haberanaliz
Gören VAR

Gören VAR

Mail: gorenvar@gmail.com

KATLEDİLEN MERSİN!

Bu memleketin çocuğuyum. Yaş 65 oldu. 43 yıldır yazıyorum sesleniyorum. Mersin narenciye kenti, mis gibi kokan portakal bahçeleri, limon ve mandalina bahçeleri ile dolu idi. Pırıl pırıl bir denizi, halka açık sahil bandı, mis gibi kokan ormanlık alanları, Ekmek gibi insanları, Doğu ile batının tarihi kültürünü birleştiren dokusu ile cennet gibi bir yer idi. El birliği ile mahvettik bu kenti…

Gözünü RANT hırsı bürümüş, çıkarcı, sahtekâr tiplerin, ayak oyunları ve çıkar oyunları ile cennet Mersin’i cehenneme çevirdiler.

Yazdım çizdim, durmadım, susmadım, bunların karşısına dikildim ve hakkımda sadece bu MERSİN’i korumak amacı ile yazdığım yazılar nedeniyle 171 dava açıldı. Açanlar müteahhit ve taşeron kesimdi. Yani 171 düşman cephesi gelişti karşımda. Bu arada bunlara izin veren Belediye Başkanları ve meclis üyeleri ile onların bağlı olduğu siyasi hareketlerin temsilciler ide düşman oldular.

Ben o yazılarımdan BERAAT ettim. Ama Mersin BERAAT edemedi, kurtulamadı, bu soysuzların ihanetlerinden, bu gün gelinen noktada, soluk alacağınız bir ağaç altı, yeşil alan, tertemiz bir sahil bandı, pırıl pırım bir çehreyi yok ettiler. Aydını, aydın olmayanı avel avel izledi olan biteni.

Mersin merkezden Anamur’a kadar yol üzerinde gidin görün. Kıyı bandında nasıl inşaatlar yapılmış, kaç katlı, denizi görebiliyor musunuz?

Bunlara ben mi izin verdim, nasıl yapıldı, kim izin verdi, nasıl yapılaştılar ve nasıl bunlar görmezden gelindi?

Memleketimizin her yerinde kaçak yapı var, kamu alanının işgali var, başkasının arazisine inşaat yapıp yarıda kalan var, kamunun ortak kullanım alanlarına müştemilat, çıkma odalar, eklentiler, parkı bahçeyi, kaldırımı işgal edenler var, yaylalara üç beş 7 katlı beton bina dikenler var, yıkılması gerekiyor, YIKAN YOK!

Büyükşehir statüsü geldi, plajlar belediyeye bağlandı, giriş para ile.. Bazı yerlere ise millet yan yana ve dip dibe karavan döşemiş… Rezalet bir durum. Bu işin siyasi düşüncesi, tarafı olmaz arkadaşlar.

Bu toprakla elden gidiyor, yok oluyor, hangi siyasi görüşten olursak olalım, yok ediyoruz, talan ediyoruz, bu işin sonu nereye varacak sanıyorsunuz?

Benim yaşımda ve daha ileri olanlar hatırlarlar. Memleketin birçok yerinde DERE yatağı vardı, şimdi o dereler nerede? Uçtular mı, göçtüler mi? Üzerleri bir bir kapatılıp imara açıldılar, şimdi selleri yaşıyoruz…

Bu iş nereye kadar? Bu işlerin müsebbiplerinden hesap sorulmadığı. Ve onlara devlet gücünü göstermediği SÜRECE böyle devam edecek ve her yeri katledecekler.

Es-sebebü ke'l-fâil, İslam hukukunda ve ahlakında "Bir işe sebep olan, o işi bizzat yapan gibidir" anlamına gelen temel bir kaidedir. Bu prensip, bir hayra vesile olanın o hayrı işleyen kadar sevap; bir kötülüğe önayak olanın da o günahı işleyen kadar mesuliyet alacağını ifade eder. İnsanları iyi bir yola çağıran veya kötülükten alıkoyan biri, o insanların o amellerden elde ettiği sevabın veya günahın bir benzerini kendi amel defterine yazdırır. Bu kaidenin en büyük örneği Hz. Muhammed'dir (s.a.v.). Ümmetinin O'nun getirdiği nurla yaptığı tüm ibadet ve iyiliklerin bir misli, bu sır gereği Resûlullah'ın (s.a.v.) manevi makamına eklenir.

Anlayan anladı. Hani derler ya, arif olan anlar. Bu dünyada ADALETİ etkileyebilir, yanlış yönlendirebilirsiniz, ama bu işin İLAHİ ADALETİ VAR. Ruz-i mahşerde bunun hesaplaşması olacak. Allah (cc) hesabı şaşmayacak. Onun terazisinde hile olmayacak. Burada elinizde makam, mevki, siyasi güç, para, mal mülk olabilir, orada hiçbir şeyiniz olmayacak.

ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.

Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı