Murat Çepni: Balık çiftlikleri telafisi imkânsız deniz kirliliğine ve halk sağlığı sorunlarına neden olmaktadır

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Murat Çepni: Balık çiftlikleri telafisi imkânsız deniz kirliliğine ve halk sağlığı sorunlarına neden olmaktadır
Türkiye’de sayıları her geçen gün artan balık çiftliklerinin faaliyetleri son yıllarda kontrol edilemez boyuta ulaşmıştır. Bu tesislerin ekosisteme, su varlıklarına, çevreye, kültürel ve doğal korunacak alanlara, biyoçeşitliliğe ve burada üretilen su canlılarının halk sağlığına verdiği zararların tespit edilmesi, bu zararlara karşı bütüncül çözümler üretilmesi amacıyla HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni Meclis araştırması talep etmiştir. Çepni, araştırma önergesinde gerekçeyi şu şekilde belirtmiştir;

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün 2018 yılında yayınladığı raporda;  iklim değişikliğinden, denizlerde bırakılmış balıkçılık araçlarından kaynaklanan hafriyattan,  mikroplastiklerin sebep olduğu kirlilikten ve aşırı avlanma gibi pek çok nedenden dolayı   denizlerdeki balık türlerinin %30’undan fazlasının tamamen tükenmekte olduğunu açıklamıştır. Yanlış uygulamalar nedeniyle deniz balıklarının hızla azalması sonucu, dünya ülkeleri entansif balık yetiştiriciliğine yönelmiş,  kültür balıkçılığı için kurulan balık çiftliklerinin sayısı hızla artmıştır. Kültür balıkçılığı, okyanus, deniz ve göllerde;  gıda veya diğer amaçlar için sucul canlıların özel olarak yetiştirilmesidir. Balık üretimi faaliyetlerinde kapalı sistem üretim ve açık sistem üretim tekniği kullanılmaktadır.  Göllerde ve açık denizlerde yapılan kültür balıkçılığı, biyolojik kirlilik, organik kirlilik, kimyasal kirlilik, habitat değişikliği, gıda güvenliği ve halk sağlığı tehlikeleri oluşturmakta ve çevre için önemli riskler barındırmaktadır. 

Açık sistemle yapılan üretimde,  işletme ve üretim aşamasında, kapalı sistemlerde ise sistemin kurulması, işletilmesi ve kapatılması esnasında çevresel zararlar oluşmaktadır. Kültür balıkçılığında havuzlar, kanallar, akvaryum, kafesler ve çitler kullanılan yapılardır. Çevresel zararlara neden olan kirleticiler,  balık dışkıları, kimyasallar (insektisitler ve kalite arttırıcı maddeler), ilaçlar, virüsler, bakteriler ve balık yemleridir. Kirleticiler genellikle çiftlik etrafındaki çevreyi etkilemekte kalmamakta,  daha uzak mesafelere de etki edebilmektedir. Sucul canlılarda görülen hastalıkların yayılması gibi etkiler, türlerin kompozisyonunu değiştirmekte, hastalıklı balıkların ortama verilmesi ve kirleticiden (bakteriler, virüs ve balık yemleri) kaynaklanan zarar  da ekosistemde önemli etkiler yapmaktadır.  Kirleticiler, direk veya dolaylı yoldan halkın kullandığı su varlıklarını da etkilemektedir.  Çiftlikte yetiştirilen balıklara yem yapılması için doğal ortamdan balık yakalanmakta bu yüzden denizlerde balık popülasyonu azalmaktadır.

Balık çiftliklerinin inşaat aşamasında, kazı ve hafriyat işlerinde kullanılan kamyonlar ve deniz taşıtları hava kirliliğine ve gürültüye neden olmaktadır.  Havuzların suyla doldurulması sırasında yeraltı suyu seviyesinde alçalma meydana gelmektedir.  Süzme işleminden geçen sular,  tortulanmış toprak, benzin ve yağ suları kirletebilmektedir. Bu nedenle denizlerde ve göllerde flora ve fauna olumsuz olarak etkilenmektedir. Su altındaki floranın bitki ve hayvanların beslenme ve yumurtlaması için önemi çok büyüktür. Balık çiftliklerinde çok sayıda kafes bulunması türlerin hareketini engelleyebilmekte, sudaki sirkülasyon yavaşlatmakta dolayısıyla su kalitesinin bozulmasına yol açabilmektedir. Balık çiftliklerinin verimliliğini arttırmak için hastalık ve parazit önleyici kimyasal maddeler suya katılmaktadır. Yetiştirilen balık sayısı fazla olduğunda, hastalık oluşma ve yayılma riskinin de çok yüksektir. Aynı zamanda balıklar arasında oluşan bir hastalık çok kısa sürede doğal ortama yayılabilmektedir.  Gereğinden fazla yemleme ve balık dışkıları en önemli organik atık kaynaklarıdır. Atıklar suda  fosfor ve nitrojen gibi maddeler açığa çıkarmakta bu da alg büyümesini  hızlandırarak ortamı toksik hale getirebilmektedir.  Derinlerdeki oksijen azalması biyolojik faaliyetlerin ve kimyasal reaksiyonların hızını etkilemekte, ağır metal ve sülfür gibi maddeleri açığa çıkartmaktadır.  Fazla miktardaki yemler yüzeye çıkarak yağ tabakası oluşturmaktadır. Bu tabaka ışık geçirimliliğini azaltmakta ve anaerobik ortama yol açmaktadır. Kafeslerden doğal ortama hastalık ya da parazit yayabilmekte ve bozulan genler hibritleşmeye neden olmaktadır.  Bu tesislerde yetiştirilen balıklar  insan sağlığı için risk faktörleri taşımaktadır. Çiftliklerde su canlılarını hastalıklardan koruma amaçlı aşırı antibiyotik kullanımının, bu ürünleri tüketenlerde "antibiyotik direnci" oluşturduğu da iddia edilmektedir

Türkiye'de kültür balıkçılığının en çok yapıldığı alan Ege bölgesi özellikle  Muğla ve İzmir İlleri  ve Karadeniz Bölgesidir. Son yıllarda Mersin kıyı bölgelerine yüzlerce balık çiftliği ruhsatları verilerek, Doğu Akdeniz havzası kirletilmektedir. Devlet tarafından bu tesislere teşvik verilmesi ile sayıları giderek artmaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin kültür balığı üretimi, son 10 yılda 315 bin tonu geçmiştir. Balık çiftliklerin kurulmasıyla ilgili olarak ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporları alınmamaktadır.  Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre, kültür balıkçılığı projelerinde, 1.000 ton/yıl ve üzeri üretim olanlardan ÇED kararı istenmektedir. Balık çiftlikleri yıllar içerisinde ÇED kararı dışında kalacak büyüklükte alanlarını giderek genişletmektedir. Bu tesislerin denetimleri de etkin yapılmamaktadır. Tesislerin kurulu olduğu alanda halk ve demokratik kitle örgütleri yıllardır bu çiftliklerin ÇED gerekli değildir kararına ve neden oldukları çevre kirliliği ve kokuya  karşı mücadele vermek zorunda kalmaktadır.  ÇED konusunda yapılan usulsüzlüklere ilişkin mahkeme kararları da mevcuttur. Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi,  Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi,  Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi ve Paris Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmelerine aykırı olarak faaliyet gösteren ve sayıları her geçen gün artan  balık çiftliklerinin faaliyetleri  son yıllarda kontrol edilemez boyuta ulaşmıştır. Bu tesislerin ekosisteme, su varlıklarına, çevreye, kültürel ve doğal korunacak alanlara, biyoçeşitliliğe ve burada üretilen balıkların  halk sağlığına verdiği zararların tespit edilmesi, bu zararlara karşı bütüncül çözümler üretilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılması elzemdir.


ZEYNEL EMRE'DEN BAKAN GÜL'E, TCK 299 SORUSUÖnceki Haber

ZEYNEL EMRE'DEN BAKAN GÜL'E, TCK 299 SOR...

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a milletvekilliğinin düşürülüp cezaevine gönderilme sürecini sorduSonraki Haber

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a milletveki...

Başka haber bulunmuyor!