haberanaliz

GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: DOKTORA DA, HASTAYA’DA YAZIK DEĞİL Mİ?

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: DOKTORA DA, HASTAYA’DA YAZIK DEĞİL Mİ?
Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş yazdı: DOKTORA DA, HASTAYA’DA YAZIK DEĞİL Mİ?

“Hekimlik, doktorluk nedir, nasıl olması gerekir, ülkemizde Doktorluk mesleği ve mesleğin yaşadığı güçlükler, Hastaların ve yakınlarının yaşadığı sorunlar, Doktor kendi sanatını mı icra etmelidir, yoksa sağlık alanında idareci, yöneticimi olmalıdır? Uzmanlığı olan hekimlik yerine idarecilik yaptırılan doktorun, sağlık alanına, topluma, bilime ne katkısı olmaktadır?” 43 yıllık basın hayatımda son 28 yılımı bizzat SAĞILIK alanında emek verdiğim için bu yazımda irdeleyip, sonuç odaklı kaleme almaya çalıştım. Hekimlik ve doktorluk mesleği; insan hayatına doğrudan dokunan, bilimsel bilginin vicdani sorumlulukla harmanlandığı, tarih boyunca en kutsal ve saygın meslekler arasında yer almıştır. Sorduğum sorular, sağlık sisteminin hem teorik hem de pratik yönlerini, hekimlerin ve hastaların yaşadığı yapısal problemleri derinlemesine ele almamızı gerektiriyor. Bu konuları başlıklar halinde isterseniz detaylıca birlikte inceleyelim:

1. Hekimlik ve Doktorluk Nedir? Nasıl Olmalıdır?

Tanım: Hekimlik, yalnızca hastalıkları teşhis ve tedavi eden teknik bir zanaat değil; insanın fiziksel, ruhsal ve sosyal bütünlüğünü korumayı amaçlayan bilimsel ve insani bir sanattır.

Nasıl Olmalıdır?

- Bilimsel ve Güncel: Tıp bilimi sürekli gelişir; iyi bir hekim kanıta dayalı tıp ilkelerinden sapmaz, hayat boyu öğrenmeyi ilke edinir.

- Vicdani ve Etik: Hipokratik gelenek başta olmak üzere, "Önce zarar verme" (Primum non nocere) ilkesiyle hareket eder. Hasta ile hekim arasındaki ilişki güvene dayanır.

- Empati ve İletişim Odaklı: Hastasına sadece bir "vaka" veya "dosya" olarak değil, acı çeken bir insan olarak yaklaşır. Etkili iletişim, tedavinin en önemli parçalarından biridir.

2. Ülkemizde Doktorluk Mesleği ve Yaşadığı Güçlükler

Türkiye’de hekimlik mesleği, son yıllarda hiç olmadığı kadar yıpratılmış ve yapısal krizlerle baş başa kalmıştır. Başlıca güçlükler şunlardır:

- Şiddet ve Güvenlik Sorunları: Sağlıkta şiddet, hekimlerin en büyük korkusu haline gelmiştir. Sözlü, psikolojik ve fiziksel saldırılar mesleki motivasyonu yerle bir etmektedir.

- Ağır Çalışma Koşulları ve Tükenmişlik: Nöbet usulü çalışma sistemleri (36 saate varan kesintisiz mesailer), aşırı hasta yükü (günde 60-80 hasta bakma zorunluluğu) hekimleri fiziksel ve ruhsal tükenmişliğe itmektedir.

- Maddi ve Özlük Hakları Kayıpları: Emekliliğe yansımayan ek ödeme sistemleri, performansa dayalı adaletsiz döner sermaye uygulamaları ve enflasyon karşısında eriyen alım gücü.

- Zaman Baskısı: Bir hastaya ayrılan sürenin dakikalara (bazen dakikadan az sürelere) indirilmesi, nitelikli muayene yapılmasını imkânsızlaştırmakta ve tıbbi hataya zemin hazırlamaktadır.

3. Hastaların ve Yakınlarının Yaşadığı Sorunlar

Sağlık sistemindeki tıkanıklıklar yalnızca hekimleri değil, şifa arayan hastaları da mağdur etmektedir:

- Randevu ve Erişim Çileleri: Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu bulmakta yaşanan büyük zorluklar, aylar sonrasına verilen kontrol randevuları.

- Nitelikli Zaman Eksikliği: Hekimin yoğunluğu nedeniyle hastanın derdini yeterince anlatamaması, hekimin de hastayı dinlemeye vaktinin kalmaması (iletişimsizlik).

- Nitelikli Bakım Kaybı: Kalabalık hastanelerde hastaların kendilerini bir "sayı" gibi hissetmesi, tetkik ve tedavi süreçlerinin uzaması.

- Özel Sektöre Mecburiyet: Kamu hastanelerindeki bu yoğunluk ve kuyruklar, hastaları ekonomik güçleri olmasa bile özel hastanelere yönlendirmektedir.

4. Hekim Kendi Sanatını mı İcra Etmelidir, Yoksa İdareci/Yönetici mi Olmalıdır?

- Asli Rol (Sanatın İcrası): Bir hekimin yıllar süren tıp fakültesi eğitimi, zorlu uzmanlık süreçleri ve biriken klinik tecrübesi; doğrudan insan sağlığına hizmet etmek, ameliyat yapmak, hasta iyileştirmek ve bilim üretmek içindir. Hekimlik, tabiatı gereği icra edilmesi gereken bir sanattır ve bilimdir.

- Yöneticilik Boyutu: Sağlık kurumlarının (hastaneler, il sağlık müdürlükleri vb.) yönetilmesi de şüphesiz profesyonel bir akıl gerektirir. Ancak ideal olan, hastane yöneticiliğinin (sağlık işletmeciliği, kamu yönetimi ve sağlık ekonomisi alanlarında eğitim almış) profesyonel idareciler tarafından yürütülmesidir.

5. Uzmanlığı Olan Hekimlik Yerine İdarecilik Yaptırılan Doktorun Katkısı Nedir?

Bir hekimin kendi klinik branşından koparılıp tamamen bürokratik/idari görevlere (örneğin başhekimlik, müdürlük vb.) yönlendirilmesi, ülkeye ve bilime çoğu zaman faydadan çok zarar getirmektedir:

- Beyin Göçü ve Kayıp: Yıllarca emek verilerek yetiştirilmiş, alanında nadide ameliyatlar yapan veya binlerce hayat kurtarabilecek bir uzman hekimin masabaşı evrak işleriyle uğraşması, toplumsal kaynakların israfıdır.

- Bilime ve Kliniğe Katkı Yok Denecek Kadar Azdır: Klinikten ve laboratuvardan uzaklaşan hekim, tıp bilimindeki güncel gelişmeleri takip edemez. Bilimsel makale üretemez, yeni hekimler yetiştiremez.

- Sağlık Sistemine Etkisi: Sağlık yöneticiliği yapan hekimler genellikle klinik bakış açısıyla hastane yönetmeye çalışır, bu da bazen işletmesel ve ekonomik kör noktalara yol açabilir.

Buraya kadar özetleyecek olursam; İyi bir sağlık sistemi, hekimin kendi sanatını (hekimliği) en iyi şekilde icra edebileceği koşulları sağlayan; idari işleri ise bu konuda eğitim almış profesyonel yöneticilere bırakan bir düzendir. Hekimlerin masa başında harcanması, hem bireysel olarak hekime hem de toplumsal sağlık ve bilim geleceğimize yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.

Bu konuların özünde yatan ise sağlık politikaları, hekimlerin özlük hakları, hasta-hekim iletişimindeki dönüşüm..

Bu üç alan birbiriyle doğrudan etkileşim halinde olan, birinin durumu diğerini doğrudan etkileyen üçayaklı bir masa gibidir. Biri aksadığında sistemin tamamı sarsılmaktadır. Bu üç kritik alanı birlikte, birbirleriyle olan bağları ve günümüzdeki görünümleriyle birlikte detaylıca inceleyelim:

1. Sağlık Politikaları: Sistemik Çerçeve ve Temel Planlama

Sağlık politikaları, bir ülkenin sağlık sisteminin omurgasını oluşturur. Yanlış veya günü kurtarmaya yönelik politikalar, hem hekimlerin hem de hastaların yaşadığı krizlerin temel kaynağıdır.

- "Sağlıkta Dönüşüm" ve Kantitatif Başarı Yanılgısı: Ülkemizde uzun süredir uygulanan politikalar genellikle niceliğe (hizmete erişim kolaylığı, hastane sayısı, muayene sayısı) odaklanmıştır. Ancak bu durum, niteliği (hizmetin kalitesi, hekime ayrılan süre, tedavi etkinliği) göz ardı etmiştir.

- Sevkiyat Zincirinin Olmaması: Sağlık politikalarında birinci basamak (aile hekimliği) güçlendirilmeden doğrudan ikinci ve üçüncü basamak hastanelere (eğitim araştırma ve üniversite hastaneleri) yığılma olması, sistemi kilitlenmiştir. Hasta doğrudan uzman doktora ulaşabildiği için hastanelerde devasa kuyruklar oluşmaktadır.

- Ticari Bakış Açısı: Sağlığın bir "hizmet" olmaktan çıkıp bir "sektör" (müşteri-hizmet veren ilişkisi) olarak kurgulanması, koruyucu hekimliği (hastalık oluşmadan önlemeyi) zayıflatmış, tedavi edici (hastalık oluştuktan sonra para kazandıran) süreci öne çıkarmıştır.

2. Hekimlerin Özlük Hakları: Tükenmişliğin ve Beyin Göçünün Arka Planı

Sağlık politikalarının yarattığı yük, doğrudan hekimlerin özlük haklarının ve çalışma koşullarının erimesine yol açmaktadır. Özlük hakları sadece maaş meselesi değil, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları demektir.

- Adaletsiz Ücretlendirme ve Emeklilik: Performansa dayalı sistem, hekimleri daha çok hasta bakmaya zorlayarak nitelikten uzaklaştırırken, temel maaşların düşük tutulması ve bu durumun emekliliğe yansımaması hekimleri mesleğin başında veya ilerleyen yıllarda büyük bir güvensizliğe itmektedir.

- Fiziksel ve Ruhsal Yıpranma: 36 saati bulan nöbetler, yetersiz dinlenme süreleri, şiddete karşı caydırıcı yasaların yetersizliği ve tükenmişlik sendromu hekimleri meslekten soğutmaktadır.

- Beyin Göçü Gerçeği: İyi eğitim almış binlerce kalifiye hekimin (özellikle cerrahlar ve uzmanlar), daha iyi çalışma koşulları, saygınlık ve adil gelir için Avrupa’ya ve ABD’ye göç etmesi, ülkemiz tıbbı ve bilimi için telafisi güç bir kayıptır.

3. Hasta-Hekim İletişimindeki Dönüşüm: Güven Krizinin Anatomisi

Yukarıdaki iki yapısal sorun (yanlış politikalar ve hekimin tükenmişliği), en çok hasta-hekim ilişkisini vurmaktadır. Eski dönemdeki güven ve şefkat temelli ilişki yerini gerilimli bir ortama bırakmıştır.

- Zaman Darlığı ve Yabancılaşma: Bir hekime randevu başına düşen sürenin 3-5 dakikaya inmesi, hekimin hastanın gözünün içine bakmasını, derdini dinlemesini imkânsız kılmaktadır. Hekim ekrana (bilgisayara) veri girmekle meşgul olurken, hasta kendini anlaşılmamış hissetmektedir.

- Tüketici Rolü ve Beklenti: Sağlık politikalarının hastaya "müşteri" rolü yüklemesi, hastaların beklentilerini değiştirmiştir. "Parasından bağımsız olarak her an en üst düzey hizmeti alma" beklentisi ile sistemin gerçekleri çatışmaktadır.

- Şiddet Sarmalı: İletişimin kopması, kuyruklar, randevu bulamama stresi ve siyasilerin/medyanın dili hastayı doğrudan hekimle karşı karşıya getirmektedir. Sorunun kaynağı sistemin tıkanıklığı olmasına rağmen, faturası hastayı muayene eden hekime kesilmekte; bu da şiddeti körüklemektedir.

Sonuç: Çözüm Nerede?

Bu üç alan birbirinden bağımsız düşünülemediği için çözüm de bütüncül (holistik) bir reform gerektirir:

- Politika Değişikliği: Sağlık politikaları nicelikten (çok hasta bakmaktan) niteliğe (nitelikli sağlık hizmetine) evrilmeli, birinci basamak sağlık hizmetleri yeniden canlandırılmalıdır.

- Özlük Haklarının İyileştirilmesi: Hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının özlük hakları, şiddetsiz çalışma ortamı ve emekliliğe yansıyan insani gelir seviyeleri güvence altına alınmalıdır. Böylece beyin göçü durdurulabilir.

- İletişimin Onarılması: Hekime yeterli muayene süresi verilmesi, hastanın da makul sürelerde nitelikli hizmet alabileceği dengeli bir planlama yapılması, taraflar arasındaki kopan güven bağını yeniden tesis edecektir.

Sağlık sisteminin bu üçlü çıkmazdan kurtulması, sadece hekimlerin ya da hastaların değil, tüm ülkenin refahı ve geleceği için hayati bir zorunluluktur.

Bu yapısal dönüşümün hayata geçirilmesinde Toplumsal bilinç ve iletişim, doğrudan siyasi iradenin yapacağı yasal ve sistemsel reformlar.

Toplumsal farkındalık, iletişim becerileri ve empati ne kadar değerli olursa olsun; kuralları koyan, bütçeyi yöneten ve sistemi kurgulayan siyasi irade radikal bir değişim iradesi ortaya koymadıkça alt kademedeki hiçbir sorun kalıcı olarak çözülemez. Yıllardır kangrenleşmiş bu sorunların çözümü için doğrudan siyasi iradenin atması gereken acil ve köklü yasal ve sistemsel adımlar şunlardır:

1. Sağlıkta Şiddete Karşı Asla Tavizsiz ve Caydırıcı Yasal Düzenlemeler

Mevcut yasalar, sağlıkta şiddeti önlemede ve hekimleri korumada ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Siyasi iradenin ilk atacağı adım, can güvenliğini sağlamak olmalıdır:

- Ağır ve Tavizsiz Cezalar: Sağlık çalışanına yönelik her türlü şiddet (sözlü, fiziksel, psikolojik) "kamu görevlisine karşı işlenen suç" tanımının da ötesine taşınarak, tutuklu yargılama ve para cezasına çevrilemeyen ağır hapis cezaları ile cezalandırılmalıdır.

- Güvenli Hastane Mimarisi ve Kolluk Kuvvetleri: Acil servisler ve poliklinikler başta olmak üzere, hastane girişlerine sıkı güvenlik önlemleri (x-ray, metal dedektörleri, kolluk kuvvetlerinin etkin varlığı) entegre edilmelidir.

2. Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin (Aile Hekimliği) Güçlendirilmesi ve Sevk Zinciri

Sistemin kilitlenmesinin temel nedeni, herkesin doğrudan ikinci ve üçüncü basamak devasa hastanelere yığılmasıdır.

- Zorunlu Sevk Zinciri: Hastaların doğrudan büyük hastanelere veya uzmanlara gitmesi engellenmeli; süreç Aile Hekimliği (Birinci Basamak) üzerinden işletilmelidir. Aile hekiminin sevk etmediği hastanın üst basamaklarda doğrudan tedavi alması (acil durumlar hariç) sistem dışı bırakılmalıdır.

- Aile Hekimliklerinin Yükünün Hafifletilmesi: Aile hekimlerine düşen nüfus sayıları düşürülmeli, laboratuvar ve imkânlar artırılarak kronik hastalık takipleri burada etkinleştirilmelidir.

3. Nitelikli Muayene Sürelerinin ve Hekim Yükünün Planlanması

Siyasi irade, "günde kaç hasta baktın" odaklı nicelik politikasından vazgeçmelidir.

- Randevu Sürelerinin İnsani Boyuta Getirilmesi: Dünya Sağlık Örgütü standartlarına uygun olarak, bir hastaya ayrılması gereken minimum muayene süresi (örneğin en az 15-20 dakika) yasal güvence altına alınmalı, hastane yönetimleri bu sürelerin altına inmeye zorlanmamalıdır.

- Performans Baskısının Kaldırılması: Hekimi daha çok hasta bakmaya zorlayan, tükenmişliğe ve tıbbi hatalara kapı aralayan performans sistemi lağvedilmeli; bunun yerine hekimin mesleki huzurunu ve emeğinin karşılığını veren girişken olmayan, insani taban maaş modeli getirilmelidir.

4. Özlük Haklarının İyileştirilmesi ve Emekliliğe Yansıtılması

Beyin göçünün ve meslekten soğumanın önüne geçilmesinin tek yolu ekonomik ve sosyal güvencedir:

- Emekliliğe Yansıyan Ücret: Hekimlerin ek ödemeleri, performans bonusları gibi kâğıt üstündeki kalemler olmaktan çıkarılmalı; tek kalem, insanca yaşanabilecek, emekliliğe doğrudan yansıyan bir maaş sistemine dönüştürülmelidir.

- Çalışma Saatlerinin Düzenlenmesi: 24-36 saatlik insanlık dışı nöbet uygulamalarına son verilmeli, Avrupa Birliği normlarına uygun çalışma ve dinlenme saatleri zorunlu kılınmalıdır.

Sonuç Olarak: Sağlık, popülist politikaların, "bakın kaç milyon muayene yaptık" istatistiklerinin malzemesi yapılamayacak kadar kutsal ve stratejik bir alandır. Siyasi iradenin yapacağı reformlar; günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirler değil, bilimsel akla, meslek örgütlerinin görüşlerine ve insan onuruna dayanan yapısal bir dönüşüm olmalıdır. Bu adımların atılması, yalnızca hekimlerin değil, gelecekte sağlık hizmetine ihtiyaç duyacak olan 85 milyonun tamamının hayatını ve sağlığını güvence altına alacaktır.

Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.

Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..

HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Kişisel instağram sayfam:

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:

https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d

haberanaliz Facebook  gurubu:

https://www.facebook.com/groups/haberanaliz.net

haberanaliz X hesabı:

https://x.com/batuhansezer006

#mustafagoktas


BAŞKAN ERDOĞAN: “Millî teknoloji hamlemizle muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik”Önceki Haber

BAŞKAN ERDOĞAN: “Millî teknoloji hamlemi...