Murat Çepni:sadece cezaevinde yatanların sorunu olmaktan çoktan çıkmış durumda.

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Murat Çepni:sadece cezaevinde yatanların sorunu olmaktan çoktan çıkmış durumda.
Murat Çepni: Cezaevlerinde işkencelere karşı mücadele, bugün sadece cezaevinde yatanların sorunu olmaktan çoktan çıkmış durumda.

HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni, 16-6-2021 tarihinde Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yapmıştır.

Genel Kurul ve değerli halkımız; evet, insan haklarına karşı yeni bir eylem planıyla karşı karşıyayız. Son dönemlerde iktidar işlediği suçlara yeni kılıflar uydurma peşinde, esasen bizi bu tartışmalarla oyalamanın peşinde ve işin esasını tartışmaktan ziyade detaylarda bizi boğmak ve aslında oradan kendi stratejisine uygun yeni sonuçlar çıkarmanın peşinde.

Bu akşam Ankara'da 2 tane eylem gerçekleşti: Biri, kadınların gerçekleştirdiği İstanbul Sözleşmesi açıklamasıydı; sonrasında da 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin anılması eylemi vardı ve bu 2 eyleme de Ankara polisi çok sert bir biçimde saldırdı; onlarca insan gözaltına alındı ve bu insanlar işkence edilerek gözaltına alındılar. Yapılmak istenen şey basın açıklamasıydı. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi'ne çok güçlü bir biçimde, ısrarlı bir biçimde, kararlı bir biçimde sahip çıkmaya devam ediyorlar, AKP iktidarının kadın düşmanı politikalarına karşı alanları asla terk etmiyorlar fakat saraydan emir almış, suç işleri bakanlığından emir almış ve cezasızlık zırhı arkasına saklanmış polisler de kadınlara saldırmakta tereddüt etmiyorlar.

15-16 Haziran direnişi de 51'inci yılında; buradan bir kez daha selamlıyoruz ama bugün yine 15-16 Haziran direnişini anmak isteyen sosyalist partiler, demokratik kitle örgütleri çok ağır bir saldırıya maruz kaldılar. Şimdi, tablo bu iken İnsan Hakları Eylem Planı ya da yeni infaz düzenlemeleri vesaire... Tabii, bunlara hiç kimsenin artık inanma şansı kalmadı çünkü deniz bitti, ortada çok güçlü bir suç şebekesi var ve bu suç şebekesi bir savaş hukukunu devreye koymuş durumda. Bu savaş hukuku her gün her biçimde devreye konuluyor. Söylenen, temel olan şey şu: "Biz yerli ve millî olmayan hiçbir şeye müsamaha göstermeyiz." Yerli ve millî dedikleri de işte zaten son dönem ortaya çıkan suç ittifakı, her tarafından lime lime dökülen bir pislik çukuru. Şimdi, burada muhataplar kim? Kimlerle karşı karşıya kalıyoruz? Bir bakıyorsunuz en güçlü vatan, millet edebiyatı yapanlar bir süre sonra, bir gün sonra, birkaç gün sonra her türlü pisliğin içine bulaşmış kişiler oluyor; bu bazen bir gazeteci oluyor, bazen bir siyasetçi, bazen bir bürokrat, bazen bir güvenlik görevlisi. Şimdi, tablo bu, yani bu devlet bugün bu kadrolar üzerinden halka karşı çok güçlü bir savaş açmış durumda, savaş hukuku işliyor.

 Şimdi, cezaevleri açısından baktığımızda da cezaevleri bu savaş hukukunun en çıplak yaşandığı alanlar. Cezaevleri devletin, iktidarın, cezaevi korkusunun işe yaramadığı koşullarda, bugün, başka türlü, çok daha üst düzeyde bir işkencehaneye dönüştürülmüş durumda. Son çıkartılan 9/11/2020'de İdare ve Gözlem Kurulu üzerinden devreye konulan planlamayla, infaz düzenlemesiyle de şimdi cezaevlerinde tahliyeler engelleniyor. Hangi gerekçelerle engelleniyor? Eğer siz, yirmi sene yatmışsınız, yirmi beş sene yatmışsınız hâlâ pişman değilseniz, hâlâ "Yaptıklarımdan pişman değilim." diyorsanız yeniden cezaevinde kalmaya mahkûm ediliyorsunuz. Şimdi, cezaevlerinde çok sayıda insan hakları ihlali var, işkence var yani Adli Tıp Kurumundan "Cezaevlerinde kalamaz." raporu bulunan 458 ağır, 1334 hasta tutuklu bulunuyor. Örneğin, sadece İzmir açısından söyleyeyim, İHD İzmir şubesinin verilerine göre Ege Bölgesi'nde 84'ü ağır, 261 hasta tutuklu bulunuyor. Cezaevlerinde bugün açlık grevleri sürüyor, iki yüzü aşkın gündür açlık grevleri sürüyor, bunlar ise cezaevlerinde -başta İmralı Adası'nda- gerçekleşen tecride karşı ve cezaevlerindeki işkence ve insan hakları ihlallerine karşı temel taleplerle sürüyor. Şimdi, bu talepler bugün neden karşılanmıyor? Çünkü AKP iktidarı bir savaş hukuku işletiyor ve dolayısıyla bütün toplumu da bir potansiyel suçlu olarak gördüğü için elinde kalan tek şey çıplak şiddet, çıplak zor araçlarıdır. Bugün iktidarın elinde devlet mekanizmaları bu suç ve mafya ittifakının, mafya-tarikat-çete ittifakının bir aparatına dönüşmüş durumda.

Şunu söyleyerek tamamlamak istiyorum: Evet, cezaevlerinde işkencelere karşı mücadele, bugün sadece cezaevinde yatanların sorunu olmaktan çoktan çıkmış durumda.

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı mücadele, tüm demokrasi güçlerinin, tüm insan hakları mücadelesi yürüten örgütlerin temel gündemi olmak zorundadır. Örneğin, tecrit meselesi, İmralı'daki tecrit meselesi, sadece Kürt halkının sorunu olmaktan çıkmıştır, tüm Türkiye toplumunun sorunu hâline gelmiştir çünkü tecrit, Kürt sorununda çözümsüzlük demektir. Kürt sorununda çözümsüzlüğün yarattığı pislik ve çukur, bugün ortaya maalesef çok çarpıcı bir biçimde çıkmıştır. İşte tecrit meselesi bu anlamda her birimizin temel gündemi hâline gelmek zorundadır çünkü bu suç ittifakı, bu mafya düzeni buradan besleniyor; buna karşı mücadeleyi çok daha güçlü örgütlemekle yükümlüyüz diyorum.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
CHP’li Tekin’den, iktidara polis intiharları tepkisi: Oturduğunuz o makamlarda rahat mısınız?Önceki Haber

CHP’li Tekin’den, iktidara polis intihar...

MECLİS’TE 4/D’Lİ EMEKÇİLERİN MAAŞINI KESİYORLAR!Sonraki Haber

MECLİS’TE 4/D’Lİ EMEKÇİLERİN MAAŞINI KES...

Başka haber bulunmuyor!