Almanya'da sığınmacılara gözaltı merkezleri geliyor

AB'nin ilticayı zorlaştıran ve sınır dışıları hızlandıran tartışmalı iltica reformu Alman meclisinin gündeminde. Berlin, eyaletlerde bir nevi gözaltı uygulamasına imkân tanıyan merkezler kurulmasını planlıyor.
Avrupa Birliği'nin (AB) 2024 yılında kabul ettiği Ortak Avrupa İltica Sistemi (GEAS) reformu, Almanya'da Federal Meclis'in gündeminde.
AB reformu, özellikle ilticayı zorlaştırması, AB dış sınırlarında kurulacak merkezlerde gözaltı benzeri uygulamalara kapı aralaması ve sınır dışıların hızlandırılması yönüyle insan hakları örgütlerince eleştiriliyor. AB reformunun Haziran ayına kadar üye ülkeler tarafından yürürlüğe sokulması gerekiyor.
Bu çerçevede Almanya'da koalisyon hükümetinin hazırladığı yasa tasarısı Cuma günü Federal Meclis'te oylanacak.
Reformun en tartışmalı yönü, iltica işlemlerinin dış sınırlara kaydırılması. İltica başvurularında kabul oranı yüzde 20'nin altında olan ülkelerin vatandaşları, dış sınırlarda kurulacak merkezlerde tutulacak ve böylece iltica başvuruları reddedildiğinde hızlıca sınır dışı edilebilecek. AB reformundaki "dayanışma mekanizması", AB dış sınırlarına yakınlığı ya da başka nedenlerden dolayı daha fazla sığınmacının geldiği ülkelerin üzerindeki yükün diğer üye ülkelere de dağıtılmasını öngörüyor. Ancak bu konuda uygulamada sorunlar yaşanıyor.
Almanya'nın özel konumu
Almanya, iltica başvuru sayıları gerilese de hâlâ AB'de en fazla iltica başvurusu yapılan ülkelerden biri. Almanya karada AB ülkesi ülkelerle çevrili olduğu için GEAS'ın hayata geçirilmesi havaalanı ve limanları kapsayacak. Ancak Almanya'ya gelen sığınmacıların çok az bir bölümü hava ve deniz yolunu kullanıyor. Bu nedenle Almanya için, komşu AB ülkelerinden kara yoluyla gelen sığınmacılarla ilgili düzenleme öne çıkıyor.
Sığınmacılar genelde AB topraklarına Yunanistan, İtalya gibi ülkeler üzerinden giriş yapıyor, ilk kayıtları burada tutuluyor ve ilk iltica bildirimlerini de bu ülkelere yapıyorlar. Dublin düzenlemesine göre sığınmacının ilk ayak bastığı AB ülkesi, sığınmacının barındırılmasından ve iltica işlemlerinden de sorumlu. Dolayısıyla Almanya, başka bir AB ülkesi üzerinden ülkeye giriş yapmak isteyen bir sığınmacıyı, söz konusu ülkeye gönderme imkânına sahip. Ancak yoğun sığınmacı alan ülkelerin iş birliği yapmaması, geri kabule yanaşmaması ya da vakanın açıklığa kavuşturulamaması gibi nedenlerle bu düzenleme sıklıkla hayata geçirilemiyor. Geçen yıl yaklaşık 36 bin "Dublin vakası"nda sadece 5 bin 300 kişi geri gönderilebildi.
Eyaletlerde "ikincil göç merkezleri" kurulacak
Sığınmacının bir AB ülkesinde kayıtlı olup başka bir AB ülkesine geçerek yeniden iltica başvurusunda bulunmasına "ikincil göç" deniyor. Almanya, ikincil göç karşısında, AB reformunun kapsamının dışına çıkarak eyaletlere kendi göç merkezlerini kurma imkânı tanımayı hedefliyor. Hükümet böylece iltica işlemlerinin Almanya'ya ayak basılan yerde tek elde toplanmasını ve sınır dışıların hızlandırılmasını umuyor.
Taslağın en tartışmalı konusu, eyaletlere bir nevi gözaltı yetkisi tanıması. Buna göre eyaletler, ilticacıların kayıplara karışmasını önlemek üzere kaldıkları merkezden çıkmama yükümlülüğü getirebilecek. Merkezde tek başına yaşayan bir yetişkin için bu süre 24 ayı bulabilecek ve resmi makamlar tarafından uzatılabilecek. Bu da uygulamada gözaltı anlamına geliyor.
Hükümetin yasa taslağına göre sığınmacıların havaalanlarında tutulma süresi azami 12 hafta olabilecek. İkincil göç merkezlerinde ise tutulma süresi azami 6 ay olarak belirlendi, ancak bu süre iki yıla kadar uzatılabilecek. Küçük çocuklu aileler için ise merkezlerde yaşama yükümlülüğü en fazla bir yıl olabilecek. Çocuklar ve vasileri için merkez dışına çıkma yasağı sadece gece saatlerinde geçerli olacak.
Ancak yasa tasarısı meclisten geçse bile uygulaması eyaletlere bağlı olacak. Bazı eyaletlerin düzenlemeye sıcak bakmadığı biliniyor.
İnsan hakları örgütlerinden tepki
Yasa tasarısına insan hakları örgütlerinden de yoğun tepki geliyor. Mültecilere yardım kuruluşu Pro Asyl ile Uluslararası Af Örgütü, Alman hükümetinin planlarının AB reformlarının da ötesine geçtiğini belirterek insan hakları ihlalleri yaşanabileceği uyarısı yaptı. İki örgütün ortak açıklamasında, "Koruma arayışındaki kişilerin tutulması istisnadan kaideye dönüştürülüyor. Bir devlet, insanların hareket özgürlüğünü sadece istisnaî durumlarda kısıtlayabilir" ifadeleri yer aldı.
Federal Meclis'e yasa tasarısının reddedilmesi ve hükümete de iyileştirmeler getirmesi çağrısı yapan iki örgüt, "Özgürlüğün kısıtlanması bir devletin insanlara karşı uygulayabileceği en sert önlemdir ve topluca uygulanamaz" açıklamasını yaptı.
İstihdam piyasasına giriş kolaylaştırılıyor
Alman hükümetinin yasa tasarısında, sığınmacıların istihdamı alanında ise iyileştirmeye gidildi.
Sığınmacının iltica işlemleri devam ederken çalışmasına getirilen bekleme sınırı altı aydan üç aya indirildi. Çalışabilmek için beklenmesi gereken üç aylık süre, iltica başvurusu kayıtlara geçtikten itibaren sayılmaya başlayacak. İltica başvurusu reddedilmiş ancak farklı nedenlerle ülkede bulunmaya devam etmesine "müsamaha" gösterilenler de çalışabilecek.
Ancak iltica kabul oranı yüzde 20'nin altında bulunan ve "güvenli ülkeler" listesindeki ülkelerin vatandaşlarına yönelik çalışma yasağı devam edecek. Bu kişilerin çalışabilmesi için Federal Çalışma Ajansının onayı gerekecek.
epd,rtr/BK,JD
haber içerik kaynak:
https://www.dw.com/tr/tart%C4%B1%C5%9Fmal%C4%B1-iltica-reformu-almanyada-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lara-g%C3%B6zalt%C4%B1-merkezleri-geliyor/a-76135319
































