdiğine değindi ve sıkı para politikalarının devam etmesi gereğine de vurgu yaptı.
Faizlerin yükseltilmesini ve hatta şimdi de artırılması gereğini savunan **Akçay**’ın görüş ayrılığı nedeniyle emekli olmak istediğini tahmin ediyorum.
Akçay’ı sıkıntılı ve yorgun görmüştüm. 4 yıla yakın MB Başkan Yardımcılığı yaptığını, bu sürenin göreve gelmiş eski bazı başkanlardan daha fazla olduğunu hatırlatan Akçay, enflasyonu indirmek için neden reformlara gidilmediği konusunda fazla görüş belirtmemişti.
Yüzde 48’lere yükselen enflasyon için uygulanan politikaları savunan ve **“Bunlar yapılmasaydı, enflasyon yüzde 150’lere hatta 200’lere çıkardı”** diyen Akçay, eski Başkanı **Hafize Gaye Erkan**’ın ve onun çevresinin hatalarından da söz etti.

Akçay’ı beğenirsiniz veya beğenmezsiniz o başka bir konu.
Ancak Merkez Bankası’nın **üst düzey yönetiminde** belli ki, fiyat istikrarı ve enflasyonun nasıl düşürüleceği meselesinde enteresan gelişmeler olabilir.
Yeni atamalar gündeme gelebilir. Başkan **Fatih Karahan** ve ekibinin performansı ele alınabilir.
Hazine ve Maliye Bakanı **Mehmet Şimşek**’in gitmesini isteyen iktidara yakın medya dünyası harekete geçtiğine göre, her şey mümkün..
**Bunları yazmasaydım olmazdı..**
**CUMHUR REYONLARI ENFLASYONU DÜŞÜRÜR MÜ?**
Şimdi gelelim güncel ekonomik meselelere..
Savaşlar, tabii ki ülke ekonomilerini etkiliyor. Sadece petrol fiyatlarının artması değil, her alanda savaşın olası maliyetleri geleceği ipotek altına alıyor.
Aslında Türkiye, hazırlıksız yakalandı. Ekonomisini rayına oturtmadan, enflasyonu tek sayılara indiremeden, başta sanayi üretimi, genelde her türlü üretimi azalarak girdi 2026’ya..
Merkez Bankası eski baş ekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. **Hakan Kara**, bir grafikle perakende satış ve sanayi üretimine odaklı X’teki açıklamasında şöyle diyor: **“Bir süredir dış açık da enflasyon da arzu edilenden daha yüksek gerçekleşiyor. Az üretip çok tüketmenin doğal sonucu..”**
Grafikte perakende satış yani tüketim, açık ara tepelere tırmanırken sanayi üretimi 2022 Ocak ayından bu yana yatay seyirle aradaki **uçurumu** büyütmüş.. Tükettiğimiz kadar üretemediğimiz somut şekilde görülüyor..
Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı sabit ve az gelirli vatandaşı çaresiz bırakırken, açılması planlanan **“Cumhur reyonları”** ile Tarım Kredi kooperatifleri projesi, indirimler vaad ederek hayata geçirilecek. Öncelikle bu adın seçilmesi, Cumhurbaşkanı **Tayyip Erdoğan**’ın vatandaşı ne kadar da düşündüğü imajına yönelik gibi geliyor. Sorun yok, vatandaşı rahatlatacaksa herkes gidip alışveriş yapar ve yoksulluğunu ve yoksunluğunu gidermeye çalışır.
Bu marketler açılınca **satış fiyatlarını** da göreceğiz elbette. Gerçekten ne kadar ucuz olacak? Fiyatlar, asgari ücretli çalışanların ve emeklilerin hayatlarına ne kadar dokunacak?
Belirtildiğine göre toplam sayıları **55 bini** bulan Tarım Kredi marketlerinde ürünlerin fiyatlarının düşürülmesi için her marketin **yüzde 10 - 15’lik** kısmında **“Cumhur Reyonu”** bölümü yer alacak. Buralarda ürünler devlet tarafından sağlanacak. Eskiden bazı belediyeler, tanzim satışları düzenliyordu, biraz onu da hatırlatıyor proje...
Marketler, ürünleri devletin açtığı depolardan alacak ve **aracı zinciri** ortadan kalkacakmış. Şu da önemli; fiyatlar tüm ülkede **sabit** tutulacakmış. Buralarda vatandaşın en çok tükettiği un, bakliyat, temel sebzeler ve meyvelerle birlikte 100- 150 üründe **fiyat istikrarı sağlanması** amaçlanıyor.
Fiyat istikrarı, en çok Merkez Bankası’na ve dezenflasyonla mücadele programına da destek sağlar doğal olarak.
Cumhur reyonlarında ucuzluk olacaksa mesela; sebze ve meyve fiyatları kiloda **50 liranın altında** olabilecek mi?
Yine kuru fasülye, mercimek, nohut ve diğer bakliyat ürünlerinin fiyatları, şu andaki **“üç harfli”** ve bol şubeli marketlerin yarı fiyatına alınabilecek mi?
Peki et fiyatları nasıl ayarlanacak?
Bir kilo kıymanın fiyatı 800 – 1000 lira arasında piyasada. Cumhur reyonları 250 liraya satabilecek mi?
Sevgili annem fiyat uzmanıdır. Her markete gidip eve döndükçe filemdeki fiyatları hemen sorar, pahalı bulursa **“Aman kızım bu pahalılık çok fazla, o marketten bir daha bir şey alma..”** der bana.
**Annemi nasıl ikna edeceğim?**





















