Ufuk SÖYLEMEZ

Ufuk SÖYLEMEZ

Mail: usoylemez@gmail.com

Kasaba kurnazlığı ile olmuyor?

İktidar, dün ak dediğine bugün kara diyebilen, taban tabana zıt söylem ve icraatları ardı ardına hayata geçiren, tam bir çelişkiler dünyasında yaşıyor.
Ne bir özeleştiri, ne makul bir açıklama, ne tutarlılık, ne de istikrar yok hiçbir zaman gündemlerinde.
Bu kadar zik-zak ve çelişkili söylem ve icraatların, içeride ve dışarıda nasıl algılandığına dair en ufak bir endişeleri de yok ne yazık ki.
*
Bunlardan bazılarını alt alta sıraladığımızda ortaya dört başı mamur bir “kasaba kurnazlığı” tablosu çıkıyor.
a)      Bir yandan, faiz sebep-enflasyon sonuçtur biçiminde, ekonomi biliminin kanıtlanmış teori ve gerçeklerine aykırı bir hamaset yapılıyor. Ama diğer yandan, Türkiye’nin OECD ve AB ülkeleri içinde en yüksek-çift haneli faiz vermesinin de önü açılıyor.
b)      HDP’ye ve yöneticilerine “terörist” suçlaması en üst perdeden yapılıyor ama HDP’nin hesaplarına bu hafta 57,5 milyon TL Hazine yardımı yatırılıyor.
c)       Önce AB’ye sövülüyor, ertesi gün AB övülüyor.
d)      İsrail’le normalleşmeden Büyükelçi tayin etmekten bahsediliyor, aynı günlerde Hamas’çılarla toplantılar düzenleniyor.
e)      Hem S-400’ler alınıyor, hem S-400’ler aktive edilemiyor.
f)       Hem Rusya ile fiili savaş pozisyonunda olan Ukrayna’ya silah veriliyor, hem Rusya ile dostluk lafları söyleniyor.
g)      Hem içlerinde cihatçı çete mensuplarının da bulunduğu ÖSO’cularla Suriye’nin kuzeyi istikrarsızlaştırılıyor, hem Suriye’nin toprak bütünlüğünden dem vuruluyor.
h)      Hem ABD yaptırımlarına karşı çıkılıyor, hem ABD’ye mütekabiliyet esasına göre yaptırım uygulanmıyor.
*
Kuşkusuz ki, bu tutarsız çelişkili söylem, icraat ve politikalara verilebilecek çok sayıda örnek vardır. Ama yukarıda sıraladıklarımız dahi, ciddi bir devlet yönetimi anlayışından ne denli uzak kalındığını kanıtlamaya yeter de artar bile maalesef.
Söylenenler, yapılanlar bu gök kubbenin altında unutulmuyor, arşivlerden silinmiyor, hafızalara kazınıyor.
Kasaba kurnazı politikalarla, inandırıcılık ve güven sorunu yani kredibilite kaybı yaşanır ancak.
Ne uluslararası alanda, ne ekonomide kalıcı-istikrarlı – inandırıcı ve sürdürülebilir politikalar ortaya konulamaz doğal olarak.
*
Türkiye bu partizan, kayırmacı, hamaset ve çelişki dolu söylem ve politikalarla daha fazla yol alamaz, almamalıdır.
Devekuşu gibi kafayı kuma gömüp, hiçbir güvenilirliği ve tutarlılığı olmayan ve kalmayan sözde politikalarla hem milleti, hem de dünyayı oyalayıp, inandıramazsınız.
O nedenle, köklü, ciddi ve tutarlı bir zihniyet ve kadro değişikliğine acilen ihtiyaç var ama böyle bir niyet veya arayış var mı derseniz cevabı olumlu değil ne yazık ki…