AB Raporu’nu yok saymak siyasi ve ekonomik kayıplar olarak karşımıza çıkmakta

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
AB Raporu’nu yok saymak siyasi ve ekonomik kayıplar olarak karşımıza çıkmakta
CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nde (UNİFIL) görevli Türk askerlerinin görev süresini bir yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi üzerine yaptığı konuşmasında uluslararası alanda son yaşanan krizleri ve AB Türkiye Raporu’nu değerlendirdi.

“DIŞ POLİTİKA TEK KİŞİNİN STRATEJİK HEDEFİNE VE İKTİDARINA İNDİRGENDİ”

“Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde dış politika ve savunma gibi stratejik alanların ulusal politika temelinden uzaklaştırıldığını” ifade eden Milletvekili Sibel Özdemir, “Dış politika bir partinin veya hatta tek kişinin stratejik hedefine ve iktidarına indirgendi” dedi. Özdemir, “Uzun vadeli, öngörülebilen stratejik ulusal hedefler yerine, iktidarın kısa vadeli, konjonktürel, bölgesel, dönemsel, kişisel tercihlerine indirgenen bir dış politika anlayışı hâkim oldu.” değerlendirmesi yaparak, “Uluslararası alanda uzlaşma ve barışçıl ortam yerine, kutuplaşma ve çatışma ortamından beslenen ve içeride kısa vadeli çıkar devşirmeye yönelik bir dış politika açmazından çıkılmamaktadır. On Büyükelçi krizinin ortaya çıkması da yaşanan bu sürecin bir yansıması ve neticesidir.” dedi.

“ON BÜYÜKELÇİ KRİZİ KURUMSAL YAPILARIN LİYAKATLİ KADROLARIN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ”

“Dış politikada kurumsal yapıların devre dışı bırakıldığı” görüşünü ortaya koyan Özdemir, “Büyükelçiler krizinin aşılması da bizim uzun yıllardır eleştirdiğimiz, ülkemizin dış politikada özellikle devre dışı bırakılan, etkinliği azaltılan, liyakatli kadrolar, Dışişleri Bakanlığı ve Büyükelçiliklerimiz gibi kurumsal yapıların önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Yaşanan bu olay, siyasi iktidarın hatalı dış politikasından bir an önce dönülmesi eleştirilerimizde haklılığımızı da ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.

“AB RAPORUNU YOK SAYMAK SİYASİ VE EKONOMİK KAYIPLAR OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTA”

Dış politikada yaşanan süreçlerin Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası raporlara da yansıdığını belirten Özdemir, “Geçen hafta yayınlanan resmî aday ülkesi olduğumuz Avrupa Birliği’nin (AB) yıllık ülke raporunda da ciddi tespitler yer aldı. AB ile ilişkilerimizde öz eleştiri ve taahhüt ettiğimiz, kabul ettiğimiz, üyelik yükümlülüklerimizi sorgulamadan, sadece çifte standart, ön yargı, tespit ve uyarıları yok sayma süreci ilişkilerde kazanımlar olarak değil, her geçen gün kayıplar olarak karşımıza çıkmakta. AB ile tam üyelik sürecinin resmî aday ülkesi olduğumuz AB’nin genişleme perspektifinden ‘komşu ülke’ statüsüne dâhil edildiğimiz de rapora yansıdı.” dedi.

“AKP İKTİDARI AB ÜYELİK SÜRECİNİ İYİ YÖNETEMEDİ”

AKP iktidarının AB ile üyelik müzakerelerini yönetemediğini savunan Özdemir, “Üyeliğimizin şartı olarak kabul ettiğimiz, taahhüt ettiğimiz, yükümlülüklerimiz olan kriterler; Kopenhag siyasi kriterler, ekonomik kriterler ve AB hukuksal mevzuatına uyum noktasında ciddi geriye gidişler yaşanmakta. 2005'te AB üyelik müzakerelerine başlayan AKP iktidarı bu süreci maalesef iyi yönetemedi. On altı yılda sadece 16 başlıkta müzakereler açıldı ve sadece 1 başlık geçici olarak kapatıldı. AB üyelik sürecinden hızla uzaklaşmaktayız.” ifadelerini kaydetti.

“AİHM KARARLARINI YOK SAYMAYA SON VERMELİ, AB’YE ÜYELİK İLİŞKİLERİNİ ÖN YARGI ÇİFTE STANDART BAĞLAMINDAN ÇIKARMALIYIZ”

2014 yılından itibaren fiili başkanlık ve Temmuz 2018'den itibaren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildiğini hatırlatan Özdemir, “Yeni sisteme geçilmesiyle güçler ayrılığının ciddi zarar gördüğü AB Raporu’na yansıdı. Karar alma mekanizmaları merkezileşmiş ve güç tek yerde toplandı. Bunun neticesinde adalet ve yargı alanlarında, AB’ye uyum konusunda açıklanan reform paketlerinin uygulama sonuçlarını tartışmadan, uygulamadaki sorunlar, bu alanlarda yaşanan adil yargılama, ifade özgürlükleri, baskı ortamı, hukuksal yargı kurumlarının yapısı, yargı mercilerinin tartışmalı atama süreçleri ve kararları ulusal düzeyin ötesinde uluslararası alanda AB Türkiye Raporu'yla karşımıza çıkmakta. Kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi bünyesindeki ve imzacısı olduğumuz AİHM kararlarını yok saymaktan veya AB ile ilişkileri sadece önyargı ve çifte standart bağlamından çıkarmalıyız.” uyarılarında bulundu.

“BU EKSİKLİKLER DE Mİ AB ÇİFTE STANDARDI?

AB hukuksal mevzuatına ve müktesebatına uyum konusunda siyasi iktidarın üzerine düşünleri yapmadığının da Rapora yansıdığını belirten Özdemir, “Her alanda 35 başlıkta her birinde mevzuat uyumsuzlukları ve eksiklikler raporda ortaya konuldu. Meclis’te görüştüğümüz kanunların hangisini kuruluş amacı AB mevzuatına uyumluluğun denetlenmesi olan AB Uyum Komisyonu kaç defa toplandı? Yasal mevzuatlarımızdan kaynaklanan eksiklikler giderildi mi? Peki, bunlar da mı AB çifte standardıdır? Ulusal yükümlülüklerimizi, Meclisin asli görevini yerine getirmemesini biz nasıl açıklayacağız çifte standart diye?” sorularını sordu.

“HAKLI TEZLERİMİZİ SAVUNUYORUZ”

AB’nin ve üye devletlerin Türkiye’ye yönelik çifte standardını ve ön yargısını kabul etmediğini söyleyen Özdemir, “İkili ilişkilerimizi AB zeminine taşıyan ülkelere karşı ve haklı tezlerimiz olan Kıbrıs'tan, Doğu Akdeniz'deki haklarımızdan, ulusal çıkarlarımızdan taviz vermeyeceğimizin altını çiziyor ve eleştirileri elbette de kabul etmiyoruz.” dedi.

“KURUCUSU, ÜYESİ OLDUĞUMUZ KURUMLARIN, İMZA ATTIĞIMIZ ULUSLARARASI ANLAŞMALARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİYİZ”

“Avrupa Birliğine stratejik tam üyelik sürecimizde bu iktidarın hataları, tutarsızlıkları, günübirlik, kısa vadeli ve iç politikaya alet edilmesine hep birlikte karşı durmalıyız” çağrısında bulunan Özdemir, “Öz eleştiri ve yükümlülükleri sorgulamadan sadece çifte standart, önyargı, yok sayma süreci ülkemiz açısından bir kazanım değil, üyelik sürecimizde ciddi kayıpları da karşımıza çıkarmaktadır. AB Raporu’nun öz eleştirisinin yapılması gerektiğinin, kurucusu ve üyesi olduğumuz kurumların, altına imza attığımız uluslararası anlaşmaların yükümlülüklerini yerine getirmenin ülkemize ciddi siyasal ve ekonomik maliyetler olmaktadır. Bu maliyetlerle karşılaşmamak için ülkemizin hak ettiği itibarlı, saygın, tutarlı, ulusal, stratejik politika hedefimizi bu iktidarın dış politika anlayışına karşı yine hep birlikte inşa edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.


ENGELLİLER ACİLEN ATAMA BEKLİYORÖnceki Haber

ENGELLİLER ACİLEN ATAMA BEKLİYOR

BAKANLIK NEDEN MÜFETTİŞ GÖNDERMİYOR?Sonraki Haber

BAKANLIK NEDEN MÜFETTİŞ GÖNDERMİYOR?

Başka haber bulunmuyor!