BU COĞRAFYADA “KURTULUŞ” SAVAŞLARI BİTMEZ..
Milli mücadele ve Kurtuluş Savaşı..
Milli mücadele, zaten topyekun savaş demek.
Kurtuluş ise o dış ve iç düşmanlardan kurtulup özgür bir devlet olmak demek.
10 yıl önceydi, sıcak bir 15 Temmuz gününde FETÖ, darbeyle daha önce yol arkadaşlığı yaptığı AK Parti iktidarını devirip Türkiye’yi yönetmeye kalkmadı mı?
Bu darbeden sivil, siyasi ve asker tüm ülke insanları bir olup kurtulmadık mı?
TBMM bombalandı, iktidar – muhalefet milletvekilleri işbirliği içinde o bombalara canları pahasına karşı durmadı mı?
Neden kurtuluyoruz ki, kimlerden kurtulduk da “Kurtuluş Savaşı” diyelim diyor Yusuf Tekin…
Aslında kelime oyunu yapıyor.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Milli Eğitim Bakanı, Kurtuluş Savaşı’nı müfredattan silme girişiminde bulundu. Pes yani…
Tekin’in "Neyden kurtulduk? Öncesinde koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" sözlerine hala çok tepki var. Tepkiler de çok haklı üstelik…
O koskoca dediğiniz imparatorluk, bitiyordu. Çöküyordu adeta…
Hasta Adam diyorlardı.
Batılı ülkeler ve Rusya arasında büyük rekabet almış başını gidiyordu. Osmanlı’yı parçalayıp, en iyi parçaları da kapmak için amansız bir mücadele vardı.
Sevr Anlaşması ile Osmanlı’nın ölüm fermanı imzalandı. Artık geri dönülemez noktaya gelinmişti.
Sevr haritasında sadece Ankara ve çevresinde bir küçücük devletçiğe ya evet denilecekti, ya da emparyalistlerden kurtulmak için küçücük devletçiğe ya evet denilecekti, ya da emparyalistlerden kurtulmak için savaşacaktık. Vatanı kurtarmak kolay değildi.
Mustafa Kemal ve arkadaşları bunun için Kurtuluş Savaşı, hatta savaşlarını başlattılar.
İşte, 1923 Cumhuriyeti ile feodal egemenlikten, Hanedan’dan, emperyalist devletlere bağımlı olmaktan, karanlıktan ve başkalarının savaşlarına sürüklenmekten kurtulduk.
OSMANLI TAKLİDİ YAPMAYALIM…
Bakan Tekin ve onunla benzer düşünenler ne istiyor?
Ulus devlet istemiyorlar. ABD sömürgesi istiyorlar, ümmetçi - cihatçı bir Neo - Osmanlı istiyorlar, kimliklere göre bölmelenmiş bir imparatorluk taklidi istiyorlar…
Oysa, hanedanlar kendi başlarına yürüyemezler.
Emperyalist devletlerin işbirlikçisi haline gelirler zamanla.
1923 Cumhuriyeti, İngiliz emperyalizminin işbirlikçisi durumuna düşen bir Hanedan’dan
İngiliz gemisiyle İstanbul’dan ayrılması bizim lehimize bir kurtuluş olmuştu.
Şimdi ülkenin haline bakınca yukarıdaki “kurtuluş”ların bir üst düzeyde tekrarlanması gerektiği hemen görülecektir. Sayın Bakanın neden “kurtuluş” kavramından korktuğu da anlaşılır böylece.
Oysa çok yakın tarihimize bakalım. FETÖ yapılanmasına karşı bugün yeniden kutladığımız 15 Temmuz Bayramı da bir kurtuluşun simgesidir.
Fetullah Gülen, ABD desteğiyle yıllarca büyüyen paralel yapısı ile AK Parti iktidarını devirip Türkiye’yi yönetmeye talip olmuştu.
10 yıl önce 15 Temmuz’da neler yaşandığını çok iyi biliyoruz. FETÖ’den epeyce zor kurtulduk.
Etkileri ise hala devam ediyor.
Kurtuluş sözcüğünden rahatsız olanların milli mücadele diyelim cümlesi anlamsızdır.
“Kurtuluşu savunmak, yalnızca bir tarih kavramını savunmak değildir. Cumhuriyet’i savunmaktır.
Tam bağımsız Türkiye idealini savunmaktır. Emperyalizmin her tür müdahalesine karşı ulusal egemenliği ve bağımsızlığı savunmaktır” diyenler haklıdırlar.
İşin özü şu; Yusuf Tekin, ne tarihi doğru okumuş, ne de doğru yorumlamıştır.
Karnesi geçmez notlarla dolu bir MEB yönetilemez..

























