Sağlık ANALİZ

Sağlık ANALİZ

Mail: saglikanaliz@gmail.com

MERSİN ÜNİVERSİTESİNDEKİ YANLIŞ UYGULAMALAR

MERSİN ÜNİVERSİTESİNDEKİ YANLIŞ UYGULAMALAR 2019 SAYIŞTAY RAPORUNA YANSIDI

Mersin Üniversitesi hakkında Sayıştay’ın yaptığı yıllık denetimde ilginç bulgulara rastlandı. Sayıştay bu durumu rapor etti: “Mersin Üniversitesi 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu”

BULGU 1: Sermaye Taahhütleri Hesabının Kullanılmaması

Mersin Üniversitesinin 2019 yılı mali tablolarında yapılan denetimlerde; sermayesinin %5’ine sahip olduğu şirketin Üniversite payına düşen ödenmemiş sermayesinin, 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı’nda izlenmediği görülmüştür. Üniversitenin 2.000.000,00 TL sermayeli şirkette; beheri 10.000,00 TL olan 10 adet paya karşılık gelen 100.000,00 TL sermaye payı bulunmaktadır. Söz konusu sermaye payının %25’ini oluşturan 25.000,00 TL’si Mersin Üniversitesi Rektörlüğünün 12.12.2018 tarih ve 2018/336 karar sayılı “Yönetim Kurulu Kararı” ile nakden ödenmiştir. Kalan 75.000,00 TL’lik tutar ise Mersin Üniversitesi adına sermaye taahhüdü olarak durmaktadır. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 165’inci maddesinde, sermaye taahhütleri hesabının, kamu idarelerinin malî kuruluşlar, mal ve hizmet üreten kuruluşlar ve döner sermayeli kuruluşlarla ilgili sermaye taahhütlerinin izlenmesi için kullanılacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin, “Hesabın İşleyişi” başlıklı 166’ncı maddesine göre, sermaye taahhüt tutarlarının bu hesaba alacak, ilgili malî duran varlık hesabına borç kaydedilmesi gerekmektedir. Mersin Üniversitesinin 2019 yılı bilançosunda; şirketin ortaklık payı tutarının %25’ini oluşturan 25.000,00 TL’nin kaydedildiği, sermaye taahhüdü tutarı olan 75.000,00 TL’sinin ise 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı’nda izlenmediği görülmüştür. Mersin Üniversitesinin 2019 yılı bilançosunda; şirketin ortaklık payı tutarının %25’ini oluşturan 25.000,00 TL’nin kaydedildiği, sermaye taahhüdü tutarı olan 75.000,00 TL’sinin ise 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı’nda izlenmediği görülmüştür. Kamu İdaresi bulgudaki tespitlere iştirak etmiş olup, 30.04.2020 tarihinde gerekli düzeltme işlemini yaparak sermaye taahhüdü tutarının ilgili hesaba kaydını sağlamıştır. Ancak söz konusu işlem 2020 yılında yapıldığından, denetim görüşüne esas teşkil eden 2019 yılına ait mali tablolarında, sermaye taahhüdünün 247 Sermaye Taahhütleri Hesabı’nda izlenmemesi nedeniyle 75.000,00 TL'lik hataya sebebiyet verildiği değerlendirilmiştir.

BULGU 2: İktisadi İşletme Sermayesinin Üniversite Özel Bütçe Hesaplarında Yer Almaması

Üniversitenin tamamına sahip olduğu İktisadi İşletmenin sermayesinin 2019 yılı bilançosunda, 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında izlenmediği görülmüştür. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 159 uncu maddesi hükmüne göre; mal ve hizmet üreten kuruluşlara nakden veya ayni olarak verilen sermaye tutarları ve bu sermaye tutarlarının işletilmesinden doğan kâr ve zararların, 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında izlenmesi gerekmektedir. Mersin Üniversitesi İktisadi İşletmesinin sermayesi 1.445.562,53 TL olup, gerekli düzeltme işlemi yapılarak söz konusu sermaye tutarının ilgili hesaba kaydı sağlanmıştır. Ancak söz konusu işlem 2020 yılında yapıldığından, denetim görüşüne esas teşkil eden 2019 yılına ait mali tablolarında, Üniversite İktisadi İşletmesinin sermayesinin 241 Mal ve Hizmet Üreten Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabında izlenmemesi nedeniyle 1.445.562,53 TL hataya sebebiyet verildiği değerlendirilmiştir.

B. DENETİM GÖRÜŞÜNÜ ETKİLEMEYEN TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER

BULGU 1: İhale Kapsamındaki Mal ve Hizmet Alımları ile Yapım İşlerinde Kamu

İhale Kurulunun Uygun Görüşü Alınmadan Kanunda Belirtilen Limitlerin Üzerinde Alım Yapılması Üniversite tarafından 2019 yılı içerisinde gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarında, Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/f ve 22/d maddelerine göre yapılabilecek alımlar için öngörülen %10 sınırının aşıldığı görülmüştür. 4734 sayılı Kanun’un 62'nci maddesi (ı) bendi hükmüne göre; 21 ve 22'nci maddelerde belirlenen parasal limitler dâhilinde yapılacak harcamaların yıllık toplamı, idarelerin bütçelerine bu amaçla konulacak ödeneklerin %10’unu Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü olmadıkça aşamaz. Kamu İhale Genel Tebliği’nin 21'inci maddesi 3'üncü fıkrasında 4734 sayılı Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşların, ihale ve harcama yapmaya yetkili birimlerinin Kanunun 21/f ve 22/d maddeleri kapsamında yaptıkları harcamalarının, toplam ödeneklerinin %10 oranını aşıp aşmadıklarını takip edecekleri de ayrıca ifade edilmektedir. Mersin Üniversitesinde 2019 mali yılında doğrudan temin usulü ile yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde % 10 sınırının aşıldığı ayrıca Kamu İhale Kurulunun uygun görüşünün sınır aşımı gerçekleştikten sonra alındığı tespit edilmiştir. Üniversitenin Kamu İhale Kanunu’nun 21/f ve 22/d hükümlerinde belirtilen parasal limitler dâhilinde pazarlık ve doğrudan temin usulü ile yapılacak alımlar için aynı Kanun’da belirlenen sınırlara uyulması, sınırın aşılması ihtiyacı duyuluyorsa da uygun görüş için Kamu İhale Kuruluna zamanında müracaat edilmesi ve bu görüş alınmadan alım yapılmaması gerekmektedir

BULGU 2: TÜBİTAK Tarafından Desteklenen Projelerde, Ayrıca Proje İle İlgili Kullanılmak Üzere Ödenen Kurum Hissesi Ödeneğinin Kaydının Yapılmaması. 

Mersin Üniversitesinin 2019 yılına ait muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucunda TÜBİTAK tarafından proje karşılığı üniversiteye aktarılan fonlarda ayrıca yer alan kurum hissesi payının kaydının yapılmadığı, alt kodlarda yer almadığından takibinin yapılamadığı mevzuat gereği sadece proje ile ilgili kira, elektrik veya araştırma geliştirme ile ilgili harcamalarda kullanılması gereken bu fonun tam olarak hangi harcamalar için kullanıldığının bilinmediği tespit edilmiştir. “TÜBİTAK Kaynaklarından Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri İle Özel Bütçeli İdarelere Proje Karşılığı Aktarılacak Tutarların Harcanması ve TÜBİTAK Tarafından Yürütülen Dış Destekli Projelerin Harcamalarının Gerçekleştirilmesine İlişkin Esas ve Usuller"in “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Kurum Hissesi: Projenin yürütülmesi ve sonuçlandırılması aşamasında kurumun imkanlarından faydalanılması karşılığı proje maliyetine bağlı olarak TÜBİTAK tarafından hesaplanan ve projenin fiilen yürütüldüğü birimin Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere proje bütçesine dahil edilen tutarı veya TÜBİTAK tarafından yürütülen dış destekli projelerde TÜBİTAK mevzuatına göre hesaplanan tutarı” olarak tanımlanmıştır. Kurum Hissesinin mahiyeti, harcama aşamasında araştırmanın fiilen yürütüldüğü Kuruluş yetkilisince Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere belirlenir.” denilmekte böylece projeye Ek olarak ödenen bu tutarın sadece Ar-Ge faaliyetleri için kullanılması öngörülmektedir. Aynı Esas ve Usullerin “Sorumluluklar” başlıklı 13’ üncü maddesinde; “Kurum, bu Esas ve Usullerde kendisine verilen görevler çerçevesinde projenin, sözleşmeye uygun olarak etkin bir şekilde yürütülmesinden ve TÜBİTAK’a gerekli bilgi akışının sağlanmasından” sorumludur denilerek proje karşılığında hesaplarına para aktarılan kurumun TÜBİTAK’ a karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Esas ve Usullerin “Kurum Hissesi ve Proje Sonu İşlemleri” başlıklı 14’ üncü maddesinde ise ; “ …… Kurum hissesi, projenin fiilen yürütüldüğü birim yetkilisinin talebi ve proje yürütücüsünün uygun görüşü ile Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere bu Esaslar ve Usuller çerçevesinde harcanır. Çok acil ve zorunluluk arz eden durumlarda kurum hissesi proje harcamalarında da kullanılabilir. Harcamaların Ar-Ge kapsamında olması yönündeki sorumluluk kuruma aittir. ….. Kurum hissesi proje hesabı dışında başka hesaba aktarılamaz. Bir projeye ek ödenek verilmesi durumunda bu ek ödeneğe ilişkin kurum hissesi verilmez.” denilerek bu ödeneğin ne tür harcamalarda kullanılabileceği tanımlanmıştır. TÜBİTAK projelerinde kurum hissesi; Bölüm, Birim ve Rektörlük payı olarak verilmektedir. Kurum hissesinin harcanması AR-GE kapsamında olmak üzere "TÜBİTAK kaynaklarından Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ile Özel Bütçeli İdarelere Proje Karşılığı Aktarılacak Tutarların Harcanması ve TÜBİTAK Tarafından Yürütülen Dış Destekli Projelerin Harcamalarının Gerçekleştirilmesine İlişkin Esas ve Usul‘lerin Kurum Hissesi Başlıklı 14'üncü maddesi gereği üniversiteler aşağıda örneği verilen şekilde görevlendirme yapmaktadırlar;

“1) Kurum hissesi kullanım paylarının TÜBİTAK tarafından hazırlanan kurum hissesi dağılım tablosu ile belirlenmiş olması halinde; bölüm ve birim (Dekanlık, Müdürlük vb.) payının, birim yöneticisi tarafından kullanılmasını, projenin harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin kurum hissesinin kullanımında görevlendirilmesini;

2) Rektörlük payının kullanımında; harcama yetkilisi olarak BAP Koordinatörünün görevlendirilmesini;

3) Proje yürütücülerinin Rektörlük payını kullanmak istemeleri halinde, öncesinde BAP Biriminden sorumlu Rektör Yardımcısının onayını almak şartıyla, onay alınan malzeme/iş için belirlenen bütçe tutarı kadar harcama yapabilmelerini, yapılacak bu harcamalar için projenin harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin, kurum hissesi rektörlük payının kullanımında da görevlendirilmesi hususları düzenlenmiştir.” 2019 Yılı içerisinde başlayan TÜBİTAK Projeleri Kurum Hissesi payı (Rektörlük, Dekanlık ve Bölüm) ile ilgili olarak ilgili Üniversiteye aktarılan tutar 480.416,89 TL’dir. Yapılan denetimlerde TÜBİTAK Projeleri ile alakalı olarak kurum hisselerinin aktarılması ve harcama sonrası takibi ile ilgili muhasebe kaydında bazı aksaklıklar tespit edilmiştir. Bu projeler onaylanıp ödeneği TÜBİTAK tarafından ilgili kuruma aktarıldığında, 102.08.01 “Banka Hesabı”na borç, 103.08.01 “Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hesabı”na alacak kaydı yapılmakta ancak bunun hangi orandaki harcama tutarının kurum hissesi için ödendiği ve bu ödeneğin nasıl harcandığı anlaşılamamaktadır. TÜBİTAK Projeleri Kurum hissesi kaleminin 830.07. Sermaye Transferleri veya 830.07.1.5.90. Diğer koduna alt kod açılarak Bölüm, Dekanlık ve Rektörlük paylarını ayrı ayrı aktarılması harcamaları takibi açısından BAP birimlerine de kolaylık sağlayacaktır. Bu hususun TÜBİTAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu ile birlikte değerlendirilerek, kurum hisselerinin ayrı bir hesapta tutulup, sadece projelerde ve ARGE harcamalarında kullanılmasının sağlanmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

BULGU 3: Üniversite Mülkiyetinde, Yönetiminde veya Kullanımında Bulunan Taşınmazların Cins Tashihlerinin Yapılmaması

Mersin Üniversitesinin mülkiyetinde, yönetiminde ya da kullanımında bulunan gayrimenkullerin cins tashihi işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmıştır. Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bu idarelere bağlı kurum ve kuruluşların mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kaydına ve icmal cetvellerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik'in “Cins Tashihlerinin Yapılması” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Kamu idarelerince; mülkiyetlerinde, yönetimlerinde veya kullanımlarında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda, taşınmazlar mevcut kullanım şekli ile kayıtlara alınır. Kamu idareleri taşınmazların cins tashihinin yapılması için gerekli işlemleri yaparlar. ” denilmektedir. Mersin Üniversitesinin mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kayıtları farklılık göstermektedir. Kamu İdaresi, taşınmazlarının cins tashihi işlemlerinin yapılabilmesi amacı ile Taşınmaz İşleri Şube Müdürlüğü kurulduğunu ve 01/01/2020 tarihinde faaliyete başladığını bildirmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.

BULGU 4: İktisadi İşletmenin Hukuki Alt Yapısında Eksiklikler Olması

Mersin Üniversitesi’nin sermayesinin tamamına sahip olduğu İktisadi İşletmenin kuruluş, işleyiş ve yürütülmesine ilişkin hukuki alt yapısında eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. Anayasanın 123’ üncü maddesine göre; idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulur. İdarenin Kanuniliği ilkesi diye de tanımlanan öğretiye göre idarenin eylem ve işlemleri hem kanuna dayanmalı hem de bu eylem ve işlemler kanuna aykırı olmamalıdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 47’nci maddesine göre ise; "Yükseköğretim kurumları, Yükseköğretim Kurulu'nun yapacağı plan ve programlar uyarınca, öğrencilerin beden ve ruh sağlığının korunması, barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve bu amaçla bütçe imkânları nispetinde okuma salonları, yataklı sağlık merkezleri, mediko-sosyal merkezleri, öğrenci kantin ve lokantaları açmak, toplantı, sinema ve tiyatro salonları, spor salon ve sahaları, kamp yerleri sağlamakla ve bunlardan öğrencilerin en iyi şekilde yararlanmaları için gerekli önlemleri almakla görevlidirler." hükmü yer almaktadır. Uygulamada üniversiteler söz konusu ihtiyaçları ya Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı aracılığıyla doğrudan kendisi karşılamakta veya söz konusu yerlerin işletme hakkını özel sektöre kiralamakta ya da kendi bünyesinde ticari esaslara göre işlem yapmak üzere iktisadi işletme kurarak karşılamaktadırlar. Gerek 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda gerekse de diğer mevzuat hükümlerinde bu şekilde bir iktisadi işletmenin kurulup kurulamayacağı belirtilmemektedir. Söz konusu işletme fiili bir ihtiyaç dolayısıyla ortaya çıkmasına rağmen mevcut hali ile bu işletmelerin gerek Mersin Üniversitesinde gerekse de diğer yükseköğretim kurumlarında hukuki statüsü, buralarda kimlerin görevlendirilebileceği gibi esasen kanun veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılması gereken diğer hukuki dayanaklarının eksik olduğu tespit edilmiştir. Bu durum esasen ticari esaslara göre işlem yapması gereken bir kuruluşun tam manasıyla bu fonksiyonunu yerine getirememesine neden olmaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin (d) bendi uyarınca bir özel bütçeli kuruluş olan Üniversitenin doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulunduğu her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketler bu Kanuna tabidir. Mersin Üniversitesi İktisadi İşletmesinin mal ve hizmet alımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde yapılmadığı görülmüştür. Aynı zamanda, İktisadi İşletmenin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 237 sayılı Taşıt Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın sadece Üniversite Yönetim Kurulunun çıkarmış olduğu Usul ve Esaslar çerçevesinde faaliyetlerini yürüttüğü tespit edilmiştir. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, fiili bir ihtiyaç dolayısıyla ortaya çıktığı ileri sürülen İktisadi İşletmenin kuruluş ve işleyişini hukuki temellere dayandırmak, İktisadi İşletme kurulmasıyla ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmek, ödemelerin gerçekleşmesinde hataları önlemek ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanımını sağlamak için iktisadi işletmelerin yasal ve ikincil mevzuat alt yapısının geliştirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Kamu idaresi cevabında; iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi ve KDV mükellefi oldukları vurgulanmış, ancak bulguda esas olarak belirtilen, iktisadi işletmelerin hukuki alt yapısı ile ilgili eksikliklere değinilmemiştir. Fiili bir ihtiyaç dolayısıyla ortaya çıkan İktisadi İşletmenin vergisel boyutunun yanında, nasıl işletileceği, kanuni dayanağı ve hangi kanunlara göre kurumsal yapısının oluşturulacağı ile ilgili mevzuat alt yapısının eksik olduğunun belirtilmesine rağmen Kamu İdaresi bu konuda yeterli cevap verememiştir. Bulguda belirtildiği üzere, işletilmesiyle ilgili kurumsal hukuki alt yapısı olmayan İktisadi İşletmenin kuruluş ve işleyişinin hukuki temellere dayandırılması; iktisadi işletme kurulmasıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleştirilmesi ve harcamalarda hataların önlemesi açısından önem arz etmektedir. Bu hususun Yükseköğretim Kurulu veya Hazine ve Maliye Bakanlığı ile işbirliği içerisinde değerlendirilerek hukuki dayanağının oluşturulması, daha etkin ve verimli bir şekilde işletilmesine yönelik yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

BULGU 5: Üniversiteye Ait Taşınmazların Üniversitenin Bünyesinde Kurulan İktisadi İşletmeye Bedelsiz Olarak Kullandırılması

Mersin Üniversitesine ait konukevi, kantin ve kafeteryaların ihale yapılmaksızın ve kira bedeli tespit edilmeden Üniversitenin İktisadi İşletmesine verildiği ve bu yerlerin iktisadi işletme tarafından işletildiği tespit edilmiştir. Anayasanın 123’ üncü maddesine göre; idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulur. İdarenin Kanuniliği ilkesi diye de tanımlanan öğretiye göre idarenin eylem ve işlemleri hem kanuna dayanmalı hem de bu eylem ve işlemler kanuna aykırı olmamalıdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 47’nci maddesine göre ise; “Yükseköğretim kurumları, Yükseköğretim Kurulu'nun yapacağı plan ve programlar uyarınca, öğrencilerin beden ve ruh sağlığının korunması, barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve bu amaçla bütçe imkânları nispetinde okuma salonları, yataklı sağlık merkezleri, mediko-sosyal merkezleri, öğrenci kantin ve lokantaları açmak, toplantı, sinema ve tiyatro salonları, spor salon ve sahaları, kamp yerleri sağlamakla ve bunlardan öğrencilerin en iyi şekilde yararlanmaları için gerekli önlemleri almakla görevlidirler.” denilmektedir. Uygulamada üniversiteler söz konusu ihtiyaçları ya Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı aracılığıyla doğrudan kendisi karşılamakta veya söz konusu yerlerin işletme hakkını özel sektöre kiralamakta ya da kendi bünyesinde ticari esaslara göre işlem yapmak üzere iktisadi işletme kurarak karşılamaktadırlar. Ancak, gerek 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda gerekse de diğer mevzuat hükümlerinde bu şekilde bir iktisadi işletmenin kurulup kurulamayacağı belirtilmemektedir. 03.09.2015 tarih ve 2015/141 sayılı Mersin Üniversitesi Yönetim Kurulu kararı ile “Mersin Üniversitesi Kurumlar Vergisi Kapsamındaki Sosyal Tesisleri İşletme Usül ve Esasları” kabul edilerek üniversiteye bağlı ticari esaslara göre faaliyet gösteren İktisadi İşletme kurulmuştur. Her ne kadar iktisadi işletmelerin hukuki alt yapısında eksiklikler olsa da bu işletmeler vergisel boyutuyla ele alındığında Üniversiteden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip, kurumlar vergisi mükellefi olup, kendine ait hakları ve borçları bulunmaktadır. Bu bağlamda Üniversite tarafından; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunundan muaf görülen, gelirlerinin nasıl dağıtılacağı ve harcamalarının nasıl yapılacağı sadece Üniversite Yönetim Kurulunun çıkarmış olduğu Usul ve Esaslar ile belirlenen iktisadi işletmeye; havuz, konukevi ve kantinlerden oluşan 27 adet taşınmazın kullanımı, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa aykırı olarak ihalesiz ve bedelsiz bir şekilde verilmiş ve özel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken gelirler bu işletmenin geliri olmuştur. Kamu idaresi bulgudaki tespitlere iştirak ettiğini, sosyal tesis işletmelerinden kira alınması hususunda gerekli işlemlerin yapılacağını ifade etmiştir. Üniversitelerin gelir getirici kiralama işlerini 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütmeleri gerekmektedir. Buna göre Mersin Üniversitesine ait taşınmazların açık ve şeffaf bir şekilde ilgili kanun çerçevesinde ihalesinin yapılmasının yanı sıra, İktisadi İşletmenin işlettiği yerlerden kira bedeli veya elde edilen gelirlerden pay alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

BULGU 6: Avans Olarak Mutemede Verilen Tutarların İş Tamamlandıktan Sonra Kapatılmasında Yeterli Kanıtlayıcı Belgelerin Sunulmaması

Mersin Üniversitesinde yerinde yapılan denetim ve incelemelerde, özellikle şehir dışındaki toplu görevlendirmelerde kişi başına hesaplanan harcırah tutarlarının avans olarak bir mutemede ödendiği ve görev sonunda kapatılırken harcamalara ilişkin belgelerin eksik beyan edildiği tespit edilmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 35'inci maddesi ve Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11'inci maddesinde, her mutemet ön ödemelerden harcadığı tutara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri, ilgili kanunlarında ayrıca belirtilmemiş olması halinde avanslarda bir ay, kredilerde ise üç ay içinde muhasebe yetkilisine vermek ve artan tutarı iade ederek hesabını kapatmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Üniversitenin uygulamasında, şehir dışına spor müsabakaları için belli bir süreliğine gönderilen öğrencilerin harcırahları hesaplanarak başlarında bulunan ve mutemet olarak görevlendirilen personele personel avansı olarak ödenmektedir. Görev sonunda ise harcamaya ilişkin sadece konaklama faturalarının beyan edildiği görülmüştür. Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte, ilgili kanunlarına göre görevlilere yolluk ve diğer giderleri karşılığı ödenecek avansların kendilerine veya mutemetlerine verilebileceği belirtilmektedir. Bir mutemede avans verilmesi durumunda, Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğine göre yarışma, gösteri veya benzeri işler nedeniyle toplu olarak yapılan seyahatlerde, geçici görev yolluğu bildirimleri de mutemet tarafından düzenlenerek toplu olarak yapılır. Harcırah Kanunu kapsamında bireysel geçici görevlendirmeler neticesinde bireysel bildirim yapıldığında, görev yolluklarının ödenmesinde ya da mahsup edilmesinde, Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 22'inci maddesine göre konaklamaya ilişkin fatura aranır. Ancak toplu görevlendirmelerde, başkası adına harcama yapmakla görevli mutemet, kendisine ödenen tüm avansı hak sahipleri için harcamakla mükellef olup bu harcamaları ispat edici belgeleri beyanname ekinde ibraz etmelidir. Nitekim Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4'üncü maddesine göre “Mutemet: Harcama yetkilisi tarafından yazılı olarak görevlendirilen ve kendisine verilen avans veya adına açılan kredilerle sınırlı olarak yapacağı harcamalar konusunda harcama yetkilisine karşı sorumlu, bunların mahsubuna ilişkin belgeleri muhasebe yetkilisine vermek ve artan tutarı iade etmekle yükümlü olan harcama yetkilisi mutemedini…” ifade etmektedir. Yetkililer ve bazı mutemetler ile yapılan görüşmelerde öğrenciler için ödenen harcırahların tamamının mutemet olarak görevlendirilen kişinin istihkakı gibi değerlendirildiği, konaklama dışındaki harcamaların belgelenmek zorunluluğu bulunmadığının düşünüldüğü, konaklama ve diğer harcamalardan arta kalan tutarların mutemet olarak görevlendirilen personele kaldığı, sonuç olarak harcama belgeleri ile birlikte avansın tamamının mahsup edilmediği anlaşılmıştır. Üniversitenin avans ve mutemet uygulamasına ilişkin bir hata da konser vermek üzere şehir dışından davet edilen misafirlere harcırah ödenmesinde yaşandığı görülmüştür. Üniversite uygulamasında, davetliler herhangi bir avans almaksızın yol giderlerini kendileri karşılayarak şehre gelmekte, konaklama giderleri ise daha sonradan mutemet olarak tayin edilecek bir personel tarafından avans verilmeksizin yapılmakta ve davetli tarafından harcırah beyannamesi verildikten sonra hak edilen harcırah tutarı tayin edilen mutemedin hesabına yapılmakta, mutemet de hak sahibinin hesabına kendi hesabından yaptığı harcamaları düşerek göndermektedir. Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5'inci maddesine göre mutemetler avans almadan harcama yapamazlar. Üniversite uygulamasında ise avans almadan harcama yapıldığı gibi ayrıca harcama yetkilisi tarafından mutemet olarak tayin edilmeden harcama yapılmaktadır. Üniversitede, avans ödemek suretiyle yapılacak harcamalarda mutemet görevlendirmelerinin ve ön ödemenin ilgili mevzuatına göre yapılması, sonunda da harcamaya ilişkin kanıtlayıcı belgeler ile birlikte mahsup işleminin gerçekleştirilmesinin sağlanması gerekmektedir.

BULGU 7: Üniversitenin İç Kontrole İlişkin Faaliyetlerinde Yerine Getirilmeyen Bazı Noksanlıkların Bulunması

Üniversitenin iç kontrol sistemine ilişkin faaliyetleri incelendiğinde mevzuatta yapılması öngörülen bazı çalışmaların henüz yapılmadığı tespit edilmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 55'inci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği’nde iç kontrolün beş bileşeni sayılmış, bu bileşenlere yönelik 18 İç Kontrol Standardı ve 79 Genel Şart belirlenmiş, kapsam dâhilindeki idarelerden mevcut iç kontrol sistemlerinin Kamu İç Kontrol Standartlarına uyumunu sağlamak üzere iç kontrol uyum eylem planı hazırlamaları istenmiştir. Mersin Üniversitesinde iç kontrol sistemi kapsamında hazırladığı ilk Kamu İç kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı 2008 yılında, revize edilmiş hali ise 10.07.2009 tarihinde Maliye Bakanlığına gönderilmiştir. Üniversitenin İç Kontrol Standartları Uyum Eylem Planı ve bu kapsamda hazırlanmış diğer dokümanların incelenmesi sonucunda;

- Hassas görevlere ilişkin prosedürlerin belirlenmediği tespit edilmiştir. Kamu İç Kontrol Rehberi’nde; Kamu yönetiminde yürütülen görevlerden bazılarının, diğer görevlerle kıyaslandığında, gerek doğası gerekse de idarenin itibarı, yolsuzluk riski, gizli bilgilerin açığa çıkarılması ve benzeri yönlerden çok daha büyük önem taşıdığı, bu yüzden kurumda hassas görevlerin belirlenmesi gerektiğinden bahsedilmiştir. Belirlenen kriterlere göre hassas görevler tespit edilmeli, tanımlanan risklerin etkisini azaltmak için özel kontrol mekanizmaları (rotasyon, yedek personel görevlendirme vb.) geliştirilerek risk seviyesinde meydana gelen değişiklikler gözden geçirilmelidir.

- Üst yönetimin, kamu idaresinin vizyonu, misyonu, stratejik amaç ve hedeflerinin gerçekleşmesini engelleyebilecek kurumsal risklerin tanımlanıp belirlenmediği tespit edilmiştir. Kurumsal risk yönetimi, üst yönetimin, kamu idaresinin vizyonu, misyonu, stratejik amaç ve hedeflerini gerçekleştirmesini engelleyebilecek riskleri tanımlayıp değerlendirmesini ve gerekli önlemleri almasını içermektedir. İdareyi etkileyebilecek stratejik riskler, stratejik plan hazırlama aşamasında tespit edilmelidir.

- Birim, faaliyet ve iş süreçleri düzeyinde idare iç kontrol risklerinin belirlenmediği tespit edilmiştir. İç kontrol riskleri, idarenin tüm birim/faaliyet/iş süreçleri düzeyinde tanımlanmalıdır. İyi tanımlanmış riskler, gelecekte ortaya çıkabilecek bir olay veya faaliyetin kurumun birimlerinde, faaliyet/iş süreçlerinde bir belirsizliğe yol açtığını ifade eder. Bu doğrultuda mevcut eksiklik ve aksaklıklar, risk olarak ifade edilmemelidir.

- İdarece belirlenen risklerin kabul edilebilir düzeye indirilmesine yö nelik çalışmaların devam ettiği bildirilmiştir. Kurumun hedeflerine ulaşmasına yönelik tehditlerle başa çıkmak, fırsatları değerlendirmek üzere uygulamaya konulan politikalar ve prosedürleri ifade eden olan kontroller; kapsamlı, anlaşılabilir ve doğrudan riskle ilgili olmalı, riskleri karşılamayı, riskin ihtimal ve/veya etkisini azaltarak kontrol altına almayı sağlamalıdır.

- İdare faaliyet sonuçlarının faaliyet raporlarında yer almakla birlikte bu sonuçlara ilişkin yeterli düzeyde değerlendirmelere yer verilmediği görülmüştür. İdare faaliyet sonuçlarının değerlendirilmesi tüm birimlerin katılımı ve birimleri hakkında yeterli değerlendirmelerde bulunmaları ile tam ve sağlıklı olarak gerçekleştirilebilecektir.

-Üniversitenin tüm birimlerinin iç kontrol sisteminin yılda en az bir kez değerlendirilmediği ve İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kuruluna raporlanmadığı, bu raporların değerlendirilerek üst yöneticinin onayına sunulmadığı ve dolayısıyla iç kontrol bileşenlerine ilişkin yetersizliklerin giderilmesine yönelik çalışmaların yapılmadığı anlaşılmıştır. Kamu İç Kontrol Standartlarına göre (Standart 17) idareler iç kontrol sistemini yılda en az bir kez değerlendirmelidir. İç kontrol sisteminin izlenmesinde temel sorumluluk üst yöneticiye ait olup, üst yönetici bu sorumluluğunu iç denetim birimi, strateji geliştirme birimleri ve harcama yetkilileri aracılığıyla yerine getirmelidir. Üniversitede etkin bir kurumsal risk ve iç kontrol risk yönetimi yapılması için yukarıda sıralanan noksanlıkların, geliştirilmesi gereken alanların ve başlatılan çalışmaların; Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği, İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar, Kamu İç Kontrol Rehberi, Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı Rehberi ve Kamu İdareleri İçin Stratejik Planlama Kılavuzundaki düzenlemelere göre en kısa sürede yerine getirilmesi gerekmektedir. Söz konusu çalışmaların gelecek denetim dönemlerinde takibinin yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

BULGU 8: Üniversite Öğretim Elemanlarına Ek Ders Ödemesi Yapılırken Fiilen Ders Yapılıp Yapılmadığının Kontrol Edilmemesi ve Bazı Fakültelerde Ek Derslerin Sistem Dışında Manuel Takip Edilmesi

Mersin Üniversitesinde 2019 yılı denetimi kapsamında ek ders ödemelerine ilişkin yapılan incelemelerde; ek ders ödemesinin hak edilmesi için gerekli olan dersin fiilen yapılması ve öğretim elemanlarının bizzat bulunması şartlarının yerine getirilip getirilmediğine dair herhangi bir kontrolün yapılmadığı ve bazı fakültelerde ek derslere ilişkin süreçlerin sistem dışında manuel takip edildiği anlaşılmıştır. 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanunu’nun “Çalışma Esasları” başlıklı 36’ncı maddesinde, öğretim üyelerinin haftada asgari on saat, öğretim görevlisi ve okutmanların ise haftada asgari on iki saat ders vermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. 2914 sayılı Yüksek Öğrenim Personel Kanunu’nun “Ek ders ücreti” başlıklı 11’inci maddesine göre öğretim elemanlarına mecburi ders yükü dışında, haftalık ders programında yer alması ve fiilen yapılması şartıyla en çok yirmi saate kadar, ikinci öğretimde ise en çok on saate kadar ek ders ücreti ödenebilecektir. Anılan mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, görevli oldukları Üniversitede; öğretim üyeleri haftada 10 saat, öğretim görevlileri ve okutmanlar ise haftada 12 saat ders vermekle yükümlüdür. Kanunun öngördüğü bu yükümlülük yerine getirildikten sonra ücrete konu ders ve faaliyetlerin ders programında yer alması ve fiilen yapılması şartıyla öğretim elemanının toplam olarak ücret karşılığı verebileceği ek ders örgün eğitimde haftada 20 saat, ikinci öğretimde ise haftada 10 saati geçmemek üzere ek ders ücreti ödemesi yapılabilecektir. Mersin Üniversitesinde yerinde yapılan denetim ve incelemelerde, hem ara sınav dönemlerinde hem de diğer eğitim öğretim döneminde öğretim elemanlarının ek dersi fiilen yapıp yapmadığı kontrol edilmeksizin, sistem üzerinden yapılan beyanların esas kabul edilerek ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Öğretim elemanlarının sistem üzerinden ayın belli günlerinde girdikleri/onay verdikleri derslerin bölüm, fakülte, öğrenci işleri, personel ve strateji daireleri nezdinde derslerin fiilen yapılıp yapılmadığına ilişkin herhangi bir kontrol süreci bulunmamaktadır. Özellikle ara sınav dönemlerinde bu kontrol zafiyeti daha da önem kazanmaktadır. Ara sınav ve diğer dönemlerde de yapılan ek ders ödemelerinde, mevzuatta belirtilen derslerin fiilen yapılması şartının yerine getirilip getirilmediğinin hem yoklama kâğıdı, imza föyü vs. gibi ispat edici bir belge aracılığıyla hem de çeşitli süreç kontrolleri geliştirilerek takip edilmesi ayrıca bir dikkat ve özen gerektirmektedir. Bununla beraber Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Devlet Konservatuvar Müdürlüğünde ders yüküne ilişkin süreçler sistem dışında takip edilmektedir. Diğer fakültelerde ek derse ilişkin ders girişi, onaylar vs. gibi süreçler sistem üzerinden yürütülürken bu fakülte ve bölümde öğretim elemanları ders yükü beyanlarını el ile yazarak bildirmektedirler. Bu birimlerde belli aylara ilişkin incelenen bazı ek ders ödeme listelerinde öğretim elemanlarının büyük çoğunluğunun hemen her hafta için ek ders beyanlarını en üst limitten bildirdikleri görülmüştür. Ek ders beyanlarının el ile doldurulduğu birimlerde derslerin fiilen işlenip işlenmediğine ilişkin kontrol sürecinin bulunması ayrıca bir önem ifade etmektedir. Kamu İdaresi bulguda belirtildiği şekilde işlem yapılması gerektiğini ifade ederek bulgumuza iştirak etmiştir. Mersin Üniversitesinde, ek ders ödemelerine ilişkin sürecin etkin şekilde yeniden tasarlanması, özellikle derslerin fiilen işlenip işlenmediğine ilişkin ispata dayalı kontrollerin hem ara sınav dönemlerinde hem de diğer dönemlerde titizlikle yapılması; ders yüklerinin el ile doldurulan beyanlardan takip edildiği fakülte ve bölümlerde de ek derse ilişkin tüm süreçlerin diğer fakültelerde olduğu gibi sistem üzerinden yürütülmesinin sağlanması, bu konunun kamu zararına sebebiyet vermeyecek şekilde mevzuata uygun bir çerçevede gerçekleşmesi adına büyük önem arz etmektedir.

BULGU 9: Süresi Dolan Teminat Mektuplarının Hesaplarda Tutulmaya Devam Edilmesi

Mersin Üniversitesi muhasebe kayıtlarında nazım hesaplarda bekletilen ancak süresi dolmuş teminat mektupları olduğu tespit edilmiştir. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 13’üncü maddesinde kesin teminat ve ek kesin teminatların iadesine ilişkin yapılacak işlemler açıklanmıştır. 22.08.2009 tarih ve 27327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliği’nde ise Kanun’un bu maddesindeki işlemler açıklanarak, süresi dolan teminat mektupları hakkında yapılacak işlemlerin yanı sıra, teminatların süresi dolmadan idarelerce alınacak önlemler sıralamıştır. Buna göre; İdarelerce Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sosyal güvenlik borcu bulunmadığına ilişkin yazıların geç verilmesi sebebiyle kesin teminat mektuplarının geçerlik süresinin dolmasına meydan verilmeksizin işlemlerin tekemmül ettirilmesini teminen, 4735 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi gereğince, yükleniciler tarafından yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar SGK’dan ilişiksiz belgesi getirilmemesi halinde kesin teminatların paraya çevrilerek borçlarına mahsup edilmesi, varsa kalanın yükleniciye geri verilmesi, kesin teminatların paraya çevrilmesi esnasında yüklenicinin SGK’ya olan borcunun miktarının bilinememesi halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Prim ve İdari Para Cezası Borçlarının Hakedişlerden Mahsubu, Ödenmesi ve İlişiksizlik Belgesinin Aranması Hakkında Yönetmelik’in “Kesin Teminatın İadesi” başlıklı 7’nci maddesi gereğince işlem tesis edilerek yüklenicinin tespit edilecek borcunun Sosyal Güvenlik Kurumunun ilgili biriminin hesabına yatırılması ve varsa kalanın yükleniciye geri verilmesi gerekmektedir. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 910 Teminat Mektupları Hesabına ilişkin işlemlerin açıklandığı 458’inci maddesinin 3’üncü fıkrası gereğince de; teminat ve garanti mektupları ile şahsi kefalete ilişkin belgelerin muhasebe birimlerinde gereksiz olarak bekletilmesini önlemek için; alınan teminata ait işin sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığının, mevzuatındaki süreler de dikkate alınarak muhasebe birimlerince takip edilmesi ve her malî yıl sonunda teminat ve garanti mektupları ile şahsi kefalete ilişkin belgeler hakkında ilgili idareden bilgi alınarak söz konusu mektup ve belgelerin ilgilisine veya ilgili bankaya iade edilmesi ya da ertesi malî yıla devredilmesi gerekir. Muhasebe kayıtlarında gösterilen teminat mektupları ile ilgili olarak; 2019 Aralık ayı sonu itibariyle 910 ve 911 Hesaplarında kayıtlı teminat mektuplarından 1.407.890,00 TL’lik kısmının süresinin dolduğu ancak 2019 yılına ait mali tabloya yansıdığı anlaşılmıştır. İdarelerin yapım işleri ve bu işler dışındaki işlerden dolayı aldıkları teminat mektuplarının süresini takip etmeleri, yukarıda sayılan mevzuat hükümlerine göre işlem tesis ederek bu teminatları hesaplarda bekletmemeleri gerekmektedir. Kamu İdaresi bulgudaki tespitlere iştirak etmiş olup, muhasebe birimince süresi dolan teminat mektupları hakkında gerekli işlem tesis edip 2020 yılında nazım hesaplardan çıkarmış olmakla birlikte, bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.

BU ARADA DÖNER SERMAYE İLE İLGİLİ RAPORDA ÇIKTI. O DA ŞÖYLE:

BULGU 1: Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin Gelirlerinin Giderlerini Karşılayamaması ve Mali Yapısının Sürdürülebilir Olmaması

Üniversite Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin mali tablolarının incelenmesi sonucunda gelir-gider dengesinin ve borç yapılanmasının olumsuz yönde değişmekte olduğu tespit edilmiştir.

A) Üniversite Hastanesinin Mali Yapısına İlişkin Bilgiler Üniversite Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait Mizan Cetvelleri, Bilançoları ile Gelir Tablolarının analitik olarak son dört yılının incelenmesi sonucunda;  

Hastane Döner Sermaye İşletmesinin 320 Satıcılar Hesabındaki tutarların, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında sırasıyla; 2016 Yılı 143.915.563,51 TL, 2017 Yılı 160.569.822,69 TL, 2018 Yılı 126.456.560,93 TL, 2019 Yılı 165.525.000,01 TL (T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı vasıtasıyla yapılandırılan 81.897.674,96 TL ile birlikte 31.12.2019 tarihi itibariyle borç toplamı 247.422.674,97 TL.) olduğu; bu borçları ödeyecek olan varlıkların (Kasa, Banka ve Alacak Hesapları) Toplamı ise yıllar itibariyle 2016 Yılı 31.093.771,96 TL, 2017 Yılı 11.028.888,67 TL, 2018 Yılı 10.895.009,92 TL, 2019 Yılı 5.101.348,14 TL olduğu ve Satıcılar Hesabı haricinde de bazı kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların (borçların) bulunduğu, tespit edilmiştir. Yapılan incelemede; Hastane Döner Sermaye İşletmesinin, satın aldığı ilaç ve tıbbi malzemelerin ödemesini, 2007 yılında zamanında yapabiliyor iken, 2019 yılına gelindiğinde bu durumun ortadan kalktığı; borç stokunun sürekli bir şekilde artmasının sonucu olarak ödeme vadelerinin, ortalama 73 aya kadar uzadığı, anlaşılmıştır. Yine Hastane Döner Sermaye İşletmesinin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılı zararlarının, sırasıyla 2016 yılında 43.597.511,31 TL, 2017 yılında 39.277.404,53 TL, 2018 yılında 36.590.648,24 TL ve 2019 yılında 86.854.131,98 TL olduğu, tespit edilmiştir. En önemli kazancı Sosyal Güvenlik Kurumu ödemeleri olan ve başka önemli bir gelir kaynağı olmayan Hastane Döner Sermaye İşletmesinin, kısa vadede gelirlerini, dolayısıyla varlıklarını büyük oranlarla arttırma imkânı bulunmamaktadır. Artan ödeme vadesi nedeniyle mal ve malzeme fiyatlarına eklenecek vade farkı ve uzun ödeme vadeleri nedeniyle daha az sayıda firmanın ihalelere katılması sonucu oluşacak eksik rekabet; mal ve malzeme fiyatlarını, daha da arttıracak ve borçların ve zararların, her geçen gün daha büyük oranlarla artmasını, kaçınılmaz kılacaktır. Diğer taraftan bu sorun, sağlık hizmeti sunulabilmesi için gerekli alımların, yerinde ve zamanında yapılamamasına yol açabilecek ve Mersin Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği’nin, “Merkezin amacı” başlıklı 5’inci maddesinin; “(1) Merkezin amacı; (…),…..her düzeyde tıp ve sağlık personeli yetiştirmek amacıyla Tıp Fakültesi başta olmak üzere, Üniversite bünyesindeki diğer fakülte, enstitü, yüksekokul, araştırma ve eğitim merkezleri ile yurt içinde ve dışındaki diğer kurumlarla işbirliği yaparak sağlık hizmetlerinin kaliteli ve verimli düzeyde yürütülmesini sağlamaktır.” hükümleri gereği sağlık hizmetlerinin kaliteli ve verimli düzeyde yürütülmesine de engel teşkil edecektir. Ayrıca bu durum, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58’inci maddesinin (i) bendinin, “Döner sermaye işletmesi faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde, kaynakların ekonomik, verimli ve tasarruflu kullanılması esastır. Yapılacak olan ödemelerde gelir-gider dengesinin gözetilmesi zorunludur.” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla Üniversite Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin, kârlılığının temini veya zararının önlenmesi için gelir-gider dengesinin gözetilmesi gerekmektedir. Bu durum, İşletme biriminin devamlılığı açısından son derece önemlidir. Ülkemizde ve tüm dünyada yaşanan pandemi süreci Sağlık Sistemi’nin tüm unsurları ve bileşenleriyle güçlü tutulmasının ne denli önemli olduğunu gözler önüne sermiştir. Kamu İdaresinin cevabında yer alan Hastane Döner Sermaye İşletmesinin mali yapısının bozulması ile ilgili hususların tamamı, yerinde ve geçerli gerekçelerdir. Hastane Döner Sermaye İşletmesinin mevcut mali yapısı, nitelikli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmasını giderek daha da zorlaştırmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak 17 Nisan 2020 tarih ve 7244 sayılı "Yeni Korona Virüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 4'üncü maddesi ile eklenen "Devlete ait üniversitelerin tıp fakülteleri ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitülerin döner sermaye işletmesi birimlerinden, borç karşılama yüzdeleri Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek oranın altında kalanlara Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden kaynak aktarılabilir." denilmektedir. Bu itibarla; mevcut zararın azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması ve Hastane Döner Sermaye İşletmesinin sağlıklı bir mali yapıya kavuşturulması için yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre yetkili merciler tarafından gerekli girişimlerde bulunulmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

B) Prim Borcu Olanlara Sunulan Sağlık Hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na Fatura Edilememesi

Üniversite Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesinde ayaktan veya yatarak tedavi gören ve genel sağlık sigortası prim borcu olduğu için sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma koşulu taşımayan Türk vatandaşları ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavi masraflarının, getirilen muafiyetler nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) fatura edilememesinin; en önemli gelir kaynağı SGK’dan tahsil edilen tedavi ücretleri olan ve bu gelirler ile giderlerini karşılayan Üniversite Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin mali yapısının sürdürülebilirliğine olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir. 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin 1'inci fıkrasında; "Kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz" denildikten sonra aynı maddenin altıncı fıkrasında "Cumhurbaşkanı 1'inci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumlan tespit etmeye yetkilidir" hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun maddesi uyarınca döner sermayeli işletmeler bünyesinde faaliyet gösteren üniversite sağlık, araştırma ve uygulama hastaneleri tarafından verilen sağlık hizmetleri ücret karşılığı yerine getirilmekte olup bu hizmetlerden sosyal güvencesi olmayanların ve aile fertlerinin ücretsiz yararlanabilmeleri, genel sağlık sigortası primi ödemeleri koşuluna bağlanmıştır. Bununla birlikte 2015 yılından 2018 yılına kadar Bakanlar Kurulunca yapılan düzenlemeler ve en son 28.03.2019 tarih ve 859 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 31.12.2019 tarihine kadar, genel sağlık sigortası primi borcu olup sağlık hizmetlerinden yararlanamayan vatandaşlar ile aile fertleri, 4736 sayılı Kanun’un 1 ’inci maddesinin 1'inci fıkrası hükmünden muaf tutulmuşlardır. 4736 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf tutulacakların tespitine dair 28.01.2002 tarihli ve 2002/3654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına 859 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile eklenen Geçici 73’üncü Maddede; “GEÇİCİ MADDE 73- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olup, 67 nci madde hükümleri çerçevesinde sağlık hizmeti alamayan Türk vatandaşları ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarına ait sağlık tesisleri ile devlet üniversitelerinin sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde (üniversite hastaneleri) sunulan sağlık hizmetlerinden 5510 sayılı Kanundaki usul ve esaslar çerçevesinde yararlanmada, 31/12/2019 tarihine kadar, 8/1/2002 tarihli ve 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaftır. Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, döner sermaye ödemeleri ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir.” denilmektedir. Bu Karar’a dayanarak Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Üniversitelere gönderdiği 11.04.2019 tarih ve 23642684/010 sayılı yazı ile bu kapsamda sunulan sağlık hizmetleri için 2019 yılında da herhangi bir kuruma fatura düzenlenmeyeceğini ifade etmiştir. 2015 yılından bu yana devam eden söz konusu uygulama, Sağlık Temel Kanununun Ek 9’uncu maddesinde hüküm altına alınan, Sağlık Bakanlığı ile Üniversite Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin birlikte yönetimi (Afiliasyon) dışında kalan Üniversite Hastanelerine artan oranda ek mali yük getirmektedir. Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler bütçe açığı oluşması durumunda ek bütçe alabilirken, üniversite hastaneleri böyle bir bütçeden faydalanamamaktadır. Mersin Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2015- 2019 yılları içinde, genel sağlık sigortası prim borcu bulunan ve muafiyetten yararlanan toplamda 17554 kişiye 1.971.413,43 TL tutarında tedavi hizmeti verdiği tespit edilmiştir.Gelirlerinin neredeyse tamamı SGK’dan tahsil edilen ücretlerden oluşan ve bu gelirlerle; ilaç, tıbbi malzeme ve cihaz alımlarına dayalı giderlerini karşılayan Hastane Döner Sermaye İşletmesinin, sözü edilen muafiyetler kapsamında 1.971.413,43 TL tutarında sağlık hizmeti sunduğu ancak söz konusu hizmet bedellerinin faturalandırılamaması nedeniyle mali yapısının olumsuz etkilendiği görülmüştür.

Baki Selam ve Dua ile.

www.haberanaliz.net

CEVAP HAKKINA SAYGILIYIZ. 

Cevabı yazıda, adı geçen ilgilisi ve yetkilisi göndermesi gerekir. Telefon ve iletişim bilgilerini koymayı unutmayınız.

CEVAP GÖNDERECEĞİNİZ ADRES:  batuhansezerhaberanaliz06@gmail.com