Yaşlılarımızla Yeniden Bağ Kurmak
1 Ekim, Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada Dünya Yaşlılar Günü olarak kutlanıyor. Bu anlamlı gün; ömrünün en verimli yıllarını ailesine, ülkesine ve topluma adamış yaşlı bireylerin emeklerini onurlandırmak, tecrübelerinden ilham almak ve yaşam kalitelerini artırmak için önemli bir farkındalık fırsatıdır. Yaşlılarımız Gönlümüzün Tacı, Köklerimizin Çınarlarıdır.
Ancak bugün, madalyonun bir de acı yüzüyle yüzleşmek zorundayız. Dünyada ve özellikle ülkemizde yaşlılarımız için hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Hayat pahalılığı ve ekonomik kriz, sadece çalışanları değil, bir ömür çalıştıktan sonra dinlenmesi gereken emeklilerimizi de yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ediyor. Öte yandan genç nesil işsizlik, geçim sıkıntısı ve evlenememe gibi ağır sorunlarla boğuşuyor. Bu ekonomik ve sosyal çıkmaz, ne yazık ki aile bağlarını da zedeliyor:
İnsanlar kendi geçim derdine düştüğü için yaşlı anne ve babalarına bakmakta zorlanıyor, hatta bunu bir yük olarak görmeye başlıyor.
Maddi imkânı olanlar büyüklerimizi huzurevlerine veya bakım evlerine yönlendirirken, imkânı olmayanlar ise bakım yükünü taşıyamayarak onları adeta kaderlerine terk ediyor.
Oysa bir toplumun huzuru, geçmişine ve geleceğine sahip çıktığı ölçüde değer kazanır. Yaşlılarını unutan, onlara hak ettikleri değeri vermeyen toplumlar, köklerinden kopmuş ağaçlar gibi kurumaya mahkûmdur.
Yaşlılık, hayatın bitişi değil, bilgeliğin, tecrübenin ve sükûnetin zirve yaptığı en kıymetli dönemdir. Yeni nesiller olarak unutmamalıyız ki bugün sahip olduğumuz her şeyde onların emeği, alın teri ve duaları var.
Gençler olarak büyüklerimize karşı sorumluluğumuz sadece maddi bir bakım değildir; onlara sevgi, saygı ve vefa göstermek en temel insani borcumuzdur. Onların hatıralarını dinlemek, hayat tecrübelerinden ders çıkarmak ve yalnızlıklarını paylaşmak, aslında kendi ruhumuzu ve geleceğimizi inşa etmektir. Bir milletin kültürel hafızası yaşlılarıyla yaşar; hafızasını yitiren bir toplum ise yönünü kaybeder.
Yaşlılarımızın kimseye muhtaç olmadan, insan onuruna yakışır, uygar ve huzurlu bir yaşam sürmesi lütuf değil, en temel insan hakkıdır. Devletin bu konuda atması gereken adımlar artık bir tercih değil, acil bir zorunluluktur:
Ekonomik Güvence: Emekli maaşları ve yaşlılık aylıkları, yoksulluk sınırının üzerinde, insan onuruna yaraşır bir hayat sürebilecek seviyeye getirilmelidir.
Gelişmiş Evde Bakım Hizmetleri: Ailelerin yalnız bırakılmadığı, devlet destekli profesyonel evde bakım, sağlık ve psikolojik destek ağları yaygınlaştırılmalı, bakıma muhtaç yaşlıların kendi yuvalarında huzurla yaşaması sağlanmalıdır.
Sosyal Hayata Entegrasyon: Yaşlılarımızın toplumdan izole edilmesinin önüne geçilerek, onların bilgi ve tecrübelerini genç kuşaklara aktarabilecekleri "Aktif Yaşlanma Merkezleri" ve sosyal alanlar artırılmalıdır.
Kurumsal Kalite: Huzurevi ve bakım evlerinin sayısı artırılmalı, buralardaki denetimler sıkılaştırılarak yaşlıların hak ettiği sevgi, şefkat ve saygıyı göreceği insani standartlar güvence altına alınmalıdır.
Unutmayalım ki her birimiz bir gün yaşlanacağız. Bugün yaşlılarımıza gösterdiğimiz ihtimam, yarın kendi yaşlılığımıza ektiğimiz tohumdur. Onları yük olarak gören anlayıştan sıyrılarak, başımızın tacı eden bir toplumsal bilinci yeniden hep birlikte inşa etmek zorundayız.
Bu vesileyle, tüm yaşlılarımızın 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nü kutluyor; sağlıklı, huzurlu ve onurlu bir ömür diliyorum.
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:

























