Fatih ŞAHİN

Fatih ŞAHİN

Mail: fatihsahin@gmail.com

Kafalar kauçuk olunca

“Ben bütün canlıların başkanı olacağım” 
Böyle demişti Başkan Seçer…
İlk Necdet Canaran’ın paylaşımında okudum vahşi cinayeti…
Sonra gündem oldu.
Sahile “Ya tutarsa” diye dikilen kauçuk ağacı, tutunca, üstelikte dal verip, budaklanınca, tuttuğuna, tutacağına pişman ettiler garip kauçuk ağacını…
Köküne kibrit suyu misali, bir gece delmişler, delmişler ve defalarca delmişler kökünü.
Sen misin boy veren…
Sonra da vermişler asiti, vermişler zehiri…
Neyseki serbest kalsalarda, kimin yaptığı ifşa oldu.
Kim mi yapmış!
Müteahhit değil!
Taşeron değil!
Rantiyeci değil!
Avarenin biri değil!
Sapkın ve sapık biri değil!
İddia odur ki; Ziraat mühendisi olan Başkan Seçer’in, Ziraat Mühendisi olan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Serdar Salim Gökçek’in emri ile CHP Toroslar İlçe Başkanı Oğuzhan Çakır ve Büyükşehir belediye çalışanı bir arkadaş katletmişler özgür kauçuk ağacını…
Peki gerekçe ne?
Konsere engel oluyormuş,muş…
Şaka ya da Skeç gibi değil mi?
Peki tek sorumlu onlar mı?
Yoksa “Ben bütün canlıların başkanı olacağım” diyen başkan mı?
 Suç piçtir! Kabul etmesi maalesef güçtür! 
Suç ortada kalmadan söyleyeyim.
Bana göre ilk ve tek sorumlu Başkandır..
Bunlara Mustafa Kemal Atatürk’ün Yalova’da ki yazlığını, sadece bir ağaç kesilmesin diye nasıl yürüttüğünü hiç anlatmadığı gibi, malum ekibin bugüne kadar yaptıklarına hep göz yumdu.
Ayrıca ‘söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir, ağızdan çıktıktan sonra sen onun esirisindir’ sözünü hatırlatırım bütün canlıların başkanına..
Öyle kuru slogan atmadığını ispatlamalıdır kente.
Evirmeden, çevirmeden gereğini yapmalıdır.
Çünkü bu kentin bundan sonra kaybedecek tek bir ağacı bile olmamalı.
Gerçi kentte çevre katliamı o kadar aleni ve göz önünde yapılıyor ki, artık şaşırmıyoruz…
Çünkü bir kaç gazeteci ve çevreci dışında hesap soran yok! Sorgulayan yok!
Toplumda karşılık bulmuyor maalesef…
Meslek hayatım boyunca bu memleketin dört bir yanında nice ağaç katliamları yapıldı.
Koca çınarlar kesildi, okaliptüs ağaçları kökünden söküldü. 
Güzelim narenciye bahçeleri ‘beton’ için teker teker imha edildi.
Alanın memnun, verenin mutlu olduğu kapitalist alışverişler bu kentte doğal bir alış veriş gibi görüldü.
Bu zihniyet yüzünden yeşil kalmadı, kentte yeşil…
Betona gömüldük.
En son sahil düzenlemesinde betonların arasına sembolik fidanlar dikilmeye başlandı.
Cinayete kurban edilmek istenen kauçuk ağacı ise adı hem ‘Barış’ hem de ‘Özgecan’ olan meydana dikilmişti.
Ne kadar anlamlı bir fidandı oysa...
Herkesin;  her gün gözü gibi bakıp, büyütmesi gereken barış ve özgecan fidanı bir kez daha öldürüldü. 
Vahşice katledildi.
Gözlerimizin önünde…
Hem de yeşili koruyup, kollaması gerekenler tarafından…
Bu olayı aydınlatan Valiliğe ve emniyete müteşekkiriz.
Sevgili Abidin Yağmur ve Sevgili Esat Durak’ın hassasiyetlerini kutluyorum..
Bugün aynı meydanda, can çekişen, ölmek üzere olan ağacın acısını paylaşıp, hesap sordular yanı başında…