YUNANLARIN TÜRKLERE KARŞI UYGULADIĞI MORA KATLİAMI ve KIYIMLARINI UNUTMAYALIM
Günümüzde Türkiye-Yunanistan ilişkileri son derece hassas dengeler üzerinde yürütülmekte ve iki ülke arasındaki sorunlar giderek derinleşmektedir. Örneğin;
- Yunanistan, ABD ile Dedeağaç’tan Girit’e kadar- Adalar Denizi(Ege Denizi)’ndeki askerden arındırılmış adalar dahil- attığı adımlarla Türkiye’yi kuşatma harekâtına girişmiştir.
- Yunanistan,Doğu Akdeniz’de de ABD,Fransa-İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte Türkiye’ye karşı askeri işbirliği içine girmiş, İsrail’le Türkiye’yi hedef alan Aşil Kalkanı Anlaşması’nı imzalamıştır.
- Üstelik Adalar Denizi(Ege Denizi)’’nin tümüne ve Doğu Akdeniz’in büyük bölümüne el koymak istemektedir. Bu amaçla Yunanistan kara sularını 12 mile çıkararak Adalar Denizi(Ege Denizi)'nin yüzde 64'ünü denetlemek istiyor. Bu durumda Marmara'dan çıkan bir geminin Akdeniz'e gitmesi için Yunanistan'dan izin alınması gerekecek. İşte bu nedenle Türkiye,1995 yılında TBMM’de bir deklarasyon yayınlayarak “Casus Belli-Savaş Nedeni” kararını almış bulunuyor.
Anılan sorunlar geçmişten günümüze aktarılan sorunların yeni versiyonudur.
Bu nedenle,iki ülke ve halk arasında geçmişte yaşanmış olayları anımsamak ve bilmek, onun tekrar yaşanmaması için gereklidir. Bir başka deyişle bu tespit, geçmişin acı gerçeklerini kaşımak değildir, gerçeği ve günümüze anlamak kadar geleceğin öngörülmesi açısından yaşamsal öneme sahiptir.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin Türklere ve Türkiye’ye karşı ilişkilerini , bu değerlendirme açısından bakmak zorunluluğu vardır.
Yunanistan Devleti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Medyaları ile Tarihi Çarpıtıyor
Yunanistan Devleti ve GKRY medyaları ile tarihi süreli olarak çarpıtıyor. Bu kapsamda çok sayıda örnek var.Bunların kimileri şunlar;
- Türk Kurtuluş Savaşı’nın 104. yılı, “Küçük Asya Felaketi “olarak yansıtılmış ve Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti soykırım yapmakla suçlanmıştı.
- Türkiye ve Türklüğü kötüleyen “Sevgili İzmir” adlı filimde de, 9 Eylül 1922 tarihinde işgalci Yunan ordusunun kalıntıları ile işbirlikçi Yunanların İzmir’i terk ederken yaptıkları her türlü mezalimi örtmenin suçu, Türklere aktarılmak istenmişti.
- Yunanistan güdümlü GKRY’nin geçtiğimiz 3-4 Eylül 2026 tarihlerinde Avrupa Parlamentosu ’na yaptığı müracaatla aldırmış olduğu karar da bunlardan biri . Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun 2027 AB bütçesi görüşmelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik asılsız iddialarla inşa edilmesi planlanan sözde anıta kaynak ayrılması tavsiyesi alınmış.
Oysa Tarih, tam tersine Yunanların Türklere karşı uyguladıkları katliam ve kıyımlara tanık olmuştur.
Bunlardan biri, Mora Katliamı’dır.
Mora Katliamı Ne?
1821 isyanı başlamadan önce Mora’da Türkler, Yunanlılar ve Yahudiler iç içe yaşıyordu. Hiçbir Müslüman Türk, Yunan komşusunun kendisini öldürmek için kapısına dayanacağını tahmin etmemişti. Bununla birlikte Batının emperyal güçleri ,Osmanlı Devleti’nin topraklarından pay elde etmek için Yunan isyanına destek verdiler.
Ancak bu amaç için, Avrupa’nın sahip olduğu uygarlığın kültürel ve laik köklerinin Antik Yunanistan’dan kaynaklandığı tezi ileri sürüldü ve kabul gördü. Başta Britanya olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Amerika’da komiteler para topladı ve isyana gönüllü gruplar göndererek katkıda bulundu.
Yunan isyanı ile ilk aşamada Mora’daki Tripoliçe şehri, 5 ay boyunca 50–60 bin Rum tarafından aralıksız kuşatıldı. Rum isyancılar Tripoliçe’de 205 yıl önce 23 Eylül 1821 günü tarihin en büyük katliamlardan birini gerçekleştirdi. Tanık olanların kanını donduran saldırılarda, şehirde bulunan 40 bine yakın Türk’ün hemen tamamı 3 gün içinde vahşice öldürüldü.(*)
İsyan başladığında Mora Yarımadasında 90 binin üzerinde Müslüman nüfus yaşadığı tahmin ediliyordu. Bağımsızlık ilan edilince bu nüfustan eser kalmadı. Sağ kurtulanlar ise vatanlarını geride bırakıp Mora’dan göç etmek zorunda kaldı.
1821 isyanı boyunca Mora’da açlık ve ölüm günlük yaşamın doğal bir parçası haline geldi. Bu acımasız kıyımdan sadece Türkler değil, bölgedeki Yahudiler de paylarını aldılar.
Bununla birlikte 1821 İsyanı döneminde Türklere karşı gerçekleştirilen kıyım, Batı emperyal ülkelerinin kamuoyuna çarpıtılarak yansıtıldı.
Yunanistan dışına gönderilen raporlar, savaşa katılmamış ve Atina'da yaşayan aydın romantikler tarafından hazırlandığı için, Yunanlıların ideallerine uygun ölçülerde kaleme alınmıştı. Bu raporlarda asıl gerçeğin tam aksine, Türklerin kıyım yaptığı yazılıyordu.
Avrupa kamuoyu, Türkleri kınarken, barbarlık edenin ve katliamı başlatanın Rumlar olduğunu bilmiyorlardı.
Diğer yandan Mora’da Türklere karşı Yunanlarca işlenen cinayetleri ve katliamları konu alan yabancı kaynaklar, Amerika, Fransa, Almanya ve İngiltere kütüphanelerinden daha sonraki yıllarda birer birer yok edilmeye başlandı.
Mora Katliamı için Yabancı Yazar ve Tarihçiler Ne Demişlerdi?
• Yok edilmeye çalışılan eserlerden birisi, yazar McCarthy’nin, “Ölüm ve Sürgün” adlı kitabıdır.
McCarthy kitabında, ayaklanmanın milliyetçi sloganını Balyabadra Piskoposu Germanos’un ağzından dökülen; “Hıristiyanlara huzur! Konsoloslara saygı! Türklere ölüm!” söylemi olduğunu yazıyordu.
• Tarihçi David Howarth, 1821 ihtilalini yerinde izlemiş, Britanyalı, İtalyan, Fransız, Alman subay ve gazetecilerin ülkelerine döndükten sonra yazdıkları kitap, makale ve günlükleri tek tek inceleyerek Mora’da Türklere yapılan kıyımı, ibret verici bir şekilde yansıtmıştı.
• İskoçyalı Albay Thomas Gordon,Tripoliçe’de gördüğü dehşetli ve utanç verici bu olayların, sonsuza değin bilinmesini istedi: “İki gün içinde, on binlerce Türkün yaşadığı şehirde tek canlı kalmamıştı. Bunların çoğu, kafası, kolları ve bacakları kesilerek öldürülmüşlerdi” diyordu.
• Tarihçi N. Lorga, Rumların Tripoliçe’yi 5 Ekim 1821’de ele geçirişlerini şöyle aktarıyor:“Kendilerinde disiplinden eser bulunmayan Rumlar en vahşi Asyalılardan daha korkunç bir şekilde ortalığı kan ve ateşe verdiler. Yalnız fidye umdukları kimselerden başka, kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere herkesi parçaladılar. Elebaşılardan biri, Tripoliçe ve civarında öldürülen Türklerin sayısını 32 bin olarak tahmin etmektedir ki, bu sayı Osmanlı İmparatorluğu zamanında öldürülen Rumların sayısından kat kat yüksektir. Tripoliçe şehrinden yalnız duman tüten harabeden başka bir şey kalmamıştı”.
• İngiliz yazar William St. Clair, Mora’daki Rum katliamlarını şu çarpıcı cümlelerle anlatıyordu: “Dünyanın haberi olmadan yok edildiler. 20 bini aşkın Türk erkek, kadın ve çocuk birkaç hafta süren boğazlamalar sırasında Rum komşuları tarafından katledildiler. Onlar kasten ve vicdan azabı duyulmadan öldürüldüler.”
• Tanıklardan Lütfi Efendi’nin kaleminden dökülen notlar ise şunlardı: “Rumların ayaklanmasıyla, yaklaşık dört asır Mora’yı vatan edinen Türkler, isyancıların çok şiddetli saldırılarına maruz kaldı. İsyana Rumlara destek için katılan ancak gördükleri vahşet karşısında irkilen bazı Avrupalı müelliflerin gözlemlerinden anlaşıldığı kadarıyla, Rumların bu vahşi cinayetleri tam bir soykırım özelliği taşıyordu.”
Kısaca,günümüzü ve geleceğimizi anlamak açısından Yunanistan’ın Türklere Karşı Uyguladığı Mora Katliamını Unutmayalım.
Yunan Halkına Çağrımız
Geçmişte ve günümüzde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türklere ve Türkiye’ye dostça olmaya yaklaşımlara karşın,yine de Yunan halkına bir çağrıda bulunmak istiyoruz:
“ Atatürk ve Venizelos Dönemindeki Dostluk ilişkilerini (**)dikkate alınız.
Büyük kıtlık ve iç savaşta size kollarını açan Türk halkının insanseverliğini unutmayınız . Kurtuluş Gemisini(***)anımsayınız.
Türkiye ve Türkler ile Adalar Denizi(Ege Denizi) ve Akdeniz’de barış içinde bir arada yaşamayı deneyiniz.
ABD,Fransa-İsrail gibi emperyal güçlerin geçmişte olduğu gibi yeniden piyonu olmayınız(****),
Sömürgeleşmeye hayır deyiniz.(*****),
Batı Trakya Türkleri(******) ve
Rodos ve İstanköy Türklerinin Türk kültürel kimliğini(*******) kabul ediniz.”
Meraklısı İçin Notlar:
(*)Ali Fuat Örenç. Yunanistan’ın Bağımsızlığı Sürecinde Yok Edilen Mora Türkleri https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/701016; Salâhi R. Sonyel.Yunan Ayaklanması Günlerinde Mora'daki Türkler Nasıl Yok Edildiler? Belleten Türk Tarih Kurumu Sayı: Nisan 1998, Cilt 62 - Sayı 233 Sayfalar: 107-120
(**)Zafer Çakmak.Venizelos'un Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne Aday Göstermesi. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/670789
(***)http://kizilaytarih.org/dosya014.html.İkinci Dünya Savaşı’nda Atina sokaklarında açlıktan ölenler, kamyonlarla toplu mezarlara taşınıyordu. 70.000 kişi açlıktan ölmüştü.Türkiye,Kurtuluş Gemisi ile 2000 tonluk gıda yardımını göndermişti.
(****)Nilüfer Erdem,2021 Emperyal güçlerin desteklediği Megali-İdea Hayali’nin Çöküşü: Anadolu Bozgunu ya da Küçük Asya Felaketi.(Ed.)Kaymakçı, M., C. Özgün, N. Erdem (İç.;)Yunan Algısında Türk İmgesi (Kökenleri ve Dostluk İçin Kültürel Çıkış Yolları)Rodos,İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yayınları
(*****)https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/yunan-basini-duyurdu-abdnin-dedeagactaki-yeni-askeri-ussu-faaliyete-gecmeye-hazirlaniyor-1973619
(******)http://www.bttdd.org.tr/sorunlarimiz/bati-trakya-turklerinin-sorunlari.html
(*******)Mustafa Kaymakçı,2017. “Rodos ve İstanköy Türklüğü Ansiklopedisi”, Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yayınları




























