Şüphe karşısında Müslüman
Delil akıl sahipleri içindir.
Gözünden kulağından kalbine yol gitmeyen ise hakikatle aklın çok uzağındadır.
Gözleri vardır ama görmezler, akılları vardır ama düşünmezler. Ona delil de kar etmez. Her delil onu yeni bir inkâra götürür.
Teslimiyet hayatın ve dinin özüdür.
Müslüman kendini niçin zincirlerinden kurtarıp şüphesiz bir şekilde Allah’a teslim olandır.
İmanın hakikatine ulaşmanın biricik yolu, her şeyi dinin esaslarına teslim olmuş akıl terazisinde ölçmekten geçer.
Kalp merkezdir. Hadise göre bütün uzuvların sultanı kalptir.
O bozulursa bütün uzuvlar bozulur.
Kalbin daralması, huzuru yitirmesi hep iman lezzetinden uzak olması sebebiyledir.
Önderimiz, “İslam görünen dini hareketlerle bilinirse de, iman kalbin işlerindendir” buyurarak KALP – İMAN – TESLİMİYET münasebetini işaret eder.
Nitekim bazı kalpler İMANIN ne demek olduğunu anlamazlar. (Araf 179)
İmanın ne demek olduğu tam olarak anlaşılmadığı zaman ise vesvese çarkı işlemeye başlar.
Vesvese ise şeytanın en büyük silahlarındandır.
Görmediğine, duymadığına, dokunmadığına inanmayan insanların kalplerinde işte hep bu kara nokta vardır.
Hakiki manada mümin olana vesvese nefesleri estiği zaman fark eder ve derhal teslim sığınağına girer.
Cenab-ı Allah ne emrediyorsa doğrudur ve O’nun şanlı elçisi her ne demişse mutlaka Allah tarafından denmiştir.
O, kendinden hevasından konuşmaz.
“Resulün her davranışında ilahi bir hikmet vardır.” İtikadına sarılır.
Bunun tersine olan her düşünce ve hareket şeytanın ordusuna bir nefer dahil etmekten ve insanın helakinden başka bir işe yaramaz.
Kulu, Allah’a ibadet etmekten alıkoyan, ibadet ederse acele ettirmekten zevk alan, günah işleyene günahı güzel gösteren, tövbeden uzaklaştıran zahidin zühtüne kibiri, abidin ibadetine riya’yı ulaştıran şeytan, ele geçirmek istediği insanı Allah’ın varlığı ve sıfatları konusunda şüpheye düşürmeye çalışır.
Allah konusunda sarsamadığı imanı başka tarafından yıkmaya gayret eder.
Hamd edenin hamdını işiten, rızkımızı veren, bize hidayetin yolunu gösteren, bizi yoktan var eden ve yine bir gün emanetini geri alacak ve tekrar bizi diriltecek olan Allah, bizi görmekte ve işitmektedir.
Yalnız O’na sığınır ve yalnız O’na güveniriz. O’nun gösterdiği yol dışında ne varsa batıldır ve şeytana aittir.
Allah’ım sen, sana inananları zelil etmezsin.
Bizi delalete düşmekten koru, imanımızı kuvvetlendirerek Müslümanca yaşat ve öldür.
Ve Müslüman zamanın Sıddık’ıdır.
Ölçüsü bellidir, Resulullah ne diyorsa doğrudur.
Unutmayalım, "İman ila zulüm bir arada bulunmaz... Zulmün her çeşidine karşı tavır almayan, her zalime sıkılı yumruk, haykıran güç olmayanlar bir cemiyetin en şahsiyetsiz kitlesidir"
Baki Selam ve Dua ile.


















