Züleyha Gülüm, Kamu Çalışanı Kadınların Temel Sorunları için önerge verdi

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Züleyha Gülüm, Kamu Çalışanı Kadınların Temel Sorunları için önerge verdi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Kamu çalışanı kadınların ayrımcılık, şiddet ve mobbing başta olmak üzere maruz kaldıkları haksız durumların tespit edilerek önlenmesi, esnek ve güvencesiz çalışma sorunlarına neden olan etmenlerin belirlenerek alınacak önemlerin saptanması, doğum ve süt izni ile kreş taleplerine yönelik çözüm önerilerinin üretilmesi amacıyla araştırma önergesi verdi. işte o önerge metni:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Kamu çalışanı kadınların ayrımcılık, şiddet ve mobbing başta olmak üzere maruz kaldıkları haksız durumların tespit edilerek önlenmesi, esnek ve güvencesiz çalışma sorunlarına neden olan etmenlerin belirlenerek alınacak önemlerin saptanması, doğumve süt izni ile kreş taleplerine yönelik çözüm önerilerinin üretilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.
Züleyha GÜLÜM- İstanbul Milletvekili
GEREKÇE
Toplumsal yaşamı oluşturan süreçler büyük ölçüde erkek egemen anlayışla belirlenmekte, yönetilmekte ve yeniden üretilmektedir. Bu kurgu içinde kadınların çalışma yaşamındaki konumu da toplumsal cinsiyet rolüne uygun olarak şekillendirilmektedir. 
Kamu çalışanı kadınlar ayrımcılık, mobbing, fiziki-cinsel-sözlü tacize maruz kalma, izin ve örgütlenme gibi yasal hakların kullanımının engellenmesi ve cam tavan engelleri ile karşı karşıyadır. Cinsiyet ayrımcılığı; kadınların etnik kimlik, dini inanç, cinsel yönelimleri gibi nedenlerden ileri gelen ayrımcılık biçimleriyle birleşince ayrımcılığın boyutu artmakta ve etkileri daha ağır yaşanmaktadır. 
Türkiye’de ve dünyada hızla artan neo-liberal politikaların meşruiyet dayanağı olarak güçlendirilen muhafazakarlaşma; partiyarkal aile yapısını kutsayan, kadınları bu yapı içinde tanımlayan ve makbul gören söylem ve politikalar ile son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı ardı ardına hayata geçirilen uygulamalar, bir bütün olarak kamuda cinsiyete dayalı ayrımcılığı, mobbingi ve erkek şiddetini beslemekte ve yaygınlaştırmaktadır. 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu tarafından 2020 yılında yapılan İşyerinde Kadın Emekçilerin Temel Sorunları Araştırmasına göre; kadınların, yaklaşık yarısı cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğradığını, yüzde 92’si ise en az bir kez haksız duruma maruz kaldığını ifade etmektedir. Bu durum iş yerlerinde cinsiyetçiliğin ne denli yaygın olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Kadın istihdamına icra edilen meslekler bazında bakıldığında; kamu çalışanı kadınlar, eğitim ve sağlık başta olmak üzere ağırlıklı olarak hizmet sektöründe yer almaktadır. Aynı araştırmasına göre kadınların yüzde 41’i “eğitim-öğretim hizmetleri” grubunda iken, yalnızca yüzde 7’si mimarlık, mühendislik gibi teknik meslek grubundadır. Bu durum, toplumun yeniden üretiminde gelenekselleşmiş toplumsal cinsiyet rollerine uygun işlerde kadın istihdamının daha fazla olduğu tespitiyle uyumludur. 
Kamu çalışanı kadınlar, cinsiyet kimliklerinden ötürü maruz kaldıkları haksızlıklarla baş etmeye çalışırken, doğum ve süt izinleri için verilen ücretli izin süresinin yetersiz olması ve ücretsiz kreşlerin olmayışından kaynaklı sorunlarla da baş etmek zorunda kalmaktadırlar. Birçok işyerinde süt izni hakkı ihlal edilmekte, kadınlar süt izni kullanımında sorun ve engellemelerle karşılaşmaktadır. 
Ebeveynlerin ve devletin ortak sorumluluğunda yürütülmesi gereken çocuk bakım hizmetleri, ev-içi iş bölümü dolayımıyla yalnızca kadınların omzuna yüklenmiştir. Ücretsiz ve erişilebilir olması gereken kreşler ise, piyasaya ve onun koşullarına terk edilmiştir. Maliyet kalemi olarak görülen kamu kreşlerinin kapatılması, neo-liberal politikaların kamudaki sonuçlarından sadece biridir. Kamu kurum ve kuruluşlarında 2008 yılında yalnızca 497 kreş varken, bugün bu sayı bile aranır hale gelmiş, kreş sayısı iki haneli sayılara düşmüştür.
Öte yandan uzun süredir devam eden ekonomik kriz, çalışan kadınların sorunlarının da katmerleşmesine neden olmaktadır.  Memur statüsü dışında, sözleşmeli, 4/d’li (taşerondan kadroya geçenler) ve diğer statülerde çalışanlar kadınların sayısındaki artış, iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırıldığını, kamudaki istihdam modelinin esnek ve güvencesiz bir yapıya dönüştürüldüğünü göstermektedir. 
Taşeron, sözleşmeli, hukuksuz keyfi işten atma gibi güvencesiz çalışma koşulları; mobbing, şiddet ve ayrımcılığa karşı hak aramanın da önüne geçmektedir.Bütün iş kollarında ortaya çıkan güvencesizlik, kadınların intiharına varan sonuçlar yaratmaktadır. Son üç ayda üç kamu çalışanı kadının uğradıkları mobbinge dayanamayarak intihar etmesi mobbing neden olduğu vahim tabloyu göz önüne sermektedir. 
Bu nedenlerle, kamu çalışanı kadınların ayrımcılık, şiddet ve mobbing başta olmak üzere maruz kaldıkları haksız durumların tespit edilerek önlenmesi, esnek ve güvencesiz çalışma sorunlarına neden olan etmenlerin belirlenerek alınacak önemlerin saptanması, doğum ve süt izni ile kreş taleplerine yönelik çözüm önerilerinin üretilmesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim. 

 


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
GÖKER’DEN 8 MART MESAJIÖnceki Haber

GÖKER’DEN 8 MART MESAJI

CHP’Lİ ANTMEN ‘ASKERİMİZİ ŞEHİT EDEN RUSYA’YA ASKERİ ÜS MÜ VERİLECEK?’Sonraki Haber

CHP’Lİ ANTMEN ‘ASKERİMİZİ ŞEHİT EDEN RUS...

Başka haber bulunmuyor!