Cindoruk liderliğindeki Milli Merkez'den 23 Nisan açıklaması

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Cindoruk liderliğindeki Milli Merkez'den 23 Nisan açıklaması
"23 Nisan 1920’de kurduğumuz Meclisimiz 101 yıldır açık. Milleti temsil eden bir meclisimiz varsa, milli iradenin sesi buradan yükselmelidir."

Başkanlığını eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un yaptığı Milli Merkez, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladı.

Eski bakan, milletvekili, diplomat, gazeteci ve yazarlardan oluşan Milli Merkez Yürütme ve Yönetim Kurulu üyelerinin imzalarıyla yapılan açıklamada 23 Nisan nedeniyle TBMM'nin ve parlamenter sisteminin önemine de vurgu yapıldı.

"23 Nisan ve Milli İrade" başlıklı basın açıklamasında şöyle denildi:

"TBMM’nin açılışının 101nci yılında, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı milletçe kıvançla kutluyoruz.

Bu müstesna günde, Gazi Meclisimizin ilk Başkanı, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucu Ata’sı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü şükran, rahmet ve saygıyla anıyoruz.

Vatanımız uğruna toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu vesile ile, yani milli iradeyi, bayrak yaptığımız o kutlu günün 101nci yıl dönümünde, demokratik bir Kuvayı Milliye anlayışında olan ve Atatürk’te birleştik şiarıyla bir araya gelen Milli Merkez olarak, düşünce ve duygularımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
*
Milli irade, “Vatanın bağımsızlığı, milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine Milletin azim ve iradesi kurtaracaktır” sözünde anlamını bulan iradedir. Milletin kendi kaderi ve geleceği konusunda tek seçici ve belirleyici olduğu bir yönetim tekniğinin ideolojik tacı olan milli irade, ülkemizde bugünlerde, demokratik hukuk devleti olma yolunda biriktirdiğimiz tüm tecrübeyi ve kazanımları yok sayıp, kurumları işlevsizleştiren bazı kesimlerin kalkanına dönüştürülmüştür adeta.

23 Nisan 1920’de kurduğumuz Meclisimiz 101 yıldır açık. Milleti temsil eden bir meclisimiz varsa, milli iradenin sesi buradan yükselmelidir. Çağdaş toplumlar siyasal sistemlerinin merkezine özgür iradelerinin temsil makamı olarak parlamentoyu koydular. Devlet organları arasındaki ilişkilerin haritasını hükümet sistemleri ile çizmek mümkündür ama hiçbir demokratik devlet, parlamentoyu devre dışı bırakacak bir hükümet sistemi üzerinden varlığını sürdüremez. Parlamentonun saf dışı bırakıldığı bir sistemde, devletin bekasını tehdit edecek başka bir sorun aramak boşunadır.
*
Demokratik sistemlerden elbette hep doğru ve iyi işlerin yapılması beklenemez ama bu sistemleri vazgeçilmez kılan doğru ve iyi politikaların galip gelebilmesi için sunduğu tartışma platformları, bu platformlara değişik görüş, düşünce ve önerileri ile katkı sunan daima uyanık bireysel ve kolektif bilincin varlığı, hak arama yollarının kurumsal alt yapısının titizlikle örüldüğü ve muhafaza edildiği bir özgürlükler alanı, iktidar-muhalefet çatışmasının hukukun hakemliğinde sürdürüldüğü rejimler olmalarıdır.

Parlamento, iktidarın dilediğince at koşturduğu bir meydan değil, muhalefetin alternatif düşünce ve politikaları engellenmeden sunabildiği ve bir gün demokratik oyun kuralları içinde iktidar olabilecek şekilde kendisini tanıtabildiği bir platformdur. Muhalefetsiz iktidar düşlemek, parlamentosuz demokrasi düşlemek gibidir. Vatanseverler, demokratik hukuk devletini yaşatmanın, devleti yaşatmak olduğunun bilincindedirler. Beka sorunu, ülkenin birlik ve bütünlüğüne dışardan yönelen saldırılar kadar, demokrasinin ilkelerine, kurumlarına içerden ve bizzat muktedirler eliyle yöneltilen saldırılarla da yaratılan bir sorundur.
*
Cumhuriyetimiz bu topraklarda ilelebet yaşayacaksa, milli iradeyi yandaş oylarına hapseden, vatanseverliği muktedirlerin politikalarını tartışmadan desteklemekten ibaret gören, devleti kendisine tapulanmış özel mülk gören zihniyetin tasallutundan korumak şarttır. Ülkemizi sevmek, laik demokratik hukuk devleti olarak ilelebet yaşatmaya yeminli olduğumuz cumhuriyetimizi sevmek, “hukuk için ve hukuk içinde devlet” olarak tanımladığımız hukuk devleti içinde itirazlarımızı, eleştirilerimizi hiçbir yanlış anlaşılmaya fırsat ve izin vermeyecek şekilde her zaman bir insan ve yurttaş hakkı olarak yüksek sesle dillendirmek namus borcumuzdur.
*
Bugün Türkiye’de, dünyada eşi-benzeri görülmemiş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen bir yönetim sistemi yürürlüktedir.
Seçilmiş Başbakan ve/veya Bakanlar Kurulu olmadığı için, seçilen Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişilerin olduğu, Anayasa’da yeri olmayan ve adına “Kabine” denilen bir yürütme organı oluşturulmuştur.
Referandum öncesi bu konuda yaptığımız uyarılar haklı çıkmış ve ortaya çıkan bir Bakanlar Kurulu boşluğu, adına “kabine” denilen atanmış bir yürütme organını ortaya getirmiştir.
Bu sistemde, Cumhurbaşkanı dışında herkes atanmıştır, seçilmiş değil.
Yine bugün, TBMM, yasama gücünü Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle paylaşmak durumunda kalmıştır ve etkinliği azalmıştır ne yazık ki.
*
Bugün Türkiye, bu yeni yönetim sisteminin yürürlüğe girdiği günden bu yana, adeta bir duraksama dönemi yaşamaktadır maalesef.

Bürokrasiden, ekonomiye ortaya çıkan kifayetsizlik, yetersizlik ve ehliyetsizlik, farklı gerekçelerle öne sürülse de yeni Anayasa arayış ve çağrılarını gündeme getirmiştir.

Milli Merkez olarak, demokratik parlamenter rejime yeniden dönülmesinin en doğru, gerçekçi ve yararlı bir yöntem olduğunu düşünüyoruz.

Tüm demokratik birikimimiz ve bilgimizle, böyle bir sürece talep edilebilecek her türlü katkıyı vermeye, hatta bu işin sekretaryasını üstlenmeye de hazırız.

Yapılacak bir Anayasa değişikliği ile yanlıştan vazgeçilerek, demokratik parlamenter rejime dönülmesi ve bunun olabilecek en geniş paydalı uzlaşma ile demokratik bir biçimde hayata geçirilmesi son derece yararlı olacaktır.

Bu sistemde ısrar edilmesinin bir manası yoktur. Hatadan dönmek ise fazilettir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı ve Gazi Meclisimizin açılışının 101nci yıldönümünü coşku ve gururla tekrar kutlar,

Ebediyete akan yıllar boyunca, Atatürk Cumhuriyetimizin ilelebet yaşayacağına olan inancımızı bir kez daha vurgular, saygılarımızı sunarız."

MİLLİ MERKEZ YÜRÜTME VE YÖNETİM KURULU

1. Hüsamettin CİNDORUK, TBMM 17. DÖNEM BAŞKANI-MİLLİ MERKEZ BAŞKANI
2. Uluç GÜRKAN, 20. Dönem TBMM BAŞKAN VEKİLİ
3. H. Ufuk SÖYLEMEZ, DEVLET E. BAKANI-MİLLİ MERKEZ ANKARA TEMSİLCİSİ
4. Önay ALPAGO, E. DEVLET BAKANI
5. Tınaz TİTİZ, E. DEVLET BAKANI
6. Enis ÖKSÜZ, E. ULAŞTIRMA BAKANI
7. Hasan MACİT-E. MİLLETVEKİLİ
8. Prof. Dr. Süheyl BATUM, E. MİLLETVEKİLİ
9. Şahin MENGÜ, E. MİLLETVEKİLİ
10. Kemal ANADOL, E. MİLLETVEKİLİ
11. Prof. Dr. Ataol BEHRAMOĞLU, ŞAİR-YAZAR-EDEBİYATÇI
12. Prof. Dr. Kemal ALEMDAROĞLU, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ E. REKTÖRÜ
13. Prof. Dr. Necla ARAT, E. MİLLETVEKİLİ
14. Ertuğrul KUMCUOĞLU, E. MİLLETVEKİLİ-E. BÜYÜKELÇİ
15. Uluç ÖZÜLKER, E. BÜYÜKELÇİ
16. Namık TAN-E. BÜYÜKELÇİ
17. Prof. Dr. Mahir AYDIN, ÖĞRETİM ÜYESİ
18. Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN, E. ÖĞRETİM ÜYESİ
19. Av. Muammer AYDIN, İSTANBUL BAROSU E. BAŞKANI
20. Can ATAKLI, GAZETECİ-YAZAR
21. Arslan BULUT, GAZETECİ-YAZAR
22. Ümit ZİLELİ, GAZETECİ-YAZAR
23. Fevzi DURGUN, Makine Müh.-USİAD E. BAŞKANI
24. Nasuh MAHRUKİ, AKUT KURUCU BAŞKANI
25. Haluk DURAL, E. DPT Uzmanı Kimya Yük. Müh.-MİLLİ MERKEZ GENEL SEKRETERİ
26. Nihan ARAS, MİLLİ MERKEZ GENEL SEKRETER YRD.
27. Bilge ARAS, MİLLİ MERKEZ GENEL SEKRETER YRD.
28. Dr. Çiğdem Bayraktar ÖR, MİLLİ MERKEZ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ
30. Bülent AKKÖSE-MİLLİ MERKEZ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ
31. Sevinç DALYAN, Makine Müh.-MİLLİ MERKEZ İSTANBUL TEMSİLCİSİ

 


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
HÜSAMETTİN CİNDORUK: İFTİRA ATMAYINÖnceki Haber

HÜSAMETTİN CİNDORUK: İFTİRA ATMAYIN

TRT’nin haksız rekabetiSonraki Haber

TRT’nin haksız rekabeti

Başka haber bulunmuyor!