MERSİN TOROSLAR BELEDİYESİ’DE SAYIŞTAY’A TAKILDI

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
MERSİN TOROSLAR BELEDİYESİ’DE SAYIŞTAY’A TAKILDI
Sayıştay tarafından yapılan denetimde 2021 yılında Mersin MHP’li TOROSLAR Belediyesinde de usulsüzlükler ve yanlışlar tespit edildi. Haber sitemizin sürekli sizlere duyurduğu pazarlıklı alımlar, doğrudan teminler hususu Sayıştay raporuna yansıdı. Ekim 2022 de teslim edilen rapor ve ekleri şaşkınlık yarattı. İşte o içerik ve bulgular:

YAPILAN DENETİMDE ORTAYA ÇIKAN USULSÜZLÜKLER VE HATALI İŞLER...

1- Amortisman Defterinin Tutulmaması ve Amortisman İşlemlerinin Hatalı Yapıldığı ortaya çıktı.

Belediyede mevzuatta belirtilen duran varlıklar amortisman defterinin tutulmadığı ve bu defterde yer alan bilgileri içeren başka bir kayıt düzeninin de bulunmadığı görüldü.

Raporda, “Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 187’nci maddesinde bir yıldan fazla kullanılabilen ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz kalan maddi duran varlıklar için amortisman ayrılacağı, bu yönetmelik kapsamına dâhil kamu idarelerince muhasebe sistemine dâhil edilen maddi duran varlıklardan; hangilerinin amortismana tabi tutulacağı ve bunlara ilişkin uygulanacak amortisman süre, yöntem ve oranları ile ilgili olarak Maliye Bakanlığınca belirlenen esas ve usullerin uygulanacağı belirtilmiş ve “Tutulacak diğer defterler” başlıklı 18’inci Bölümünün 491’inci maddesinde Duran Varlıklar Amortisman Defteri sayılmıştır. Ayrıca 04.11.2015 tarih ve 29522 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Amortisman ve Tükenme Paylarına ilişkin Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği’nin (Sıra No: 47) 9’uncu maddesinde amortismana tabi her bir varlığın Ek-2’de yer alan Duran Varlıklar Amortisman Defterine kaydedileceği belirtilmiştir. Belediye tarafından edinilen duran varlıkların amortisman hesaplamalarında edinim tarihlerinin göz ardı edilmesi, kayıtlara alındıktan sonra amortisman ayrılmaması, her ne suretle olursa olsun kayıtlardan çıkarma durumunda ilgili duran varlığa ne kadar amortisman ayrıldığı ve duran varlığa ilişkin amortisman ayırma süresinin dolmasına rağmen amortisman ayrılmaya devam ediliyor olması nedenleriyle duran varlıklara ilişkin amortisman kayıtları gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu hatanın temelinde taşınmazlar için “Duran Varlıklar Amortisman Defterinin” kullanılmaması bulunmaktadır. Belediye tarafından amortismana tabi maddi duran varlıklarda yer alan tutarlar aşılmayacak şekilde amortisman ayrılması gerekmektedir. Amortismana tabi maddi duran varlıklar için hesap alt kodları itibariyle yapılan incelemede, kayıtlı tutarından daha fazla amortisman ayrılan maddi duran varlıkların olduğu tespit edilmiştir. Aşağıda yer alan tabloda yer alan hesaplamaya göre Belediyenin 31.12.2021 tarihli bilançosunda 257 Birikmiş Amortismanlar Hesabı 555.757,80 TL fazla gösterilmiştir. Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği’nin (Sıra No: 47) “Amortisman ve tükenme payı ayırma yöntemi” başlıklı 5’inci maddesinde; duran varlıklar için amortisman ve tükenme payı ayrılmasında normal amortisman yönteminin uygulanacağı ve bu yönteme göre varlıklar için amortisman ve tükenme payının, varlığın yararlanma süresine göre Ek-1’de yer alan Amortisman ve Tükenme Payı Süre ve Oranları Listesinde belirlenen oranlarda her yıl eşit olarak ayrılacağı belirtilmiştir. Tebliğ’in “Amortisman ve tükenme payı süre ve oranları başlıklı” 6’ncı maddesinde de; Amortisman ve tükenme payı süresi duran varlıkların aktife girdiği yıldan başlar, denilmektedir. Yukarıda yer alan hükümlere göre varlıkların aktife girdiği yılda Tebliğ eki olan listede yer alan oranlara göre amortisman ayrılması gerekmekte” hatırlatması yapıldı.

Yapılan incelemede, “aşağıda yer alan tabloda yer alan varlıklar için amortisman ayrılmadığı tespit edilmiştir” denildi. Sayıştay hazırladığı raporda tablolar vererek, “Aşağıda tabloda yer alan hesaplamaya göre Belediyenin yılsonu mali tablolarında 257 Birikmiş Amortismanlar Hesabı ve 630 Giderler Hesabı 880.603,08 TL eksik gösterilmiştir. Belediye tarafından mali tablolarda yer alan amortismana tabi Maddi duran varlıklar için amortisman ayrılması gerekmektedir. Yapılan incelemede, aşağıda yer alan tabloda hesap adlarında amortisman tutarları olmasına karşın ilgili Maddi Duran Varlıklar Hesabında herhangi bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Aşağıdaki tabloda yer alan hesaplamaya göre Belediyenin 31.12.2021 tarihli bilançosunda 257 Birikmiş Amortismanlar Hesabı 663.085,51 TL fazla gösterilmiştir. Kamu İdaresi cevabında; maddi duran varlıklarla ilgili envanter çalışmalarına başlandığı ve Duran Varlıklar Amortisman Defterinin tutularak kayıtlara alınacağı ifade edilmiştir. Belediyenin amortismana tabi maddi duran varlıklarının çokluğu ve çeşitliliği göz önünden bulundurulduğunda, işlemlerinin sağlıklı bir yapıya kavuşması ancak mevzuatta belirtilen Duran Varlıklar Amortisman Defterinin tutulmasıyla mümkün olacaktır” dedi.

2-İller Bankası Ortaklık Payının Bilançoda Eksik Gösterildiği ortaya çıktı.

6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun gereğince İller Bankasınca kesilen kurumun ortaklık paylarının 240 Mali Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabına olması gerekenden eksik kaydedildiği tespit edildi.

Raporda, “6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkındaki Kanun'un “Ortaklık yapısı ve sermaye” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında İller Bankası ortaklarının il özel idareleri ve belediyeler olduğu, üçüncü fıkrasının (a) bendinde de 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun'a göre her ay Maliye Bakanlığı ve İller Bankası tarafından dağıtılacak vergi gelirleri paylarının toplamı üzerinden aylık olarak yüzde iki oranında kesilecek miktarın bankanın ödenmiş sermayesine ekleneceği belirtilmiştir. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği'nin 240 Mali kuruluşlara yatırılan sermayeler hesabına ilişkin “Hesabın niteliği” başlıklı 178'inci maddesinde; “Bu hesap, kanuni yetkilere dayanılarak mali kuruluşların sermayesine iştirak edilen tutarlar ve bu sermaye tutarlarının işletilmesinden doğan kar ve zararlar, bütçeye iade olunan tutarlar ile bu kuruluşlara ikrazen verilen ve mahsup edilen tutarların izlenmesi için kullanılır.” denilerek, kanuni yetkilere dayanılarak mali kuruluşların sermayesine iştirak edilen tutarların 240 Mali Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabına kaydedilmesi gerektiği belirtilmektedir.İller Bankası Anonim Şirketinin resmi web sitesinden kurumun yetkililerine tanımlanmış kullanıcı bilgileri ile ulaşılan kayıtlara göre, 2021 yılsonu itibariyle İller Bankası sermayesine iştirak edilen tutar toplamda 17.617.822,47 TL iken, Belediye muhasebe kayıtlarında 240 Mali Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında 10.829.014,48 TL olduğu görülmüştür.Kamu İdaresi cevabında; hatanın nedeninin İller Bankası paylarının doğrudan gider yazılmasından kaynaklandığı ve 2022 yılı içerisinde muhasebe kaydı ile düzeltildiği ifade edilmiştir. Hatalı muhasebe kayıtlarının 2022 yılı içerisinde düzeltildiği belirtilmiş olsa da raporumuz ekinde yer alan 2021 yıl sonu bilançosunda 240 Mali Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı 6.788.807,99 TL eksik olarak yer almaktadır. İller Bankasınca kesilen kurumun ortaklık paylarının zamanında ve tam olarak muhasebeleştirilmesi gerekmektedir” denildi.

3- Sermaye Taahhütlerinin Mali Tablolarda Yer Almadığı tespit edildi.

İdarenin şirketine sermaye artırımı nedeni ile ödenmesi kararlaştırılan 2.950.000,00 TL’nin taahhüt kayıtlarının yapılmadığı ve ödeme gerçekleşince kayıtlara alındığı tespit edildi..

Raporda, “ Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin, 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabının niteliği düzenleyen 181’inci maddesinde, mal ve hizmet üreten kuruluşlara (şirketlere) nakden veya ayni olarak verilen sermaye tutarlarının 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında izleneceği belirtilmiştir. Yönetmelik’in 247 Sermaye Taahhütleri Hesabının niteliğini düzenleyen 184’üncü maddesinde ise şirketlere taahhüt edilen sermaye tutarlarının bu hesapta izleneceği düzenleme altına alınmıştır. 247 Sermaye Taahhütleri Hesabının işleyişi ile ilgili olarak mezkur Yönetmelik’in 185’inci maddesinde; Sermaye taahhüt tutarlarının bu hesaba alacak, ilgili malî duran varlık hesabına borç kaydedileceği ve yerine getirilen sermaye taahhüt tutarları bir taraftan bu hesaba borç, taahhüdün yerine getirilme şekline göre ilgili hesaplara alacak; diğer taraftan 830 Bütçe Giderleri Hesabına borç, 835 Gider Yansıtma Hesabına alacak kaydedileceği belirtilmiştir. Belediyenin bir şirkete sermaye taahhüdü altına girmesi durumunda, söz konusu taahhüt tutarının tamamı için 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı borç ve karşılığında 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı alacak kaydının, bu kayıttan sonra ödenen sermaye tutarları için 247 Sermaye Taahhütleri Hesabına borç, ödemeye esas ilgili aktif hesaba alacak ve yanı sıra bütçe gideri kayıtlarının yapılması, ödemenin sermaye taahhütleri hesabından düşülmesi gerekmektedir. Bu suretle bilançoda 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında Belediyenin ilgili şirketteki toplam sermaye tutarı ve 247 Sermaye Taahhütleri Hesabında taahhüt edilen ancak henüz ödenmemiş bulunan sermaye tutarı görülebilir olacaktır. 06.07.2021 tarih ve 112 sayılı Toroslar Belediye Meclisi kararı ile Toroslar Doğa İmar İnşaat Turizm Gıda Ticaret Anonim Şirketine 2.950.000,00 TL sermaye artırım taahhüdünde bulunulduğu, 2021 yılı içerisinde söz konusu sermaye artırım taahhüdünün 737.500,00 TL’sinin ödendiği ve 2.212.500,00 TL’sinin ise 31.12.2021 tarihine kadar ödenmediği görülmüştür.Kamu İdaresi cevabında; 2022 yılı içerisinde bulgu konusu hatanın muhasebe kaydı ile düzeltildiği ifade edilmiştir. Sermaye artırım kararı taahhüt kayıtlarının 2022 yılı içerisinde düzeltildiği belirtilmiş olsa da raporumuz ekinde yer alan 2021 yıl sonu bilançosunda, 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermaye ve 247 Sermaye Taahhütleri Hesapları 2.212.500,00 TL tutarı kadar eksik olarak yer almaktadır. Belediyenin bir şirkete sermaye taahhüdü altına girmesi durumunda, söz konusu taahhüt tutarının tamamı için 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabı borç ve karşılığında 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı alacak kaydının yapılması gerekmektedi”denildi.

4- Kıdem Tazminatı Karşılıklarıyla İlgili Muhasebe Kayıtlarının Mevcut Durumu Yansıtmadığı ortaya çıktı.

Belediyede kadrolu ve sözleşmeli işçi statüsünde çalışan personel için kıdem tazminatı karşılıklarının hatalı hesaplandığı, bunun da mali tabloların doğruluğunu ve güvenilirliğini etkilediği tespit edildi..

Raporda, “1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğü devam eden “Kıdem tazminatı” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: ………… Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.……….. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur.” Denilmektedir. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı “Hesabın niteliği” başlıklı 330’uncu maddesinde bu hesabın, ilgili mevzuatı uyarınca belirlenecek esaslar çerçevesinde ayrılan uzun vadeli kıdem tazminatları karşılıklarının izlenmesi için kullanılacağı hükme bağlanmıştır. Yukarıda yazılı hükümlere göre, işverenler bünyesinde çalıştırdığı işçiler için hesap edeceği uzun vadeli kıdem tazminatı karşılıklarını 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabında muhasebeleştirmesi gerekmektedir.  Belediyenin 31.12.2021 tarihi itibarı ile 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabında 764.331.36 TL bulunduğu, ancak belirlenen bu tutarın belediyede çalışan işçilerin hesap edilen kıdem tazminatlarını tam olarak yansıtmadığı görülmüştür. Kurumdan alınan bilgiler ve yapılan hesaplamalar sonucunda kıdem tazminatı karşılıkları hesabında 13.664.566,86 TL karşılık ayrılmış olması gerekmektedir. Belediye işçileri için kıdem tazminatı karşılıklarının 12.900.235,50 TL eksik ayrıldığı böylece mali tablolarında aynı tutarda hataya sebebiyet verildiği görülmüştür. Kamu İdaresi cevabında kıdem tazminatı karşılık tutarlarının muhasebe kayıtlarına alındığı bildirilmiştir. Ancak yapılan düzeltme kaydı 2021 yılı mali tablolarını etkilemediği için bulguda belirtilen hesap itibariyle hataya neden olduğuna ilişkin değerlendirmemiz devam etmektedir” denildi.

5- Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının Gerçek Durumu Yansıtmadığı ortaya çıktı.

Geçici kabulü yapılmamış olan yapım işlerine ait tutarların ilgili maddi duran varlık hesaplarına aktarıldığı ve 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmediği görüldü.

Raporda, “Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği'nin 204 ve 205'inci maddelerinde 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının niteliği ve işleyişi düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik'in 204'üncü maddesinde; “Bu hesap, yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerin; geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihte, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığını gösteren belgenin düzenlendiği tarihte, ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılıncaya kadar izlenmesi için kullanılır.” denilmektedir. 205'inci maddesinde ise bu hesaba yapılacak borç ve alacak kayıtları düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre gerek bir yıl içerisinde tamamlanan, gerekse yıllara sari olarak yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerin bu hesaba borç kaydedileceği, yatırımın tamamlandığı veya geçici kabulün yapıldığı tarihte bu hesaptan çıkarılarak ilgili duran varlık hesaplarına aktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemenin amacı, henüz yapımı devam eden maddi duran varlıklar için yapılan giderlerin ara bir hesap olan 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabına kaydedilmek suretiyle kurumun bilançosunda Maddi duran varlık hesaplarının doğru bilgi sunmasını sağlamak ve henüz tamamlanmamış varlıklar için amortisman ayrılmasına engel olmaktır. Yapılan denetimlerde, 2021 yılsonu itibariyle geçici kabulü yapılmayan yapım işleri tutarının toplam 14.098.820,02 TL olduğu, 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında ise 3.057.623,33 TL muhasebe kaydının yer aldığı, yapımı tamamlanmamış ve geçici kabulü yapılmamış bazı duran varlık yatırımlarına ait tutarların ilgili duran varlık hesaplarına aktarıldığı 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmediği görülmüştür. Kamu İdaresi cevabında; "Yapılmakta olan yatırımlar ile ilgili 258 Hesapta 2021 sonu itibari ile 3.057.623,33 TL bulunmaktadır, hesaplarla ilgili kontrol sağlanacağı bildirilmiştir.Geçici kabulü yapılmamış bazı duran varlık yatırımlarına ait tutarların 258 Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmemesi nedeniyle bu hesap bilançoda olduğundan 11.041.196,33 TL eksik , ilgili Maddi duran varlık hesapları ise aynı tutarda fazla görülmektedir” denildi.

6- Satışı Yapılan Taşınmazların Satış Bedelleri Üzerinden Muhasebe Kayıtlarından Çıkarılmadığı tespit edildi.

Belediye adına tapuda kayıtlı olan arsa ve arazilerin değer tespiti yapılmadan tamamının 250 Arazi ve Arsalar Hesabına toplu olarak kaydedildiği, münferit olarak herhangi bir arsa ve arazinin değerinin idarece bilinmediği ve satışı yapılan arsa ve arazilerin satış bedeli üzerinden kayıtlardan çıkarıldığı ve satıştan elde edilen gelirin 600 Gelirler Hesabına aktarılmadığı tespit edildi.

Raporda, “Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “250 Arsa ve araziler hesabı” “Hesabın işleyişi” başlıklı 189’uncu maddesinin a/ikinci fıkrasında; bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce mevcut olan arsa ve arazilerden envanteri yapılanların tespit edilen değerlerinin bu hesaba borç, 500-Net Değer/Sermaye Hesabına alacak kaydedileceği, b)1 fıkrasında ise, satılan arsa ve arazilerin kayıtlı değerlerinin 250 Arsa ve Araziler Hesabına kaydedileceği, satış bedeli ile kayıtlı değeri arasındaki olumlu farkların 600 Gelirler Hesabına ve satış bedeli ile kayıtlı değeri arasındaki olumsuz farkların ise, 630 Giderler Hesabına kaydedileceği, belirtilmektedir. Yapılan incelemede; Belediyenin sahip olduğu tapuda kayıtlı taşınmazlara ilişkin rayiç değer tespitlerinin Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılmadığı, 250 Arazi ve Arsalar Hesabına toplu olarak kaydedildiği, münferit olarak herhangi bir arsa ve arazinin değerinin idarece bilinmediği, 2021 yılı içerinde 11 adet arsanın 108.705.000,00 TL karşılığında satıldığı, arsa satışı sırasında 250 Arazi ve Arsalar Hesabında kayıtlı 58.104.974 TL tutarın tamamının satışı yapılan 11 adet arsanın satış karşılığı kabul edilerek kayıtlardan çıkarıldığı, 11 adet arsa ve arazinin satışından elde edilen olumlu farkın 600 Gelirler Hesabı yerine 500 Net Değer Hesabında muhasebeleştirildiği, 2021 yılı 250 Arsa ve Araziler Hesabı kapanış kayıtlarında görülen 601.628,12 TL'nin ise sadece bağ bahçe ve tarım dışı alanların tutarı olduğu görülmüştür. Denetim tespitimiz üzerine Kurumdan satışa konu olan arsa ve arazilerin rayiç bedelinin toplam 6.086.000,00 TL olduğu bilgisi alınmıştır. Kayıtlı değeri 6.086.000,00 TL olan 11 adet arsa ve arazinin 108.705.000,00TL’sına satılması ve kalan 102.619.000,00 TL’nin muhasebe kayıtlarına alınmaması, Kurum bilançosunda 600 Gelirler Hesabı ve dönem faaliyet sonuçları hesaplarının (108.705.000,00- 6.086.000,00=)102.619.000,00 TL ve 250 Arazi ve Arsalar Hesabının (58.104.974,00- 6.086.000,00=) 52.018.974,00 TL, eksik görünmesine neden olmaktadır. Kamu İdaresi cevabında gerekli düzeltme kaytlarının yapılacağını belirtmiş olmakla beraber, bulguda belirtilen hesaplar itibariyle 2021 yılı mali tablolarında hataya neden olduğuna ilişkin değerlendirmemiz devam etmektedir” denildi.

7- Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarında Görünmediği ortaya çıktı.

Kurum taşınmaz kayıtlarının, Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapılmadığı görüldü.

Raporda, “ 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınır ve taşınmaz işlemleri” başlıklı 44’üncü maddesinde, taşınır ve taşınmazların kayıtlarına ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmeliklerle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.2006/10970 sayılı BKK ile çıkarılan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in “Kayıt ve kontrol işlemleri” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; taşınmaz kayıt ve kontrol işlemlerinin, kamu idarelerine ait taşınmazların mevcutlarla birlikte içinde bulunulan yılda çeşitli yollarla edinilenlerin ve elden çıkarılanların miktar ve değer olarak takip edilmesi amacıyla kayıt altına alınması olarak tanımlandığı ve kayıtların belgeye dayanmasının esas olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, Yönetmelik’in ekinde yer alan Ek-1’in “Tapuda Kayıtlı Taşınmazlar” başlıklı bölümünde yer alan taşınmazlardan, tapuda kayıtlı olanların maliyet bedeli ile maliyet bedeli belirlenemeyenlerin ise rayiç değeri üzerinden kayıtlara alınacağı belirtilmiştir.Ayrıca Yönetmelik’in “Kayıt şekli” başlıklı 7’inci maddesinde de; Kamu idarelerinin taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleriyle görevli birimlerince “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar Formu” nun hazırlanacağı, bu formda yer alan bilgiler esas alınarak mali hizmetler birimince taşınmaz icmal cetvellerinin oluşturulacağı, icmal cetvellerinde, kayıt planında belirtilen unsurların her biri için bir satır ayrılacağı ve bu taşınmazlara ilişkin adet ve yüz ölçüm toplamlarının belirtileceği hükümlerine yer verilmiştir.Yapılan incelemede, Mersin Tapu Kadastro İl Müdürlüğünden alınan taşınmaz kayıt bilgilerinden Toroslar Belediyesinin 1752 adet arsa ve arazisinin mevcut olduğu tespit edilmiş, Belediyenin sahibi olduğu tapuda kayıtlı söz konusu arsa ve arazilerinin Kurumun 2021 bilançosunda muhasebe kayıtlarına alınmadığı görülmüştür. Kamu İdaresi cevabında gerekli düzeltme kaytlarının yapılacağını belirtmiş olmakla beraber, 2021 yılı mali tablolarında hataya neden olduğuna ilişkin değerlendirmemiz devam etmektedir.Kurum adına tapuda kayıtlı olduğu tespit edilen 1752 adet arsa ve arazinin Yönetmelik eki “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar Formu” nda yer alan bilgileri içerecek şekilde kayıtlarının tutulması ve bu formlar esas alınarak taşınmaz icmal cetvellerinin oluşturulması,değer tespit şekillerine göre maliyet bedeli, rayiç değer veya iz bedeli ile muhasebe kayıtlarına alınması gerekmektedir” denildi.

8- Taşınır Mal Yönetimi Hesabı İcmal Cetvelindeki Taşınır Tutarları ile Muhasebe Kayıtlarının Uyumlu Olmaması

Toroslar Belediyesi Taşınır Mal Yönetimi Hesabı İcmal Cetvelindeki kayıtlı tutarlar ile muhasebe kayıtlarındaki bakiyelerin birbiriyle uyuşmadığı görüldü.

Raporda, “Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun taşınır işlemlerine ilişkin hükümlerine dayanılarak çıkarılan Taşınır Mal Yönetmeliği uyarınca taşınır kayıtlarını tutmak ve mali yıl sonunda Taşınır Yönetim Hesabını düzenlemekle yükümlü kılınmışlardır.28.12.2006 tarih ve 2006/11545 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Taşınır Mal Yönetmeliği’nin;“Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde tüketim malzemeleri, makine ve cihazlar ile demirbaşlar taşınır olarak tanımlanmış,“Belge ve cetveller” başlıklı 10’uncu maddesinde taşınır yönetim hesabını oluşturan cetvellere ayrıntılı olarak yer verilmiş, “Taşınırların kaydı” başlıklı 12’nci maddesinde kamu idarelerinin bütün taşınırlarının nasıl kayıt altına alınacağı ve nasıl takip edileceği belirtilmiş, “Kayıt zamanı, kayıt değeri ve değer tespit komisyonu” başlıklı 13’üncü maddesinde taşınırların, edinme şekline bakılmaksızın kamu idaresince kullanılmak üzere teslim alındığında giriş; tüketime verildiğinde, satıldığında, başka harcama birimlerine devredildiğinde, bağışlandığında veya yardım yapıldığında, çeşitli nedenlerle kullanılamaz hale geldiğinde, hurdaya ayrıldığında veya kaybolma, çalınma, canlı taşınırın ölümü gibi yok olma hallerinde ne şekilde çıkış kaydedileceği ayrıntılı şekilde açıklanmış, “Taşınır giriş ve çıkış işlemlerinin muhasebe birimine bildirilmesi” başlıklı 30’uncu maddesinde; maddi duran varlık hesaplarında izlenen taşınırlara ilişkin işlemlerin muhasebe birimine gönderilmesinin zorunlu olduğu, muhasebe yetkililerinin ise kendilerine gönderilen taşınır işlemlerine uygun olarak muhasebe kayıtlarını tutması gerektiği belirtilmiştir.Yönetmelik’in “Taşınır mal yönetim hesabı” başlıklı 34’üncü maddesinde ise; taşınır kayıt ve işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının harcama yetkilisi tarafından kontrol edileceği, taşınır mal yönetim hesabının denetime esas olmak üzere taşınır kayıt yetkilisi tarafından harcama birimleri itibarıyla hazırlanacağı, ayrıca taşınır kontrol yetkilisince taşınırların kayıt ve belgeler ile mali tablolara uygunluğunun kontrol edilerek imzalanacağı, hükme bağlanmıştır. Taşınır Mal Yönetmeliği'nin söz konusu hükümleri uyarınca tüketim malzemeleri, tesis makine ve cihazlar, taşıtlar ve demirbaşlara ilişkin İdare Taşınır Mal Yönetim Hesabı ile muhasebe kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olması gerekmektedir.Yapılan incelemede, aşağıdaki Tablo’ da gösterildiği üzere İdare Taşınır Mal Yönetim Hesabı İcmal Cetveli ile Bilançoda yer alan, 150 İlk Madde ve Malzemeler Hesabı, 253 Tesis, Makine ve Cihazlar Hesabı, 254 Taşıtlar Hesabı ve 255 Demirbaşlar Hesabı tutarlarının uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Kamu İdaresi cevabında taşınırların sayım ve envanter çalışmalarına başlanıldığı belirtmiştir. Bu itibarla 2021 yılı Bilançosu anılan hesaplar itibarıyla gerçek durumu yansıtmadığından doğru ve güvenilir bilgi sunmamaktadır” denildi.

9- Mersin Su Ve Kanalizasyon İdaresi Tarafından Belediyeye Aktarılmadığı ortayı çıktı.

Gereken Çevre Temizlik Vergisi ve Evsel Katı Atık Paylarının Tahakkuk ve Takip EdilmemesiMersin Su ve Kanalizasyon İdaresince (MESKİ), belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki konutlar üzerinden tahsil edilen çevre temizlik vergisi (ÇTV) ve evsel katı atık paylarına ilişkin bildirimlerin belediyeye zamanında yapılmadığı, bunun sonucu olarak söz konusu vergi paylarının tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin sağlıklı bir şekilde izlenmediği görüldü.

Raporda, “ 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanun’un “Çevre temizlik vergisi” başlıklı mükerrer 44’üncü maddesinin; Birinci fıkrasında, “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir”, Yedinci fıkrasında, “Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlardaki çevre temizlik vergisi ise 20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizasyon idarelerince tahsil edilir”, Dokuzuncu fıkrasında, “Su ve kanalizasyon idareleri büyük şehir dahilindeki her ilçe veya ilk kademe belediyesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan konutlara ilişkin olarak tahsil ettiği çevre temizlik vergisi ile bu verginin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahsil ettiği gecikme zammının yüzde seksenini tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar bir bildirim ile ilgili belediyeye bildirerek aynı süre içinde öder”, Onuncu fıkrasında ise, “Tahsil ettiği vergiyi veya gecikme zammını yukarıda belirtilen süre içinde ilgili belediyeye yatırmayan idarelerden, bu tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir” hükümleri yer almaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü” başlıklı 11’inci maddesinin on ikinci fıkrasında ise “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır.” denilerek evsel katı atık hizmetinden yararlananların idarenin yaptığı harcamalara katılmakla yükümlü olduğu, dolayısıyla hizmetten yararlananlardan belediye meclislerince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınacağı hüküm altına alınmıştır. Katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücretlerinin tespitine esas olan tarifelerin nasıl belirleneceği ve belirlenen ücretlerin hangi usulle ilgili kişilerden tahsil edileceği; 27.10.2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’te düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde büyükşehir belediyeleri, diğer belediyeler ve belediye birlikleri “evsel katı atık idareleri” olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik’in “Evsel katı atık idarelerinin görev ve yetkileri” başlıklı 8’inci maddesinde ise, bu idarelerin evsel katı atık hizmetini vermek veya verdirmekle, evsel katı atık hizmetlerine ilişkin tarifeleri belirlemekle ve evsel katı atık ücretini toplamakla yükümlü oldukları düzenlenerek 2872 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükmü yinelenmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinde; belediye başkanına, belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak, belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek gibi görevler verilmiş ve bu hususlarda belediye başkanına sorumluluk yüklemiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61'nci maddesinde, gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemlerini muhasebe yetkilisinin yürüteceği, muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu tutulacağı, aynı Kanun’ un “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38'nci maddesinde de kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen hükümlere göre su ve kanalizasyon idareleri, mevzuatta belirtilen süre içerisinde tahsil ettiği ÇTV ve evsel katı atık vergi paylarını ilgili belediyeye bildirmek ve ödemekle yükümlüdür. Çevre temizlik vergisi ve evsel katı atık paylarının, MESKİ den süresi içinde Toroslar Belediyesi hesaplarına aktarılmasını teminen, Belediyenin bahsi geçen paylara ilişkin tahakkuk ve tahsil süreçlerini yasal yetkileri çerçevesinde takip etmesi; süresi içinde aktarılmayan çevre temizlik vergisi ve evsel katı atık payları için de, MESKİ’ye yönelik olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. MESKİ’ den alınan veriler üzerinde yapılan incelemede; 31.12.2021 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yer alan konutlar üzerinden tahsil edilen ÇTV ve gecikme zammından Belediyeye aktarılması gereken ÇTV payının 12.348.719,35 TL olduğu, MESKİ tarafından Belediyeye 2021 yılı içinde 3.145.349,20 TL ödendiği, yılsonunda 9.203.370,15 TL tutarında ÇTV payının gönderilmediği, Evsel katı atık bedelinden ise, Belediyeye aktarılması gereken 8.283.508,84 TL olduğu, ancak MESKİ tarafından Belediyeye 2021 yılı içinde 2.943.299,55 TL ödendiği, yılsonunda 5.340.209,29 TL tutarında evsel katı atık payının gönderilmediği tespit edilmiştir. Kamu İdaresi cevabında MESKİ ile ilgili yazışmaların yapıldığı, tahakkuk konusunda mutabık kalındığı, ödeme yapılmadığı taktirde İller Bankası aracılığı ile tahsilat yapılacağı bildirilmiştir. Söz konusu vergilerin tahakkuk işlemleri ile ilgili muhasebe kayıtlarının (9.203.370,15+5.340.209,29 = 14.543.579,44 TL) eksik olarak yapılması, Kurum mali tablolarında 120 Gelirlerden Alacaklar Hesabı, 600 Gelirler Hesabı ve 590 Faaliyet Sonuçları Hesaplarının doğru ve güvenilir bilgi vermemesine yol açmaktadır. Bulguda belirtilen hesaplar itibariyle hataya neden olduğuna ilişkin değerlendirmemiz devam etmektedir” denildi.

10- Bütçe Emanetlerinde Bekleyen Tutarların Muhasebe Kayıtlarına Alınma Sıralamasına Göre Ödenmediği ortaya çıktı.

320 Bütçe Emanetleri Hesabına alınan tutarların hak sahiplerine kayda alınış sırasına göre ödenmediği görüldü..

Raporda, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34’üncü maddesinde; kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderlerin, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği, ancak sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 5018 sayılı Kanun’un “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde de, muhasebe yetkililerinin, 34’üncü maddenin ikinci fıkrasındaki ödemeye ilişkin hükümleri kontrol yükümlülüklerinden dolayı sorumlu oldukları belirtilmiştir. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 249 ve 250’nci maddelerinde, mali yıl içerisinde veya sonunda ödeme emri belgesine bağlandığı halde, nakit yetersizliği veya diğer sebeplerle ilgililerine ödenemeyen tutarların izlenmesi için 320 Bütçe Emanetleri Hesabının kullanılması ve bütçe emanetlerine alınan tutarların muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ilgililerine ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan mevzuat hükümlerine göre, emanete alınan tutar bir defada denemediği takdirde, daha sonra yapılacak ödemelere ilişkin fişe, ilk ödemeye ait fişin yevmiye tarih ve sayısı yazılmalı; söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde nakit yetersizliği gibi nedenlerle ödenemeyip Bütçe Emanetleri hesabına alınan tutarlar ise, daha sonra hesaba alınış sırasına göre ödenmelidir. Belediyenin muhasebe işlemleri üzerinde yapılan incelemelerde, bütçe giderlerinin gerçekleşmesi sırasında nakit yetersizliğinden dolayı 320 Bütçe Emanetleri Hesabına kaydedilen tutarların, emanete alınış sırasına göre ödenmediği tespit edilmiştir.Kamu idaresi cevabında; ödemeyle ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Mevzuatta öngörülen sıralamaya riayet edilmemesi nedeniyle, alacaklılar tarafından Belediyeye karşı başlatılacak hukuki süreçler, idareyi icra harçları, mahkeme giderleri, faiz gibi ek külfetlere katlanma riskiyle karşı karşıya bırakabilecektir” denildi

11- Varlık Hesaplarına Alınması Gereken Yapım Bakım ve Onarım Harcamalarının Gider Hesaplarında Muhasebeleştirilmediği ortaya çıktı.

Gayrimenkul yapım, büyük onarım ve tadilat işlerine ait harcamaların ilgili duran varlık hesaplarına alınmayarak doğrudan giderleştirildiği tespit edildi..

Raporda, “ 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Yapım: Bina, karayolu, demiryolu, otoyol, havalimanı, rıhtım, liman, tersane, köprü,  tünel, metro, viyadük, spor tesisi, alt yapı, boru iletim hattı, haberleşme ve enerji nakil hattı, baraj, enerji santrali, rafineri tesisi, sulama tesisi, toprak ıslahı, taşkın koruma ve dekapaj gibi her türlü inşaat işleri ve bu işlerle ilgili tesisat, imalat, ihzarat, nakliye, tamamlama, büyük onarım, restorasyon, çevre düzenlemesi, sondaj, yıkma, güçlendirme ve montaj işleri ile benzeri yapım işlerini, ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Yapım tanımına giren tüm işlere ilişkin inşa, onarım, yıkma, değiştirme, iyileştirme ve yenileme çalışmalarının da söz konusu Kanun hükmü uyarınca yapım işi olarak değerlendirilmesi, ilgili taşınmazın değerini artırıcı faaliyetler olması nedeniyle, su kuyuları açılması ve bunlar için yapılan büyük onarım ve tadilat harcamalarının 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabında muhasebe kayıtlarına alınması gerekmektedir. Kamu İdaresi cevabında; bulguda belirtilen hususa katılmış olup gerekli düzeltmelerin yapılacağını belirtmiştir. Yapım işi, büyük onarım ve tadilat işlerine ait harcamaların, ilgili duran varlık hesaplarına alınması gerekirken, gider hesaplarında muhasebeleştirilmesi, Kurum mali tablolarında duran varlıkların gerçek değerinden daha düşük görünmesine neden olmaktadır” denildi.

12- Belediye Tarafından Kiraya Verilen Taşınmazlar Üzerindeki İşletmelerin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Almadan Faaliyette Bulundukları ortaya çıktı.

Belediye tarafından kiraya verilen iş yerlerinden bazılarının işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyetlerinin sürdürdükleri tespit edildi.

Raporda, “5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinin c fıkrasında, “sıhhî işyerlerini, 2’inci ve 3’üncü sınıf gayrisıhhî müesseseleri, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek” hükmü yer almaktadır.2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “işyeri açma izni harcı” başlıklı 81’nci maddesinde ise, “Belediye sınırları veya mücavir alanlar içinde bir işyerinin açılması "İşyeri Açma İzni Harcına" tabidir.” denilerek işyerlerinin açılması sırasında ilgililerden söz konusu harcın tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in “İşyeri açılması”” başlıklı 6’ncı maddesinde, yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılıp çalıştırılamayacağı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idareler tarafından kapatılacağı belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre; belediye sınırları ve mücavir alan içerisinde ruhsata tabi tüm işyerleri ile işletmelere işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye, işyeri açma ve çalışma ruhsatı almadan faaliyetlerini sürdüren işyerlerini kapatmaya, açılan işyerlerinden “İşyeri Açma İzni Harcı” tahsil etmeye belediyelerin, yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan incelemede, Belediye tarafından 69 iş yerinin kiraya verildiği, bunlardan 9 iş yerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu iş yerlerinden “iş yeri açma izni harcı” tahakkuk ve tahsilatı da yapılamamıştır.Kamu İdaresi cevabında; işyeri açma ve çalışma ruhsatı almadan faaliyet yürüten 9 adet işletmeyle ilgili işlemlerin başlatıldığı ifade edilmiştir. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına tabi olan, ancak çeşitli nedenlerle belediyeye başvurmayan iş yerleri için gerekli kontrollerin yapılması, ruhsatsız faaliyette bulunan işyerleri için ilgili mevzuatında belirtilen yaptırımların uygulanması, ruhsat başvurularının kabulünden sonra ise söz konusu harcın tahsil edilmesi gerekmektedir” denildi.

13- Telekomünikasyon Altyapı ve Şebekelerinden Alınması Gereken Geçiş Hakkı Bedellerinin Alınmadığı ortaya çıktı.

Belediyenin yetki ve sorumluluk alanı içinde kalan sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri gerece ilişkin geçiş hakkı ücretlerinin takip ve tahsil edilmediği görüldü.

Raporda, “5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesinin (s), (ş) ve (z) fıkralarında; “Geçiş Hakkı”, “Geçiş Hakkı Sağlayıcısı” ve “İşletmeci” tanımlamaları yapılmıştır. Aynı Kanun’un 22’inci maddesinin birinci fıkrasında “Geçiş hakkının kapsamı” belirlenmiş, 25'inci maddesinde de işletmeci ile geçiş hakkı sağlayıcısının anlaşma serbestisi çerçevesinde geçiş hakkına ilişkin anlaşmalar yapabileceği düzenlenmiştir. Geçiş hakkı ve bu hakka uygulanacak ücret tarifesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 27.12.2012 tarih 28510 sayılı Resmi Gazete ’de “Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik” yayımlanmıştır. Yönetmelik’te işletmeci ve geçiş hakkı sağlayıcısının geçiş hakkına ilişkin anlaşmaları, belirlenen ilkeler doğrultusunda serbestçe yapabileceği, anlaşma yapmaya ve geçiş hakkına ait ücretlerin tahsiline ise geçiş hakkına konu olan taşınmazın sahibi veya taşınmaz üzerinde hak sahibi olanların yetkili olduğu ifade edilmiştir. 01.01.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçiş hakkı ücretleri tarifesi Yönetmelik’e eklenmiş olup geçiş hakkı ücretinin Geçiş Hakkı Ücret Tarifesi’nde belirtilen fiyatları aşamayacağı ve bu fiyatların her mali yılın başında Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre belediyeler tarafından tarifede tavan olarak belirtilen miktarlara da riayet edilmek suretiyle geçiş hakkı talep eden telekomünikasyon firmalarından tahsil edilmek üzere geçiş hakkı ücreti belirlenmesi ve bu ücretlerin geçiş hakkını kullanan işletmecilerden tahsil edilmesi gerekmektedir. Yapılan incelemede Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk sınırları içerisinde bulunan yerler için sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri gerece ilişkin geçiş hakkı ücret tarifesi Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından belirlenmiş olmasına rağmen, bu bedelin tahsili yerine “Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik'te belirlenen üst sınıra göre tahsil edilmeye devam edildiği tespit edilmiştir. Kamu İdaresi cevabında 2018 yılına kadar olan tahsilatların yapıldığı, 2018 yılından sonraki yıllar için ise Belediye Encümenince gerekli kararın alındığı, personel ve techizat eksikliğinin giderilmeye çalışıldığı bildirilmiştir.Belediyenin söz konusu gelirden mahrum kalmaması için altyapı geçiş hakkı bedeli olarak Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından belirlenen geçiş hakkı ücret tarifesine uygun olarak tahsilatlar yapılmalıdır” denildi.

14- Doğrudan Temin Alımlarının Elektronik Kamu Alım Platformuna (EKAP) Kaydedilmediği ortaya çıktı.

Doğrudan temin alımlarına ilişkin EKAP kayıtlarının yapılmadığı görüldü. 

Raporda, “Kamu İhale Genel Tebliği’nin Doğrudan temin kayıt formu başlıklı 30.9.2. maddesine göre doğrudan temin yoluyla yapılan alımların, takip eden ayın onuncu gününe kadar “Doğrudan Temin Kayıt Formu” doldurularak EKAP üzerinden kayıt altına alınması gerekmektedir. EKAP üzerinden yapılan doğrudan temin işlem süreçlerinde idare kullanıcısı, kaydı yapılan satın alma işlemi ile ilgili hususları detayları ile EKAP’a kaydedebilmektedir. Doğrudan temin işleminin mal, hizmet veya yapım işi olarak türü ve 22’nci maddenin hangi bendi ile alım yapıldığı gibi bilgiler bu hususlar arasındadır. Belediyenin hesap ve işlemleri üzerinde yapılan incelemelerde doğrudan temin ile yapılan satın alma işlemlerinin EKAP’a kaydedilmediği tespit edilmiştir. Kamu İdaresi cevabında; doğrudan temin yoluyla yapılan alımların, EKAP üzerinden kayıt altına alınması çaşılmalarına başlanıldığı ifade edilmiştir. Doğrudan teminlerin EKAP’a kaydedilmemesi, mali yıl içerisinde Kanun’un 21 ve 22’nci maddelerindeki parasal limitler dâhilinde yapılan toplam harcama tutarının EKAP verileri ile elde edilememesine neden olmaktadır. Doğrudan temin yoluyla yapılan alımların, alımı takip eden ayın onuncu gününe kadar EKAP üzerinden kayıtlara alınması gerekmektedir” denildi.

15- Doğrudan Teminle Gerçekleştirilen ve Belli Bir Süre Gerektiren İşlerde Sözleşme Düzenlenmediği ortaya çıktı.

Doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen, malın teslimi veya hizmetin ya da yapım işinin belli bir süreyi gerektirdiği işlerde sözleşme düzenlenmediği tespit edildi.

Raporda, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Doğrudan temine ilişkin açıklamalar” başlıklı 22’nci maddesinde; doğrudan temin kapsamında alımı yapılacak malın teslimi veya hizmetin ya da yapım işinin belli bir süreyi gerektirmesi durumunda, alımın bir sözleşmeye bağlanmasının zorunlu olduğu, bir defada yapılacak alımlarda sözleşme yapılmasının idarelerin takdire bırakıldığı belirtilmiştir. Tebliğ’de belirtildiği üzere işin belli bir süreyi gerektirmesi durumunda sözleşme düzenlenmesi zorunluluk arz etmektedir.Sözleşme, tarafların mağdur olmamasını, ödeme yükümlülüklerinin ve yüklenici taahhütlerinin kayıt altına alınmasını ve yerine getirilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla kurumun, doğrudan temin ile gerçekleştireceği malın teslimi veya hizmetin ya da yapım işinin belli bir süreyi gerektirmesi durumunda sözleşme yapması mevzuata göre bir zorunluluktur. Kamu İdaresi cevabında; doğrudan temin kapsamında alımı yapılacak malın teslimi veya hizmetin yada yapım işinin belli bir süreyi gerektirmesi durumunda sözleşme düzenlenmesinin sağlanacağı ifade edilmiştir. Belediye tarafından doğrudan temin yöntemiyle yaptırılan ve yapımı belli bir süreyi gerektiren yapım işlerinde sözleşme düzenlenmesi gerekmektedir”denildi.

16- İşçilerin Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmadığı ortaya çıktı.

Belediyede çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle çoğunluğunun birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görüldü..

Raporda, “Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50'nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların bir hakkı olduğu ve bu hakların kullanımının Kanun’la düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun;“Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri ”başlıklı 53'üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği, “Yıllık ücretli iznin uygulanması” başlıklı 56'ncı maddesinde yılık ücretli iznin işveren tarafından bölünemeyeceği ve 53'üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, “Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti” başlıklı 59'uncu maddesinde iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği, “İzinlere ilişkin düzenlemeler “başlıklı ise, 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir. Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır. Aynı Kanun’un “Yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık ”başlıklı 103'üncü maddesinde ise, yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2021 yılında 555 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nın 30.06.2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2021/14 sayılı Genelge’ sinde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemelere göre işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir. Yapılan incelemede idarede görev alan kadrolu 76 işçiden 1’inin 500 günden, 4’ünün 400 günden, 4’ünün 300 günden, 7’sinin 200 günden ve 33’ünün 100 günden fazla kullanılmayan izinlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden idareler açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Kamu İdaresi cevabında; işçilerin kullanmadıkları izinlerin bir program dahilinde yılı içerisinde kullandırılmaya başlanıldığı ifade edilmiştir. Belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde idarede çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, mevzuata uygunluk ve idareye ek mali külfet getirmemesi amacıyla biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması sağlanmalıdır” denildi.

haberanaliz.net / ÖZEL


  • 0
    SEVDİM
  • 3
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
İŞKUR'da 80 milyon TL'lik dolandırıcılıkta FETÖ ve DHKP-C detayıÖnceki Haber

İŞKUR'da 80 milyon TL'lik dolandırıcılık...

Abdurrahman Dilipak'tan çarpıcı uyarı: Hep birlikte HAYIR diyelimSonraki Haber

Abdurrahman Dilipak'tan çarpıcı uyarı: H...

Başka haber bulunmuyor!