haberanaliz
Mustafa TURAN

Mustafa TURAN

Mail: mustafaturan3000@hotmail.com

Kira Krizi: Ev Yapıyoruz Ama Sorunu Çözemiyoruz

Türkiye'de bugün milyonlarca insanın ortak derdi nedir diye sorsanız, cevabı çok uzakta aramaya gerek yok: Kira.

Aybaşında maaşını alan vatandaş önce ev sahibini düşünüyor. Çünkü birçok çalışan için maaşın en büyük bölümü artık mutfak masrafına değil, kiraya gidiyor.

Dünyaya baktığımızda tablo farklı. Amerika ve İngiltere'de çalışanlar gelirlerinin yaklaşık yüzde 30-32'sini kiraya ayırıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran yüzde 25-28 seviyelerinde.

Peki Türkiye?

Türkiye ortalamasında çalışanların gelirlerinin yaklaşık yüzde 40-45'i kiraya gidiyor. Büyükşehirlerde bu oran yüzde 50'nin üzerine çıkıyor. Asgari ücretlilerde ise yüzde 75-90 seviyelerine kadar ulaştığı durumlarla karşılaşıyoruz.

Yani bazı vatandaşlarımız neredeyse ev sahibi için çalışıyor.

Bu nedenle gençler evlenemiyor, aileler çocuk sahibi olmaktan çekiniyor, çalışan insanlar yıllarca anne ve babalarının yanında yaşamak zorunda kalıyor. Çünkü maaşla ev tutmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Peki, buraya nasıl geldik?

Önce düşük faizli kredilerle konut fiyatları yükseldi. Ardından Suriye savaşı ve sonrasında Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Türkiye'ye yoğun bir nüfus hareketi yaşandı. Kiralık konut talebi arttı.

Sonra yabancılara yönelik ikamet ve vatandaşlık uygulamaları devreye girdi. Belirli tutarda ev alan yabancıya ikamet, daha yüksek tutarda yatırım yapanlara vatandaşlık verildi. Bunun doğru veya yanlış olduğu ayrı bir tartışmadır. Ancak konut talebini artırdığı ve fiyatları yukarı taşıdığı da inkâr edilemez bir gerçektir.

Tam bunlar yaşanırken bir de asrın depremi geldi.

Milyonlarca insanı etkileyen deprem sonrasında ortaya çıkan konut açığı zaten sıkışık olan piyasayı daha da zorladı.

Burada bir parantez açmak gerekiyor.

Deprem sonrasında hükümetin yürüttüğü konut seferberliği gerçekten olağanüstü bir organizasyondur. Kısa süre içerisinde yüz binlerce konutun yapımına başlanması ve önemli kısmının teslim edilmesi takdir edilmesi gereken bir başarıdır.

Fakat ortada ilginç bir durum var.

Devlet tarihinin en büyük konut hamlelerinden birini yapıyor ama kiralar hâlâ yüksek.

Demek ki sorun sadece konut yapmak değil.

Bence gözden kaçan nokta inşaat malzemeleri.

Bugün demirin, çimentonun, seramiğin, yalıtım malzemelerinin fiyatı düşmediği sürece özel sektör uygun fiyatlı konut üretemez. Üretemeyince arz artmaz. Arz artmayınca da ne ev fiyatları düşer ne de kiralar.

Son yıllarda faiz silahının yeniden kullanılmaya başlanmasıyla konut fiyatlarındaki hızlı yükseliş durdu. Ancak bu kez de yüksek maliyetler nedeniyle özel sektörün önemli bir bölümü üretimden çekildi. Özellikle lüks konut dışındaki projelerde ciddi bir yavaşlama yaşanıyor.

O halde şu soruyu sormak gerekiyor:

Devlet gıda fiyatları yükseldiğinde neden ithalatı bir araç olarak kullanabiliyor da aynı yöntemi inşaat malzemelerinde değerlendirmiyor?

Bugün birçok tarım ürününde fiyat yükseldiğinde gümrük vergileri düşürülüyor, ithalat yolu açılıyor ve piyasa dengelenmeye çalışılıyor. Yerli üretim normale dönünce de koruma önlemleri yeniden devreye alınıyor.

Benzer bir model inşaat malzemelerinde de uygulanabilir.

Konut ve kira fiyatları normal seviyelere dönene kadar bazı temel inşaat malzemelerinde gümrük vergileri geçici olarak düşürülebilir. Hatta TOKİ projelerinde kullanılacak malzemelerin yurt dışından vergisiz veya düşük vergili getirilmesine izin verilebilir.

Böylece TOKİ'nin maliyetleri düşer, ihale bedelleri azalır, vatandaş daha uygun fiyatla ev sahibi olur.

Dahası, yerli malzeme üreticileri de rekabet baskısıyla fiyatlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalır.

Belki bazıları bu öneriye karşı çıkacaktır.

Ancak şu gerçeği görmek zorundayız:

Kira krizinin bedelini bugün milyonlarca çalışan ödüyor.

Maaşının yarısını kiraya veren bir çalışanın tasarruf yapması da, ev sahibi olması da, çocuk okutması da kolay değildir.

Türkiye deprem konutlarını yaparak büyük bir başarı göstermiştir. Şimdi ise ikinci aşamaya geçmek zorundadır.

Çünkü mesele artık kaç ev yaptığımız değil, o evleri ne maliyetle yapabildiğimizdir.

Belki de kira krizinin çözümü yeni bir konut kampanyasında değil, bir torba çimentonun fiyatında saklıdır.