GERİATRİYE BAKIŞ
Geriatri; yaşlı tıbbı, yaşlı sağlığı demektir. Amacı yaşlı sağlığını korumak, bu dönemin sık görülen hastalıklarını tedavi etmek, yaşlının bağımsız yaşamını sürdürmesini desteklemek, yaşam kalitesini yükseltmektir. Dahiliye(iç hastalıkları), nöroloji, psikiyatri, fizik tedavi gibi branşlar, diyetisyen, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, iş, uğraşı terapisti gibi uzmanlar geriatri alanında birlikte çalışmalıdır. Birleşmiş Milletler 60 yaş ve üzerini yaşlılık olarak tanımlasa da, geriatri genellikle 65 yaş üzerindeki kişilerle ilgilenir. Peki, yaşlılık hastalıklarını tedavi etmek mümkün olabilir mi?
Seksen iki yaşında ağır depresyonu olan bir hastam, “Tedavi olması istenmeyen tek hastalık, galiba yaşlılık” demişti. Çünkü tedavinin ölüm olduğunu düşünüyordu. Geriatrik psikiyatri yani yaşlılık psikiyatrisi kısmen yeni bir disiplin. Yaşlılığın psikolojik, psikiyatrik problemleri, eş kaybı, yas, kaygı, depresyon, demans, uyku bozuklukları gibi sorunlarıyla ilgilenir. Geçen zaman içinde geriatrik psikiyatri birimine başvuran hastalarla çalışırken, hem sorunun tespiti, tanı koyma araçları hem de elimizdeki ilaç tedavisi ve kısmi psikoterapi çözümlerinin, hiç yoktan iyi ama ideal yollar olmadığını düşündüm. Peki, ideali neydi?
Hepimiz 7 yaşındayken, 35 yaşında birinin ne kadar yaşlı olduğunu düşünmüşüzdür. Peki, 35 yaşa geldiğinizde neydi hissiniz? Daha ne çok yapacak şey vardı, her şeyin başında sayılırdık değil mi? Bir kaç arkadaşım 40-50 yaş arasının yaşamlarında en hızlı akan 10 yıl olduğunu söyledi. İşte bu hedefler, işler, ajandadaki uzun listeler… Zaman, farkında olmadığımız bir doğrusal düzlemde ışık hızıyla akıyor ve birden kendinizi 55’li, 60’lı yaşlarda buluyorsunuz. Şanslıysanız henüz sağlık sorunları bulaşmıyor size, ama değilseniz ve sonrası?
Geriatri ile ilgili uzmanlar aslında testi kırıldıktan sonra olaya müdahale edip, en doğru yapıştırıcı neyse onu bulmaya çalışıyor. Ancak kesinlikle daha iyisi ve ideali testiyi kırmamaktır. Yaşam kalitesini, aktivitesini, işlevselliği kaybetmeden bilinçli olmak ve önlem alarak ilerlemektir. Maalesef bizdeki tıp geleneğinin en kötü olduğu koruyucu hekimlik alanıdır. Daha uzun, sağlıklı, işlevsel yaşamak, ileri yaşları ele eteğe düşmeden, bitmeyen sağlık sorunlarıyla kıvranmadan bu hayattaki yolculuğun en keyifli dönemlerini güzel ve zinde geçirmek. Bu mümkün mü? Sandığınız gibi sağlıklı, dinç ve uzun yaşayanlar sadece şanslı genetiklerine borçlu değil bunu. Okinawa adasından gelen özel gençlik iksirleri kullandıklarından, estetik işlemlere başvurduklarından da değil. Sizin 30’lar, 40’larınızdan itibaren bedeninize, zihninize, psikolojinize, sosyal yaşamınıza nasıl yatırım yaptığınız, nasıl alışkanlıklar kazandığınızla ilgili. Laf olsun, vakit dolsun diye değil de, tutkuyla yaptığınız hobiler, eğitimler, insanlar, aktiviteler olmalı yaşamımızda. Sihirli sözcükler bunlar işte. İyi eş-aile ilişkisi, sosyal ilişkiler, yardım etme, hayatta gayelerimizin olması, gönüllük temelli uğraşların kişileri sağlıklı ve mutlu yaptığı ile ilgili veriler de artıyor.
Aktif Yaşlanma
Aktif yaşlanma kavramı batıda 25 yıldan uzun zamandır kullanılıyor. Bireyin yaşam kalitesini artırarak yaş alma yollarını değiştirmek, toplumun ve bireyin yaşlıları algısını, genç-yaşlı kavramlarının sınırladığı, uygun olmayan kategorizasyonları değiştirmek gibi hedefleri kapsıyor. Bu dönemdeki iyilik halini duygusal, mesleki, fiziksel, ruhsal, entelektüel, sosyal ve çevresel boyutlarıyla değerlendirme ve desteklemeyi savunuyor. Yani aktif yaşlanma sadece hareket etmek anlamına gelmiyor, pek çok açıdan hayatın merkezindeki rolü kaybetmeden modifiye etme gereğine işaret ediyor. Konu sadece sağlığı değil; spor, rehabilitasyon, emeklilik, ekonomi, sosyal konuları da ilgilendiriyor. Avrupa Birliği aktif yaşlanmanın desteklenerek, emeklilik yaşının uzayacağını, erken emekliliğin getireceği yükün azalacağını ve sağlık harcamalarının düşeceğini düşünüyor. Fakat aktif yaşlanma ile ilgili bir aktif plan, ülke politikası henüz yok. Kanada’da konuyla ilgili bazı profesyonel organizasyonlar var.
Beslenme ayrı bir yazı konusu ama sigara içememek, alkolü kesmek, düşük şekerli, kalorili, Akdeniz tipi beslenme en çok bilinenler. Bunun dışında kişinin diğer bedensel ihtiyaçlarına alışkanlıklarına göre; hayvansal gıdaları, kesmek, azaltmak, vejetaryen, vegan, pişmemiş besin ya da protein diyetleri de diğer seçenekler.
Harvard Üniversitesi ’sinin uzun yıllar izlediği yaşlılarda, çocukken anneyle iyi ilişki, 60 yaşında dahi egzersiz yapmak, yüksek anne eğitimi, düşük beden kitle indeksi gibi faktörleri demansı olmama ile ilişkili saptamış. Bu grup iyi aile ilişkileri ve iyi sosyal ilişkileri de ileri yaşta mutlu olma ile ilişkili bulmuş. Bizim en önemli sorunlarımızdan biri şehirlerdeki küçük evlere hapsolan yaşlıların, toplumdan, sosyal hayattan izole olmaları!
Beyni aktif ve zinde tutmanın önemli bir yanı çalışma yaşamını, istediğiniz biçime kaydırmak, uzatmak; diğer yolu ise yeni beceriler edinmek, aktüaliteyi takip etmek, müzik aleti çalmak, dil öğrenmek gibi uğraşlar. Yeni şeyler öğrenmek, beceriler edinmek, insanlar tanımak yani! Öğrenme açlığı hiç bitmeyen bir çocuk gibi olmalı. Bedeni de aktif tutmak oldukça hayati. Bisiklete binmek, yüzme, yürüme, koşma, denge egzersizleri, beden kadar zihni de aktif tutar. Dinimizdeki namaz ibadeti de ruhen olduğu kadar bedenen de yararlıdır Herkesin atlet gibi koşması beklenmese de, haftada 3-4 tempolu yürüyüşten, daha programlı hedefli spor aktiviteleri, doğa yürüyüşleri oldukça faydalıdır. Emekliliği aşamalı olarak uzun bir zaman içinde uygulamaya koymak, aktif çalışma yaşamını uzatmak, belki seveceğimiz başka alanda meşguliyetlere geçmek, aile, ev, sosyal yaşam, uğraşı, hobilere zaman ayırmak, bunları yeniden yapılandırmak önemli. Çünkü birden 55’inde aniden emekli olup, şehir değiştirince hayal ettiğimiz yaşam yerine hayal kırıklıkları da bekleyebilir bizi. Şu an bıkkın olduğumuz iş ve şehir yaşamı, bizi pek çok kişinin yanlışına düşürmemeli, pasifize, uzak, biraz dinleneyim, iş yaşamına ara vermenin keyfini süreyim isteği, hızla geçen üç beş yıla ve sonra hangi trene bineceğini bilememeye, o koşarak gidilen Ege’deki sahil kasabasının artık işe yaramadığı hissine neden olabilir.
Evet, 20’li, 30’lu yaşlarda kariyerde hedefe kilitlenip pek çok şeyi ihmal etmiş olabiliriz ama her şeyi plansızca sonlandırmak, Ferrari’sini satan bilgeye özenmek daha büyük tehlike yaratabilir. Duygusal, psikolojik bir zorluk, arkadan gelen fiziksel ve mental yıkımın tetiğini çekebilir bu yaşlarda. Biraz öngörüsü olan bireyler olarak kendi geleceğimizi şekillendirirken, aktif olarak yaşamın merkezi bir ekseni tutturmalıyız.
Özetle; uzun, sağlıklı ve doyurucu bir yaşam için bulunulan yaştan mental (zihni), bedensel, duygusal bir planlama yapmalı; bedeni, zihni ve duyguları aktif tutmalı. Şimdiki mutluluk, aktiflik ve iyilik haliniz geleceğinizi de şekillendiriyor.

























