GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: OKUL KANTİNLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİK ZİNCİRİNİN BİR PARÇASIDIR

Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş, günün anlam ve önemine binaen yazdı: OKUL KANTİNLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİK ZİNCİRİNİN BİR PARÇASIDIR
Okullarda bu yıl eğitim öğretim başlaması ile sıkı tedbirler alındı. İçişleri Bakanımız çok ciddi denetim uyguluyor. Milli Eğitim Bakanımızda. Bu arada okul kantinlerinin de sıkı denetlenmesi, (Fiyat, satılan mal ve ürün, orada çalışanların güvenlik durumları gibi) gerekir. Bilindiği üzere, milli eğitim kantin ihalelerine katılım yapacak olanlar ile çalışanlar hakkında devletimizin “YİYECEK İÇECEK HİZMETLERİ ALANI KANTİN İŞLETMECİLİĞİ KURS PROGRAMI “ adı altında hayat boyu öğrenme genel müdürlüğünce takip edilen bir sistemi vardı. “MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU SINAV, ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE BELGELENDİRME YÖNETMELİĞİ” vardı. Bu yönetmelik 30/12/2008 tarihli ve 27096 sayılı resmi gazetede yayınlanmış idi. Sonra bu yönetmelik değiştirildi. Şimdi bu değişen yönetmeliklerde kantin işleteceklerin belgeleri dışarıda yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından veriliyor. İşte tam da burada, değerli ilgili yetkililerimize seslenmek istiyorum:
Sayın İçişleri Bakanımız,
Sayın Millî Eğitim Bakanımız,
Sayın Tarım ve Orman Bakanımız,
Sayın Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanımız ve ilgili tüm yetkililere,
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte ülkemizde okullarımızın ve okul çevrelerinin güvenliği konusunda önemli tedbirler alınmaktadır. Bu hassasiyeti son derece değerli buluyorum, emeği geçen herkese duacıyım.
Ancak çocuklarımızın güvenliğini konuşurken, okul kapısından içeri giren herkes kadar, okul içerisinde çocuklarımızla doğrudan temas eden işletmelerin ve çalışanların da güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunların en başında da okul kantinleri gelmektedir. Okul kantini sadece bir ticari işletme değildir. Bir okul kantini; öğrencilerin her gün alışveriş yaptığı, yiyecek ve içecek tükettiği, kantin çalışanlarının çocuklarımızla sürekli temas ettiği bir alandır. Bu nedenle okul kantinini yalnızca “ihaleyi alan kişinin ticari faaliyeti” olarak görmek yeterli değildir.
Burada aynı anda; çocuk güvenliği, gıda güvenliği, hijyen, kamu düzeni, tüketici hakları ve mesleki yeterlilik söz konusudur. O halde şu soruyu açıkça sormam gerekiyor: Okul kantini işletmek için gerekli mesleki yeterlilik ile okul ortamında çocuklarla doğrudan temas ederek kantin işletmeye güvenlik bakımından uygun olmak aynı şey midir? Bana göre bu iki husus mutlaka ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Mesleki yeterlilik sistemi konusunda kamuoyunun kafasında soru işaretleri oluşmamalıdır. Geçmiş yıllarda Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Hayat Boyu Öğrenme sistemi içerisinde kantin işletmeciliğine yönelik eğitim ve değerlendirme süreçleri uygulanmıştır. Bugün ise Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından Kantinci (Seviye 4) ulusal yeterliliği kapsamında sınav ve belgelendirme sistemi uygulanmaktadır. Burada önemli olan herhangi bir sistemi peşinen suçlamak değildir. Tam tersine, sistemin gerçekten ne kadar sıkı çalıştığını ortaya koymaktır. Kamuoyunun şu sorulara açık ve net cevapları bilmeye hakkı vardır:
- Kantinci Seviye 4 sınavlarında kaç kişi sınava girmektedir?
- Kaç kişi başarılı olmakta, kaç kişi başarısız olmaktadır?
- Performansa dayalı sınavlar gerçekten uygulamalı olarak yapılmakta mıdır?
- Sınavlar gerektiğinde sonradan denetlenebilecek şekilde kayıt altına alınmakta mıdır?
- Sınav ve belgelendirme kuruluşları hangi sıklıkta denetlenmektedir?
- Belgelendirme kuruluşlarının başarı oranları izlenmekte midir?
- Aynı kuruluşun olağan dışı yüksek başarı oranları göstermesi halinde ayrıca inceleme yapılmakta mıdır?
- Verilen belgeler daha sonra iptal edildiğinde bu durum okul kantini ihale sistemine yansımakta mıdır?
Bunlar suçlama değildir. Bunlar kamu adına sorulması gereken denetim sorularıdır.Bir belge, her şeyi göstermeyebilir. Bir kişinin mesleki yeterlilik belgesine sahip olması, o kişinin kantincilik mesleğinin teknik gereklerini yerine getirebildiğini gösterebilir. Fakat okul kantini söz konusu olduğunda bunun yanında başka sorular da vardır: Çocuklarla aynı ortamda bulunması bakımından uygun mudur?Adli yönden gerekli kontroller yapılmış mıdır? Kantinde çalıştıracağı kişiler aynı kontrollerden geçirilmekte midir? İhale sırasında beyan edilen personel ile fiilen çalışan personel aynı mıdır? Sonradan işe alınan personel için aynı güvenlik prosedürü uygulanmakta mıdır?
İşte asıl mesele budur. “İhaleyi kazandı” demek “her açıdan uygundur” demek değildir. Kantin ihalesini kazanan kişinin mesleki şartları yerine getirmesi elbette önemlidir. Ancak okul kantini, çocukların bulunduğu özel bir ortamdır. Dolayısıyla devletin burada yalnızca:
“Belgesi var mı?” diye sorması değil; “Bu kişinin okul kantinini işletmesi bakımından bütün yönleriyle gerekli şartları taşıyor mu?” diye de sorması gerekir. Aynı durum kantinde çalışan personel için de geçerlidir. Asıl talebim daha sıkı ve standart bir sistemdir. Ben kimsenin ekmeğiyle oynanmasını istemiyorum. Hiçbir meslek grubunun haksız yere zan altında bırakılmasını da istemiyorum. Tam tersine; işini dürüst yapan, belgelerini usulüne uygun alan, çocuklarımızın sağlığına ve güvenliğine önem veren kantin işletmecilerinin korunmasını istiyorum.
Bunun yolu da bütün işletmecilere ve çalışanlara aynı, açık ve denetlenebilir kuralların uygulanmasıdır. Türkiye'nin bir okulunda başka, diğer okulunda başka; bir ilçede başka, diğer ilçede başka kriterlerin uygulanması yerine mümkün olduğunca ulusal ve standart bir okul kantini güvenlik sistemi oluşturulmalıdır.
Önerim açıktır. Okul kantini ihalesine girecek kişi için; mesleki yeterlilik + adli uygunluk + gıda güvenliği + hijyen + çalışan güvenliği + mevzuata uyum birlikte değerlendirilmelidir. Kantinde çalışacak her personel de aynı şekilde kayıtlı ve denetlenebilir olmalıdır. Personel değiştiğinde okul yönetiminin ve ilgili makamların bundan haberdar olması sağlanmalıdır. Kantinin işletme süresi boyunca da denetimler devam etmelidir. Çünkü ihale günü uygun olan bir işletmenin, ihale sonrasında aynı şartları koruyup korumadığı da önemlidir. Denetim yalnızca evrak üzerinden yapılmamalıdır. Okul kantinlerinde; satılan ürünler, ürünlerin son kullanma tarihleri, muhafaza koşulları, hijyen, fiyatlar, çalışanların belgeleri, çalışanların kimlik bilgileri, işletmecinin sözleşme şartlarına uyumu, gerekli adli ve güvenlik kontrolleri bir bütün olarak denetlenmelidir. Üstelik bu denetimlerin yalnızca şikâyet üzerine değil, düzenli ve gerektiğinde habersiz yapılması gerekir.
Sayın Bakanlarımıza çağrımdır. Devletimiz okul çevrelerinde uyuşturucu, şiddet, suç ve diğer güvenlik risklerine karşı mücadele ederken, çocuklarımızın okul içerisinde temas ettiği bütün alanların da aynı güvenlik anlayışı içerisinde değerlendirilmesini gerekir.
Bu nedenle ilgili kurumlarımızdan; okul kantinleri konusunda mevcut mevzuatın yeniden gözden geçirilmesini, MYK Kantinci Seviye 4 belgesinin okul kantini işletmek bakımından tek başına yeterli olup olmadığının değerlendirilmesini, kantin işletmecileri ve çalışanları bakımından standart adli/güvenlik kriterlerinin belirlenmesini, MYK sınav ve belgelendirme kuruluşlarının etkin biçimde denetlenmesini, okul kantini ihalelerinde Türkiye genelinde mümkün olduğunca standart kriterler uygulanmasını, kantinlerde düzenli ve habersiz denetimlerin artırılmasını, saygı ile talep ediyorum.
Ve en önemlisi: Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir boşluk bırakılmamasını istiyorum. Bugün alınacak küçük bir önlem, yarın karşılaşılabilecek büyük bir sorunun önüne geçebilir. Bu nedenle mesele bir kantin ihalesi meselesi değildir. Mesele çocuklarımızın bulunduğu okul ortamlarında devletin güvenlik ve denetim zincirinin eksiksiz kurulması meselesidir. Kimseyi suçlamadan, kimseyi hedef göstermeden, ancak hiçbir ihtimali de görmezden gelmeden; “Çocuklarımız söz konusuysa denetim en üst seviyede olmalıdır” diyorum. Devletimizin ilgili bütün kurumlarını bu konuda gerekli incelemeleri yapmaya, varsa mevzuat boşluklarını tespit etmeye ve gerekli tedbirleri almaya davet ediyorum. Çocuklarımızın güvenliği için; bugün tedbir, yarın pişmanlıktan daha değerlidir.
Allah devlete ve millete zeval vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)










































