Öğrenci Yurdu Olarak Kullanıma Elverişli Olmayan Binaların Kiralanmaya Devam Edildiği ortaya çıktı

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Öğrenci Yurdu Olarak Kullanıma Elverişli Olmayan Binaların Kiralanmaya Devam Edildiği ortaya çıktı
Gençlik ve spor bakanlığının 2020 yılı sayıştay denetim raporunun önemli yerlerini buradan aktarıyoruz. Bakın neler bulmuşlar:

A. DENETİM GÖRÜŞÜNÜN DAYANAĞI BULGULAR

Bu bölümde, mali rapor ve tablolara verilen görüş ile ilgili olan bulgular yer almaktadır.

BULGU 1: Tam ve Doğru Olarak Muhasebeleştirilmeyen Bakanlık Özel Gelirlerinin Mali Tablolarda Eksik Yer Alması, Gelir Kaydı Yapılmayan Tutarlar Üzerinden Harcamada Bulunulması ve Tek Hazine Kurumlar Hesabı Uygulamasına Riayet Edilmemesi

Bakanlık özel gelirlerinin; Strateji Geliştirme Başkanlığı adına açılmış özel banka hesapları vasıtasıyla tahsil edildiği, hesap bilgileri ile hesap özet cetvellerinin muhasebe biriminin bilgisine sunulmadığından zamanında ve tam olarak muhasebeleştirilemediği, Bakanlık mali tablolarında eksik yer aldığı, gelir kaydı yapılmayan tutarlar üzerinden harcamada bulunulduğu ve Tek Hazine Kurumlar Hesabı Uygulaması kapsamı dışında bırakıldığı tespit edilmiştir.

3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun “Özel gelir ve hesap” başlıklı Ek 14’üncü maddesinde özel gelir kapsamında kabul edilecek gelirler sayılmış, bu gelirlerin ilgili yıl genel bütçesine özel gelir olarak kaydedileceği ve özel gelir olarak tahmin edilen tutarların Bakanlık bütçesinde özel ödenek olarak öngörüleceği, kaydedilen ödeneklerin ise Bakanlık merkez muhasebe birimi adına açılacak özel hesapta izleneceği belirtilmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 39’uncu maddesinde özel gelirler karşılığında idarelere tahsis edilen özel ödenek miktarlarının, ilgili idarelerin bütçelerinde gösterileceği, uygulamaya ilişkin usul ve esasların ise ilgili kamu idarelerince belirleneceği ifade edilmiştir.

5018 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlamasının ve borç yönetiminin Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütüleceği, Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirlerinin Hazine veznelerine gireceği hükme bağlanmıştır. Tek Hazine Kurumlar Hesabı Kapsamına Alınacak Kamu İdareleri ve Hesapların Belirlenmesi Hakkında Karar’ın 4’üncü maddesi ile genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Ödeme ve Tahsilat İşlemlerinin Elektronik Ortamda Gerçekleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Kapsamında açılmış hesapları dışında kalan hesaplarda tutulan mali kaynaklarının tek hazine kurumlar hesabı kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.

Tek Hazine Kurumlar Hesabı Uygulamasına İlişkin Yönetmeliğin; 10’uncu maddesinde uygulama kapsamına alınan kamu idarelerinin TCMB, Muhabir Banka ve diğer yurt içi bankalarda hesap açma ve kapatma işlemlerini Hazine ve Maliye Bakanlığının bilgisi ve onayı kapsamında gerçekleştireceği, 12’nci maddesinde kamu idarelerinin tahsilatları için Kurum Tek İdare Tahsilat Hesabını kullanacağı, bu hesaplara bağlı olarak çalışacak şekilde, kamu idarelerince tahsilat işlemlerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesini teminen Bakanlığın uygun görüşüyle muhabir bankada yalnızca tahsilat işlemleri için kullanılmak üzere kamu idaresince tahsilat alt hesapları açılabileceği, 21’inci maddesinde Tek Hazine Kurumlar Hesabı uygulaması kapsamında meydana gelen her türlü nakit hareketine ilişkin muhasebe işlemlerinin, Bakanlık ve kamu idareleri tarafından ilgili muhasebe mevzuatı çerçevesinde nakit hareketinin gerçekleştiği gün sonu itibarıyla yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Bakanlık tarafından özel gelirler için merkez muhasebe birimi adına ayrı bir banka hesabının açılıp açılamayacağına ilişkin olarak 27.12.2018 tarihli ve 83150604-841.99-E.807575 ile 7.1.2019 tarihli ve 83150604-841.99-2 sayılı yazılar ile Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş istenilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü bu görüş istemlerine ilişkin olarak 29.01.2019 tarihli ve 11690495-101.99E.2420 sayılı ile 7.2.2019 tarihli ve 90192509-730.06.02-2764 sayılı yazıları göndermiştir. Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan incelenme neticesinde; özel gelirler ve özel ödenekler için Kamu Elektronik Ödeme Sistemi (KEÖS) uygulaması dışında kalacak şekilde müstakil hesaplar açılmasının nakit yönetimini olumsuz etkileyeceği, genel bütçeli idarelerin nakit ihtiyaçlarının elektronik ortamda karşılandığı, gün içinde harcanmayan tutarların atıl olarak bırakılmadığı ve Merkez Bankası tarafından günlük olarak nemalandırıldığı belirtilerek, merkez muhasebe birimi adına KEÖS uygulaması dışında açılan hesapların kapatılarak bakiyelerinin merkez muhasebe biriminin gelir hesabına aktarılması gerektiği ifade edilmiştir.

Yapılan incelemede, özel gelirlerin tahsiline ilişkin süreçte yukarıda ifade edilen mevzuat hükümlerine aykırı uygulamalarda bulunulduğu tespit edilmiştir:

a) Özel gelirlerin tam ve doğru olarak muhasebeleştirilmemesi ve Bakanlık mali tablolarında eksik yer alması

Özel gelirlerin Strateji Geliştirme Başkanlığı adına açılmış banka hesapları vasıtasıyla tahsil edildiği, bu hesaplara ilişkin nakit hareketlerinin merkez muhasebe biriminin bilgisine sunulmadığı, yapılan tahsilatların muhasebe birimine zamanında ve doğru tutarlar üzerinden bildirilmediği ve sonuç olarak özel gelirlerin mali tablolarda eksik yer aldığı tespit edilmiştir.

3289 sayılı Kanunun Ek 14’üncü maddesinde sayılan gelirler 5018 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinde sayılan özel gelirler kapsamında olup bu gelirlerin Bakanlık bütçesinde gösterilmesi gerekmektedir. Ancak mevcut uygulamada söz konusu gelirlerin muhasebe birimi tarafından takip edilemediği, bu birim tarafından ancak Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından bildirilen zamanda ve tutarlar üzerinden gelir kaydı yapıldığı anlaşılmaktadır.

Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca 2019 ve 2020 yıllarında Genel Müdürlük payı olarak Strateji Geliştirme Başkanlığı adına açılmış banka hesabına gönderilen tutarlar ile bu kapsamda merkez muhasebe birimi tarafından 600 Gelirler Hesabının 04.06.01.28 ekonomik koduna (Spor Toto-Loto Pay Gelirleri) gerçekleştirilen muhasebe kayıtları aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Buna göre 2019 ve 2020 yılları içerisinde Genel Müdürlük payı olarak Strateji Geliştirme Başkanlığı adına açılmış banka hesabına yatırılan tutarlar ile merkez muhasebe birimi tarafından gelir kaydı yapılan tutarlar arasında yaklaşık 2 milyar Türk Lirası farklılık bulunmaktadır. Bu farklılığın temel nedeni merkez muhasebe biriminin bahse konu hesaplardan haberdar olmaması, gerçekleştirilen gelir kayıtlarının banka hesap özeti cetvelleri vasıtasıyla değil Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından kendilerine bildirilen tutarlar üzerinden yapılmasıdır. Tahsil edilen toplam tutardaki farklılığın yanı sıra gelirin bankaya yatırıldığı tarih ile muhasebe kayıtlarına aktarıldığı tarihler arasında da bir takım tutarsızlıklar bulunmaktadır. Örneğin 2020 yılı Mayıs ayı Genel Müdürlük payı Teşkilat Başkanlığınca 20.07.2020 tarihinde 189.628.275,68 TL olarak yatırılmış iken bu tutar muhasebe kayıtlarına 30.09.2020 tarihinde 125.853.932,24 TL ve 30.10.2020 tarihinde 63.774.343,44 TL olarak intikal ettirilmiştir.

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından gönderilen tutarlar için örneklendirilen bu uygulama esasen Ek 14’üncü madde kapsamında tahsili sağlanan diğer özel gelirler için de geçerlidir. Zira ilgili banka hesabında 2020 yılında gerçekleşen işlemlerin hesap özet cetveli üzerinden incelenmesi neticesinde; birçok özel gelir kaleminin bu hesapla bağlantılı olduğu ve bu hesap vasıtasıyla tahsil edilen toplam özel gelir tutarı ile muhasebe birimince gelir kaydı yapılan tutar arasındaki farkın 2020 yılı için yaklaşık 4 milyar Türk Lirası olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak özel gelirler Bakanlık mali tablolarında önemli ölçüde eksik yer almaktadır.

b) Özel gelirlerin Tek Hazine Kurumlar Hesabı uygulaması dışında bırakılması

Bakanlık özel gelirlerinin muhasebe birimi tarafından zamanında ve tam olarak muhasebeleştirilememesi bu tutarların Tek Hazine Kurumlar Hesabı uygulaması dışında kalmasına sebep olmaktadır.

Bakanlık özel gelirlerinin gerek Tek Hazine Kurumlar Hesabı Kapsamına Alınacak Kamu İdareleri ve Hesapların Belirlenmesi Hakkında Karar’ın 4’üncü maddesi gerekse konuya ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilen görüş yazısı uyarınca Tek Hazine kapsamında olduğu açıktır. Özel gelirlerin tahsilinde kullanılan banka hesaplarına ait hesap özet cetvellerinin incelenmesi neticesinde; tahsil edilen özel gelirlerden önemli bir kısmının tahsil edildikleri tarihten daha geç tarihlerde ve tahsil edilen tutardan eksik olarak muhasebe birimine bildirildiği görülmüştür.

Diğer taraftan, 2019 yılından 2020 yılının Eylül ayına kadar tahsil edilen tutarlardan gelir kaydı yapılmayanların nemalandırılmaksızın atıl bir biçimde bankada tutulduğu tespit edilmiştir. 2020 yılının Eylül ayından itibaren ise muhasebe birimine bildirilmeyen gelirlerin önemli bir kısmının Kamu Haznedarlığı Tebliğine göre nemalandırılmaya başlandığı ancak bu suretle elde edilen faiz gelirlerinin de muhasebe birimine bildirilmediği dolayısıyla elde edilen faiz gelirlerinin bütçeye yansıtılmadığı görülmüştür.

Sonuç olarak; Bakanlık özel gelirlerinin tahsili için kullanılan banka hesaplarının işleyişinden muhasebe biriminin haberdar olmaması, bu hesaplarda biriken ve günlük olarak aktarılması gereken tutarların Kurum Tek İdare Tahsilat Özel Hesabına tam olarak ve zamanında aktarılmamasına dolayısıyla bu tutarların Tek Hazine uygulamasının dışında bırakılmasına sebep olmaktadır. Bahse konu tutarlardan bazılarının banka hesabında hiçbir suretle nemalandırılmaksızın boşta tutulması kamu kaynaklarının etkin bir biçimde değerlendirilmemesini beraberinde getirmektedir.

c) Sadece tahsilat amacıyla kullanılması gereken banka hesabındaki gelir kaydı yapılmayan tutarlar üzerinden bir takım ödemelerde bulunulması

Özel gelirlerin tahsilinde kullanılan banka hesabına ait hesap özet cetvellerinin incelenmesi neticesinde, sadece tahsilat amacıyla kullanılması gereken bu hesaptan bir takım ödemelerde bulunulduğu görülmüştür. 2020 yılı içerisinde bu kapsamda gerçekleştirilen ödemeler şu şekildedir:

- Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından, çeşitli il müdürlükleri ile imzalanan protokoller uyarınca “reklam bedeli” adı altında yapılan ödemeler (491.873.292,05 TL).

- Türkiye Futbol Federasyonuna tahsis edilmiş taşınmazın tahsisinin Bakanlık tarafından iptal edilmesi üzerine, taraflar arasında düzenlenen protokole istinaden taşınmaz üzerinde Federasyon tarafından yaptırılan tesislerin bedellerine ilişkin yapılan ödemeler (175.121.412,98 TL).

- İstanbul Büyükşehir Belediyesinden devir alınan taşınmaza ilişkin yapılan ödemeler (25.325.642,05 TL).

Tek Hazine Kurumlar Hesabı Uygulamasına İlişkin Yönetmeliğin 12’nci maddesi uyarınca; Bakanlık tarafından tahsilat işlemlerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesini teminen muhabir bankada yalnızca tahsilat işlemleri için kullanılmak üzere tahsilat alt hesapları açılabilmesi mümkün olmakla birlikte bu hesapların sadece tahsilat işlemleri için kullanılması gerekmektedir. 3289 sayılı Kanun’un Ek 14’üncü maddesi özel gelirlerin bu ve benzeri harcamalar için kullanılmasına izin vermekle birlikte; özel gelirlerin öncelikle bütçede gösterilmesi gerekmekte olup özel gelirlerlerden harcama yapılabilmesi Bakanlıkça düzenelenecek usul ve esaslar bulunmasına bağlıdır. Mevcut durumda ise Bakanlık tarafından bu yönde yapılmış bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer taraftan ödemede kullanılan tutarlar Bakanlık bütçesine gelir olarak yansıtılmayan tutarlardır.

5018 sayılı Kanun’un yetkisiz tahsil ve ödemeyi düzenleyen 72’nci maddesinde; kanunlarla yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, kamu adına tahsilat veya ödeme yapamayacağı, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılması halinde söz konusu tutarların, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılanlardan alınarak, ilgisine göre bütçeye gelir kaydedileceği, ayrıca bunlar hakkında ilgili kanunları uyarınca adli ve idari yönden gerekli işlemlerin yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Mevcut durumda Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın Bakanlık adına tahsilat yapma yetkisi bulunmakla birlikte yapılan tahsilatların Merkez Muhasebe Biriminin bilgisi ve mali tabloların dışında takip edilmesi ile tahsilat için açılmış bu hesaplardan yasal dayanağı olmaksızın harcama yapılması anılan düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir.

Bu itibarla, Bakanlığa ait özel gelirlerin tahsilinde kullanılan alt hesaplara ilişkin hesap özet cetvellerinin muhasebe birimine günlük olarak iletilerek bu hesaplardaki tutarların zamanında ve tam olarak muhasebeleştirilmesi, gelir tutarlarına ilişkin olarak geçmiş yıllardan devam eden tutarsızlığın (faiz gelirleri dâhil) giderilmesi, tahsilat amacıyla açılan hesaplardan ödemede bulunulmaması, bu gelirlerin Tek Hazine Kurumlar Hesabı Uygulamasına dâhil edilmesi sağlanarak bahse konu tahsilatların Bakanlığın mali raporları içerisinde gösterilmesi gerekmektedir.

B. DİĞER BULGULAR

Bu bölümde, mali rapor ve tablolara verilen görüş ile ilgili olmayan bulgular yer almaktadır.

BULGU 1: Öğrenci Yurdu Olarak Kullanıma Elverişli Olmayan Binaların Kiralanmaya Devam Edilmesi

Bakanlık tarafından geçmiş yıllarda kiralanan konut veya işyeri niteliğindeki bazı binaların, öğrenci yurdu olarak kullanımı uygun olmadığı halde, kira sözleşmelerinin feshedilmediği ve bazı sözleşmelerin süresinin uzatıldığı görülmüştür.

Bakanlığın taşınmaz kiralamasına ilişkin olan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Tarafından Taşınmaz Satın Alınması, Satılması, Trampa Yapılması, İrtifak Hakkı ve Benzeri Ayni Nitelikteki Hakların Tesisi ile Taşınmaz Kiralanması ve Kiraya Verilmesi Hakkında Yönetmelik’in “Taşınmaz kiralanması” başlıklı yedinci bölümünün 18’inci maddesinde; yurt ihtiyacı bulunan yerlerde yönetim kurulu kararı ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22’ nci maddesine göre taşınmaz kiralanabileceği belirtilmektedir. Bahsi geçen Kanun’un 22’nci maddesinin (e) bendinde ise; idarelerin ihtiyaçlarına uygun taşınmazların ihale usullerine tabii olmaksızın piyasa fiyat araştırması yapılarak kiralanabileceği ifade edilmektedir.

Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiği Taşınmaz Talimatı’nın 15’inci maddesinde kiralanacak binalarda dikkat edilecek hususlar belirlenmektedir. Buna göre kiralanacak binalarda; yürürlükteki Deprem Yönetmeliğine uygun raporu, kullanım amacına uygun ısıtma, su, elektrik vb. altyapı tesisatı, yangın merdiveni ve yangın ihbar sistemi, iskân ruhsatı ve tapu kaydında yurt binası olarak cins tashihi bulunmalı ya da mal sahibi tarafından bunların sağlanacağı taahhüt edilmelidir.

Bakanlık tarafından aranacak bu şartların dışında, bir binanın yurt olarak inşa edilmesi ve kullanılması için ilgili diğer mevzuatta istenen şartların da sağlanması gerekmektedir. Aşağıda yurt binaları için, konut ve işyeri binalarından farklı koşullar istenen bazı mevzuat hükümleri örnek olarak verilmektedir.

-Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde, deprem etkisi altında binaların tasarlanmasında uygulanacak esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bir binanın taşıyıcı sistem hesabı, deprem yükü azaltma hesabı ve betonarme uygulama projesinde esas alınan ve binaların kullanım amaçlarına göre belirlenen “bina önem katsayısı” yurt binaları için “1.5”, konut ve işyeri binalarında ise “1” olarak belirlenmiştir. Bu değerler; bina performans hedefi ve deprem tasarım sınıfının tespitinde de kullanılmaktadır. Yönetmelikte yurt binaları uzun süreli ve yoğun kullanılan binalar olarak tanımlanmakta ve tasarımında yapılan bütün hesaplamalar bu doğrultuda yapılmaktadır. Dolayısıyla konut ve işyeri binası olarak tasarlanmış binaların yurt olarak kullanılması, can ve mal güvenliği açısından tehlikeli olacaktır.

Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte, her türlü binanın kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek yangınların olumsuz sonuçlarını önlemek için alınacak tedbirler düzenlenmiştir. Yönetmelikte yurt binalarının kullanım sınıfı “konaklama amaçlı bina” olarak belirlenmiştir. Konutlardan farklı olarak yurt binalarında; mutfaklardaki davlumbazlara otomatik yangın söndürme sistemi, durum aydınlatma sistemi, otomatik yangın algılama ve uyarı sistemi ve yağmurlama sistemi yapılması zorunludur. Bunların yanında, yatakhane ve koridor bölümlerinin yangına karşı dayanım sınıfı, kaçış yolları ve birim genişlikleri, yeterli su deposu hacmi, yangın kompartımanlarının nitelikleri vb. konularda da yurt binaları konut ve işyerlerinden farklı hükümlere tabidir. Dolayısıyla, konut ve işyerlerinin yurt binası olarak iskân ruhsatı alabilmesi ancak bu şartların da sağlanmasıyla mümkün olacaktır.

Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde; yapı ve yapılaşmaya ilişkin usul ve esaslar belirlenmektedir. Yönetmelikte yurt binaları “umumi bina” olarak kabul edilmiştir Umumi binalarda; engelli ve normal kullanıma yönelik tuvalet sayısı, asgari bina giriş ve rampa genişliği, binada yapılması gereken asansör sayısı gibi konularda konutlardan farklı düzenleme getirilmiştir. Bununla birlikte, yapının inşasına başlamak için yapı ruhsatı talep edilen projelerin, binanın kullanım amacına uygun; afet, deprem, yangın, otopark, enerji verimliliği, sığınak, asansör, yapı malzemeleri, gürültüye karşı korunma vb. yapıya ilişkin hükümler içeren mevzuata uygun olması gerektiği belirtilmiştir. Bina tamamlanıp, yapı kullanma izni belgesi (iskân) için başvurulduğunda, ilgili idare binanın yapı ruhsatı eki proje ile fen ve sanat kurallarına uygunluğunu kontrol ederek, binanın kullanımına izin verecektir. Konut olarak iskân ruhsatı alınan bir binanın yurt binası olarak kullanılması durumunda mevzuat hükümleri ihlal edilmiş olacaktır.

Mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere; Bakanlık, yurt binası ihtiyacı durumunda, ihale mevzuatındaki esnek kurallar dâhilinde ihtiyacına en uygun binayı kiralayabilecektir. Ancak kiralanmak üzere seçilen binanın, öğrenci yurdu olarak kullanıma uygun fiziki, teknik ve yasal koşulları sağlaması gerekmektedir.

Bu doğrultuda yapılan fiili ve fiziki incelemelerde; konut veya işyeri olarak planlanan ve yapılan binaların yurt binası olarak kullanıldığı, ancak binalarda mevzuatın gerektirdiği fiziki ve teknik değişikliklerin yapılmadığı görülmüştür. Bunların yanı sıra, binaların genelinde yangın söndürme ve algılama sistemleri, havalandırma sistemleri, asansör nitelikleri, altyapı sistemleri, yemekhane kapasiteleri, engelli kullanım alanları, ortak kullanım alanlarının kapasitesi ve niteliğinde asgari şartlar sağlanmamaktadır.

Söz konusu binaların imar, plan, proje, inşaat ve iskân süreçleri binaların konut ya da işyeri olarak kullanımına uygun gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, bu binaların yurt binasının gerektirdiği koşulları sağlaması zaten mümkün değildir.

Her ne kadar bu binaların iskân ruhsatlarının yurt binası olarak yenilenmesi şartı getirilse de, bu durum yurt binalarının bir bölümü için ekonomik, teknik ve yasal olarak mümkün görünmemektedir. Zira binalarda esaslı tadilatlarla bile düzeltilemeyecek, taşıyıcı sistem ve betonarme yapı farklılıkları bulunmaktadır. Kaldı ki, bu binalarda kullanımın gerektirdiği basit nitelikteki değişiklikler dahi halen yapılmamıştır. Dolayısıyla, yüksek maliyet ve uzun süre gerektiren imalatların yapılamayacağı ortadadır.

Kamu İdaresi cevabında, 2013 yılında acil yurt ihtiyacının giderilmesi hedefinden kaynaklanan süreç içerisinde yurt olarak inşa edilmemiş, yapı sınıfı ve fiziki durumu yurt niteliği taşımayan binaların öğrenci yurdu olarak kullanılmak üzere kiralanmak durumunda kalındığı, yurt olmaya elverişli olmayan binaların standartlara uygun yeni yurt binaların temin edilmesi veya inşa edilmesi durumunda boşaltıldığı ve sözleşmelerinin yenilenmediği belirtilmiştir.

Ancak Bakanlıkça tarafımıza verilen somut veriler incelendiğinde; 2020 yılı içerisinde kapatılan toplam 24 adet yurt binasından, 11’inin sözleşme süresinin dolması, 12’sinin Bakanlık tarafından yeni bir yurt binası açılması ve yalnızca 1 binanın gerekli standartları sağlamaması nedeniyle kapatıldığı anlaşılmaktadır. Buna karşın, sözleşmesi bittiği halde kira sözleşmesi 1 ile 5 yıl arasında yenilenen kullanıma elverişli olmayan 169 adet bina/blok olduğu görülmektedir. Söz konusu sayının acil durum haliyle açıklanması mümkün değildir.

Yukarıda da ayrıntılı olarak açıklanan deprem, yangın ve imar mevzuatlarının gerektirdiği teknik asgari koşulların sağlanamadığı yurt binalarında öğrenci barındırılması telafi edilemeyecek zararlara yol açabilecektir. Hal böyle iken bu nitelikteki yurt binalarının kira sözleşmelerinin uzatılmaya devam edilmemesi zorunluluk haline gelmektedir. Bakanlığın alacağı kararlar ve belirleyeceği stratejiler ile ivedilikle bu nitelikteki binaların kullanımının en aza indirilmesi sağlanmalıdır.

BULGU 2: Şartlar Oluşmadığı Halde Pazarlık Usulü İhale Yapılması

Gerekli şartlar oluşmadığı halde bazı yapım işlerinde pazarlık usulü (21/b) ihale yapıldığı görülmüştür.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesinde idarelerin, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu olduğu, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulünün ve belli istekliler arasında ihale usulünün temel usuller olduğu, diğer ihale usullerinin Kanunda belirtilen özel hallerde kullanılabileceği ifade edilmiştir.

Hangi şartların varlığı halinde pazarlık usulü ihale yapılabileceği, Kanun’un 21’inci maddesinde hüküm altına alınmıştır. 21’inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde; doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden veya yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerekliliği idarece belirlenen hallerde veyahut idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda pazarlık usulü ile ihale yapılabileceği belirtilmiştir.

İhale mevzuatında esas olan ihalenin ilan yapılarak, Kanun’un temel ilkelerinde belirtilen ve yeterliliği olan herkesin teklif verebildiği açık ihale usulü ile alımın yapılmasıdır. Kanun’un 21/b maddesi kapsamındaki usul, zorunluluktan doğan istisnai bir uygulama olup ihalede katılımcılık, rekabet, şeffaflık, açıklık gibi Kanun’un temel ilkeleri devre dışı bırakılmaktadır.

21/b maddesine göre ihale yapabilmek için, maddede belirtilen olayların ortaya çıkması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca ihalenin ivedi olarak yapılmasının doğması olarak belirtilen iki şartın bir arada ve birbirine bağlı olarak gerçekleşmesi zorunludur. Özellikle, idarenin görevi gereği önceden öngörmesi gereken durumlarda bu usule başvurması mümkün değildir.

Kanun’un 21/b maddesine göre yapılacak olan ihalelerin makam olurlarında ve ihale onay belgelerinde bu usulün kullanılma gerekçesinin açık olarak belirtilmesi, Kanun‘da belirtilen önceden öngörülemeyen olaylar olup olmadığı ve ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunluluğu gibi durumların doğup doğmadığının tespit edilmesi ve bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin de ihale onay belgesi ekine konulması gerekmektedir.

Bakanlığın Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce 2020 yılında yapılan toplam 40 yapım ihalesinden 15’inin açık ihale usulü, 25’sinin ise 21/b maddesi kapsamında pazarlık usulü ihale edildiği tespit edilmiştir.

21/b maddesi kapsamında yapılan 25 ihale; çeşitli sebeplerle feshedilen işlerin ikmal ihalesi, Konya’da gerçekleştirilecek olan 5. İslami Dayanışma Oyunları kapsamında yapılan tesislerin ihalesi, 100 adet Prefabrik Üstü Açık Havuz Yapım İşi ihalesi, onarım işleri ile diğer muhtelif işlerdir.

Söz konusu işlerin 21/b maddesi kapsamında yaptırılmasına ilişkin onay belgeleri incelendiğinde, her hangi bir açık hukuki gerekçelendirmenin yer almadığı, sadece 21’nci maddenin (b) bendi hükmüne yer verilerek, 4734 sayılı Kanun’un 21/b maddesi uyarınca pazarlık usulü ile ihale edilmesine karar verildiği görülmüştür.

Çeşitli sebeplerle feshedilen yapım işlerinin tamamının ikmal ihalesi 21/b kapsamında pazarlık usulü ile yapılmıştır. Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47’nci maddesinin on ikinci bendinde yer alan “İdare fesih işleminden sonra işi 4734 sayılı Kanunda öngörülen usullerden herhangi biri ile ihale etmekte serbesttir.” şeklindeki ifade, ikmal işlerinin tamamının 21/b kapsamında ihale edilmesini zorunlu kılmamaktadır.

Konya’da 5. İslami Dayanışma Oyunları düzenlenmesi, önceden öngörülemeyen olay ve ivedilik kapsamında değerlendirilemez. Zira bu Oyunların, kamu idaresinin iradesinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve objektif kriterlere göre öngörülemez nitelikte olan olaylarla bir ilgisi bulunmamaktadır. Oyunların düzenleneceği tarih yıllar öncesinden bilinmekte ve bu kapsamda yapılacak işler yatırım programlarında da yer almaktadır. Zira idarenin görevi gereği önceden öngörmesi gereken 100 adet Prefabrik Üstü Açık Havuz Yapım İşi ihalesinin de, sadece aciliyet gerekçesi ile 21/b kapsamında değerlendirilerek ihale edilmesi mümkün görülememektedir.

Bu tespitler, kamu idaresinin açık ihale usulüne ilişkin usul, şekil kurallarına tabi olmaksızın, pazarlık usulüne getirilen kolaylıklardan yararlanarak ihale yapma yolunu tercih ettiğini göstermektedir.

2020 yılı EKAP (Elektronik Kamu Alımları Platformu) gerçekleşme sonuçlarına göre yapılan 15 açık ihale usulü ile yapılan ihalede, ihale/sözleşme bedelinin yaklaşık maliyete oranının ortalaması %70,6 iken (2020 yılı içinde ihalesi yapılarak sonuç ilanı yayımlanmış EKAP kayıtları 11.06.2021 itibarıyla), 25 pazarlık usulü ihalede bu oran %97,4’dür.

Kamu idaresi cevabında, 21/b maddesi kapsamında yapılacak ihalelerde en az üç istekli davet edilmesinin ihalede rekabet şartlarını sağladığı belirtilse de, açık ihale usulü ile kıyaslandığında yeterli rekabetin oluşmadığı ve daha fazla kamu kaynağı kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, 4734 sayılı Kanunun 21/b maddesinde belirtilen şartlar gerçekleşmeden ihale yapılmasının irdelenmesi, yerindelik denetimi yapılması anlamına da gelmemektedir.

Yine Kamu idaresi cevabında, ikmal işlerinin açık ihale yapılanlarının bir kısmında, yüklenicilerin işi tamamlayamaması neticesinde aynı işlerin defalarca ikmal ihalesine çıkılmak durumunda kalındığından dolayı, söz konusu işlerinin 21/b kapsamında gerçekleştirilmesinin tercih edildiği belirtilse de, 21/b kapsamındaki ihalelerde daha fazla kamu kaynağı kullanıldığı gerçeği dikkate alındığında bu ihale usulüne Kanun’un 21/b maddesinde belirtilen hallerde başvurulması gerektiği değerlendirilmektedir.

4734 sayılı Kanunun 21/b maddesi uyarınca yapılan ihalelerde yeterli katılımın ve rekabetin oluşmasına yönelik tedbirler alınmalı, maddedeki şartların oluştuğuna dair hukuken geçerli bir neden gösterilemeyen yapım işlerinde, bu alanda faaliyet gösteren ve belirlenen yeterlik kriterlerini sağlayan tüm firmaların katılımını sağlayacak açık, adil, şeffaf, eşit ve rekabetçi ihale kurallarının belirlendiği açık ihale usulü tercih edilmelidir.

BULGU 3: Uygulama Projesi ile İhale Edilen Yapım İşlerinde İş Artışının, Mevzuat ile Belirlenmiş Sınırlamalara Riayet Edilmeksizin ve İşin Tamamlanması Amacı Dışında Uygulanması

Anahtar teslim götürü bedel ile ihale edilen yapım işlerinde; öngörülemeyen durum kapsamında değerlendirilemeyecek proje değişikliklerinin iş artışı kapsamında yaptırıldığı, sözleşme bedelinin %10’unundan fazla oranlarda iş artışına gidilen işlerde bu durumu dengelemek amaçlı yüksek oranlarda iş eksilişi yapıldığı ve bazı işlerde yapılan değişikliklerin ihalenin niteliğini değiştirecek seviyede gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Uygulama projesiyle ihaleye çıkılan işlerde, işin yapılacağı yere ilişkin zemin etüdü, inşaatta kullanılacak her türlü iş kaleminin niteliğini gösteren teknik şartnameler ve bu işlerin nerede ve ne kadar yapılacağını gösteren mahal listeleri projeye eklenerek ihale dokümanı oluşturulur. Bu suretle, ihale öncesinde yapıya ilişkin en ince ayrıntıların dahi netleşmesi sağlanarak, sözleşme süresi sonunda yapının anahtar teslimi olarak her şeyi ile eksiksiz ve kullanılabilir halde teslim alınması beklenir. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 24’üncü maddesinde birim fiyatlı işler için sözleşme bedelinin %20’sine kadar izin verilen iş artışının anahtar teslim götürü bedel ile ihale edilen işler için %10 olarak sınırlandırılmasının temel nedeni de uygulama projelerinin ayrıntılı düzenlenmiş olması gerekliliğidir.

Diğer taraftan Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin projelerin uygulanmasına ilişkin 12’nci maddesi uyarınca işin tamamlanabilmesi için teknik ve işlevsel açıdan mutlak gereklilik arz eden proje değişiklikleri yapılabilecekken, zaruret arz etmeyen, idarenin sübjektif beğeni ve tercihine dayalı biçimde yapılacak değişiklikler kısıtlanmış bulunmaktadır. İhale sürecinde rekabet ve yarışma konusu, proje ve mahal listelerinde gösterilen iştir. İşin her türlü ayrıntısının isteklilerce bilinmesi, bir başka ifadeyle ihale dokümanında tarif edilen işle fiilen gerçekleştirilecek işin aynı olması, rekabet, saydamlık, ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerinin gereğidir.

Yatırım İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafında yürütülen anahtar teslim götürü bedel yapım işlerinden yüksek oranda iş artışı yapılanların incelenmesi neticesinde;

- Bazı işlerde iş artışının sözleşme bedelinin %10’unu aştığı ve bu durumu dengelemek amaçlı yüksek oranlı iş azalışlarına gidildiği görülmüştür. İşin esasına ilişkin imalatlardan iş eksilişi kapsamında vazgeçilmesi, bu imalatların daha sonra gerçekleştirilen ikmal ihaleleri kapsamında yapılması sonucunu doğurmaktadır. İş artışı temelde mevcut bir işin bitirilmesine yönelik bir uygulama olup bazı imalat kalemlerinin yapılabilmesi için yapılması gereken imalatlardan vazgeçilmesi düzenlemenin bu temel mantığına aykırılık teşkil etmektedir.

- Birçok yapım işinde iş artışına esas teşkil eden imalat kalemlerinin çoğunlukla aynı iş kalemleri olduğu görülmüştür. Bu durum esasen iş kalemlerinin proje aşamasında ihtiyaca uygun belirlenmediği dolayısıyla projelerin sağlıklı hazırlanmadığı anlamına gelmektedir.

- Tip proje üzerinden gerçekleştirilen yapım işlerinde proje hazırlanması aşamasında bölgesel farklılıkların ve mevcut fiziki imkânların dikkate alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda yapılan iş artışları projenin sağlıklı bir biçimde uygulanması açısından bir zorunluluk olmakla birlikte esasen proje hazırlama aşamasında dikkat edilmesi gereken durumlara ilişkindir ki bu durum da projelerin hazırlanması sürecinde gerekli hassasiyetin gösterilmediği tezini doğrulamaktadır.

- İş artışı kapsamında yapılan imalat değişikliklerinin bazılarının zorunluluktan değil Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 21’inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek keyfi proje değişikliklerinden kaynaklandığı görülmüştür.

İş artışlarının imalat kalemlerinde yaşanan değişikliğe bağlı olarak yüklenicilere süre uzatımı hakkı verilmesi, işin sözleşme süresinde bitirilememesi ve yatırımların planlanan tarihlerde hizmete sokulamaması sorununu beraberinde getirmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere temel olarak işin tamamlanması amacıyla izin verilen iş artışlarının işin bitiş tarihlerinin sürekli ertelenmesine neden olması iş artışı uygulamasının amaçlananın ötesinde kullanılması sonucunu doğurmaktadır.

Diğer taraftan iş azalışları ile desteklenmek suretiyle yüksek tutarlarda iş artışlarına gidilmesi sonuç olarak yapılan iş ile ihaleye çıkılan işin ciddi oranda farklılaşmasına sebep olmaktadır. Bazı yapım işlerinde gerçekleştirilen brüt iş artışlarının sözleşme bedelinin %20’sinden fazla oranlarda gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Yüklenicilerin mevcut projeler çerçevesinde teklif verdikleri göz önüne alındığında ihalesine çıkılan iş ile gerçekleştirilen iş arasında iş artışları suretiyle meydana gelen ciddi farklılaşmanın isteklilerin tekliflerinin değerlendirilmesi aşamasında rekabet, saydamlık, ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerinin tam ve doğru olarak uygulanmasını da engellemektedir.

Bu itibarla, uygulama projesi ile ihaleye çıkılan anahtar teslim götürü bedel yapım işlerinde; işe ait projelerin ihtiyaca uygun bir biçimde belirlenmesi, keyfi proje değişikliği gibi uygulamalardan kaçınılması, iş artışının sadece işin tamamlanması amacıyla ve öngörülemezlik ölçütü mevcut ise uygulanması, iş azalışları ile desteklenmek suretiyle yasal sınır üzerinde iş artışı uygulanmaması hususlarında gerekli özen ve hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.

BULGU 4: Bakanlığa Ait Stadyumlarda Düzenlenen Futbol Müsabakalarının Bilet Satış Hâsılatından ve Kira Sözleşmeleri Gereği Reklam Gelirleri Üzerinden Alınması Gereken Bakanlık Paylarının Tahakkuk ve Tahsil İşlemlerinin Gerçekleştirilmemesi

Bakanlığa ait stadyumlarda düzenlenen futbol müsabakalarının bilet satışlarından elde edilen hâsılattan alınması gereken %7 oranındaki Bakanlık payının ve Şükrü Saraçoğlu, Ali Sami Yen Spor Kompleksi ve Vodafone Arena stadyumlarında müsabaka gerçekleştiren kulüplerin, kira sözleşmeleri uyarınca saha içi, dışı ve scor-board reklamlarından elde ettikleri gelirler üzerinden alınması gereken payların tespit, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin yapılmadığı tespit edilmiştir.

3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun 14’üncü maddesinde Gençlik ve Spor Bakanlığının gelirlerinin neler olduğu belirtilmiş olup spor müsabakalarından alınacak paylar da Bakanlığın gelirleri arasında sayılmıştır. Kanunun 16’ncı maddesinde ise müsabakalardan elde edilen hasılatın dağıtımına ilişkin düzenlemeye yer verilmiş ve hâsılatın dağıtımına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye dayanılarak çıkarılan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sportif Müsabaka ve Gösteri Hasılatının Dağıtımına Dair Yönetmelik’in 7, 8 ve 9’uncu maddelerindeki düzenlemelerde müsabaka hasılatlarından alınacak Bakanlık payı %7 olarak belirlenmiştir. Ayrıca yukarıda isimleri belirtilen stadyumların kiracısı durumunda olan kulüplerle imzalanan sözleşme gereğince, bu kulüplerin saha içi, dışı ve scor-board reklamlarından elde edecekleri gelirlerden %10 oranında payı Bakanlık hesabına yatırması gerekmektedir.

Anılan mevzuat hükümleri ve sözleşmeler uyarınca, 2020 yılı içerisinde elde edilen bilet satış hasılatlarından ve reklam gelirlerinden Bakanlık payı olarak tahsil edilmesi gereken tutarların tespiti amacıyla ilgili kulüplerden ve bilet satış işlemlerini yürüten bankadan gerekli bilgilerin elde edilerek takip, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır.

İdare tarafından, müsabaka biletlerinin satışını yapan firmadan (Passolig) müsabaka hasılat bilgilerini almaya yönelik olarak hiçbir girişimde bulunulmadığı görülmüştür. Passolig 2014 yılından itibaren Türkiye Futbol Liglerinde oynanacak müsabakaların biletlerinin satış işlemlerini gerçekleştirmektedir. Kurumun söz konusu alacağını tespit edip tahakkuk ve tahsil işlemlerini gerçekleştirebilmesi için söz konusu firmadan düzenli bilgi alması yeterlidir. Aksi durumda, kurum alacağı olan miktarı tam olarak bilememekte, takip işlemlerini de sağlıklı bir şekilde gerçekleştirememektedir. İdare, alacağın miktarını tespit etmediğinden dolayı belirsiz alacak davası yoluyla takibatı yapmakta, bu ise davaların uzun sürmesine ve alacağın tam olarak tahsil edilmemesine yol açmaktadır. Bu yöntem dahi idare tarafından sistematik bir şekilde tüm alacaklar için yürütülmemiş, sadece bir kaç ilde dava açılma yoluna gidilmiştir. Ayrıca, idare söz konusu stadyumlara reklam veren firmaların tespiti ve söz konusu reklam sözleşmelerinin elde edilmesine yönelik bir takip sistemi kurmamıştır. Reklam paylarının tespitine yönelik ise yargı yolu mekanizması işletilmemiştir.

2020 yılı bilet satış hasılatına ilişkin olarak Türkiye Futbol Ligleri müsabakalarının bilet satış işlemlerini gerçekleştiren Aktif Yatırım Bankası A.Ş.’den (Passolig uygulamasının sahibi) alınan bilgiye göre, sadece Süper Lig kulüplerinin 2020 yılındaki lig müsabakalarından toplam hâsılatı 37.064.116,00 TL olarak gerçekleşmiştir. Yönetmelikte belirtilen “Hâsılat Dağıtım Çizelgesi ”ne göre söz konusu tutar üzerinden Bakanlığa ödenmesi gerekip de henüz ödenmemiş olan pay 2.198.718,74 TL’dir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 38’inci maddesinde yer verilen ve kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu olduklarına ilişkin hüküm de dikkate alındığında, bu tutarın ve daha önceki yıllarda tahsil edilmesi gereken diğer tutarların tarh ve tahakkukunun yapılarak Bakanlığın mali tablolarında gösterilmesi ve yasal süreleri içinde eksiksiz olarak tahsili için her türlü tedbirin alınmış olması gerekirdi. Ancak bu konuda yasal olarak sorumluluk sahibi olanların hukuki süreci tam ve eksiksiz olarak işletmedikleri gözlenmiştir.

Bakanlığın önemli gelir kalemlerinden birisi olan müsabaka hâsılat ve reklam geliri paylarının eksiksiz ve zamanında tarh, tahakkuk ve tahsilinin sağlanması amacıyla yasal sorumlulukların gereği gibi ifası ve bu sürecin etkili bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.

BULGU 5: Bakanlığın Mülkiyeti veya Kullanımında Olup Spor Kulüplerine Kiraya Verilen Stadyumlardan Bazılarının Kira Bedellerinin Tahakkuk ve Tahsil İşlemlerinin Yapılmaması

Bakanlığın mülkiyetinde ya da kullanımında olan stadyumlardan spor kulüplerine kiraya verilmiş olanların bir bölümünün kirasının tahsil ve tahakkukunun yapılmadığı tespit edilmiştir.

3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, her türlü işletme gelirleri ile kiralar Bakanlığın gelirleri arasında sayılmıştır.

Mülkiyeti veya kullanımı Bakanlığa ait olan stadyumlar, spor kulüplerine uzun süreli, sezonluk veya maç başı kiralama yoluyla devredilmiştir. Spor kulüplerinden uzun süreli veya sezonluk kiralama yapanların sözleşme ile öngörülen bedelleri, kısa süreli kiralama yapanların ise her yıl Bakanlık tarafından belirlenen stat kiralamalarına ilişkin ücret tarifesinde yer alan maç başına kira ücretini yatırmaları gerekmektedir.

Yapılan incelemede, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı tarafından, Spor Toto Süper Lig Kulüplerine kiralanan stadyumlardan 2020 yılı içinde toplam 19.878.667,64 TL kira ücreti tahsil edilmesi gerekirken, tahsil edilen veya tahakkuk ettirilen tutarın 6.399.045,91 TL olduğu görülmüş, 13.479.621,73 TL’nin ise tahsilat ve tahakkukunun yapılmadığı tespit edilmiştir.

Ayrıca, söz konusu alacakların tahakkuk kayıtlarının yapılmamasından dolayı, tahsil edilen alacakların hangi kira alacağına mahsuben yapıldığı da bilinmemektedir.

Kamu alacaklarının tahakkuku; zamanaşımı, sorumluluk ve alacağın takibi açısından büyük önem arz etmekte olup, daha da önemlisi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 37, 38, 49, 50 ve 60'ıncı maddelerine göre zorunluluk arz etmektedir. Kurum gelirlerinin tahakkuk ettirilmemesi kurumun mali tablolarının gerçekliğini ve güvenilirliğini de etkileyecektir.

Söz konusu kira gelirlerinin tarh ve tahakkuk işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi ve tahsilatta gecikmelere yer verilmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

BULGU 6: Faaliyet Raporunun Süresinde Yayımlanmaması

İdari yapısı 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden düzenlenen Gençlik ve Spor Bakanlığının 2020 yılı faaliyet raporunun üst yönetici tarafından zamanında yayımlanmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali ve Kontrol Kanunu’nun 41’inci maddesi uyarınca Bakanlık hakkında genel bilgilerle birlikte; kullanılan kaynakları, bütçe hedef ve gerçekleşmeleri ile meydana gelen sapmaların nedenlerini, varlık ve yükümlülükleri ile yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşların faaliyetlerine ilişkin bilgileri de kapsayan malî bilgileri; stratejik plan ve performans programı uyarınca yürütülen faaliyetleri ve performans bilgilerini içeren faaliyet raporunun idare tarafından yayımlanması gerekmektedir. Bu kapsamda; bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri tarafından birim faaliyet raporu hazırlanır, üst yöneticiler de hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, harcama yetkilileri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını esas alarak, idaresinin faaliyet sonuçlarını gösteren idare faaliyet raporunu düzenleyerek kamuoyuna açıklar. Ayrıca, hazırlanan idare faaliyet raporlarının birer örneğinin Sayıştay’a ve Cumhurbaşkanlığına gönderilmesi gerekmektedir.

İdare faaliyet raporunda yer alacak hususlar, raporların hazırlanması, ilgili idarelere verilmesi, kamuoyuna açıklanması ve bu işlemlere ilişkin süreler ile diğer usul ve esaslar Kamu İdarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik’te ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İlgili yönetmeliğe göre idarelerin faaliyet raporlarını mali saydamlık ve hesap verme sorumluluğunu sağlayacak şekilde, raporda yer alan bilgilerin doğru, güvenilir, önyargısız ve tarafsız, ilgili tarafların ve kamuoyunun bilgi sahibi olmasını sağlamak üzere açık, anlaşılır ve sade bir dil kullanılarak, faaliyet sonuçlarını tüm yönleriyle açıklaması gerekmektedir. Bununla birlikte, faaliyet raporlarının yıllar itibarıyla karşılaştırmaya imkân verecek biçimde bir mali yılın faaliyet sonuçlarını gösterecek şekilde hazırlanması, üst yöneticileri tarafından izleyen mali yılın en geç Şubat ayı sonuna kadar kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.

13 sayılı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesinin (p) bendinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen temel hedef, ilke ve amaçlar çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşlerini de alarak performans programlarının ve faaliyet raporlarının hazırlanması, uygulanması ve izlenmesine ilişkin genel ilke, esas ve usulleri tespit etme; uygulamayı yönlendirme, izleme ve değerlendirme görevi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na verilmiştir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından belirlenmiş esaslar gereğince Bakanlığın faaliyet raporu çalışmalarının tamamlanarak Şubat ayının sonuna kadar kamuoyuna duyurulması gerekmesine rağmen Gençlik ve Spor Bakanlığının 2020 yılı Faaliyet Raporunu hazırlayarak süresinde kamuoyuna duyurmadığı ve Sayıştay’a göndermediği tespit edilmiştir.

Faaliyet raporlarının süresinde hazırlanmamasının, bu raporları hazırlamanın temel amaçlarından olan mali saydamlık ve hesap verme sorumluluğunun sağlanmasını engellediği düşünülmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığının idare faaliyet raporunun üst yönetici tarafından mevzuatta öngörülen zamanda yayımlanması gerekmektedir.

SAYIŞTAY DENETİM RAPORUNDAKİ BULGULAR BUNLAR. İÇERİĞİNİ OKUYUN, DEĞERLENDİRME SİZE AİT


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
MURAT SÜRÜCÜ: EYT ÇUKUROVA ETKİNLİĞİ BAŞLIYOR DAVETLİSİNİZÖnceki Haber

MURAT SÜRÜCÜ: EYT ÇUKUROVA ETKİNLİĞİ BAŞ...

Gazeteci Mustafa Özgğr Vefat ettiSonraki Haber

Gazeteci Mustafa Özgğr Vefat etti

Başka haber bulunmuyor!