Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: abdullahayan@gmail.com

Akkuyu’ daki son gelişmeler ne anlatıyor?

Önce Rusya’ nın Türkiye’ ye ilaç gibi gelecek 15 milyar dolar göndereceği, böylece rezervleri eksiye düşmüş Türkiye Merkez Bankası’ nın nefes alacağı haberleri saçıldı ortalığa..

Ardından 15 milyar rakamı dedikoduyu yayanlara bile abartılı gelmiş olmalı ki, daha mütevazi 5 milyar dolar mertebesine indirildi ve sonunda anlaşıldı ki, Rusya’ dan 2 milyar dolar civarında bir para gelmiş ama dolarlar Merkez Bankası’ na destek için değil Nükleer Santral inşaatı için ve peyderpey gönderilmiş..

Buraya kadar süreç doğal görünüyor.. O kadar ki, 21 Temmuz 2022 günü santralin dördüncü ve son ünitesinin de temeli törenlerle atılırken sahanın en aktif oyuncusu 20-25 bin (sayılarda iddialar muhtelif) çalışanla inşaattan taşımaya, yemekten temizliğe, güvenlikten malzeme teminine çok sayıda işi üstlenmiş olan İÇTAŞ ve Rus ortağı Titan 2…

Derken 26 Temmuz 2022 günü bomba haber düşüyor ortalığa; Akkuyu NGS A.Ş., İçtaş ve Titan 2 ile olan  taşeronluk sözleşmesini sona erdirdiğini bir açıklama ile duyuruyor kamuoyuna…

İçtaş ile sözleşmenin sona erdirilmesine; “İçtaş, işin kalitesini ve zamanlamasını etkileyen çok sayıda ihlal gerçekleştirmesinin yol açtığı” gerekçesi de hayli çarpıcı bir iddiaydı…

İçtaş’ ın ‘kapıya koyulması’ ülke gündemine bomba gibi düştü. Bir kesim Akkuyu’ da Türk varlığının sona ermesine göz yaşı dökerken, yaygın şekilde Türk çalışanların işine son verildiği ve yerlerine Rusya, Kazakistan gibi yerlerden işçi getirileceği iddiası pompalanıyor, nedense Rusya’ daki tüm inşaat işlerinde Türkiye’ den giden işçilerin çalıştığı gerçeği görmezden geliniyordu.

Olan şuydu: Akkuyu yapım sürecini tümüyle üstlenen Rusatom (Rosatom olarak ta adlandıran var) İçtaş ve Rus devlet şirketi Titan 2’ nin yarı yarıya ortak olduğu konsorsiyumun taşeronluk sözleşmesini sona erdirmiş ve yine Titan 2’ nin ortak olduğu yüzde yüz Rus sermayeli 2019 yılında Silifke’ de kurulan TSM isimli şirketle taşeronluk işlerini kalınan yerden sürdürmeye karar vermişti…

Akkuyu NGS AŞ kararı gerekçelendirirken daha da çarpıcı noktalara vurgu yapıyordu:

 “inşaat ve kurulum operasyonlarında kalitenin sağlanması ve işlerin taahhüt edilen tarihlere uygun gerçekleştirilebilmesi için yoğun bir tempo ile çalışılacağından, projede yer alan şirketlerin de bu inşaat çalışmalarına özgü yeterliliklere sahip olması gerekmektedir”

İçtaş’ tan umduklarını bulamadıklarını , ‘taşeronluk işini inşaat çalışmalarına özgü yeterliliklere sahip olan ve kaliteyi sağlayacak üstleniciye’ verileceği ifadesinden daha net ne anlatabilir ki?

Demek ki işin kalitesi ve teslim süresini aksatan taşeron kaynaklı sorunlar vardı ve bu nedenle taşeron değişikliği yapılıyor, İçtaş’ ın oyun dışına atılması dışında ne yapım ne de diğer hizmet alımlarında hiçbir şey değişmeyeceği de özellikle vurgulanıyordu…

Burada parantez açıp dikkatli gözlerden kaçmaması gereken hayli çarpıcı bir detaya dikkat çekmekte yarar var;

Akkuyu NGS AŞ. İçtaş- Titan 2 konsorsiyumuyla 22 Temmuz 2019’ da taşeronluk hizmetleri için sözleşme imzalarken 2 Ekim 2019’ da Mersin Yenişehir adresinde 100 bin TL sermayeli bir ltd şirket kurulur. Tümü Rusya devletine bağlı 3 şirketin ortaklığında kurulan Türk şirketin %49 payı kime aittir, dersiniz?

İçtaş’ a Titan 2 ile ortak taşeronluk işinin verilmesinden sadece 70 gün sonra Rusya Titan 2’ nin ana ortak olduğu bir şirket kurar.

TSM Enerji adıyla kurulan şirket 26 Temmuz 2022’ de İçtaş’ ın son verilen tüm işlerini bir gün sonra üstleneceği sözleşmeyi yapar…

Akkuyu’ da İçtaş ile 3 yıl süren anlaşma sona ererken, ortağı Titan 2, tüm taşeronluk hizmetlerini üstlenmiş olur…

Demek ki, daha yola çıkılırken Rusların B planlarını hazırladıkları anlaşılıyor…

Oysa biz, nükleer atıkların ne olacağını, sıcak Akdeniz’ i tesisten çıkacak kaynar suyla daha da ısıtacak soğutma suyunun yaratacağı etkileri, yer seçiminin yanlışlığını, satın alınması garanti edilen elektrik fiyatlarının tüketiciye nasıl yansıyacağını tartışacağımıza, İçtaş’ ı Türkiye ile içselleştirip Ruslar nükleer santrale kondu gibisinden sonuçlar üretiyor ve buna tepki gösteriyoruz…

Temmuz 2010’ da TBMM’ ince kabul edilen ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna dair Kanun’ un kabulü,

Aynı yıl Ekim ayında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Akkuyu Sahası’nda Nükleer Güç Santralinin Tesis ve İşletimi hk. İşbirliğine İlişkin Anlaşma’nın Onaylanmasıyla” santral yapımının uluslar arası anlaşma statüsüne girdiğini ve uluslar arası tahkim zırhına büründüğünü,

O anlaşmayla Ruslara %100 sermayeli şirket kurma ve bu şirketin hiçbir zaman kontrolü elinden çıkarmayacağı anlamına gelen %51 ortaklık koşulunun kabul edildiğini yeniden burada hatırlatmaya gerek yok…

Ama şaşırtıcı olan şu;

İçtaş feryat edinceye kadar konuya vakıf olanlar dışında Türkiye kamuoyunun Akkuyu NGS ortaklık yapısından ve şirketin tümüyle Rusya devletinin belirlediği Rus şirketlerin ortaklığında kurulduğundan pek te haberinin olmadığı gerçeği…

O gerçeği anlamanın yolu Akkuyu NGS AŞ’ nin kurulduğu günden bugüne sermaye artırımlarını ve bu artırımlar ışığında ortaklık yapısındaki değişiklikleri ,Ticaret Sicil kayıtlarından yola çıkarak kronolojik biçimde derleyip gözler önüne sermek…

Bir sonraki makalede bu derlemeler ışığında Akkuyu NGS A.Ş. ‘nin 2010’ dan bugüne sermaye artırım bilgilerini ve hükümranlığını etkilemeyecek sermayedar ortak arayışlarını ele alacağım…