Asgari Ücretin Vergiden Muaf Tutulması Hakkında Kanun Teklifi verdi

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Asgari Ücretin Vergiden Muaf Tutulması Hakkında Kanun Teklifi verdi
Serpil Kemalbay, Türkiye’de yoksulluk sınırının oldukça altında belirlenen asgari ücretin vergiden muaf tutulması yönünde TBMM Başkanlığı’na vermiş olduğum Kanun Teklifi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile' 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Serpil KEMALBAY PEKGÖZEGÜ

İzmir Milletvekili

 

GENEL GEREKÇE

“Çalışan herkesin, kendisine ve ailesine insanlık onuruna yaraşır bir yaşam sağlayan ve gerektiğinde her türlü sosyal koruma yolları ile desteklenen adil ve elverişli bir ücret hakkı vardır.” İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (Aralık 1948) Türkiye’nin de onaylayarak hukuk düzenine esas aldığı bildirgede bahsi geçen adil ücret hakkının vatandaşlara sağlanmasında asgari ücret önemli uygulamalardan birisidir. Bugün Dünya’da birçok ülkede uygulanan asgari ücret, milli gelirden ücretlilere düşen payı arttırmada ve onları insan onuruna yaraşır bir asgari geçim düzeyine ulaştırmada önem taşıyan bir sosyal politika aracı olmaktadır.

Türkiye de DİSK’in 2019 yılında yaptığı araştırma sonucunda asgari ücret ile çalışan kişi sayısının 10 milyonu geçtiği açıklanmıştır.

Asgari ücretten yüzde 15 gelir vergisi kesintisi yapılması, zaten açlık sınırında yaşamak zorunda bırakılan emekçilerin mağduriyetinin artmasına neden olmaktadır. Asgari ücretliler yaklaşık iki aylık maaşlarını gelir vergisi olarak ödemektedirler. Yoksulluk sınırının 8.198 TL olduğu ülkemizde, 4 kişilik bir ailede 2 kişi, yani anne ve baba birlikte çalışsa dahi evin toplam geliri yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. Yoksulluk sınırı dikkate alındığında brüt asgari ücret miktarlarının bile asgari ücretlinin kendisinin ve ailesinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı ortada iken, özellikle pandemi döneminde temel tüketim mallarında artan fiyatlar, yüksek enflasyon emekçi ailelerin koşullarını yaşanması imkânsız hale getirmiştir. 2.324 TL olan  asgari ücret, 2.517 TL olan açlık sınırının dahi altındadır. Türkiye’de yoksulluk sınırının oldukça altında belirlenen asgari ücret üzerinden gelir vergisi ve benzeri diğer mali yükümlülükler gelir dağılımındaki kutuplaşmayı ve adaletsizliği de büyütmektedir. “Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi” anlayışının tersi yürürlüktedir.Pandemi salgında Türkiye dünyada   3. Sıraya yükselmişken,  salgının yıkıcı ekonomik, sosyal etkilerini telafi etme adına açıklanan önlem paketinde şirketlere vergi istisnaları, indirimleri,  teşvikler, ucuz krediler sunulmuş, çarkları döndüren işçiler, asgari ücretliler en az maaşı almaya ve  en çok vergiyi ödeyerek sistemin çarkları arasında ezilmeye  terk edilmişlerdir.

Gelirin yeniden dağıtılmasında en etkili müdahale araçlarından verginin, toplumun hangi kesimlerine yüklendiğini gösteren vergi yapısı kavramı yoksulluk ile vergi arasındaki ilişkinin temel göstergelerden birisi olup devletlerin sosyal politika ve vergilendirmeye ilişkin politik tercihlerini yansıtmaktadır. Sismondi’ninXIX. Yüzyılın başlarında da   dediği gibi; …vergi insandan kendisine yaşamını devam ettirmesi için gerekli olanı istemekten kaçınmalıdır. Zira açlığa mahkûm olan bir kimseye devletin kendisine sağladığı yararlardan bahsetmek gülünç olur” .

Asgari ücret bir işçinin temel gereksinimlerini sağlayarak insan onuruna yakışır bir yaşam idame ettirebilmesi amacıyla uygulanan bir sosyal politikadır. İşgücü piyasasında özellikle vasıfsız işgücü açısından olumsuz şartların artarak devam ettiği günümüz küresel ekonomik düzeninde, verginin yükünün tüketiciler, düşük ücretli çalışanlar ve asgari ücretliler üzerinde kalmasının gelir dağılımı adaletsizliğinin artmasında, çalışanların yoksullaşmasında ve yoksulluğun derinleşmesindeki etkisi tartışılmazdır. İnsanca yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan asgari bir tutarın (en az geçim haddinin) birey açısından mali güç oluşturmadığı gerekçesiyle vergi dışı tutulması genel kabul gören önemli bir vergileme ilkesidir. Bireyin temel insani giderleri için gerekli asgari tutarın vergi dışı bırakılması önemli bir mali ilke olarak kabul görmektedir. Anayasanın 73. Maddesi ile çerçevesi çizilen vergileme yetkisi mali güç ilkesi ve vergi yükünün adil dağılımı ilkeleri benimsenerek kullanılmalıdır.

Asgari ücretin medyan ücrete dönüştüğü ülkemizde, asgari ücretle geçinme savaşı veren emekçilerin yaşamlarını ancak idame ettirebilecekleri bir gelir düzeyi olarak asgari ücretin vergilendirilmesi uygulamasına son verilmelidir. Bu husus yoksullukla mücadelenin bir gereği olduğu kadar Anayasa ve kanunlar ile sosyal ve mali ilkelerin de bir gereğidir.

Teklifle yapılan düzenlemeyle sermaye sınıfına tanınan istisnaların %50’si kullanılarak sağlanacak kaynakların asgari ücretin vergi dışı tutulması imkanı getirilmektedir. Böylece hem kamu gelirleri korunmakta hem de vergide sosyal adaleti sağlama işlevleri de korunmaktadır.

Önemli bir konu olması nedeniyle Kanun Teklifinin Başlığı da diğer çerçeve kanunlarla karışmaması için Teklifin amacım açıklayacak bir şekilde düzenlenmiştir.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kutladıÖnceki Haber

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kut...

KEYFİ TUTUKLAMALARA SONSonraki Haber

KEYFİ TUTUKLAMALARA SON

Başka haber bulunmuyor!