haberanaliz
Hilmi DULKADİR

Hilmi DULKADİR

Mail: hilmidulkadir@gmail.com

Toprak Deniz İnsan -XXVII-3-

Bu haftaki yazımızda, somut olmayan kültürel mirasımızın en masum, en canlı ve doğayla en iç içe halkası olan Geleneksel Çocuk Oyunları serimizin bu son bölümüyle devam ediyoruz:

Günümüz kent yaşamında dört duvar arasına hapsolan, ekranların pasif dünyasında topraktan ve yeşilden kopan çocukları düşündüğümüzde; geçmişin oyun kültürünü hatırlamak bir nostalji olmasa gerek. Konu, aynı zamanda hayati bir çevre ve kültür ihtiyacı olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira, Torosların eteklerinde, Akdeniz’in cömert coğrafyasında oynanan çocuk oyunları; taşın, toprağın, ağacın ve suyun birer oyun arkadaşına dönüştüğü kadim bir çevre bilgeliğidir.

Taşla, Toprakla ve Ağaçla Şekillenen Çocuk Folkloru-oyunları

Mersin ve çevresindeki köylerde yapılan halkbilim araştırmaları, çocuk oyunlarının doğrudan doğruya doğadan temin edilen malzemelerle şekillendiğini gösterir. Mersin'in Musalı Köyü'nde yürütülen saha çalışmasında Fahrettin Alişar; çocukların doğadaki ahşap, taş ve ipleri kullanarak nasıl zengin bir oyun dünyası kurduklarını kaydetmiştir. Alişar’ın derlediği "Hombur (Hota)" oyununda belirli bir noktaya taş dikilmekte, "Gıncırlak" oyununda ise yere çakılan sağlam bir kazık ile uzun bir ağaç gövdesi terazi gibi kullanılarak binek araçlarına dönüştürülmektedir. Yine Musalı’da oynanan "Çelik" oyununda kısa odun parçaları ve değnekler kullanılmakta, "Saysekmeci" oyununda ise düzgün bir taş parçasıyla toprak üzerine çizilen karelerde sekilmektedir (Alişar, 1990, s. 10-11).

Mut ve Anamur yörelerinde de durum farklı değildir. Mut folklorunu kaleme alan Doğan Atlay, yağışlı mevsimlerde toprağın nemlenmesiyle oynanan "Çivi" oyununu aktarırken; "İlkbahar ve Sonbahar gibi yağışlı mevsimlerde oynanır... Taşsız, rutubetli, düzgün bir zemin bulunur" diyerek doğa koşullarının oyunun zamanlamasını nasıl belirlediğini ortaya koyar (Atlay, 1990, s. 7). Anamur’da derleme yapan Çınar Arıkan ise "Cıngırtlak" oyununu anlatırken; "Cıngırtlak oyununu oynayabilmek için telefon direği uzunluğunda en az 20-25 cm. çapında bir ağaca ihtiyaç vardır. Bu ağaç genellikle köylerde, dağda çobanlar tarafından kesilmiş ağaçlardan temin edilir" ifadeleriyle doğal çevrenin oyun malzemesini bizzat sunduğunu belirtir. Ayrıca, Anamur'da kumluklarda oynanan "Çöp Gömmesi" veya çamurlu alanlarda ucu sivriltilmiş ağaçlarla oynanan "Çivi Çakması" gibi oyunlar, çocuğun dokunarak, hissederek ve doğanın elementleriyle bağ kurarak büyümesini sağlamıştır (Arıkan, 1992, s. 4-14).

Birlikte Oynama Kültürü ve Değişen Tekerlemeler

Çocuk oyunları fiziksel bir beceri olmakla kalmaz, aynı zamanda tekerlemeler ve sayışmacalarla zenginleşen bir dil ve toplumsallaşma alanıdır. Tarsus ve Çamlıyayla yöresindeki ebe çıkarma tekerlemelerini inceleyen Alişar; "Çıt pıt / Nereden geldin / Oradan çık" gibi kafiyeli söyleyişlerin çocuklardaki ritim duygusunu geliştirdiğini ifade eder (Alişar, 1992, s.9-10). Ancak zaman içinde kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel tekerlemelerin de kabuk değiştirdiği görülmektedir. Alişar’ın yabancı televizyon dizilerinin etkisini ele aldığı araştırmasında; dönemin popüler dizileri Dallas, Kara Şimşek ve Taş Devri karakterlerinin çocuk tekerlemelerinin içine nasıl sızdığı açıkça belgelenmiştir.

Öte yandan, Cahit Öztelli'nin Türk Folklor Araştırmaları dergisindeki tespitine göre; "Çocukların oyuna başlamadan ebe çıkarma için söyledikleri tekerlemelerinde... hayattan izler taşıması, mizahın ağır basması ve şaşırtıcı olma yönü" gibi belirgin nitelikler göze çarpmaktadır (Öztelli, 1958, s. 1722). Bu tekerlemeler çocukların ortak toplumsal hafızasını diri tutan sözlü miras örnekleridir.

Oyun, Çocuk ve Çevre İlişkisi

Çocuk oyunlarını inceleyen ünlü tiyatro insanı ve araştırmacı Özdemir Nutku, oyunun çocuk dünyasındaki yerini şöyle ifade eder: "Birlikte oyun ise, çocuğun kendi dışındaki çevreye olan ilişkisini geliştirir. Bu önce onun çevresini bilmesini, sonra da çevresine olan sorumluluk duygusunu geliştirir" (Nutku, 1979, s. 75). Metin And da kültür ve oyun antropolojisine değindiği çalışmasında; "İnsan gövdesi ve çevre, çocuk ve kültür hep aynı dünyalının ayrılmaz parçalarıdır" diyerek ilkel ve geleneksel toplumlarda çocuk ile çevrenin uyumunu vurgular (And, 1979, s. 44).

Sonuç

Taşla, toprakla, çamurla, ağaç dalıyla ve kır çiçekleriyle oynanan geleneksel çocuk oyunlarımız, aslında çocuğun doğayla kurduğu en organik ilk bağdır. Toprağa dokunan, ağacın dengesini hisseden, çamurda iz bırakan bir çocuk; yaşadığı çevrenin bir parçası olduğunu yaşayarak öğrenir. Doğadan kopan, suni plastik oyunların veya dijital ekranların uyuşturduğu günümüz çocuğu ise çevreye yabancılaşmakta, doğayı koruma bilincinden mahrum kalmaktadır. Çocuklarımıza temiz bir çevre bırakmak kadar, onları doğayla kucaklaştıran geleneksel oyun alanlarını ve sokak kültürünü yaşatmak da boynumuzun borcudur.

Not: 18.08.2026 Günlü Yazımızda; Çevreye ve doğaya dair incelemelerimizi sürdürecek, yeni bir konuda yine bu köşede bir araya geleceğiz…

Kaynakça

Alişar, F. (1990, Ocak). Mersin'in Musalı Köyünde Oynanan Çocuk Oyunları. (H. Dulkadir, Dü.) İçel Kültürü, 4(10), s. 10-11.

Alişar, F. (1992, Eylül). Yabancı Televizyon Dizilerinin Çocuk Oyunlarında Söylenen Tekerlemelere Tesiri. (H. Dulkadir, Dü.) İçel Kültürü, 6(23), s. 9-10.

And, M. (1979, Nisan). Çocuk Oyunlarının Kültürümüzde Yeri ve Önemi. Uusal Kültür, 1(4), s. 42-66.

Arıkan, Ç. (1992, Temmuz). Anamur'da Çocuk Oyunları. (H. Dulkadir, Dü.) İçel Kültürü, 6(21), s. 11-13.

Atlay, D. (1990). Mut Folklorundan Örnekler. (H. Dulkadir, Dü.) İçel Kültürü, 4(12), s. 6-7.

Nutku, Ö. (1979, Nisan). Çocuk Tiyatrosu Sahne Uygulaması Üzerine Düşünceler. Ulusal Kültür (Üç Aylık Kültür Dergisi), 1(4), s. 74-75.

Öztelli, C. (1958, Temmuz). Çocuk Oyunlarında Ebe Çıkarma Tekerlemeleri. Türk Folklor Araştırmaları, 5(108), s. 108-109