haberanaliz
Dünyayı Sırtlayan ADAM

Dünyayı Sırtlayan ADAM

Mail: dsa.haberanaliz06@gmail.com

AHİLİK HAFTASI MI, KAFTAN VE FOTOĞRAF HAFTASI MI?

Her yıl aynı senaryo… Ahilik Haftası geliyor. Salonlar hazırlanıyor. Protokol davet ediliyor. Konuşmalar yapılıyor. Kaftanlar giydiriliyor, şallar takılıyor. Tokalaşmalar, tebessümler, alkışlar… Sonra fotoğraf makineleri ve cep telefonları devreye giriyor. Fotoğraflar servis ediliyor. Herkes görevini yapmış oluyor. Ve perde kapanıyor. Peki ya esnaf?

Esnafın derdi ne olacak?

İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü Ahilik Haftası'nın tören kısmı bitiyor ama esnafın geçim mücadelesi bitmiyor. Kira devam ediyor. Elektrik faturası devam ediyor. Akaryakıt maliyeti devam ediyor. Vergi ve prim yükü devam ediyor. Finansman ihtiyacı devam ediyor. Yüksek faiz devam ediyor. Müşterinin düşen alım gücü devam ediyor. Satışların azalması devam ediyor. Maliyetlerin yükselmesi devam ediyor. Haksız rekabet devam ediyor. Yani Ahilik Haftası bitiyor, esnafın çilesi devam ediyor.

KAFTAN ESNAFIN BORCUNU ÖDEMİYOR!

Artık bu gerçeği yüksek sesle söylemenin zamanı geldi. Esnafa kaftan giydirmek güzel bir sembol olabilir. Şal takmak geleneksel bir görüntü oluşturabilir. Birlikte fotoğraf çektirmek protokol açısından hoş bir hatıra olabilir. Ama bunların hiçbiri esnafın vergi borcunu ödemez. Hiçbiri kira maliyetini düşürmez. Hiçbiri elektrik faturasını küçültmez. Hiçbiri yüksek faiz sorununu çözmez. Hiçbiri düşen alım gücünü artırmaz. Hiçbiri küçük esnafı büyük zincirlerle karşı karşıya bırakılan ağır rekabet koşullarından kurtarmaz. O halde soralım: Ahilik Haftası'nda esnafın gerçek sorunlarını konuşmayacaksak neyi konuşacağız?

“AHİLİK” DİYORSANIZ, ESNAFIN HALİNİ DE KONUŞACAKSINIZ

Ahilik; dürüstlükten, dayanışmadan, kardeşlikten, alın terinden ve adil ticaretten söz eder. Öyleyse Ahilik Haftası'nda haksız rekabeti konuşmak zorundayız. Kayıt dışılığı konuşmak zorundayız. Vergi adaletini konuşmak zorundayız. Bağ-Kur primlerini konuşmak zorundayız. Finansmana erişimi konuşmak zorundayız. Yüksek faizleri konuşmak zorundayız. Kira ve enerji maliyetlerini konuşmak zorundayız. Mahalle esnafının zincir işletmeler karşısındaki durumunu konuşmak zorundayız. Gençlerin neden esnaflıktan uzaklaştığını konuşmak zorundayız. Kapanan dükkânları, devreden işletmeleri, borç yükünü ve geleceğe dair umutsuzluğu konuşmak zorundayız. Bunları konuşmadan Ahilik'ten söz etmek, Ahilik'in ruhunu sadece bir dekor haline getirmek olur.

ESNAF TEMSİLCİLERİNE DE BİRKAÇ SORU

Bu yazının yalnızca siyaset kurumuna yönelik olduğunu düşünmeyin. Esnafı temsil eden odalara, birliklere, derneklere ve ilgili kuruluşlara da sorulması gereken ciddi sorular var. Esnafın sorunlarını kim takip ediyor?Hangi sorunun çözümü için hangi makamın kapısı kaç kez çalındı? Hangi somut öneri ilgili kurumlara sunuldu? Hangi önerinin sonucu takip edildi? Esnafın sorunlarıyla ilgili hangi raporlar hazırlandı? Kaç genç mesleğe kazandırıldı? Kayıt dışılıkla mücadele konusunda hangi somut girişimler yapıldı? Küçük esnafın zincir işletmeler karşısındaki rekabet koşullarının iyileştirilmesi için hangi düzenleme önerildi? Ve belki de en önemli soru: Esnafın temsilcileri, temsil ettikleri insanların karşısına çıkıp “Şu sorunu çözmek için şunu yaptık, şu sonucu aldık” diyebiliyor mu? Çünkü temsil makamı, bir unvan değildir. Temsil makamı sorumluluktur.

KOLTUK DEĞİL, HESAP VERME MAKAMI

Esnafın odaları ve birlikleri, esnafın hakkını arayan güçlü yapılar olmak zorundadır. Bu kurumların başında bulunanların görevi yalnızca protokol törenlerinde görünmek, konuşma yapmak ve fotoğraf vermek değildir. Esnafın sorununu Ankara'ya, ilgili bakanlıklara, yerel yönetimlere ve karar vericilere taşımak; çözüm önerisi üretmek; takip etmek; sonuç almak; sonuç alınamıyorsa bunun nedenini üyelerine açıklamak zorundadırlar. Yıllardır aynı koltuklarda oturmak, tek başına başarı değildir. Başarı, o koltuğun esnaf için ne ürettiğiyle ölçülür. Bir temsilciye sorulması gereken soru “Kaç yıldır başkansınız?” değil; “Kaç esnafın hangi sorununu çözdünüz?” olmalıdır.

ARTIK “SEN, BEN, BİZİM OĞLAN” ANLAYIŞI SORGULANMALI

Ahilik, kardeşlik ve dayanışma kültürüdür. Bir avuç insanın kendi çevresinde dönüp durduğu kapalı bir sistem değildir. Esnafın temsil edildiği yapılar daha fazla katılıma, daha fazla şeffaflığa, daha fazla hesap verebilirliğe ihtiyaç duyuyor. Esnafın kendisini temsil eden kurumlara yalnızca seçim dönemlerinde değil, her gün ulaşabilmesi gerekir. Genç esnafın, kadın girişimcinin, küçük işletme sahibinin, yeni meslek erbabının da söz hakkı olmalıdır. Aynı yüzlerin, aynı koltukların, aynı konuşmaların yıllarca tekrarlandığı bir düzenin esnafın geleceğine ne kattığı artık açıkça tartışılmalıdır. Kimse bundan rahatsız olmamalı. Çünkü eleştiri düşmanlık değildir. Hesap sormak da saygısızlık değildir. Tam tersine, temsil makamının gereğidir.

ARTIK PROTOKOL DEĞİL, POLİTİKA ÜRETME ZAMANI

Ahilik Haftası'nın formatını değiştirmek zorundayız. Bir sonraki Ahilik Haftası'nda kürsüye çıkan herkes önce esnafın gerçek sorunlarını ortaya koymalı. Sonra çözüm önerisini açıklamalı. Sonra da bunun takipçisi olmalı. Örneğin; Esnafın vergi ve prim yükü masaya yatırılmalı. Finansmana erişim ve faiz yükü tartışılmalı. Kira, enerji ve diğer temel işletme maliyetleri ele alınmalı. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele için somut öneriler ortaya konulmalı. Zincir marketler ve küçük esnaf arasındaki rekabet koşulları tartışılmalı. Gençlerin mesleğe kazandırılması için uygulanabilir modeller oluşturulmalı. Esnafın sorunlarını tek merkezden takip edecek daha etkin bir koordinasyon mekanizması tartışılmalı. Hazırlanan önerilerin hangi kurum tarafından, hangi takvim içerisinde takip edileceği kamuoyuna açıklanmalı. Ve bütün bunlar bir sonraki yıl yeniden denetlenmeli. “Geçen yıl ne söyledik, bu yıl ne yaptık?” Sorulacak soru budur.

ESNAF ARTIK ALKIŞ DEĞİL, SONUÇ İSTİYOR

Esnafın sabrı sonsuz değildir. Dükkânının ışığını yakabilmek için mücadele eden insanlara yılda bir kez güzel sözler söylemek kolaydır. Zor olan, o insanın yükünü gerçekten azaltmaktır. Zor olan, sorununa çözüm üretmektir. Zor olan, karar vericileri harekete geçirmektir. Zor olan, gerektiğinde kendi temsil kurumlarını da eleştirebilmektir. İşte Ahilik tam da bunu gerektirir: Doğruyu söylemek. Hakkı savunmak. Haksızlığın karşısında durmak. Dayanışmak. Sorumluluk almak.

BU YIL BİR ŞEYİ DEĞİŞTİRELİM

Bu yıl Ahilik Haftası'nda bir fotoğraf eksik olsun. Bir kaftan daha az giydirilsin. Bir protokol konuşması daha az yapılsın. Ama bir esnafın sorunu gerçekten çözülsün. Bir genç mesleğe kazandırılsın. Bir işletmenin finansmana erişimi kolaylaştırılsın. Bir haksız rekabet uygulaması engellensin. Bir bürokratik engel kaldırılsın. Bir esnafın sesi karar vericilere gerçekten ulaştırılsın. Bir çözüm önerisi takip edilip sonuçlandırılsın. İşte o zaman Ahilik Haftası gerçekten anlam kazanır. Çünkü mesele kaftan değildir. Mesele fotoğraf değildir. Mesele protokol değildir. Mesele tören değildir. Mesele esnaftır. Ve esnaf bugün ciddi sorunlarla karşı karşıyaysa, Ahilik Haftası'nda bu sorunları görmezden gelmek mümkün değildir.

ARTIK HERKES AYNI SORUYU SORMALI

Siyasetçisinden bürokratına… Esnaf temsilcisinden yerel yöneticisine… Oda başkanından birlik yöneticisine… Kamu kurumundan meslek kuruluşuna kadar herkes kendisine şu soruyu sormalıdır: “Ben Ahilik Haftası'nda esnaf için gerçekten ne yaptım?” Cevap bir fotoğrafsa yetmez. Bir konuşmaysa yetmez. Bir plaket ise hiç yetmez. Esnafın hayatında somut bir karşılığı yoksa bütün bunlar yalnızca törenden ibarettir. Artık “laf olsun, torba dolsun” anlayışının yerine; “sorun olsun, çözüm bulalım” anlayışını koymanın zamanıdır. Çünkü Ahilik'i yaşatmak, geçmişi anmakla değil, Ahilik'in adalet, dayanışma ve alın teri anlayışını bugünün esnafının hayatında yaşatmakla mümkündür. Ve unutulmamalıdır: Esnaf sustu diye sorunlar ortadan kalkmıyor. Esnaf alkışladı diye sorunlar çözülmüyor.Esnafın fotoğrafı çekildi diye karnı doymuyor. Bugün esnafın ihtiyacı olan şey; daha fazla tören değil, daha fazla protokol değil, daha fazla güzel söz değil… Daha fazla adalet, daha fazla dayanışma, daha fazla çözüm ve daha fazla sonuçtur. Ahilik Haftası'nı gerçekten kutlamak istiyorsak, önce bunu yapalım. Kaftanı çıkarıp dosyayı açalım. Fotoğraf makinesini bırakıp sorunların başına geçelim. Kürsüden inip esnafın dükkânına girelim.

Ve artık hep birlikte soralım: ESNAFIN HALİ ORTADAYKEN, BİZ DAHA NEYİ KUTLUYORUZ?

Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.

Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

#mustafagoktas