Politik ANALİZ

Politik ANALİZ

Mail: politik@gmail.com

Hâkim-ül Millet değil, Hadim-ül Millet!

Ey idareci, ey siyasi, Hâkim-ül Millet değil, Hadim-ül Millet!
Bizim insanımız tuhaf oldu. 
Kendine bakmaz, sağa sola eleştiri getirir. 
Oysa toplum bozuldu. 
Kökten bir değişim ve dönüşüm gerek. 
Toplumda bunu anlayacak kapasite ve izan kalmamış.
Allah sonumuzu hayretsin.
Eğer toplumda, halkın içinde, Adalet ve hakkaniyet duygusu kalmamış ise vay memleketin haline! 
Adalet ve hakkaniyet yok ise, huzur yoktur, barış yoktur, güven yoktur… 
Saygısız, sevgisiz bir hal alınır ve o ortamda da kötülük yetişir. 
İyilik bulmak çok zor… 
Her şeyin başı, Hak ve Adalet duygusunun gelişiminde… 
Bizdeki siyasilere, idarecilere bakıyorsunuz, hepsi keseri eline almış kendine yontuyor (!) 
Siyasete gelmiş, il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı, milletvekili olmuş, birden bire Hâkim-ül millet olmuş! 
Millete hükmeder hale gelmiş, sürekli milleti, toplumu tahakküm altına almaya çalışmakta. 
Milletin sırtına binmek hoşlarına gidiyor. 
Oysa dinimiz başka şeyler söylüyor. 
Anlayana…
Kur'ân ve sünnetin insanlık âlemine sunduğu liderlik modeli "hizmetkâr liderlik" şeklindedir. 
Peygamberimiz (asm) "Bir kavmin efendisi, o kavme hizmet edendir." hadisiyle bunu dile getirir.
Diğer ifadeyle Peygamberimiz (asm)'ın şu iki mühim hadisini göz önüne almalıyız.
"Bir kavmin efendisi, o kavme hizmet edendir." "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mesulsünüz. İnsanlar üzerinde idareci olan, onların çobanıdır ve o, onlardan mesuldür. Kişi, ailesinin çobanıdır ve onlardan mesuldür. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve ondan mesuldür. Hizmetkâr, efendisine âid malın çobanıdır ve elinin altındakinden mesuldür. (Elhâsıl) her biriniz çobansınız ve her biriniz sürünüzden mesulsünüz".
İSLÂM'DA İDARECİLİK, HİZMETKÂRLIKTIR
Yavuz Sultan Selim'in, Mısır'ı fethetmesinden sonra Hicaz bölgesi kendi istekleriyle Osmanlı'ya bağlandı. Mekke şerifi, Mekke ile Medine'deki mukaddes emanetleri Yavuz'a gönderdi. Mısır'da Cuma namazında hatip hutbeyi Yavuz adına okudu. Hutbede Yavuz'dan Mekke ve Medine'nin hükümdarı mânâsında "Hâkimü'l-Haremeyn" diye bahsetti. Yavuz hemen hatibe müdahale etti ve kendisinin "Hâkimü'l-Haremeyn" değil, "Hâdimü'l-Haremeyn" yani Mekke ve Medine'nin hizmetkârı olduğunu söyledi.
Yavuz'un bu hassasiyeti bütün Müslüman idarecilerde olması gereken önemli bir özelliktir. Müslüman idareci hâkim değil, hâdimdir. O, önce Hakk'ın, sonra halkın hizmetkârıdır.
İslâm dininde idarecilik, idareciliğin imkanlarını şahsî menfaatlerde, zevk u sefada kullanmak, hükümdarlık etmek değil, halkın ihtiyaçlarını temin etmek, halkın dertleriyle dertlenmek, problemlerine çâreler aramaktır. Diğer ifadeyle halka hizmet etmek demektir. Peygamberimiz (asm), bu yüzden "Bir kavmin efendisi, o kavme hizmet edendir." buyurmuştur.
Peygamberimiz (asm), meşhur başka bir hadisinde de "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz  buyurur. Bu hadis, idareciliğin İslâmiyet'in nazarında insanlara hizmet etme makamı olduğunu gösterir. Nasıl çoban sürüyü otlatmak, sulamak, vahşî hayvanlardan korumakla mükellefse idareci de halkın menfaatlerini temin etmek, onları zararlı şeylerden muhafaza etmekle mükelleftir.
Sürü, çoban için değil; çoban, sürü için var olduğuna göre, millet, idareciler için değil; idareciler, millete hizmet için vardırlar.
Daha sonra devam edeceğim.
Bu günlük bu kadar…